‘Muallimim’ Diyen Olmak Gerektir İmanlı*

Eğitimin temelinde iyi hoca vardır. Çünkü kötü muallimden iyi talebe çıkması beklenemez. Tıpkı kem aletle kemalatın olmadığı gibi.

O nedenle muallim evvela inançlı olmalı… Çünkü inanmadan ne muallim olunur, ne de talebe!… İddiası, ideali ve de ‘idea’sı olmalı muallimin en önce. Bir de muallim, yaptığın işi severek, sevinerek, inanarak ve en önemlisi içselleştirerek yapacak ki netice alabilsin.
Akabinde edepli olmalı... Mütevazi, ahlaklı ve de ahenkli… Çünkü söylediğinden çok yaptığı öğreticidir muallimin. Duruşu, davranışı, kişiliği eğitimde vereceği bilgiden daha öndedir daima. O nedenledir ilk önce; ‘Edep yahu!...’ denilmiş.

Sonra liyakatli, sonra vicdanlı… Bu dördü olmadan muallim olunmaz diyor Akif. Nihayetinde vazife büyük mü büyük!... Yük ağır mı ağır!...

Şayet böyle değilse muallim, olur çekirge ordusu!… Gerisini varın siz tahmin edin!... Artık hesap edin zararı diyor Akif.  Tıpkı bugün olduğu gibi.

Peki bugün bu evsafta kaç muallimimiz var da eğitimden şikâyet ediyoruz. Muallim, insan yetiştiriyor. Bu yetişen insan toplumu oluşturuyor. Toplum da ülkeyi… Haliyle bu da büyük fotoğrafımız oluyor. O nedenle halimizden şikâyet yerine, sorunu kaynağından çözmeye yönelmemiz gerekiyor. Tıpkı Akif’in terennüm ettiği gibi;

‘Muallimim” diyen olmak gerektir imanlı,
Edepli, sonra liyakâtli, sonra vicdanlı.
Bu dördü olmadan olmaz: Vazife, çünkü büyük...’

Maarif Davamız

Tabii muallimle bağlantılı olarak bir de (rahmetli Nurettin Topçu’dan ödünçle) ‘maarif davamız’ var. Zaten muallim de maariften bir parça değil mi? Akif olayı çok önemsemiş olmalı ki; her şeyin başı olarak maarifi gösteriyor ve önümüze bir çıkış yolu koyuyor:
‘Maarif… Maarif!… Bizim için başka kurtuluş çaresi yok; eğer yaşamak istersek, her şeyden evvel maarife sarılmalıyız. Dünya da maarifle, din de maarifle, ahiret de maarifle… Hepsi, her şey maarifle kaim.’

Yine benzer şekilde kurtuluşumuzun tek adresinin istikbalimiz olan çocuklarımızı okutmaktan geçtiğinin altını çiziyor Akif yıllar önce:

“Bizim adam olabilmemiz için çocuklarımızı okutmaktan, îcab-ı asra göre terbiye etmekten başka çare olmayacağını anlamayan ya hiç yoktur, ya pek azdır. Kendimiz ister okumuş, ister okumamış, ister iyi bir terbiye görmüş ister görmemiş olalım artık maziye karışmış sayılacağımız için bugün düşüneceğimiz bir şey varsa o da istikbaldir, evlatlarımızdır.”  
Akif’in istikbal olarak gördüğü evlatlar ise hiç şüphesiz ki Asım’ın neslidir. Bu nedenle o,  Asım’ın eğitimli ve donanımlı olmasını istemektedir. Köse İmam ile Asım şiirinde bu durumu şöyle dile getirir:
“Hadi tahsîlini ikmâle tez elden, hadi sen!
Çünkü milletlerin ikbâli için, evlâdım.
Ma’rifet, bir de fazîlet… İki kudret lâzım.
Ma’rifet, ilkin, ahâliye sa’âdet verecek
Bütün esbâbı taşır; sonra fazîlet gelerek,
O birikmiş duran esbâbı alır, memleketin
Hayr-ı i’lâsına tahsîs ile sarf etmek için.
Ma’rifet kudreti olmazsa bir ümmette eğer,
Tek fazîletle teâlî edemez, za’fa düşer."

İkbali marifet ve fazilette arayan Akif, faziletin tek başına yeterli olamayacağı, mutlaka eğitimin de olması gerektiğinin altını çiziyor. Ancak bu durum ümidini kırmamalı diyor Asım’a. Kökü sağlam ağaca birkaç balta vurmakla ne çıkar! Ya da şairin dediği gibi; 

‘Yel kayadan ne aparır’. 

O nedenle ümitvar olmak gerekiyor:

‘Hâdisât etmesin oğlum, seni aslâ bedbîn…
İki üç balta ayırmaz bizi mâzîmizden.
Ağacın kökleri mâdem ki derindir cidden,
Dalı kopmuş, ne olur? Gövdesi gitmiş ne zarar?
O, bakarsın, yine üstündeki edvârı yarar,
Yükselir, fışkırıp, âfâk-ı perîşânımıza;
Yine bin vâha serer kavrulan îmânımıza’

Bugün de durum tam da bu değil midir? O halde yol aynı, istikamet de!… Böylece çıkış yolu da gözükmüş oluyor.

Yine Akif’in girişte alıntıladığımız Fatih Kürsüsünde şiirinin başında dediği gibi:

‘Demek ki atmalıyız ilme doğru ilk adımı. 
Mahalle mektebidir işte en birinci adım;
Fakat bu hatveyi iyi tasarlamak lâzım.’

Ez-cümle; kültür-sanat ve eğitimin ekonomik göstergelerin gerisinde seyrettiği günümüzde Akif’in ta Cumhuriyetin ilk yıllarında söylediği ve bilfiil icra ettiği eğitim-maarif ile ilgili eleştiri ve önerilerine kulak vermekte fayda vardır. Onun şahsında öğretmenlere yol gösterici örnekler var. Öğretmen-muallim/eğitim-maarif tanımlamasına yeniden ihtiyaç hissedildiği bir demde eğitim camiasının bu sese kulak vermesinde fayda var.

Son söz muallim Akif’in:
‘O çocuklarla beraber, gece gündüz didinin.
Giden üç yüz senelik ilmi tez elden edinin.’

*Fatih Kürsüsünde - Mehmet Akif ERSOY
YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!