'Cahit Zarifoğlu Biyografisine Katkı' 1..

Kırılgan ve savruk cümlelerle aram iyi değil.
Basit, hemen anlaşılır, küçük cümleciklerde fıtratıma baskı kuruyor, kendimi bulamıyorum.
Salt anlamda öğüt veren, sapsarı bilgiçlik kokan cümlelerden de fena halde ürküyor, çekiniyorum.
Abartılı, hak etmeyen övgüyü yeğleyen, bunaltı veren yapmacık ifadelerden de beri durmak istiyorum.
Daha ziyade hemen anlaşılmayan, devrik bir ıstılahta duran, ağırlıklı olarak anlamlar yüklenmiş cümlelerle daha sağlam ve sıkı ilişkim olduğunu, bu minval cümleler kurgularken zorlanmadığımı görüyorum.
Şair bir serencamdan geldiğimizden midir nedir, bu tip cümleleri yazarken daha çok haz alıyorum ve zorlanmıyorum.
Şair diyorlar ama şairim demeye ciddi manada utanıyor, aklıma koca şairlerin ulu dizeleri geldiğinde ise kendimden kaçasım geliyor. Bu yüzden ilk şiir kitabımın adını “Kendimi Beklerken" diye ifadelendirdim. Bu arada kendi ellerimle kendimi uçuruma mı götürdüm ayrı bir ironi!

15 Temmuz 2016 katliamı’nın acılarını dile getirme adına kaleme aldığım dizeler, bazı dostların dikkatini çekmiş olacak ki; “15 Temmuz Şiirleri Güldestesi “ adıyla maruf bir antoloji hazırlandı ve fakirin şiirini de ilave ettiler. Bu sebepten iki kez plaket alma bahtiyarlığına eriştim; bir acının tebessümü saadetinde.
İki güzel insanın gayretleri ile bu kırılgan ve acı dolu dizeler, bendenizle birlikte hakikatleri şiir dilinde anlatan 46 şair arkadaş bu değerlere layık görüldüler.
İlki “Medeniyet Üniversitesi" bir diğeri ise “Ankara Ticaret Odası" öncülüğünde gerçekleşti.
İkinci plaketi bir kültür insanımız olan aynı zamanda Kültür Bakanımız da olan Prof. Dr. Nabi Avcı beyefendinin elinden almak ayrı bir anlam taşıması açısından önemliydi.

İlk plaketi almak üzere tam evden çıkmak üzere iken postacı içinde iki kocaman kitabın olduğu belli olan zarf paketi uzatıverdi.
Hazırlanacağından daha önce kısmen haberdar olduğum bir çalışma.
Süratle ve heyecanla açtım :”Bir Dağ Nasıl Söylerse Öyle “.
Merhum A.Cahit Zarifoğlu'nu anlatan bir Biyografik eser.
Hazırlayanlar M.Fatih Andı ve Hüseyin Yorulmaz.
Konusunda iki akademik dev, iki uzman.
Prof.Dr M.Fatih Andı, edebi  çalışmalardan tanıdığım, kitaplarından bazılarını okuduğum  bir edebiyatçı..
Bir diğeri ise dostum, hemşerim, liseden okul arkadaşım Doç.Dr. Hüseyin Yorulmaz.
Hatta edebi mazimizin olduğu bir kardeşim..1979 yılında yayım hayatında olan  Akıncılar Dergisi ülke genelinde “Hicret” başlığı altında bir kompozisyon yarışması düzenlemişti. Bendeniz birinci Hüseyin bey dostum ikinci olmuştu. Bu güzel anının muhabbetini her yan-yana gelişimizde tatlı bir hatıra olarak yâd ederiz..

İlgi kitabın çıkışını bu yüzden merakla bekledim. Yazımın olabileceği ihtimali yüzünden ilgim ve heyecanım daha da arttı diyebilirim. Bu yüzden kitabın birini fıtri ve hızlı bir insiyak içerisinde açarak kendimle ilgili yazıyı aradım. Ve kitabın en son iki sahifesinde;
“Cahit Zarifoğlu Biyografisine Katkı”  İbrahim Yavuz Zarifoğlu 
Sona bırakılışı Zarifoğlu soyadının ilk harfinin “Z” olmasının bir tezahürü olsa gerektir diye düşündüm önce..   sonra bunda da bir hayır vardır teslimiyetiyle süratlice okudum. Okudum bir daha okudum..
Bazı dergilere verdiğim röportajlardan derlenmiş ağırlıklı olarak da Haber10.com'da: “Amcam A.Cahit Zarifoğlu’nun bilinmeyenleri  :1-2" başlığıyla yayımladığım iki makaleden derlenmiş bir yazı..
Yazı kısmen düzenlenmiş, kısaltılmış bir bütün şekilde yayınlanmış ancak bazı nüans içeren ince noktalar belki fark edilmediğinden atlanmış.

Merhum Amcam C.Zarifoğlu ile ilgili zaruri olmadıkça yazmaktan imtina etmeme rağmen gelişen, özellikle aile bazında yapılan bazı eksik değerlendirmelere suskun ve tarafsız kalmam doğrusu ruhumu incitiyor.

Birisi  aileye dönük olması münasebetiyle su kaldırır cinsten değil bir diğeri ise bu konuda toplumca bilinmeyen bazı gerçekleri  bilen biri olarak, zaruri anlamda bu hakkı kendimde görmemden kaynaklanıyor. Hiç mübalağasız samimi olarak ifade etmek gerekirse; “Zarifoğlu” ailesine dönük  bazı ailevi bilgilerin; –yaşım ve muhataplığım kadarıyla -bendenizde meknuz olduğu gerçeğidir.

Zira halen hayatta olan: –Allah hayırlı ve güzel ömürler versin  ve seksen yılını aşmış annem ve halam ile bu konularda muhataplaşan tek kişiyim, ilaveten rahmetli Babaannemle birlikte (Dedem Niyazi Zarifoğlu’nun ikinci eşi) altı yıl ortaokul ve lisede  mütevazi bir odada birlikte kalmamız..

Bu konudaki hassasiyetim,  belki kimsenin muttali olamayacağı bilgilere sahip olmamdan kaynaklanmasıdır. Gerek halamın gerekse annemin, merhum Zarifoğlu’na dönük hatıralarını tarih tarih not düşerek defalarca dinlemişim. Bu yüzden, merhum Zarifoğlu’na atfen yazılan aile içerikli yazıları doğru bildiğim ölçüde düzeltmem edebiyat ve aile hukuku açısından zaruriyettir.

Her şeyden önce Merhum babamın  ailenin en büyük oğul ferdi oluşu ve kendisiyle yaptığım konuşmaların hala ruhumda ve hafızamda kırık bir ayna saadetinde bana dönük durmasıdır. Kırık ayna imgelemem, rahmetli babamın bu durumlardan (aile içi ilişkiler)maalesef pek hoşnut olmadığıdır.

Edebiyatçı olarak bildiğim bazı ağabeylerimizin: "ya hu Cahit’in, Necati diye bir abisi var mıydı ?!” acı nitelendirmelerinin oluşu! Bendenizde acı bir tahassüre sebep olmasıdır..

Şartlar ve olaylar ne olursa olsun, aile bireylerinin her zaman korunmasının bir adım önceliği vardır. Hele rahmetli babam gibi ailenin gerçek çilesini beden ve ruhunda çekmiş ve yirmibeş yıllık askerlik hayatının yarısından fazlasını hudut sınırlarında geçirmiş bir asker olarak her zaman önceliğinin esas olması gerçeğidir.
Bu yüzden ilgi kitaptaki (Bir Dağ Nasıl Söylerse Öyle) bazı ailevi yanlışları zaruriyeten düzeltmek durumundayım.

ilgi eserde, Hüseyin Yorulmaz kardeşimin kronolojik  bir dizilim olarak sahife onbirden başlayıp sahife seksenaltıya kadar olan genel değerlendirmesi, malumu ilan tarzında  güzel bir tasnifleme olmuş.

İncelerken, satırlar arasındaki bazı yanlışlara ister istemez gözüm takıldı. Gerekli notlarımı tuttum. Ve ardından sevgili Hüseyin kardeşimi aradım..

Değerli dostum dedim :”Hadi herkes bilmeyebilir ama sen bazı olaylara muttalisin ve biliyorsun; sana da daha önceleri ve telefonda özellikle bazı şeyleri ifade etmiştim" diye içerlendim ve kendisine bazı acı hakikatları ifade ettim. Üzüldü.!”
–“Abi dedi,İnşallah seninle bu konuda özel olarak bir mülakat yapmak istiyorum nasip olursa! Yeni bir kitap ve hazırlık için.”  Kısmet olur, olmaz bilemiyorum!
İnşaallah dedim, yalnız bu eksik ifadeleri  kaleme almak zorundayım, haberin olsun diye ekledim!”

Asli niyetim, ilgi kitaptan çok sitayişle bahsetmek idi.. Emek verilerek hazırlanmış.Yazılar ağırlıklı olarak akademik insanlardan derlenerek zenginleştirilmiş.Okunası bir eser. Eserden uzun uzun bölümler aktarıp bir takım değerlendirmelerde bulunmak  istemiyorum; ancak, sahife 178 ve 179'u özellikle Röportaj gerçeğini, merhumun kendi ifadeleri ile alıntılayarak geniş açılı düşünmemiz gerçeğinin nasıl olması gerekliğini ifade etmesi bakımından önemine binaen  zikretmek istiyorum.

Rahmetli Cahit Zarifoğlu’na soruluyor:
“Niçin Röportaj?
Bir Soru : Röportaj niçin Yapılır?
Bu sorunun edebiyat âleminde belli bir cevabı vardır. Bir yazarın yeni ve orijinal bir çalışmasını tanımak /tanıtmak; bir konunun açıklığa kavuşturulması; sanatkârların çalışmalarının, sanat ve fikir anlayışlarının ortay çıkarılması vb. için..” s.179
Asla sadık kalmak, orijinal olmak ve yeni bir şeyler söylemek gerekliliği adına vardır Röportaj.

Hele hele hakikat üzere olması gerekliliği hiç tartışılmayacak bir konu.

Rasim Özdenören abinin edebiyat dünyamızdaki yeri  tartışılmaz. Rahmetli Cahit Zarifoğlu ile edebi ve kişisel birlikteliği hakeza. Bendeniz lise yıllarımda henüz edebiyat  dünyamıza giriş basamaklarında onun izini takip ederek  yürümüş birisiyim. Halen okurum ve severim. Ama Zarifoğlu ailesinin mutlak refaransı olarak kabul etmem hiç şüphesiz mümkün değil. Bu cümleyi  kullanışımın özel sebebi; Hüseyin kardeşime sorduğumda kitaptaki  bu bilgilerin asli kaynağı neresidir, dediğimde R.Özdenören’i  işaretlemesindendir..
Rasim abimiz olayları ancak kendi bildiği ,gördüğü,yaşadığı  fehvasınca  değerlendirir.

Bendeniz sormak isterim, mesela “Babam rahmetli Zarifoğlu ailesinin en büyük erkek evladıdır. Tanır mı, görmüşlüğü konuşmuşluğu hiç var mıdır?
Hepimiz iyi biliriz ki ailenin en büyük ferdi, evladı her şeye, herkesten daha muttali daha yakındır .Ve aile içi durumlarını en iyi bilendir.


Bu sebepten, ilgi eserin sadece bize yani aileye dönük kısmına yaklaşımlarda bulunacağım..Ve Hüseyin Yorulmaz  dostumun bazı eksik gördüğüm  ifadelerine..

İlgi eserin hemen onbirinci sahifesinde yer alan “..kısa bir süre sonra ikinci evliliğini yaptı. Ve bundan da bir kızı bir erkek çocuğu oldu …”

Bahse konu evlilik Babaannemle olan evliliktir.Babaannemin ,Rahmetli Babası,Şam’da eğitim görmüş ,âlim, fazıl bir doktordur.Hacı Halid Efendi ismiyle maruf bir zattır.Rahmetli babaannemden hayatı ile ilgili çok detaylarını dinlemişimdir.

Artı rahmetli Babaannem, iki çocuk değil beş çocuk dünyaya getirmiş, bunlardan  ikisi hastalıktan birisi kuyuya düşerek vefat etmiştir. Babam rahmetli 1993 yılında vefat etmiş, halam ise hâlâ hayattadır.
Babaannemin, dedem rahmetliden niçin ayrıldığını bizzat kendisinden defalarca dinlemişimdir.!!
Bu yürekli, çileli ve asil kadına rabbimden rahmetler dilerim.

Bir minik anekdot olması açısından:
Liseli yıllarda biz Maraş Kümbet semtinde  ,Halamlar ise Kuyucak’ta oturuyorlardı ,okul yolum üzre olduğundan sık sık halama gitme imkanım oluyordu.
Birgün ben, halam ve babaannem oturmuş sohbet ederken, kapı çalındı ve rahmetli dedem Niyazi Zarifoğlu geliverdi.
inşallah ayrıntılara devam edeceğim..



Bu arada kamuoyuyla ilk kez 1931 yılında çekilmiş bir resim paylaşıyorum: Dedem Niyazi Zarifoğlu, babaannem, babam solda etekli ayakta duran, babannemin kardeşi Belkiya dayı Maraşımızın ilk veteriner hekimlerinden ve halam..

zarifoglu57@gmail.com
 

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    Cemal Cansaran

    Bu konuda haddim olmayarak bende birşeyler katmak isterim ben şu anda ailenin en buyugu olan fatma gungor cansaranin en buyuk ogluyum yasim 58 bir kamu kurumundan emekliyim dayimin oglunun eksik kalan kisimlari doldurmaya calistigini biliyorum dayim cahit zarifoglunu anlataanlar eksik bilgiyle donatilmislar annemle rahmetli dayimi anma gecelerinde en küçük teyzem fevziye tarakcioglu dayimla ilgili birseyler bilmezken herturlu bilgi annemde mevcuttur annem ablalari olarak herşeye cevap verebilir vermistirde rahmetli dayim mustafa necati zarifoglunun oglu degerli abim ibrahim yavuz zarifoglu herzaman gurur duydugumuz abim gerekli ikazlari yaparken herhalde aileden oldugunu bilmeyen insanlara kendisini anlatma çabasında gördüm bizler zarifoglu ailesinin bir ferdi olarak üzüldük lutfen herkes eksik bilgilerle yorum yapmasin hepimiz hayattayiz istenilirse eksik kalanlari annem uzun omur versin bilgilendirirler k.marasta yasiyoruz rahmetli dedem niyazi zarifoglu hakimlik yaptigi zaman annem dayim m.necati zarifoglu ankara dogumludur rahmetli dayimin 4cocugu vardir bizler 7 katdesiz en kucukleri teyzem fevziye tarakcioglu k.marasfa ikamet etmektedir.annemle birlikte yasayan en küçük dayin abit zarifoglu almanyada yasamaktadir.diger dayim sait zarifoglu rahmetli olmustur cocugu yoktur.yazar arkadaslar bunlari bilirlerse daha saglikli yazarlar kendimizi kanitlamak gibi bir cabamiz yoktur.yalniz gerceklerin uzeride kortulmemelidir. Sizler gibi edebi yazamam hatalarimiz olduysa affola ibrahim yavuz zarifoglu abimede bu yolda saglikli uzun omurler dilerim kalemine ve yuregine saglik abi bizim medari iftharimizssiniz ALLAH a emanet olunuz

    cevapla