Göstere Göstere Devrim


Bu millet kendisine seçme hakkı verildiğinden beri ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor.

Neden mi?

Ezan-ı Muhammedi ilk defa peygamberimizin emriyle Bilâl-i Habeşî tarafından miladi 622 senesinde okunmuştu.

1310 yıl boyunca da Bilâl-i Habeşî’nin okuduğu gibi okundu.

Ta ki, CHP’nin tek parti iktidarında olduğu 1932 yılına kadar.

18 Temmuz 1932 tarihinde bir genelgeyle tüm ülkede ezan Türkçe okunmaya başlandı.

Millet şaşkındı, 1300 yıllık ezan ilk defa Türkçe okunuyordu.

Minarelerden yükselen bu “yabancı” sese millet karşı çıktı, tepkiler hiç dinmedi.

Bu tepkileri kökten susturmak için İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı’nda 1941 yılında Türk Ceza Kanunu’na eklenen bir fıkra ile Arapça Ezan okumak kesin olarak yasaklandı ve cezai hükme bağlandı.

Köylerde, kasabalarda millet bu cezai yaptırımlara maruz kalmamak için delileri minarelere çıkartıyor, onlara Arapça ezan okutuyorlardı.

 

Türkçe ezan zulmü yaşanırken, 7 Haziran 1945’te o zaman CHPli olan Celal Bayar, Refik Koraltan, Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’nün dörtlü takriri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin çok partili döneme geçişi hızlanmıştı.

Sonrasında CHP’den ihraç edilen bu isimler 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi kurmuşlardı.

1946’daki açık oy gizli tasnif seçimi sayılmazsa, Türkiye’deki ilk demokratik seçim 1950 genel seçimleriydi.

Yani bu millet seçme hakkını ilk olarak 1950’de elde etti.

Ve millet bu hakkı elde eder etmez, kendi iktidarını gasp eden CHP’yi iktidardan göndermek için bu hakkı kullandı.

Ezanı Türkçeleştirenler iktidardan düştü.

Demokrat Parti’nin ilk işi ezanı aslına döndürmek oldu ve Arapça Ezan yasağını  merhum Adnan Menderes Başbakanlık görevine geldikten bir hafta sonra kaldırdı.

Arapça ezanın tekrar okunduğu gün ülke bayram yerine döndü, göz yaşları içinde ezan dinlendi, şükür için kurbanlar kesildi.

Minarelerimizi sen ezansız bırakma Allah’ım duaları yapıldı.

 

Ve 27 Mayıs 1960...

Milletin iktidarından rahatsız olanlar, bu hakkı tekrar gasp etmek için Türkiye Cumhuriyeti’nin darbeler tarihini başlattılar.

CHP’nin daha sonra utanmazca demokrasi bayramı diye kutladığı 27 Mayıs 1960 darbesi, milletin iktidarının milletten gasp edildiği gündür.

O günden beri, ne zaman millet kendi iktidarını almaya niyet etse, darbelerle muhtıralarla, krizlerle bu engellendi.

Bu ülkenin seçimle iş başına gelmiş ilk başbakanını asanlar, aslında milletin iradesini idam sehpasına çıkardıklarını çok iyi biliyorlardı.

Millette, senin iraden iktidar olamaz, benim iradem her şeyin üstündedir mesajı veriliyordu.

 

3 Kasım 2002 tarihi milletin, iktidarı tekrar fiilen ele geçirdiği gündü.

14 yıllık Ak Parti iktidarı, Hasan’ın Hüseyin’in Ayşe’nin Fatma’nın iktidarını Hans’a, Olga’ya, Richard’a yedirmeme dönemiydi.

Recep Tayyip Erdoğan 14 yıl boyunca bunun mücadelesini verdi.

3 Kasım 2002’de fiilen başlayan millet iktidarının resmiyete dönüşmesi artık kaçınılmazdı.

15 Temmuz darbe girişimi bunu engellemek için yapıldı.

O gece millet, ezan şehidi diye andığı Menderes’in akıbetini Erdoğan da yaşamasın diye sokaklara döküldü.

O gece camilerden Ezan ve sela seslerinin yükselmesi, ezanı Türkçeleştirenlerin tekrar galip olmaması içindi.

Türkiye’nin Ankara’dan değil de Batılı başkentlerden yönetilmesini isteyenler 15 Temmuz’da milletin tokadını yedi. 

 

Ve 16 Nisan 2017...

27 Mayıs 1960’ta milletten gasp edilen iktidar hakkı, 16 Nisan 2017’de artık resmen millete iade edildi.

Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük siyasi dönüşümlerinden biridir.

Bu göstere göstere devrimdir.

Bu, millet için milletle beraber elde edilmiş kökü 200 yıla dayanan büyük bir kazanımdır.

Bu ülkede ilk defa sivil bir irade böyle bir değişimi gerçekleştirmiştir.

Böylesi bir devrimi, muhtar bile olamaz diyerek küçümsedikleri, muhafazakar diye en galiz hakaretleri ettikleri Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştirdi.

Böylece Tayyip Erdoğan devrim kavramını solcuların tekelinden de kurtarmış oldu.

 

Artık Türk demokrasisi hiç olmadığı kadar daha güçlüdür.

Allah’ın izniyle 15 Temmuz, Türkiye Cumhuriyeti’nin son savunma savaşı olarak tarihe geçecek.

16 Nisan ile beraber artık milletin taarruzu başlayacak.

Evet, bu millet kendisine seçme hakkı verildiğinden beri ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor.

huseyintarikaydin@gmail.com

YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!