Erdoğan’ın AK Partili Statükoyla İmtihanı

Partili Cumhurbaşkanı için canla başla çalışan ve nihayet kurucusunu, partisinin başına gözyaşlarıyla, coşkuyla yeniden getiren teşkilat, Erdoğan’ın ilk icraatının teşkilat içi köklü bir yenilenme olacağını açıklamasıyla bir yandan liderini canhıraş bir şekilde alkışlamaya devam ederken diğer yandan bu yeni duruma anlam vermeye çalışır. Zira AK Parti’nin kuruluşundan bu yana ilk kez “halk – Erdoğan – teşkilat ve belediyeler” ayrımı kendini göstermiş; halkın talepleri, parti etrafında kümelenen çıkar çevrelerini rahatsız etmiştir.

Liderin bu çıkışının ardından taban, değişim rüzgârına inanmak istese de revizyonun akıbetinden şüpheli; teşkilat ve belediyeler ise kurdukları düzene halel gelmesinden endişelidir.

Bayramı müteakip teşkilatın kılcal damarlarından yukarıya bir yenilenme başlayacak. Açıkça görülüyor ki değişimi dillendirerek halktan gelen taleplere kulak veren Erdoğan, aslında bu iki tarafın ortasında ve bir denge mekanizmasını iyi işletmek zorunda.

Revizyon öncesi istişarelere ilgi yoğun, katılım güçlü, coşku büyük. Kimsede yorgunluk, bitkinlik gözükmüyor.

Erdoğan konuşurken, lisan-ı hâl ile "çalışmaksa daha çok çalışalım, ne gerekiyorsa yapalım ama maskelerimize dokunma Reis" diyor sanki gözler...

Belli ki partililerin çoğu, yorgunluğun reçetesini ahlâken olgunlaşmakta değil Reisçilik yarışında bayrağı daha yükseklere çekmekte görüyor hâlâ.

Peki Erdoğan’ı harekete geçmeye zorlayan ve üzerine çokça yazılıp çizilen bu "yorgunluk" ne ola ki acaba?

- Hiçbir vasfı olmayan okul arkadaşı Ahmetlerin hemşehri Mehmetlerin layık olmadıkları pozisyonlara getirilince kendini kaybetmesi olabilir mi?

- "AK" plakalı son model arabasıyla ihale kovalayan, sonradan görme koyu Reisçilerin tenezzülcülüğü olabilir mi?

- Belediyeler ve teşkilat çevresinde örülmüş olan çıkar ilişkileri ağı olabilir mi?

- Nimetle imtihan edilince ihlas ve samimiyetin yitirilmesi olabilir mi?

- Güç hırsına kapılan protokol meraklılarının türlü riyakârlıkları olabilir mi?

Önümüzdeki vaka, “dünya hayatı aldatıcı bir metâdan başka bir şey değildir” (3/185) buyruğunu kulak ardı etmenin yorgunluğu olabilir mi?

Ya da bu bitkinlik,
“İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal,
Hamallık ki, sonunda ne rütbe var ne de mal”  dizelerinin içini boşaltanlardan doğuyordur belki...

Erdoğan’dan, bugüne kadar sisteme karşı sergilediği devrimci ve idealist duruşu bugün Parti’sindeki yozlaşmalara karşı da sergileyebilmesi bekleniyor. “Yürekleri soğutacak" bir müdahale arzulayan millet, Parti’nin fabrika ayarlarına dönmesini istiyor. Problemin birkaç ismi değiştirmekle değil, yepyeni ve uzun soluklu bir vizyon inşası ile çözülebileceği fark ediliyor. Aksi takdirde, sıkıntılı bir belediye ve milletvekilliği seçimleri süreci göz göre göre geliyor.

Son olarak şuna da parmak basmak lazım ki bugün AK Parti’de rahatsızlık uyandıran ve üzerine gidilmek istenen tüm bu sıkıntılar, CHP geleneğinin yerleşik karakteridir. “Beyaz atletlilerin” eline azıcık imkân geçtiği anda bu sayılanların fazlasına en çirkin şekilde imza attığı tecrübe ile sabittir. Lakin muhalefetin yiyici alışkanlıkları, iktidar tarafından ölümü gösterip sıtmaya razı etme yolunda kullanılırsa; dillere pelesenk edilen o "dava" kuru bir slogandan öteye geçmeyecektir.

Hem ne demiş Niyâzî-i Mısrî?
“Savm u salât u hac ile sanma biter zâhid işin
İnsân-i kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş.”

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    bekir ziya

    İktidar mensupları 15 yılda ülkenin altını üstünü değiştirip kalkındırdılar ama maalesef adam yetiştiremediler ve o yetiştiremedikleri adamlar partinin altını oymaya devam ediyor. Chp ve diğer denenmiş, hırsızlığı, beceriksizliği tescillenmiş partilerin varlığı olmasa Ak Partiden kolayca vazgeçebilecek çok sebebimiz var. Tayyib Erdoğan'ın da millet nezdinde kredisini tüketmesine sebep olacak bu tufeylilere yol vermeyen kaybeder, ona göre!

    cevapla