Öldüren Sevgi

sessizlik sessizlik ve yine sessizlik

senin düşlerinde yatan sevgili bu

aşktan bir beklentin bile yok

ölümü bekleyen güzelliğin mutlu

Kimi öldü aşktan, kimi öldürdü aşkından.

Yakın geçmişte; aşktan ölen değil, aşkını öldüren iki adamın, farklı coğrafyalardan yansıyan benzer duygularına, sergiledikleri benzer şiddete ve iki kadının benzer sonuna tanık olduk. Aşklarının içine serpiştirdikleri kıskançlık kaynaklı histeri tozlarını, toprak diye sevdikleri kadınların mezarlarına atan iki adamı izledik.

1960 yılında Mersin’de dünyaya gelen Belgin Sarılmışer, yani herkesin bildiği ismi ile “acıların kadını” Bergen’in hayatı, boşandığı eşi Halis Serbes’in tabancasından çıkan kurşunlarla son buldu. Bergen, kasıtlı olarak işlenen bir cinayete kurban gitti. Ölümünün eski eşinin elinden olacağını belki hissediyordu Bergen. Çünkü geçmişi, parmaklarından kan damlayan Halis Serbes’ten kaçmakla geçmişti. Parçalanmış bir ailenin çocuğuydu ve Ankara’da bir dönem konservatuarla kesişen yaşamı, maddi imkansızlıklar nedeniyle son buldu. Soluğu gazinolarda alan Bergen’in hayatına, şarkıcılıkla birlikte bir daha çıkmamak üzere Halis Serbes de girdi. Bergen ve eşinden boşanan Halis Serbes, 1982 yılında nikah masasına oturdu. Bergen’in sanat hayatı bundan sonra, eşinin şiddetle ördüğü duvarlara çarptı. Halis Serbes tarafından uygulanan şiddetin bin bir türü ve akıl almaz yöntemler, sanatçının hayatını yerle bir etti. Ve herkesin bildiği o korkunç olay gerçekleşti. İzmir Alsancak’ta, sahne aldığı bir gece kulübünde, izini kaybettirdiğini düşündüğü eşi tarafından tutulan şahsın attığı bir kova dolusu kezzapla günleri karardı. Yüzü ve vücudunun bir kısmı yanan, gözleri kör olan Bergen, aylarca hastanede yattı. Uzun süren tedavi sürecinde gözünün teki kurtarılan sanatçı, ne gariptir ki olayın müsebbibi Halis Serbes’i affederek boşanmadı ve kendisinden davacı olmadı. Ancak Serbes hüküm giyerek hapse girdi.

Bugün, günü kurtarmak adına her fotoğrafın altını yalan yanlış haberlerle dolduran paparazzi medyasının gücü, o yıllarda da etkisini gösteriyordu. Günümüzde eğlence aracı olsun diye yaptığı haberler ya da kadın programları ile sözde üzerine titrediği kadınların hayatlarını karartan medya, o gün de Bergen’i malzeme yapmayı ihmal etmedi. Kendisine milyonlar kazandıran albümüne, yaşamanı da özetleyen “acıların kadını” adını koyan Bergen; 1987 yılında çıkan “Avustralyalı bir organizatörle aşk yaşıyor” haberlerini pahalıya ödedi. Kocasının azmettirmesi sonucu gazinonun fotoğrafçısı tarafından bıçaklandı.

1989 yılı, Bergen’in eşinden boşandığı ve boşanması ile birlikte acı dolu gözlerini hayata kapadığı yıl oldu. Belki sonunu biliyordu, tetikteydi, tahminlerinin çıkacağı anı, ölümün nefesini üfleyeceği günü bekliyordu. Ve Bergen, Tarsus-Pozantı’da Serbes’in silahından çıkan 6 kurşunla yaşamını yitirdi. Eski eş Almanya’ya kaçtı. 1992 yılında Türkiye’ye getirilen ve 1 yıl 3 ay hapse mahkum olan Serbes, hafifletici sebeplerden dolayı 7 ay sonra serbest kaldı. Yeniden evlendi. Şimdi 4 çocuğu ile birlikte Adana’da ikamet ediyor. Halis Serbes, önceleri pişman olduğunu söylerken, sonradan fikrini değiştirdi ve pervasızca “Bergen’in tüm bu olanları hak ettiğini” öne sürüyor.

***

left align image

Halis Serbes’in aksine Noir Desir'in solisti Bertrand Cantat pişmandı.

Bugün 48 yaşında olan Cantat, 2003 yılında sevgilisi Fransız aktris Marie Trintignant’ı döverek öldürdü. Bergen cinayeti ve Trintignant’ın fiziksel şiddet sonucu aldığı darbelerle hayatını kaybetmesi olayının ortak noktası; çetrefilli ve karmaşık ilişkiler yumağının kıskançlıklarla örülmesi sonucu ortaya çıkmış olmasıydı.

Oysa Noir Desir için 2001 yılı dönüm noktası olmuştu. Grup, uzun ve Fransa içinde kalan müzik geçmişlerinden sonra, “Le vent nous portera” şarkısı ile patlama yapmış, ünleri tüm dünyaya yayılmıştı. Politik olaylar karşısındaki muhalif görüşleri ile tanınan grubun solisti Bertrand Cantat; küreselleşmeye, faşizme karşı mitinglerde ön saflarda yer alırken, en radikal çıkışını ABD’nin Irak’ı işgaline karşı aldığı tavırla yaptı. Cantat’ın yaşam çizgisi, aktris Marie Trintignant ile birlikte değişti. Trintignant’a aşık olan Cantat, o sırada hamile olan eşini terk etti ve Fransız oyuncu ile kavgaların hiç eksik olmayacağı bir ilişkiye doğru yelken açtı. 4 evliliğinden 4 çocuğu bulunan Marie Trintignant’ın, eski hayatlarına sırtını bir türlü dönememesi, ikilinin ilişkilerini kıskançlık ve şiddet sarmalına doğru itti.

2003 yazıydı. Marie Trintignant’ın film çekimlerinin devam ettiği Litvanya'nın başkenti Vilnius'a giden ünlü müzisyen, 27 Temmuz gecesi sevgilisi ile tutuştukları şiddetli kavgayı bir katil olarak noktaladı. Trintignant’ı feci şekilde döven Cantat, aldığı darbelerle ağır yaralanan sevgilisi için yardım yerine kardeşini çağırdı ve bir kadının verdiği hayatta kalma mücadelesinin başında kendisiyle tam 3 saat tartıştı. Yardım çok sonra geldi, ancak ünlü aktris için artık çok geçti. Komaya girdi ve beyin ölümü gerçekleşti. Olaydan 4 gün sonra da hayatını kaybetti.

Bertrand Cantat, dünya basının gözleri önünde mahkemeye çıkarıldı. Kendini savunurken, sevgilisini “O’nu sevdiğini söyleyerek” suçladı. Cam fanustan aşk, mahkeme salonunda, “Marie’ye kıskandığı için saldırdığını, kendisinin uyuşturucu bağımlısı olduğu” sözleri ile kırıldı. Cantat, hem Trintignant’ın ailesi hem de şaşırtıcı bir şekilde eski eşi tarafından suçlandı. Kendisini hamileyken terk eden Cantat’a karşı, döverek öldürülen kadın lehine tanıklık yaptı. İşin en ilginç yanı da, cinayet davası, iki sanatçının hayranları arasında ardı arkası kesilmeyen tartışmaları da beraberinde getirdi. Sinema ve müzik dünyası arenaya çıktı. Sinema dünyası için Bertrand “vahşet saçan biri”, müzik dünyası için ise Marie, “histerik bir şeytan”dı.

Dünyaya mal olmuş dava, tüm bu spekülasyonlar içinde sonuçlandı, ünlü müzisyen 8 yıl hapse mahkum oldu. “İyi halden dolayı” cezası indirildi ve 2007 yılında tahliye edildi. Tahliyeyi içine sindiremeyen Marie Trintignant’ın ailesi, sonucu, Devlet Başkanı Nicholas Sarkozy'e yazdıkları bir mektupla protesto etti.

Halis Serbes gibi yaşamına kolay kolay dönemedi Bertrand Cantat. Bir sene sürecek bir tedavi süreci için terapistin yolunu tuttu. Olayla ilgili basına tek bir açıklama yapmadı, o günden sonra tek bir satır şarkı sözü yazmadı.

İki kadının hayatına şekil veren ve yaşamlarına noktayı koyan iki adam, maalesef aşka değil kıskançlığa ve şiddete yenildi.

***

Geçenlerde gazetede bir haber okudum. “İngiltere’de 36 yaşındaki Clare Wood, 2009'da internetten tanıştığı eski erkek arkadaşı tarafından yakılarak öldürülmüştü. Babasının yürüttüğü kampanya sonucunda yasal düzenlemeye gidildi. Devlet, kadınların güvenliğini sağlamak için ‘Clare Yasası’nı çıkarmak için kolları sıvadı. İçişleri Bakanlığı tarafından seçilen 4 pilot bölgede kadınlar, artık müstakbel partnerleri hakkında bilgi sahibi olabilecekler.”

“Kadına yönelik şiddet ve cinayetlerde” başı çeken bir ülke olarak Türkiye’de, devletin geçmiş dönemde ortaya koyduğu çözümlere rağmen hiçbir gelişme sağlanamadı. Rakamlar korkunç ve her geçen gün artıyor. Devlet ve yasalar dayakçı kocalara karşı yeni çareler aramaya devam ediyor. İngiltere’de ise bu yasa ile bir ilerleme sağlanır mı bilmem. Ama, son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bergen’in katili Halis Serbes, hiçbir sabıkası olmayan 3 çocuklu bir aile babasıydı; ünlü solist Bertrand Cantat ise yılların müzisyeni…

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    mehdi

    Aşağıda yorumu olan birader ne saçmalamissin? Adam zaten olmayan Türk adaletinden siyrilmis adam öldürmüş almanyaya kaçıp gelmiş 7 ay yatmış çıkmış. Birde utanmadan pişman değilim hak etti demiş. Bütün belalar bence ona gitsin o şimdi evli çocuklu ve mutlu ne malum yaptığı pisliklerin evlatlarindan çıkmayacağı? Ne ekersen onu bicersin ruzgar ekersen fırtına biçersin. Allah ancak can alır kul can almaz. Bunuda beyin kıvrımlarının bir köşesine not et Birader. Esarpla cinayet ne alaka tövbe tövbe burda bir insan öldürülmüş adamin yaptığı muhabbete bak.

    cevapla
  • avatar
    sue

    merhaba, bir hiristiyan Turkim ben, unutmayinki allah illede erkek seklinde diye kimse iddia edemez. Cenabi Hak degil, erkek takimi maslesef, islam'da kadinlari kontrol altinda tutmaya cok merakli, sorunda burda zaten

    cevapla
  • avatar
    sue

    merhaba, bir hiristiyan Turkim ben, unutmayinki allah illede erkek seklinde diye kimse iddia edemez. Cenabi Hak degil, erkek takimi maslesef, islam'da kadinlari kontrol altinda tutmaya cok merakli, sorunda burda zaten

    cevapla
  • avatar
    eren toraman

    bergeni öldüren şerefsiz yaşıyormu ya

    cevapla
  • avatar
    Mehmet

    Cenab-ı Hakkın insan için koyduğu sınırlar ve özellikle günümüz kadınları.Edep yok haya yok.Şirketin bir tanesi bir eşarp çıkarttı mı dine uysun ve ya uymasın.Erkekleri celb etmek gibi düşünceler.İslam boğazlarından aşağı geçmeyecek hadisi bunu en güzel şekliyle açıklıyor.Azıcık maddi özgürlüğünü alan kadınlar acaba hiç erkeği takıyor mu.Allah'ın taksimatına herkez razı olmalıdır.Köşe de yazan abalmız acaba ismine uygun yaşıyor musun yoksa egolarını mı tatmin ediyorsun.ölüm kapını çalmadan önce bir kendine bak.Nefsini tanımayan Hakkı Tanıyamaz.

    cevapla
  • avatar
    Alparslan

    zavalli yorumcu!...boşuna yorulmuş yukarıdaki senaryolar için çünkü gözleri kör!...dağılan türki cumhuriyetleri ve osmanlinin adaletine bütün dünyanin ihtiyaci olduğu noktada abd satın aldığı ve demokrasi adına kullandığı sömürge ülkeler yönetimlerinin gösteremediği hedefe halklar gidiyor ve arzuluyor.abd ve yandaşları kendilerini ve tüm dünyayı adalete götürecek turan devletine gebe vede geliyor hemde tüm sağirlara tüm körlere tüm satilmişlara tüm milleti hedefsiz birakanlara rağmen geliyor!...kanina dokunan varmi? tarihten silinen devletler yıkılmadan evvel mutlaka kuduz köpek gibi sağa sola saldırmışlardır.bu abd ve yandaşlarının yıkılış gürültüleridir.vesselam!...

    cevapla
  • avatar
    yusuf

    Bence kimse bu seneryoyu dikkate almasın. Şu bir gerçek ki küfür tek millettir. Birbirlerini kırmaz ortak olurlar müslümanlara karşı. ABD mutlaka çöker ama öyle ama böyle kanla beslenen kan içinde boğulacaktır. Mazlum insanların ahı arşa yükselmedi ise birşeyde kalmadı. İnşallah o günleri görürüz ve katkımız olur

    cevapla
  • avatar
    melek

    insallah senaryo boyle gerceklesir ve amerika ve israil ile tum yahudiler dunyadan silinir

    cevapla
  • avatar
    avşar

    Ayeti Kerimede belirtildiği gibi " Biz her kavme bir ömür biçmişizdir". Gün gelecek Amerikan emperyalizmi de son bulacak. Çünkü durmadan cami duvarı arıyor. Afganistan,Irak ,İran,Suriye, Türkiye....Tarih, Amerikadan daha güçlü daha adil devletlerin bile yok olduğunu yazmıyor mu? Osmanlı devleti bile yıkılmadı mı? ABD nin bu anlayış ve bu zihniyetle bugünlere gelmesi bile mucize. İnşallah ABD nin yok olduğu günleri de görürüz.Çünkü uzak değil. ABD nin Dünyada ahını almadığı insan kalmadı.Alma mazlumun ahını... Iraklının ahı bile yeter.

    cevapla
  • avatar
    orhan

    bu yazı ve yorumlara aynen katılıyorum türkiye şu ana kadar yanlış ata oynadı (Yani ABD)ve kaybetti, osmanlıda almanya atına oynamıştı şu andan itibaren türkiye bölesel ittifak oluşturmalı Türkiye,İran,Azerbeycan,Suriye,Gürcistan,vetüm türki Cumhuriyetler ile Rusya,Çin,Pakistan Vs ile işbirliği kurmalıdır bizim tarihten bu yana en büyük düşmanımız İngiltere ABD. Frans,İtalya ve Diğer Avrupa Ülkeleri bunlarda hala osmanlının kuyruk acısı var ilk işleri Türkiyeyi bölmek için fırsat kollamak onlar bunun için plan yapıyor ama bizim İktidar Laiklikle Cumhuriyetin Temel İlkeleri ile Uğraşıp Ülkeyi Karanlığa götürmeye çalışırıyorlar unutmasınlar Bunu Erbakanda denedi ama tarih oldu sıra bunlarda, bizim hedefimiz bölücü teröristlerle ve bunların destekçisi ABD ve Avrupaya karşı teknolojik teçhizat ve savunma gücümüzü arttırmaktır.buna Nüklüür silahta dahildir.bütün vataının milletini sevenleri tekrardan KUVAYİ MİLLİYE RUHUNU CANLANDIRMAYA ÇAĞIRIYORUM teşekkürler,saygılar.

    cevapla
  • avatar
    akadir

    ABD'nin sonunun nasıl olacağını hepimiz müşahede edeceğiz.Zulüm üzerine müesses olanların sonunu hatırlatmaya gerek yok zannederim.

    cevapla
  • avatar
    Fevzi

    Amerika şu an gücünün doruğunda çöküşün başlaması an meselesi ama nereden başlayacak?

    cevapla