ABD Durmuyor... Cami Bombalıyor, YPG’ye Helikopter Veriyor

Gazetelere baktığımız zaman Almanya Başbakanı Angela Merkel’e Türkiye dersi veren bir ABD Başkanı portresi ile karşı karşıyayız.

Beyaz Saray’da kendisini ziyaret eden Merkel “Türkiye Suriye mültecileri üzerinden bizi tehdit ediyor” deyince ABD Başkanı Donald Trump, ağzının payını vermiş, “Türkiye bu konuda üzerine düşeni yapıyor” demiş! En fazla mülteci barındıran Türkiye’ye Trump laf söyletmemiş!

Suriye konusunda Alman Başbakanı Merkel’e söz söyletmeyen ABD Başkanı Donald Trump, Suriye’de ne yapmış acaba?

Trump Cuma sabahı Merkel ile görüştü. Perşembe gecesi ise Suriye’nin Halep vilayeti Etraip ilçesine bağlı Cina köyünde, yatsı namazı sonrası sohbete kalan 300 kadar cemaatin içinde bulunduğu camiyi bombaladı. 60 Müslüman şehit oldu, 100 kadarı yaralandı.

Akşam... Suriye’de, çatışmanın olmadığı Halep’te cami bombala, 60 Müslümanı şehit et, 100 kadarını yarala... Sabah... Alman Başbakanı Merkel ile buluşunca Suriye konusunda Türkiye’nin yanındaymış görüntüsü ver.

Hafta içinde CENTCOM “Rakka operasyonunda YPG var, Türkiye yok” açıklaması yapmış; ABD bir kez daha “kara gücüm” dediği YPG’nin yanında yer aldığını ilan etmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, Angela Merkel ile görüşmesinden sonra ne yaptı?

YPG’ye S-92 tipi Sikorsky helikopter gönderdi. Ayn el Arab’a (Kobani) inen helikopter için bir de YPG’ye eğitim verdiler.

YPG o helikopteri kullanıyor.

NE ZAMANDIR ABD DOST, ALMANYA DÜŞMAN

Helikopterden bir hafta önce 400 kişilik bir topçu birliğini CENTCOM Suriye’ye gönderdi. Bu bir defada gönderilen en yüksek kuvvetti. Aynı anda ABD Dışişleri Bakanlığı YPG’yi PKK gibi terör örgütü görmediğini açıkladı.

15 Temmuz darbe kalkışması sonrası Türkiye’den yapılan açıklamalarda ABD, hep darbenin arkasında olmakla suçlandı. İncirlik üssünü darbecilere kullandırdığı, NATO’daki Türk subayları ile darbe planlamasının içinde olduğu konuşuldu.

Yeni Şafak gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Vur emrini ABD verdi” manşetini attı.

Fırat Kalkanı ABD’nin terör koridorunu kesmek için yapıldı.

ABD ile yürütülen tüm görüşmelerde FETÖ istendi.

Şimdilerse ise başka bir tablo karşımıza çıkartılıyor.

Ne oldu, nasıl olduysa ABD dost oldu, Almanya baş düşman.

ABD hedef olmaktan bir anda nasıl kurtuldu? Almanya’nın niye hedef olduğunu biliyoruz da, neden kendini hedef haline getirdiğini tam anlamış değiliz.

Almanya önce darbeye karışan NATO’da görevli Türk subaylarını ‘misafir’ etti. Gazetecisinden, yargıcına, savcısına FETÖ’cülere sahip çıktı. Eline pasaport verdi, cebine para koydu.

Bu yetmeyince, Bakanların katılacağı “evet” toplantılarını iptal etti. PKK’yı sokağa çıkardı. Öcalan fotoğrafları, PKK sembolleri ile “hayır” kampanyası yürütmesine kol kanat gerdi.

Tam da Merkel, Trump ile görüşmedeyken, Almanya Federal Haber Alma Servisi BND’nin Başkanı Bruno Kahl, Spiegel’e röportaj verdi.

“15 Temmuz’un arkasında FETÖ’nün olduğuna inanmıyoruz. Gülen bir eğitimci” deyiverdi.

Hem de hiç demeç vermeyen BND Başkanı söyledi bunları.

Gazeteler FETÖ’nün arkasında Almanya’nın olduğunu yazıyorlar. 100’den fazla ülkede FETÖ’yü bir istihbarat örgütü olarak kullanmış diyorlar.

Doğrudur da...

Mart 1999’dan bu yana ABD’de olan Gülen, ne zaman Almanya’nın adamı oldu?

Almanya hırlı mı? Elbette değil.

Lakin ABD’ye ne oldu?

Almanya düşman olurken ABD birden dost oluverdi. Neden?

Almanya sokaklarında Öcalan’ın fotoğrafı bizi rahatsız ediyor da, cami bombalayan, Müslüman katleden ABD bizi neden öfkelendirmiyor?

Alman sokaklarında PKK sembollerine kızıyoruz; eyvallah...

Neden YPG/PKK’ya Sikorsky veren, top, tank, tüfek, füze gönderen ABD’ye kızmıyoruz?..

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    servet kocaağa

    Cevabı çok basit.''Eyy Merkel, sana da yazıklar olsun'' dediğimiz gibi, ''eyyy Trump, sana da yazıklar olsun'' demek kolay olmayınca çaresiz basit söylemlerle geçiştiriyoruz. Trafikte 5 tane insan azmanıyla, en haklı olduğunuz zaman bile tartışamazsınız veya ben tartışıp ölene kadar dayak yemeyi göze almam gibi bir durumla karşı karşıyayız. O Amerikalı ince yüzlü komutan vardı ya Gurk mu ne? Onun söyledikleri yenilir yutulur şeyler olmamasına rağmen hadi Amerika'ya dayılan! Celal bey gibi bir analizci bunları bilmediğinden değil, bakayım toplumun ne kadarı vahametin farkında diye tartmak için yazmış olmalı. Bir tarihçi olarak birçok beyinsizin Mondros Ateşkes Antlaşmasını imzalayanları hainlikle itham ettiğini gören biri olarak olayı özetleyim. Delegeler Amiral Caltrophe'la şartları görüşmeye başlamak istediklerinde hazretleri aynen şöyle der ''beyler, ateşkes şartları çantamda hazır'' Heyet bir şifreyle durumu payitahta bildirir ve şartların yenilir yutulur olmadığını, devletin varlığını sorgulattığını ve ne yapılması gerektiğini sorarlar. Payitahtın cevabı aynen şu minval üzeredir ''savaşı devam ettirecek durumda olmadığımıza göre, yapabileceğiniz pazarlığı yapın ve imzalayın'' işte şu anda yaptığımız ve yapmayı düşündüğümüz her şeyde benzer bir durumu yaşayıp, benzer kararlar vermek zorunda kalıyoruz, belkide bırakılıyoruz. İsmet Paşa'nın deyimiyle ''güçlü bir devletle flört etmek, bir ayıyla yatağa girmeye benzer'' yani adama demir leblebi yedirirler

    cevapla