Doç.Dr.Vehbi Başer'le ÖSS'yi, Tercihleri, Balıkesir Sosyoloji'yi Konuştuk

" İsterseniz bu ÖSS olayından başlayalım, siz nasıl değerlendiriyorsunuz ÖSS'yi?
ÖSS, adından anlaşıldığı kadarıyla bir seçme sınavı; ama, aslında bir eleme sınavı. Çünkü, ÖSYM'nin resmi verilerine göre, bu yıl ÖSS'na 1.510.302 öğrenci girdi. Ama, yuvarlak hesap bir buçuk milyon gence, bu hedefe ulaşmak için ülke olarak tanıdığımız şans nedir, diye soracak olursak, yine resmi rakam, öğrencilerden toplamda ancak 421.397'i bir yükseköğretim programına yerleştirilmiş olacak. Herkes haklı olarak en az 4 yıllık bir lisans programına kayıt yaptırmayı hedefliyordu, ama başvuranlardan sadece 202.998 'i bir lisans programına yerleştirilme şansı yakalayabilecek, bu da toplam kontenjanın ancak yarısını (%50,05) oluşturuyor. Yani, üniversiteler, kapısına dayanan gençlerin ancak 13,44'üne bu şansı verebilecekler. Sınavsız geçiş ve diğerleri dahil toplam kontenjan, talebin ancak maalesef % 27,9'unu karşılayabiliyor. Bu da, ÖSS'nin, gerçek anlamda, "kim hangi eğitimi alabilir?" sorusuna cevap veren bir sınav olmadığını, öğrencilerden % 72.1'ini eleyerek yükseköğretim ve toplamda, % 86,56'sını lisans programları dışında bırakırken objektif bir eleme gerçekleştiren bir sistem.

" Ama, bu ÖSS'nin yol açtığı bir sonuç mu?
Bakın bu çok yerinde bir soru. evet, ÖSS'yi gerekli ve kaçınılmaz kılan, ülkemizde yaratılabilen bu dar yükseköğretim kontenjanlarıdır; başka bir deyişle, ÖSS, bu sistemin nedeni değil, sonucu. Ama, ÖSS de, bu dar kontenjanlara öğrenci yerleştirmenin adil görünen bir yolu. Peki, yükseköğretim talebinin % 86,56'sını sistem dışında bırakmak adil mi? Kimse bunun adil olduğunu savunamaz. Yükseköğretimde çok uzun süredir devam eden bir kontenjan yetersizliği sorunu var bu ülkede. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Daha 30 yıl öncesine kadar, köylerde kasabalarda çok gayretli eğitim neferleri, yetenekli öğrencilerin eğitim alabilmelerini sağlamak amacıyla çırpınıyorlardı, hala da çırpınıyorlar. Bu insanlar, çocuklarını okutmak istemeyen babalarının ayağına gider, onlara olmadık diller dökerek "bak hasan amca, bu çocuğu okut, bu çocuk kafalı bir çocuk, yarın arkadaşlarını büyük adam olmuş görür, üzülürsün, çünkü senin çocuğun onlardan daha zeki ve çalışkan" diye ikna etmeye çalışırlardı. Ama bugün yükseköğretim kademesine durum nedir? Veliler çocuklarına yükseköğretim aldırabilmek için ortalama 11 yıl okula gönderip bir de oldukça masraflı ÖSS kurslarına gönderiyorlar. Sonra çocuklarını üniversitenin kapısına getirip "alın bu benim çocuğumu okutun, ne masraf lazımsa, bundan sonra da masraf ederim" diyorlar. Üniversiteler ise, bir zamanlar yalvarılıp da çocuklarını okula göndermeyen babalar gibi, "olmaz, benim işim gücüm başımdan aşkın, istemiyorum" diyebilirler mi? Elbette demek istemezler; peki demiş olmuyorlar mı?

" Peki hocam, çözüm?
Bu işin kolay bir çözümü olduğunu kimse söyleyemez. Ama, bugünkü haliyle ÖSS, sadece görünüşte bir çözümdür. Üstelik Türkiye'deki bu kontenjan darlığı aşılmadıkça, ÖSS sistemini değiştirerek sadece görüntüyü değiştirebilirsiniz. Türkiye, yükseköğretimi tümüyle üniversite sistemi içinde yürütmek yönündeki kararı, taa YÖK kurulurken verdi. O zamandan bu yana, yükseköğretim talebi çığ gibi artarken, kontenjanların arttırılması bunun karşısında çok minimal kaldı. Söylemeye çalıştığım mevcut bölümlere ve üniversitelere daha fazla kontenjan verilmesi değil. İnsanlar, çocuklarının toplumda daha saygın bir yer edinmesi için lisans eğitimi almaları gerektiğini düşünüyorlar. Gençler, anne babalarıyla başka ne sorunları olursa olsun, onların bu konudaki fedakarlıklarının bilincinde ve kendileri için yapılan fedakarlıklara layık olmak için çaba sarf ediyorlar.

" Bu söylediklerinizden "herkesin yükseköğretim alması şart" gibi bir sonuç mu çıkıyor?
Hayır, bunu söyleyen ben değilim. Ortaöğretim sonunda, gerçekten saygın ve yaşam standardı bakımından kabul edilebilir bir meslek kazandırarak gençleri hayata hazırlayabiliyor muyuz? Günümüzün dünyasında, yükseköğretim konusunda genel bir trend var. Ama Türkiye'de olan, bu genel trendin dışında bir şey.

" Dünya'daki genel eğilimden farklı olan nedir?
Bunun ayrıntılarına girmek istemiyorum. Ama Türkiye'de, 70'lerden beri eğitim sistemindeki değişiklikler, ortaöğretim sonunda mesleğe geçişin önünü giderek tıkadı. Sonuçta, bugün kimse, yaşam boyu lise mezunu olarak iyi bir yaşam standardı yakalayabileceğine inanmıyor.

" Bu durumda bir çözümsüzlük formüle ediyorsunuz gibi geldi bana?
Evet, ama çözümsüzlük yoktu da ben icat ediyor değilim. Bir çözümsüzlük, ya da daha uygun bir deyimle bir kördüğümle karşı karşıyaysak, bilim insanları olarak bize düşen öncelikle bunu saptamaktır. Ama, çözümsüzlük bir kader olamaz. Madem ki, günümüz dünyasında baskın eğilim, yükseköğretimdir ve madem ki, ülkemizde de başka bir biçimde, ama aynı sonucu doğuran gelişmeler olmuştur; o halde, çözümü üniversite sistemi içinde aramak gerekir. 25 yıl önce, yükseköğretimi tümüyle üniversite çatısı altında toplama kararı alınmıştır ve bu kararı tartışmak "göle su gelinceye kurbağa'nın gözü çatlar" atasözünü hatırlatıyor bana. Çözüm üniversite sistemi içinde aranmalıdır. Kontenjan sorununun çözümü, bana kalırsa, her ile bir üniversite formülü olamaz. Bunun yerine, örneğin Eskişehir gibi, Balıkesir gibi ve bunlara ilaveten düşünülebilecek başka illeri pilot üniversite kentleri seçerek metropollerde sıkışıp kalmış üniversite yığılmalarını bu kentlerde sayıları en az 10 olacak üniversitelere doğru aktarmaktır. Türkiye, yeni üniversiteler kurmak ve bu üniversiteler için bilim adamı yetiştirmek konusunda, oldukça öğretici hatalar yapmıştır ve bu hatalarından çok şey öğrenebilir. Ama aynı zamanda, yararlanmayı bilirsek geniş bir batı tecrübesi yararlanılmayı beklemektedir. Hedef, 10 yıl sonunda talebin en az yarısına lisans eğitiminin kapılarını açmak ve lisans düzeyindeki eğitim öğretimi günümüz standartlarına ulaştırmak olmalıdır. Ama bu hedef yanında, lisans mezunlarına istihdam esnekliği sağlayacak çözümleri de birlikte düşünmektir.

" Bu esneklik meselesini biraz açabilir miyiz ?
Tabii. Bakın bir örnek vereyim. Toplumumuzdaki yapısal değişimler ve son dönemde yaşadığımız ekonomik ve sosyal krizler, aile hayatında giderek facia boyutunda sonuçlar doğuruyor. Ülkemizde aile ve kadından sorumlu bakanlık ve genel müdürlük düzeyinde kurumlar ve sosyal hizmetler yürüten kuruluşlar var. Ama bu kuruluşların, son dönemdeki bu çatırtılar karşısında etkin olamadıkları ve aile hayatındaki sorunların artık "çözülme" boyutlarını çoktan aştığı bir durumla karşılaşıyoruz. Bir bütün olarak baktığımızda, Türkiye'de aile yaşamı, koma'ya giriyor. Buna karşılık, aile danışmanlığını psikoloji mezunları yürütüyor. Bu çok ironik.

" Ne olması gerekirdi?
Şimdi bakın, eğer, her şey yolunda giderken bazı ailelerde sorunlar olsaydı, bu sorunlarla psikologlar başa çıkabilirdi. Oysa bugün aile yaşamında çok derin tansiyonlar söz konusu. Aile içinde şiddetli çatışmalar, aile içi şiddet, ve özellikle yeni evlenenlerin hızla boşandığı bir manzara tırmanıyor. Bununla başa çıkmak konusunda, psikologların yapacağı danışmanlık da, toplum merkezlerinde sosyal hizmet elemanlarının vereceği destek de yeterli olmuyor, olamıyor. Bu, şeye benziyor; toplumun yapısal dönüşümü ve bu dönüşümün ve kimi başka etkenlerin yarattığı gerilimler, aile yaşamında iç kanamalar doğurmuş. Siz dışardan soğuk kompresle teselli olmaya çalışıyorsunuz.

" Peki, üniversitenin esnekliği konusundan buraya geldik, üniversite ne yapabilir bu konuda?
Tam da burada, üniversite sosyoloji bölümlerinde aile danışmanlığı formasyonu yaratarak aile danışmanlığı sistemlerine öncülük edebilir. Biz, kendi bölümümüzde bir aile danışmanlık formasyonu için çalışmaları başlattık. Bu yıl bölümümüze öğrenci alıyoruz ve onlar üçüncü dördüncü sınıfta okurken bir aile danışmanlığı sertifika programı uygulamak istiyoruz. Esneklik derken, üniversite sisteminin uyarlanma kapasitesinden bahsediyorum.

" Sizinle bir söyleşi fırsatı yakalamışken sözü sosyolojiye getirmek istiyordum. Bu yıl, bildiğim kadarıyla 4-5 yeni sosyoloji bölümü açılıyor. Mevcut sosyoloji bölümleri yanında bunların açılması çok mu gerekliydi? Türkiye'de bu kadar sosyoloğa ihtiyaç var mı sizce?
Kesinlikle var. Sizin bu soruyu sorarken, istihdam darlığını esas alan yaygın "ihtiyaç yok"çu görüşü dile getirdiğinizi düşünüyorum. Oysa, bu kadar hızla değişen, üstelik son dönemde yaşadığı krizler nedeniyle, şimdilik durulmuş görünse de, derin sarsıntılar geçiren ve yeni sarsıntılara gebe bir toplumda, sosyologlara çok ihtiyaç var. Sosyoloji, sadece biraz önce sözünü ettiğim aile danışmanlığı gibi küçükboy mesleki faaliyetlerle sınırlı değil. Bir kere, biz toplum olarak kendimiz hakkında sadece Ankara'nın ihtiyaç duyduğu sosyo-ekonomik göstergelere ilişkin bilgi sahibiyiz. Oysa, metropollerde, kentlerde, kasabalarda ve köylerde sosyal hayatın, baştanbaşa değişmesi söz konusu. Bu da her alanda sosyal sorunları giderek içinden çıkılmaz hale getiriyor. Peki sosyal sorunlarla baş etmek için sosyologlardan daha donanımlı kim var?

" Peki siz, öğrencilerinizin bu donanıma sahip olacaklarını garanti edebilir misiniz? Onlara sınıflarda ders anlatmakla bu donanım kazandırılabilir mi?
Bunu kimse garanti edemez. Ama biz Balıkesir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü olarak yoğun bir çalışma sonucunda bu donanımı kazandıracak bir müfredat programı oluşturduk. Ülkemizdeki gelişmiş sosyoloji bölümleri yanında, yurtdışındaki sosyoloji bölümlerinin müfredat programlarını da inceledik. Klasik sosyoloji müfredatının handikaplarını aştığımızı düşünüyorum. Sosyologların yoğun bir kuram ve yöntem temeli almaları gerekiyor. Ama bu, araştırma deneyimi ile ve dahası uygulamalı araştırmalar bileşeniyle tamamlanmadıkça eksik kalıyor. Biz bütün bunları düşünerek, hem teori hem yöntem konusunda yeterince donanımlı, hem de araştırma pratiğini öne çıkaran ve sosyal sorunları konu edinen derslerle zenginleştirilmiş bir müfredat oluşturduk. Müfredatımızda teori-yöntem dersleri toplam 78 kredilik yer tutuyor. Hani şey demiştiniz, "derslikte ders anlatarak falan bu işler olur mu?" bakın bizim müfredatımızda uygulama kredisi alan derslerde toplam 46 uygulama saatimiz var, yani bunların 23 kredisi derslikte ders dinleyerek değil, öğrencinin derslik dışında, araştırma ve alanda kendi yaptığı çalışmalardan gelecek.
Bu konuda şunları da eklemek isterim. Ders programımızda gençlikten sosyal cinsiyete, kadın sorunlarından beden ve sağlık sorunlarına, çevre, kalkınma ve planlamadan, bölgesel gelişmelere bir dizi sosyal sorunları uygulamalı sosyoloji perspektifinden ele alıp bu sorunların nedenlerini, mekanizmalarını, çeşitli çözüm modellerini konu edinen dersler var. Öğrencilerimiz bizzat kendi yapacakları araştırmalarla da canlı sosyal yaşam içinde yer alarak öğrenecekler. Bir de, daha önce sözünü ettiğim, aile danışmanlığı sertifikası programında da, aile sorunları, ailede yaşanan gerilimler, ailenin tutunma stratejileri gibi konularda derslerimiz olacak. Üstelik, öğrencilerimiz kendilerini geliştirmek istedikleri takdirde iki yüzü aşan toplam kredi içinden yaklaşık 170 kredilik ders alabilecekler ama mezuniyet için zorunlu kredi toplamımız 130.

" Ama, siz yeni bir bölümsünüz, akademik kadronuz bu programı yürütmeye yeterli mi?
Doğru söylüyorsunuz. Ben Balıkesir Üniversitesi'ne geldiğimde bölümde tek bir öğretim üyesi vardı. Şu anda üç öğretim üyemiz, bir de araştırma görevlimiz var. Bölümümüzün hızla gelişeceğini düşünüyoruz. Ben göreve başladıktan sonra, sayımız bugün 4 olmuş durumda. Ben, profesörlüğü gelmiş bir öğretim üyesiyim. Arkadaşlarımızdan biri, Amerika'da Temple Üniversitesi'nde doktorasını tamamlamış bir öğretim üyesidir. Oldukça çalışkan bir kadromuz var. Üniversitelerin kadro olanaklarındaki darlık ortadayken, bu kadar sürede, öğrencisi olmayan bir bölüme daha fazla kadro da verilemezdi. Ama sağ olsun, Üniversitemizin değerli Rektörü Prof.Dr.Necdet Hacıoğlu, bölümümüzün öğretime başlaması için her türlü imkanı zorlayarak bu kadroları bölümümüze tahsis etti. Şimdi, öğrencilerimiz gelecek, öğrencisi olan bir bölüm olarak daha hızlı bir gelişim göstereceğimize inanıyoruz. Başta Rektörümüz olmak üzere üniversite yönetimimiz de bu konuda bizi destekliyor. Üstelik gelecek yıl yüksek lisans programını açma hazırlıklarımızı yapıyoruz.
Ama, bu sınırlı kadro ile dahi, çok iyi bir başlangıç yapmak konusunda hazırlıklıyız. Yeni gelen öğrencilerimize bir oryantasyon programı uygulayacağız. Bu programda onları, bölümümüz, eğitim programımız ve vizyonumuz, üniversitemiz ve Balıkesir ve çevresi konusunda bilgilendireceğiz.

" Bu söylediklerinizden eğitim programını konuştuk. Peki bölüm olarak eğitim vizyonunuz nedir? Öğrencileri cezbedecek ne gibi öncelikleriniz var?
Eğitim vizyonu konusu, bizim oldukça iddialı olduğumuz bir nokta. Tercih yapacak öğrenciler, İstanbul, Ankara gibi merkezlerde kendilerinden önce üniversiteyi kazanan arkadaşlarına sorarlarsa, yaygın olarak duyacakları şikayetlerin başında, "bu koca üniversitede kimsenin öğrencileri umursamadığı yok" gibi bir şey gelir sanırım. Biz bu yıl 30 öğrenci alacağız. Bazı bölümlerde şu anda 150-200'e yaklaşan öğrenci var ve o bölümlerin kadrosu ne kadar kalabalık olursa olsun, bu kadar öğrencinin hepsine yakın bir ilgi göstermek oldukça zor. Bizim bu yıl öğretim elemanı başına öğrenci oranımız 7,5. bu yıl için oldukça iyi bir standart. Dolayısıyla bunu bir avantaj olarak kullanmak ve bu standardı da yıllar itibariyle korumak istiyoruz. Bu düşünceyle, öğrencilerimizle doğrudan iletişim içinde olacağız. Bu, sadece bölüm koridorlarıyla sınırlı da kalmayacak. Öğrencilerimizle internet aracılığıyla da iletişim içinde olacağız. Ben Balıkesir'den önce bulunduğum üniversitelerde kendi web sayfam aracılığıyla öğrencilerimle doğrudan temas halindeydim ve bu temasım halen sürüyor.

" Web adresinizi nedir hocam? Bir sakıncası yoksa?
Sakıncası olur mu, adresim şöyle:
http://vehbibaser.sitemynet.com
bu sayfa amatör bir sayfadır. Kırıkkale'deyken öğrencilerim "hocam yaaaa, Ankara'dakiler notlarını internetten öğreniyorlar, biz burada hala panolara bakıyoruz" diye dert yanmışlardı. Ben de onlara, "yaptığım ilk arasınavın sonuçlarını internetten öğreneceksiniz, ama bir şartla, iyi çalışacak mısınız?" demiştim. Onlar iyi çalıştılar, ben de bu sayfayı kurdum, notlarını oradan öğrendiler. O zaman, üniversitemizin öğrenci işlerinin internet organizasyonu henüz yapılamamıştı. Amatör bir not duyurma sayfası olarak başladık. Sonra öğrencilerim, bu sayfa aracılığıyla bana mesaj ulaştırmak istediklerini söylediler. Bir de konuk defteri koydum. Tercih yapacak öğrenciler, konuk defteri kutucuğunun altındaki "mesajları gör" butonunu tıklarlarsa, ne kadar keyifli bir iletişim içinde olduğumuzu görürler. Şu anda, bu yaz gününde, bölümümüzün web sayfasını oluşturmaya çalışıyoruz. Burada da çok keyifli bir iletişim ortamı geliştireceğiz.

Ama her şey iletişim değil kuşkusuz. Derslerimiz, sadece derslikte kuru kuru ders anlatılan bezdirici dinleme seansları olmayacak. Öğrencilerimizi, meslektaş adaylarımız olarak görüyoruz. Onları mesleğe ve hayata hazırlarken, derslerimizde kısa sunuşlar, seminerler, panel dersler, alan araştırma sunumları ile derslerimize katacağız. Ezberci, tek kitaba bağlı kalan dersler olmayacak derslerimiz. Nitelikli öğrenci çalışmalarını web sayfasına koyacağız. Bu çalışmalar sadece metin olarak yayınlanmayacak,öğrencilerimizin yaptığı araştırmaların, sözlü sunumların, tartışmaların video kayıtları da bu sitede yer alacak. Üniversitemizin gelişimine paralel olarak başarılı öğrencilerimize "onur öğrencisi", "öğrenci asistanlığı" gibi teşvikler sağlamayı planlıyoruz. Buna ilaveten, biliyorsunuz, Avrupa Eğitim Alanı'nın oluşturulması kapsamında, Erasmus öğrenci ve akademisyen değişim programları var. Öğrencilerimizi, Avrupa üniversiteleri ile yapacağımız ikili anlaşmalarla yurtdışındaki üniversitelerde bir dönem bulunmaya teşvik edeceğiz. Ayrıca, Balıkesir'de şu anda öğretim elemanlarımızın da katkıda bulunduğu "gençlik değişim programları" var. Mesela bölüm asistanımız, göreve başlayalı 6 ay olduğu halde, 2 kez yurtdışında, 1 kez de İstanbul'da uluslar arası gençlik çalışma gruplarına katıldı. Aday meslektaşlarımız da, isterlerse bu çalışmalara katılabilecekler.

" Bir oryantasyon çalışmasından söz etmiştiniz. Bu nasıl bir program olacak?
Hani bir söz vardır, "Amerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok" diye. Oryantasyon programı, bir kuruma yeni katılanların, kurum hakkında ihtiyaç duyacakları ilk bilgileri tanıtan, katılanları birbiriyle ve öncekilerle kaynaştıran, kurum ve çevresi hakkında gezip görerek bilgi edindirmeyi amaçlayan bir programdır. Yurtdışındaki üniversitelerde bu programlar uzun bir zamandan beri uygulanıyor. Ülkemizde de, bazı büyük üniversiteler ile özellikle vakıf üniversitelerinde bu tür programlar yeni başladı. Hazırladığımız oryantasyon programı, öğrencilerimizin, birbirlerini, bölüm kadromuzu tanıyacakları, müfredat programımızı, fakültemizi ve üniversitemizi, bu arada, öğrenci işleri, mediko-sosyal gibi hizmet birimlerini, bunlara nasıl erişebileceklerini görecekleri bir çalışma olacak. Ama her şey bu kadar değil. Balıkesir kentini ve çevresini de tanıtacağız. Manyas Kuş Cenneti, Bandırma-Erdek ve Edremit Körfezi ile Ayvalık ve Akçay-Altınoluk destinasyonlu kısa gezilerle aranje edeceğiz bu bilgilendirme toplantılarını.

" Söz buraya gelmişken, Balıkesir 220 bin nüfuslu küçük bir şehir, bir öğrenci Balıkesir'de okumayı neden tercih etsin?
Önce üniversitemizden söz edeyim isterseniz biraz. Balıkesir Üniversitesi, 1992'de kurulan 23 devlet üniversitesinden biri. yeni kurulan fakültelerle birlikte toplam 7 fakülte, 13 meslek yüksekokulu, 4 yüksekokul ve 5 enstitüsüyle toplam 10869 öğrenciye eğitim imkanı sağlayan nispeten yeni bir üniversite. Nispeten diyorum, çünkü, biliyorsunuz 15 yeni devlet üniversitesi daha kuruldu. Biz bu üniversitelere göre daha avantajlıyız. Çünkü, Balıkesir, yükseköğretimle Cumhuriyet kurulmadan tanışmış bir kentimiz. Kentimizde 1910 Yılında Karesi Muallim Mektebi kurulmuş, bugünkü Necatibey Eğitim Fakültemizin çekirdeğini bu mektep oluşturuyor. Bundan başka, Üniversitemizin gözde eğitim kurumları olan Mühendislik Mimarlık Fakültesi, Balıkesir İşletmecilik ve Turizm Yüksekokulu ile Balıkesir Meslek Yüksekokulu 1975 - 1976 eğitim-öğretim yılında faaliyete geçmiş akademi ve kurumların bir devamı niteliğinde. Yani Balıkesir, üniversite kurulan öteki Anadolu kentlerine göre yükseköğretimle tanışıklığı bir hayli eski bir kent. Bunun şöyle bir önemi var, biliyorsunuz Anadolu kentleri, yükseköğretim öğrencilerine kısa sürede alışamıyor ve bu da öğrencilerin bazı zorluklar içinde bir 4 yıl geçirmelerine yol açıyor. Ama Balıkesir öyle değil. Öğrenci arkadaşlarımız ev bulmak, alışveriş, kentin çeşitli mekanlarında hareket edebilmek konularında hiçbir zorluk yaşamıyorlar. Balıkesir bir sürü başka avantajları olan bir kent. Her şeyden önce, İzmir ve Bursa gibi merkezlere çok yakın, İstanbul'a da.
Yeri gelmişken, Balıkesir ve çevresi ile üniversitemizin web adreslerini de vereyim:
http://www.balikesir.gen.tr/tr/balikesir.asp
http://www.balikesir.edu.tr/
http://fen-edebiyat.balikesir.edu.tr/
http://www.balikesir.gov.tr/
http://www.balikesir-bld.gov.tr/

" Bu linkler tercih yaparken öğrencilerin işlerini kolaylaştırır . Ama bir şey soracağım, sözünü ettiğiniz kentlere yakınlık, sizin için bir dezavantaj oluşturmuyor mu? yani bu şehirlerdeki üniversiteler varken öğrenci Balıkesir'e neden gelsin?
Hayır. Öncelikle, Üniversitemiz, hem kuruluşundan daha eski bir yükseköğretim mirasına sahip. Şu anda açık bölümlerimize bakarsanız, öğrencilerin giriş puanları da bir hayli iyi. Eğitim kalitesi bakımından da, yeni üniversiteler arasında avantajlı bir durumda. Eğitim kalitesi bakımından Üniversitemizin diğer programları kadar, Sosyoloji Bölümü de, kendisini kısa sürede kanıtlayacak; çünkü kadromuz ve vizyonumuz güçlü. Ama Balıkesir'in kent olarak metropollerden üstün tarafları var. Bir kere, bu merkezlere yakın olduğu için, kısa sürede erişip İstanbul, İzmir ve Bursa'daki işlerinizi yapabiliyorsunuz; buralara gezmek için gitmek bile mümkün. Üstelik, Balıkesir bu merkezlere göre, öğrencilerin çok daha ucuza yaşayabildikleri bir kent. Örneğin her türlü kentiçi toplutaşım aracı 750.000 TL, belediye ve halk otobüsleri öğrencilere 500.000 TL. yani 50 Ykr. Balıkesir çevresi, bahçe tarımının çok yaygın olduğu bir yer ve evde kalan öğrenciler semt pazarlarında taze her türlü sebze ve meyveyi ucuza alabiliyorlar. Ayrıca, öğrencilerin uğrak mekanları olan café vb. yerler bakımından da bir sıkıntı yok, hem oralar da oldukça ucuz. Bir de, öğrenciler açısından en büyük sorun oluşturan kalacak yer konusu, Balıkesir'de sorun değil. Bir de, Balıkesir hem Marma'ya hem Ege'ye kıyısı olan sahil ve termal turistik olanaklarıyla, hem de tarihi yerleriyle çok zengin bir kültür mirasına sahip.

" Bütün bunlar güzel de, hadi diyelim bir öğrenci tercih yapıp bölümünüze geldi. Sosyoloji mezunlarının bir iş olanağı var mı?
Henüz öğretim kadrosu sınırlı bir bölüm olmamıza rağmen, dediğim gibi, oldukça gelişmeci bir eğitim vizyonumuz var. yeni kurulmuş üniversitelerindeki sosyoloji bölümlerinin önemli bir kısmında öğretim kadrosu bizimki kadarken, bizim müfredatımız ve vizyonumuz, gelişmiş üniversitelerin programları ile daha fazla benzeşiyor. 1992'de kurulan üniversitelerden bir kısmında sosyoloji bölümleri, büyük ölçüde "felsefe grubu öğretmenliği"ne dönük bir müfredat uyguluyor. Evet, sosyoloji bölümü mezunları öğretmenlik yapabilirler, biz de bu amaçla, Milli Eğitim'in şart koştuğu felsefe ve psikoloji derslerini müfredatımıza seçmeli olarak koyduk. İsteyen öğrenciler bu dersleri alarak felsefe grubu öğretmeni olabilir ve resmi ve özel okullar yanında, dershanelerde de çalışabilirler. Üstelik, sosyoloji mezunları, Milli Eğitim Bakanlığı'nın her yıl düzenlediği kısa dönem (sanırım geçen yıl 2 ay sürmüştü) kurslara katılarak özel okulların ve dershanelerin rehberlik servislerinde de çalışabiliyorlar. Dershaneler, hem rehberlik yapabilecek hem de felsefe grubu derslerine girebilecek durumda olan sosyologları diğerlerine tercih ediyorlar. Çünkü PDR mezunları felsefe grubu derslerine giremiyor.

Bunlar yanında bir yaygın iş olanağımız da, araştırma sektörü ile ilgili. Artık Türkiye'de de bir sosyal araştırmalar sektörü oluşmuş bulunuyor ve bizim mezunlarımız, bu sektör bir hayli yeni bir sektör olduğundan, çok kolay iş bulabiliyorlar ve hatta deneyim kazanarak bir araya gelip kendi şirketlerini kurabiliyorlar. Şu anda, size bu sektörde çalışan 15-20 eski mezunumun adlarını bir çırpıda sayabilirim.

Sosyoloji mezunlarının iş olanakları bununla da sınırlı değil. Bunların yanı sıra, ülkemizin son derece saygın kurumları olan Devlet Planlama Teşkilatı, Aile Ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Türkiye İstatistik Kurumu, Genel Kurmay Başkanlığı gibi resmi kurumlarda da sosyolog olarak çalışabiliyorlar.
Ama bütün bu iş olanaklarından daha önemlisi ne biliyor musunuz? Sosyoloji lisans öğrenimi, hem kuramsal derslerle oldukça esnek bir bakış açısı kazandıran, hem de araştırma becerileri ve uygulamaları aracılığıyla toplumla iç içe bir deneyim kazandıran, bu nedenle de hayatın içinde bir öğretim programı sunuyor. Ayrıca biz, en geç 3. sınıftan itibaren buna bir de Avrupa Eğitim Alanı kapsamında, Erasmus öğrenci değişim programlarını katmayı hedefliyoruz. Böylece öğrencilerimiz hem yurtiçinde kendi toplumumuzla hem de Avrupada deneyim kazanarak günümüz dünyasının gerektirdiği esnek vizyona, geniş bir ufka sahip olacaklar. Bir sosyoloji mezunu bu donanıma sahip olduğunda, halkla ilişkiler, medya ve reklamcılık sektörlerinde de rahatlıkla iş bulabiliyor.
Balıkesir üniversitesi Sosyoloji Bölümü olarak biz, daha ziyade sosyal ve sosyolojik araştırmalar sektörü için yeterli bir araştırma deneyimi kazanmış bir mezun profili hedefliyoruz. Bunun için de, ilk dönemden itibaren öğrencilerimizi araştırma ile tanıştırıp hemen tüm sosyoloji derslerinde dönemlik araştırmalar yaptırmayı planlıyoruz.

" Bu kadar uzun bir süre boyunca konuşuyoruz, sizi çok heyecanlı ve dinamik görüyorum. Sosyolojinin diğer bölümlere göre çok avantajlı olduğunu söylemek istiyorsunuz anladığım kadarıyla.
Evet, bu sadece benim kuru bir iddiam değil. Geçen gün, eski mezunlarımdan biri, beni ziyarete gelmişti. Aynı dönemde mezun oldukları, benim de sosyoloji derslerine girdiğim iktisat mezunu bir arkadaşından bahsetti. "Bilseydim sosyoloji okurdum, kaç yıldır siz kendi alanınızda çalışıp deneyim kazanıyorsunuz, biz iş bile bulamadık" diyormuş. Bizim mezunlarımızdan boşta kalan öğrenci olmuyor. Ayrıca, sosyoloji sadece ülkemizde değil tüm dünyada yeni bir ivme kazanıyor, sosyal araştırmalar sektöründe değil sadece, üniversitede, yeni bilimsel gelişmelerin öncü problemleri sosyal hayattan kaynaklanıyor ve mesela istatistikteki gelişmelerde sosyolojik araştırmalar büyük rol oynuyor. Öğrencilerimiz arasında, başarılarıyla kendilerini kanıtlayanları, araştırma görevlisi olarak akademik kariyere hazırlayacağız.

" Hocam,bu söyleşiyi kabul ettiniz ve bizi bu kadar heyecanla aydınlattınız. İlave edeceğiniz başka bir şey var mı?
Bu söyleşinin başında da belirttiğim gibi, kontenjanların bu kadar sınırlı olduğu bir ülkede, bizim öğrenci bulmak gibi bir sorunumuz yok, Ama, biz, bu heyecan ve vizyonumuzu paylaşacak genç ve çalışkan meslektaş adaylarımız olsun istiyoruz. Ve son olarak Eşit Ağırlık 2 puanıyla tercih yapma telaşındaki bütün genç yüreklere, "Balıkesir Sosyoloji'yi yazın, sizi hayata ve mesleğe hazırlamanın tatlı yorgunluklarını paylaşalım" çağrısında bulunuyorum.

" Haber10 sitesi olarak teşekkür ederiz .
Ben teşekkür ederim.

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    sevgi

    bu bölümü balıkesirin bandırma ilçesinden kazandım doğruyu söylemek gerekirse istediğim bi bölüm değildi ama nasip belki de bu benim için daha hayırlıdır sizin de yardımlarınızla iyi bir sosyolog olacağım saygılarımla...

    cevapla
  • avatar
    aysegül karakuş

    evet ben balıkesir üniversitesi sosyoloji bölümü ögrencisiyim :)açıkçası ailem balıkesirde oldugu için tercih etmiştim böyle bir kadroyla karşılaşacagımı tahmin etmemiştim vehbi hocayı 2haftadır tanıyorum ama bu okudugum makalesiyle ufacık kalbim daha da bir heycanla atmaya başladı eminim ki bu 4 yıl hayatım için bir dönüm noktası olacak şimdiden teşekkürler hocam

    cevapla
  • avatar
    Timur YILDIZ

    Evet Vehbi hoca gibi bir insanı tanımak ve ondan 4 yıl kadar uzun bir süre ders almış olmak ne büyük mutluluk. Balıkesirlili arkadaşlarım hocamızın kıymetini bilin ve onun gibi değerli bir insandan en iyi şekilde yararlanın. Saygılarla Hocam...

    cevapla
  • avatar
    Derya Kanberoğlu

    tercih yapacak olan öğrencilere tek tavsiyem Vehbi hoca gibi muhteşem bir insandan eğitim alabilmek için balıkesir sosyolojiyi tercih etsinler...hocam sizin öprenciniz olmuş olmak çok güzeldi..sizi çok seviyoruz..

    cevapla
  • avatar
    Arif Mercan

    4 yıl önce arka sıralarda oturan sessiz sakin kara kavruk bi çocuğa yeniden hayat veren gözlerinin mavisiyle bana ışık tutan Vehbi hocamın olduğu heryerde kalitenin olduğunu söylemekten hiç çekinmedim. Bu yıl yüksek lisans için kadrosu yok ama olduğunda karşısına dikileceğim. Ondan öğreneceğimiz çok şey var. kırıkkale üniversitesi onun gidişiyle çok fazla üzülürken Balıkesir üniversitesi bi o kadar şanslıydı. sanırım bu yıl 30 öğrenci hayatlarının en güzel yıılarına adım atacaklar. Ne mutlu onlara... sanırım Hocamın bahsettiği oryantasyon çalışmasını tüm öğrencilerin uygulamaya koyması gerekiyor. ülkemin sosyologlara olan ihtiyacı artarken, sosyologlara verilen değerinde artmasından başka bir dilekte bulanamam. vehbi hocama saygılarla...

    cevapla
  • avatar
    Nilgün GÜNEY

    Arkadaşlar Bugün Vehbi Hocamızın Doğum Günüüüüü !!! Değerli Hocam Doğum Gününüz Kutlu Olsun. Uzun yaşayın mutlu yaşayın öğrencilerinizden hiç ayrılmayın inşallah.(Artık bu da nasıl bir duadır bilinmez :)) Beni mezun ettiniz aradan 4 yıl geçti geriye dönüp okul yıllarıma baktığımda sizin öğrenciniz olabildiğim için gurur duyuyorum. Hocam bize verdiğiniz emek için size çok teşekkür ediyorum. Bize ne kadar değerli, akıllı ve güçlü olduğumuzu farkettirdiniz motivasyonunuzun etkisiyle hepimiz bir yerlere geldik, bugün hayatta başımız dik yürüyoruz sağolun. Balıkesir'deki öğrencilerinizi kıskandım valla ne güzel neşeli okul günlerimiz Kırıkkale'de kaldı.

    cevapla
  • avatar
    Meltem YILDIRIM

    vehbi hocadan ders alma şerefine nail olmuş insanlardanım..tercih yapacak tüm öğrencilere sesleniyorum bu fırsatı kaçırmayın...

    cevapla
  • avatar
    İbrahim ÇEKİÇ

    Vehbi Hoca'dan sadece 1 dönem ders aldım ama öğrendiklerim hayatıma yön veriyor. Balikesir Türkçe öğretmenliği mezunuyum ve şu anda Nevşehir'de çalışıyorum. Şu askerliğimi yapayım valla tekrar sınava girip Balikesir sosyoloji okuyacam. Vehbi Hocayla beraberlik mükemmel birsey. Keşke sosyolojiden yüksek lisans programı da açsalar. ÖSS'ye giran arkadaşlar tercihlerinizde bu program mutlaka olsun. Herkese saygılar.

    cevapla
  • avatar
    sami güldal

    eveetttt problem problem problem ama biz artık sosyoloğuz. büyüklerimizin "aman ne güzel" diye saygılarını eksik etmedikleri ama iş isteyince yok dedikleri bir bölüm mezunlarıyız.Kardeşim mustafa çok iyi belirtmiş. Üstüne basarak söylüyorum BİZ SOSYOLOĞUZ YANİ ARTIK PROBLEMİN BİR PARÇASI OLMAK İÇİN DEĞİL ÇÖZÜMÜ OLMAK İÇİN UĞRAŞIYORUZ.tercih yapacak arkadaşlar eğer çözüm olmak istiyorsanız SOSYOLOJİYİ ve değerli hocamın anlattığı tavsiye ettiği hiçbir şeyi es geçmeyin

    cevapla
  • avatar
    MUSTAFA BORAL

    vehbi hocanın kırıkkaleden bir öğrencisi olarak,balıkesir sosyolojiyi çok iyi duruma getirdiğini daha şimdiden söyleyebilirim.makalede okuduklarıma dikkat ettim de hep hocanın kırıkkaledeyken rahatsızlık duyduğu,eksikliklerini sürekli hissettiği uygulamaları balıkesire yerleştirmeye çalışıyor.bu nedenle bu dönem tercih yapacak ve sosyolojiyi isteyen adaylara tavsiyem balıkesiri es geçmesinler.gittiklerinde inanın en azından öğrencileriyle çok iyi dialoğu olan bir bölüm başkanları olacak.ve inanın sosyoloji çok iyi bir bölüm. öss sistemine gelince bu yolda kurbanların sayısı her geçen gün artıyor.bunu halletmek de bence o kadar da kolay olmayacak.üniversite ve kontenjan sayılarının sınırlı olduğu,genç nüfusun bir hayli fazla olduğu bir ülkede öss tarzı bir sınav olmadan acaba nasıl bir yerleştirilme yapılabilir;merak ediyorum doğrusu?bu nedenle sağduyulu düşünüp, popülizmden uzak daha gerçekçi ve mevcut duruma uygun bir çözüm bulunmalı.bu çözümün içinde de mutlaka öss uzantılı bir sınav olacaktır...

    cevapla
  • avatar
    hilal bozkurtan

    vehbi hocanın eski bir öğrencisi olarak bu makakleyi büyük bir zevkle okudum. ve açıkçası balıkesir üniveritesinde bu yıl sosyoloji okuyacak öğrencileri çok kıskandım;çünkü vehbi hoca gerçektende muhteşem bir ders programı hazırlamış.bu program gerçenten çok az ünv. bir arada bulunuyordur.oldukça deneyimli sosyologlar yetiştireceğine eminim.bir sosyoloji mezunu ve vehbi başer'in bir öğrencisi olarak bu bölümün ve tabii ki vehbi hocanın çok şey kattığını söyleyebilirim.hayatın gerçeklerini daha iyi görmek ve yaşadığı toplumu anlamak isteyen herkese sosyoloji bölümünü tavsiye ederim.yeni sosyolog adaylarına başarılar dilerim...

    cevapla
  • avatar
    YASEMIN OZVARLIK

    vehbi hocam her zamanki gibi umut dolu ve umut dolu oldugu kadarda rasyonel cozum onerileri getirmeye calismis ulkenin icinden cikmaya calistikca daha da dibe batan icler acisi durumuna.Ben kendi kurunularimdan dolayi hicbirseyin iyiye gitmedigini goren yorgun ama yilmaz bir utopyaci olarak, akintiya karsi kurek cekmek gibi gelsede butun cabalar, sarilacak baska kurek olmadigi icin onlara sarilip birkere daha cabalayalim aydinlik icin diyorum. basarilar diliyorum vehbi hocam.

    cevapla
  • avatar
    erdoğan pınarbaşı

    merhaba, ben dtcf felsefe bölümü mezunuyum. yıllar önce ne yazık ki felsefe ile sosyoloji arasındaki tercihimi felsefeden yana kullandım. bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okuduğum bu röportajı görünce sosyoloji okumayışımın getirdiği pişmanlık yeniden hatırlandı. bütün arkadaşlara bu disiplindeki makalelerinden tanıdığımız vehbi beyin başkanı olduğu bir bölümü yazmalarını tavsiye ederim. sanırım akademik kadroları da bu iş için çok yeterli. kolay gelsin

    cevapla
  • avatar
    Didem Özdil

    17 yıllık eğitimciyim ve yazıyı okurken, toplumumuzun sorunlarının ne kadar ustalıkla dile getirilmiş olduğunu gördüm ve aynı ustalıkla ele alınacak olduğuna dair umutlandım. Çoğumuz, bu nların farkındayız ve ne yazık ki "elimizden ne gelir?" çaresizliği içerisindeyiz. Bu bölüm çareyi sunuyor. Bana öyle geliyor ki, Vehbi Hoca gençlere, "Balıkesir Sosyoloji'yi yazın, sizi hayata ve mesleğe hazırlamanın tatlı yorgunluklarını paylaşalım" vaadinin yanında; bizlere de, çare üretecek, üretmekle kalmayacak uygulayacak, umutlu ve dinamik bir gençlik sözü veriyor. Mezunlarının çalışma alanı geniş, anlamlı, üstelik son derece keyifli bu bölümüde; zeki, çalışkan, emeklerin karşılığını ziyadesiyle verecek öğrenciler olmasını diliyorum.

    cevapla
  • avatar
    Hüseyin GÜÇLÜ

    Hakikaten bu yazıyı okurken Kırıkkale'deki Vehbi Hoca'lı günler aklıma geldi. Sosyoloji okuduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Bunun bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Hele işin içinde Vehbi Hoca varsa bu bambaşka hale geliyor. Bu nedenle yeni arkadaşlara hiç düşünmeden Balıkesir Sosyoloji bölümünü yazabileceklerini söyleyebilirim.

    cevapla
  • avatar
    cüneyt gültekin

    Doğrusu öğrencilerin ve mezunların sorunları konusunda bu kadar duyarlı ve bölümü adına ciddi bir sorumluluk örneği gösteren bir sosyoloji profesörüyle yapmış olduğunuz bu röportaj aracılığıyla ülkemizin yükseköğretimle ilgili sorunları ve olması gereken vizyonu konusunda bizi aydınlattığınız için teşekkür ediyorum...

    cevapla
  • avatar
    CEMİL KÖKSAL

    bu yaziyi okurken lisans öğrenimim gözlerimin önünden geçti.bu mülakat sosyoloji lisans tarihine iyiliklerle malolacaktir. gelişmeleri ankaradan izleyen biri olarak yillar boyunca öğrendiğimiz "nasil sosyoloji yapilmaz"in karşisinda duran "işte sosyoloji böyle yapilir" diyebilecek bir görüşmeye imza atan sayin vehbi başer hocamiza teşekkür ediyorum. beşeri bilimlerin sorunlarini çok ii blen hocanin, öğrencileri çok şansli. umarim bu ülke bu bilime hakettiği değeri verir. ayrica bu alana ilişkin tüketilemezlik söz konusu iken 30 öğrencilik bir bölüme bu kadar seçmeli ders koymanin kiymeti, ancak bir yüksek lisans eğitimi sonucunda anlaşilabilir ki bu da 6 yil demektir.bu haber sitesine de bu mülakat için teşekür ederim. saygilar

    cevapla
  • avatar
    sonay ayhan

    Ben sosyoloji bölümünü henüz bitirmiş ve bölümümün bana kazandırdığı özellikleri, donanımları meslek hayatımda icra edebilmek için uğraşan yeni bir mezunum. Hocamın söylediklerini onunla aynı heyecanı paylaşarak bir çırpıda okudum. Çünkü sosyoloji bölümü Türkiye'de henüz kendini kanıtlama olanağı bulan ve önü son derece açık, yelpazesi geniş bir bölüm. Bu yüzden birçok sektörde kendini gösterebilecek, başarı sağlayabilecek sosyoloji mezunlarının geldikleri seviyeye birebir vakıf olmaktayım. Üstelik bu sadece sosyolog olarak değil, hocamın dediği gibi danışmanlık, halkla ilişkiler ve reklamcılık sektöründe de iyi neticeler kazandıracak boyutta. Tabi ki bunun zamanla yükselen bir ivme çizerek daha da ilerleyeceği inancındayım. Sosyoloji için verilen önemi belirtmek hususunda size ve hocama teşekkür ediyorum ve her bir sosyoloğun bir ülkede mihenk taşı olduğunu hatırlatmak istiyorum.

    cevapla
  • avatar
    Zafer Cibalioğlu

    Vehbi Başer bu yüzyılın yetişmiş sayılı dahilerinden birisi, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonrada çok kıymetli insanlar yetiştireceğine eminim. Üniversite adaylarına ilk tercih olarak yazmalarını öneriyorum, aklınızda hiç kuşku olmasın; pişman olmayacaksınız.

    cevapla