İstanbul’u Zor Günler mi Bekliyor!

İstanbul’u 10 gün arayla vuran aşırı yağış insanlara adeta kâbus dolu dakikalar yaşatırken yeni bir tartışmayı da gündeme getirdi.

Deprem için tarih belirleme tartışmaları sürerken şimdi de küresel ısınma sonucunda sel felaketlerinin şehri nasıl etkileyeceğini tartışıyoruz.

Afete dönüşen yağışların tekrarı ve maddi zararlar insanı ister istemez savunma mekanizmalarına yöneltiyor.

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), mart ayında bir rapor yayınlamış, Avrupa’nın iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek sahil kentlerini sıralamıştı.

2030’a yönelik hesaplamada İstanbul, listenin ikinci sırasındaydı. Küresel karbon emisyonu bu hızla artmaya devam ederse, 2030’da İstanbul’un iklim değişimine bağlı yıllık zararı 240 milyon dolara yakın olacak. En kötü senaryoya göre rakamın 2100’de 10 milyar dolara varması bekleniyor. Bu da İstanbul’u listenin tepesine taşıyor.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Meteoroloji Mühendisleri Odası, İstanbul’u üst üste vuran aşırı yağışları süper hücreye bağlarken, beton, asfalt ve deniz suyu sıcaklığının aşırı yağışları tetiklediğini, süper hücre yağışlarının etkisinin ve sıklığının artabileceği uyarısında bulundu.

Küresel iklim değişikliğinin en belirgin özelliği yağışta azalma olmamasına rağmen şiddetinde büyük artış yaşanmasıdır.

Eskiden yağışlar bardaktan boşalırcasına olurdu ama son yağış tabiri caizse kovadan boşalırcasına oldu. Süper hücrenin en büyük özelliği 20 dakika sürmesi ve yıkıcı etkisinin fazla oluşudur. Nemli sıcak hava dolayısıyla bulut kalınlığı yükseldi. Bu da mikser yaptı, doluyu yere ulaştırdı. İstanbul’da 300’ün üzerinde ağaç devrildi, 160 çatı uçtu. Süper hücre bu tip zararları veriyor.

Bu yıkıcı etkide şehirleşmenin büyük katkısı var. Sıcaklık gölgede 33 derece, hissedilen ise 37 dereceye kadar çıkıyor. Ama asfalt ve beton sıcaklığı 60 dereceye kadar yükseliyor. Bu da süper hücreyi tetikliyor. Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz’de son 20 yılda deniz suyu sıcaklığında 1 derecelik artış yaşandı. Deniz suyu sıcaklığının yüksek oluşu da süper hücreyi tetikliyor. Beton, asfalt ve deniz suyu sıcaklığının artması süper hücrenin etkisini artırıyor ve sıklığını tetikliyor.

Meteorolojinin uyarısına rağmen 20 dakikalık bir yağmur ve fırtına, İstanbul’un yollarını, köprü altlarını, tramvay ve metrolarını esir alıyorsa ciddi sorun var demektir.

Polisinden belediye zabıtasına, itfaiyesinden sivil savunma uzmanları ve kurtarma ekiplerine varıncaya kadar bunların ortalıkta görünmemesi dikkat çekiyor.

Konunun uzmanı kurumlardan biri olarak TMMOB Peyzaj Mimarları Odası’nın uyarılarına dikkat edelim:
“İstanbul’da bir hafta arayla yaşanan yoğun yağmur ve dolu yağışının ardından, kentin tüm altyapı ve üstyapısının çöküşü, alt geçitlerden caddelere, sokaklara taşan yağmur suları, fırtına sebebiyle devrilen ağaçlar, şimdilik bir bilanço olarak basın yayın organlarında hayret verici bakışlarla izlenip yaraların sarılacağı şeklinde yapılan açıklamaları hep beraber seyrediyoruz.”

Orta ve uzun vadeli radikal kararlar almamız kaçınılmaz görülüyor,
1- Üstü kapatılmış olan dereler yer üstüne çıkartılmalı, dere yatağı üzerindeki tüm yollar, binalar yıkılmalı, derelerin özgün kesitleri oluşturularak aktif/pasif rekreasyon alanlarına dönüştürülmelidir.
2- Mevcutta yer üstünde bulunan dere yataklarının, sevimli bir su yüzeyi veya bir pazarlama unsuru olarak görülmesinin önüne geçilmesi adına dereyi oluşturan havza bütününde koruma planları oluşturularak tüm yapılar yıkılmalı, derenin özgün kesiti korunmalı, aktif/pasif rekreasyon alanlarına dönüştürülmelidir.
3- Tüm ormanlar korunmalı, orman ekosistemlerini parçalayan projeler derhal iptal edilmeli, Peyzaj Onarım Planları hazırlanmalıdır.
4- Tüm deniz dolguları yok edilmeli, kentleşme baskısı altında olan parklar, alternatif yapılaşma alanı olarak görülmemeli, mutlak koruma alanı ilan edilmelidir. 
5- Kentsel yeşil altyapı oluşturulmalı, kent planları hazırlanarak ülke bütününde ekolojik altlıklarla çelişen alanların dönüşümü sağlanmalı, ‘Peyzaj Şehirciliği’ kavramı ülke bütününde birincil parametre olmalıdır.
6- Yer altı ve yer üstü kaynakların kullanımı konusunda ekolojik parametreler ışığında hareket edilmelidir. Her dere yatağının bulunduğu alana HES yapılarak, “Sularımız boşuna mı aksın” cümlesindeki bilim dışılığa derhal el çektirilmelidir.
7- Ülkemizin yapısal biçimini belirleyen İmar Kanunu başta olmak üzere, ilgili tüm yönetmelikler feshedilerek ekolojik ve yere özgünlük bağlamında tekrar yazılması gerekmektedir. 

YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!