21 Nisan 2017 Cuma - Okumanız Gereken 10 Yazar

Türkiye-AB için Yeni Terim: Transaksiyonel İlişkiler

AB, karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesinin kriteri olmaktan çıkınca, herkes rahatlayacak gibi bir durum söz konusu. Ancak anlaşılan, rahatlayacak olan taraf AB olacak, zira transaksiyonel ilişkilerden bahsedilirken “değerler”in bir değişken olarak ele alınmaması durumuna vurgu yapılıyor. Bu da kabaca, Anayasa değişikliği sonrasında Türkiye’nin katiyen demokratik, şeffaf bir hukuk devleti olamayacağı öngörüsüne işaret ediyor.

Bu durumda kavramın anlamı, Türkiye için demokrasi şartı aranmaksızın ilişkilerin geliştirilmesi oluyor. Yani “Türkiye’yi kapının dışında bırakmaya devam edelim ama mutlaka çıkarcı ilişkiler de kuralım” demenin şık kelimelerle ifade edilmesi söz konusu.

Beril Dedeoğlu

 

CHP’de “Sine-i Millet” Çatlağı

Referandum ardından CHP Genel Merkezi önüne toplanan kalabalıktan “İstifa” sesleri yükseliyordu. Kemal Bey'in istifasını isteyenler, ne onu tanımışlar, ne partiyi. Olan bitenden de tam anlamıyla haberleri yok demektir.

Eğer gelişmeleri bir mantık çerçevesi içinde takip etmiş olsaydılar, Kemal Bey'in istifa edemeyeceğini de bilirlerdi. İstifa etmek, bir dilekçe yazıp altına imza çakmaktan ibaret değil. Kemal Bey o kalabalığın arzusu yönünde karar verse ve imzayı bassa bile işe yaramaz. Patron istifayı kabul etmez.

Mehmet Şeker

 

Muhalefet Mühür Hakları Mahkemesine Gitmelidir!

Referandum bitti lakin muhalifler hezimet sarsıntısından henüz kurtulamadılar. YSK’ya itiraz ettiler. Olmazsa AYM’ye gideceklermiş, oradan da netice alamazlarsa AİHM’e müracaat edeceklermiş. Milli ve uluslararası mahkemelere gitmek de meşru haklarıdır.

AYM’ye yapılacak itiraz da reddedilecektir. Çünkü Anayasa YSK kararlarının temyiz edilemeyeceğini amirdir. AİHM de reddedecektir çünkü orası insan hakları mahkemesidir. Mühür hakları mahkemesi değil.

Adil olursa, YSK’nın bir insan olan seçmenin hakkını koruyan kararına şapka çıkaracaktır. Yani muhalefet oturup sonuçlardan ders çıkarması gerekirken kimin değirmenine su taşıdığı belli olmayan bir uğraş içindedir maalesef..

Resul Tosun

 

Referandumun Öyküsü

Toplumdaki makul, normal ve sıradan çelişkilerden yararlanarak, Terörün, darbecilerin, yabancı istihbarat servislerinin, Batılı lobilerin, küresel fonların tetikçiliğini yapan, Kişi, kurum, kuruluş, STK ve lobiler, Bu topraklardan kovuluncaya kadar mücadeleye devam edilecektir!

İç içe geçmiş olguların topluma yansımasının yarattığı güçlüğün farkındayız. Bu yolun tek bir istikameti var: Vatana düşmanlık ve ihanet edenlerle savaş, amasız, aralıksız ve tereddütsüz devam etmeli.

Etki altında kalan kesimlere ise; maddi, manevi, siyasi ve teorik düzlemlerde daima ve amasız kucak açılmalı. Süreç netameli. Yılmak yok. Endişelenmeyin. Zaman içinde mutlaka başarı gelecektir. Toplumsal bölünmenin bir algı operasyonu ve bir vehim olduğu görülecektir.

Ömer Altaş

 

AB ile İlişkiler Nereye?

AB Türkiye’nin tutumunu hazzetmemesine, sert eleştiriler yöneltmesine rağmen bağları tamamen kopartmak da istemiyor. Çünkü bir ikilemle karşı karşıya. Türkiye’siz mesafe alamayacağını bildiği iki önemli konu var.

“Terörizm” tehdidi listenin başında geliyor. Terör saldırılarının yol açtığı korku ve panik eşiğinin çok düşük olduğu AB ülkelerinde politikacılar büyük bir baskı altında. Nitekim Fransa, Belçika, Almanya ve İsveç’te yaşanan terör saldırıları tüm AB üyesi ülkeleri endişelendirmeye yetiyor.

Suriye ve Irak’ta devam eden DAEŞ operasyonları, Libya’daki belirsizlikler, AB’de yaşayan milyonlarca Müslüman’ın bazılarının kolaylıkla radikalize olabileceği korkusu endişeleri daha da derinleştiriyor.

Nihat Ali Özcan

 

Telefondan Sonra Beyaz Saray

Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı, telefonun referandum sonucuna kesin destek anlamına gelmediği, bunun sadece bir tebrik telefonu olduğu ve iki liderin Suriye de dahil ortak sorunları tartıştıklarını vurguladı. Anlayacağınız, bu sadece iç siyaset gerekçeleriyle yapılmış zorunlu bir açıklamaydı.

Asıl önemli olan Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la kurması muhtemel sıcak bağlantıydı. Kişisel ilişkilere çok önem veren Başkan Trump da bu yönde adım attı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmek için hemen randevu verdi.

Bu yüzden şu sıralarda Washington’dan gelebilecek çelişkili açıklamalara, iç politika nedeniyle atılacak bazı adımlara şaşırmamak gerekiyor. Asıl meseleler iki lider arasında mayısta yüz yüze çözülecek.

Serdar Turgut

 

Bu Pazar Fransa’da Seçim!

Fransa’daki 23 Nisan tarihindeki ilk seçim sonrasında, 7 Mayıs tarihinde de nihai seçim var. Medya geçen hafta tüm adayları şu andaki oy yüzdeleri ile gündeme getirmişti. İlk turda aşırı sağcı, NF yani Ulusal Cephe partisinin adayı Le Pen yüzde 23 oy alır deniyordu. Kazanırsa Fransa Avrupa Birliği'nden çıkacak, euro yerine kendi paralarına da geri dönülecekti. Ama ikinci turda Le Pen kazanamaz, mantık ile oy veren başkaları kazanısa, Fransa Avrupa Birliğinde kalır ve euro kullanılmaya devam edilirdi. Aslında Le Pen iki adet yakını Frederic Chatillon ve Axsel Loustau‘nun Hitler’e hayran olması nedeni ile hırpalanıyor.

Deniz Gökçe

 

Önümüzdeki Maçlara Bakacak Teknik Direktörler Aranıyor, Maaş Dolgundur

Meral Akşener'i, Temel Karamollaoğlu'nu, Doğu Perinçek'i, Sinan Oğan'ı, Muharrem İnce'yi, Metin Feyzioğlu'nu ve takıma "dışarıdan da olsa" destek verdiğini iddia edip yenilgiden pay isteyen ecnebi namzetleri ve diğer hocaları da unutmayalım.

Bakalım, 16 Nisan yenilgisini sahiplenip 2019 başkanlık maçında Erdoğan'ın karşısına hangisi çıkacak? Ve 16 Nisan'da yanındakine yenindekine çok aldırmadan iki renkten birine mühür basan tribünler, iş Erdoğan karşısına çıkacak somut ismi desteklemeye gelince ne tepki verecekler?

Öyle ya, örneğin bir Perinçek taraftarı, Karamollaoğlu ile birlikte hayır tezahüratı yapmaya belki çekinmez ama aynı kişiye "hocanın adını haykır" dediğiniz de işin rengi değişir. "Bak" dedikleri dışarıdaki cambazı boş verin; mesele başka. Zira yaklaşıyor yaklaşmakta olan maç da.

Melih Altınok

 

Artık Sonuç Değil Süreç Önemli

Önümüzde Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş süreci bulunuyor. 18 maddelik anayasa değişikliğine dayanarak yürütme dizayn edilecek. Cumhurbaşkanlığı sisteminin modeli ve detayları tümüyle netleştirilecek. Buna bağlı olarak uyum yasaları çıkarılacak.

İşte bu noktada CHP'nin önünde iki seçenek var. İlki, Avrupa başkentlerinden moral destek bularak 16 Nisan halkoylamasının meşruiyetini sürekli gündemde tutmak ve böylece geçiş sürecini tıkamaya çalışmak. Bu durumda CHP'nin, 2019'daki büyük kapışma için dayanabileceği yüzde 49'luk hayır oyunu elde tutması mümkün değil.

Burhanettin Duran

 

16 Nisan Sonrası Avrupa’yla İlişkiler

Maalesef Avrupa’nın çoğu yerinde Türkiye gündemi patolojik Türkiye karşıtları tarafından domine edilmiş vaziyette. Tarihi önyargılar kumpanyasının son sahnesinin adı Erdoğan düşmanlığı. Türkiye’ye dair her şeyi Cumhurbaşkanı’nın şeytanlaştırılması üzerinden açıklayan daha doğrusu açıkladığını zannedenler var.

Bu en açık ifadeyle bir “geri zekâlılığa” işaret ediyor. Yurtdışındaki mecralarda Cumhurbaşkanı’na üç beş hakaret etmenin herhangi bir “geri zekâlıyı” Türkiye uzmanı, gazeteci, gözlemci vs. yaptığı günler yaşıyoruz. Kendi kendini şarj eden bir “geri zekâlılık” bu.

Türkiye’ye raportör diye gözlemci diye PKKlı gönderirler, uzman diye gazeteci diye FETÖcü proje çocuklarının tezviratını yayarlar, en sonunda ürettikleri saçmalıklar ve köpürttükleri nefretle kendilerini motive edip Türkiye’ye ateş etmeye devam ederler. Bu çevreler iflah olmaz; en büyük tedavileri onları aşağılamaktır.

Ufuk Ulutaş

YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!