Hayvan Terli

Gemler sende olsa bile
Bu yem yenmez bile bile
Hayvan terli bu düzende
Bugün varsan yarın yoksun
Tarih oku bilgin artsın
Sen dünyadan bihabersen
Söyle beyim atlar ne yapsın
(Cem Karaca, Hayvan Terli)

Türkiye, 60 yılda ancak darbenin mekaniğini öğrenebildi. Planlaması hep başkaları tarafından yapılmış darbelerde verilen rolü oynamak başka, bizzat planlamak ve organizasyonunu gerçekleştirmek başka bir şeydir.

Planlama önce anlamayı gerektirir. Asgari bir sosyoloji, tarih (özellikle yakın tarih), psikoloji bilgisi gerektirir. Oysaki Türkiye’de özellikle FETÖ’cü akademisyen bunu gerçekleştirebilecek bilimsel formasyondan ve yeterlilikten yoksundur.

Yıllarca ahbap çavuş ilişkisiyle hareket etmiş, tembelleşmiş bir sınıftan emek verip analiz yapmasını beklemek beyhudedir. Hele de hep kazananın yanında yer almış, toplumdan uzaklaşmışsa… Katıksız bir özgüven, en ufak bir eleştiriye yer vermeyen mutlak haklılık ve doğruluk inancı, taktik/strateji geliştirmek zorunda kalmayacak kadar steril ve tehlikeden uzak olanın beyni de midesi gibi çalışır.

Bu, kendi toplumuna yabancılık ve siyasal atalete bir de darbenin planlayıcısı küresel güçlerin oryantalizmi eklenince FETÖ için 15 Temmuz’un hezimeti kaçınılmaz oldu.

Türkiye’de darbe mekaniğinin başkaları tarafından kurgulanması, muhteris sınıfların (ordu, yargı, semaye, basın…) aparat olarak sadece görev alması, sivil- siyaset alanlarının arasındaki mesafeden kaynaklanıyordu.

Sivil alan, siyasal alan tarafından yutulunca iktidarın dönemsel el değiştirmeleri oyununa yeni kliklerin de katılmasını (cemaatler, alt kültür gruplarının örgütlü temsilcileri, irili ufaklı sendikalar, silahlı terör örgütleri) beraberinde getirdi.

Oysaki Batı’da durum farklıdır. Sezar’ın hakkını Sezar’a vermesinin altından çok sular akmıştır. Sivil alan-siyasal alan ayrımı çoktan bitmiş, iktidar alanın ortakları iktidardan payını almış, taksime razı olmuştur. Batı darbe yapmayı, dolayısıyla planlamayı bizden çok önce öğrendi, kitabını yazdı; 200 yıldır da bunun telifini alıyor bizim bölgede.

20. YY’da İngiliz ve Amerikan tarihçiliği sanayi inkılabının ve sömürgeciliğin getirdiği ekonomik başarıya bir kılıf arıyordu. Oluşan eşitsizliğin geometrik izahını milliyetçilikte buldu. Ancak Ortadoğu’da millet Anglosaksonun anladığı millet değildir. Ortadoğu’nun milleti, Akdeniz ticaret ve enerji yollarının güvenliği için uydurulan “millete” hep direndi, direnmeye de devam ediyor.

Ortadoğu’nun yekpare milleti modernitenin ve kapitalizmin içini boşalttığı milliyetçiliği ancak daha büyük bir tehlikeyi savuşturacağında, düşmanı kılıç mesafesinde tutmak için kullandı. Ne zaman tufan yaklaşsa derin sezgisindeki ümmetçiliğe geri döndü. Asla tam kapitalist olmadı. Sömürge müstemlekesi olmaya direndi.

İngiltere ve Amerika bildiği ayranı bilmediği yoğurda değişmiyor. İyi bilinen, denenmiş ve tutmuş bir yöntem olarak ulusçuluk ve devletleştirme yeri geldikçe köpürtülüyor. Sıradan askerlerden veya toplumun bir şekilde saygısını kazanmış insanlardan önce darbeci sonra diktatör çıkarmak, kuru çayın üstüne köprü kurup başına zabit dikmektir. Ancak bilmediği bir şey var Deli Dumrul bizim efsanemizdir.

Şimdi Batı’da yeni bir kitap yazılıyor. Küresel sorunların maliyetinin yüklenilmesi bir prensip olarak konuşuluyor. Tahakkuku esas alanın yerine, maliyeti esas alan bir muhasebe gelişiyor. Carl Schmitt’in parlamentarizm eleştirilerinde sıkça vurguladığı ekonominin yasalarını siyasete uygulama ve buradan doğan yönetişim sorunları sonunda bu noktaya geldi.

Bu kârlılık analizi bölgesel ilişkilere de yansıyor. Egemenliğin muğlak, gücünse berraklaştığı bir aşamadan geçiyoruz. Kârın maksimizasyonu için iki temel strateji öne çıkıyor: Maliyeti kısmak ve güvenliği sağlamak.

Aynı coğrafyada yüz yıl önce çözülmeye başladığımız günden beri belimizi doğrultmaya çalışıyoruz. Bugün bir daha çözülürsek başımıza nelerin geleceğini tekrarlamak, tarihsel travmayı hatırlamak bir tedavi yöntemi değildir. Milletin hukuku çölün kumuna, göç yollarının tozuna toprağına, kimi zaman petrole ve baruta bulana bulana oluşur. Meclisler, kürsüler, cümle yasama ve yürütmelerse kontra gerilla… 

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    serdar

    Kalemi güçlü yazarlar geliyor.

    cevapla
  • avatar
    Osman

    inanılmaz güzel bir yazı olmuş

    cevapla