Ersanlı'nın tahliyesi ve anlamı

KCK davasından yargılanan Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın aralarında olduğu 16 kişi dün tahliye edildi.

Bu, adalet ve demokrasi istikametinde önemli ve son derece sevindirici bir durumdur.

Ersanlı son dönemde, Kürt sorununa şu ya da bu şekilde değen, daha doğrusu Kürt siyasi hareketiyle temas eden her aktör, eylem, düşüncenin zaptı rapt altına alınmasının "simge"si olmuştu.

KCK iddianamesinde Ersanlı'yla ilgili parti akademisinde ders vermek ve verilecek dersleri tertiplemek dışında hiç bir suçlama olmaması, adalet duygusunu derinden tahrip ettiği oranda, "simge" üzerinden tüm bir KCK tablosunun görülmesine vesile olmuştu.

Tahliye az da olsa, yine simgeledikleriyle, bu tahribata yönelik bir telafi olmuştur.

Ersanlı sadece bir simge değil, aynı zamanda bir dönem Şık ve Şener'in olduğu gibi bir "turnosol kağıdı"ydı.

Kürt sorununda otoriter yöntemleri savunanların hedeflediği, karalamaya, itibarsızlaştırmaya çalıştığı ve bunu yapanları kendiliğinden deşifre eden bir isimdi.

Kişilik infazı üzerinden düşüncenin boğulmasına giden bu yol, bugün tahliyelerle inkıtaya uğramıştır, ayrıca şahin kalem ve siyasetçilerin serancamını iyice ortaya koymuştur.

Dışişileri Bakanı Davutoğlu haklıydı...

Ersanlı ve benzerlerinin tutukluluk hali ve yargılanması işledikleri suçlardan değil, maruz kaldıkları soruşturma ve kovuşturmanın iç mantığından, iç siyasetinden kaynaklanıyordu.

Tahliye, en azından, bu durumun kamu vicdanında açtığı yaranın derinleşmesini önlemiştir.

Daha önce Zarakolu, şimdi Ersanlı...

Kabul etmek gerekir ki, KCK iddianamesini okuduğunuz zaman göreceğiniz şiddete dair pek çok suç, girişimi var ve bunlardan ötürü yargılanan kişiler var.

Buna karşılık aynı iddianamede Ersanlı'nın durumunda olan pek çok insan var...

Ersanlı'nın tahliyesinin bu durumun yargı tarafından görülmesinin ve telafisinin ilk adımı olacağını varsayalım.

Ancak KCK'ya yönelik resmi politikanın, siyasi iktidarın bu politika üzerinden önüne koyduğu hedefin, yani Kürt siyasi alanının Kürtler için daraltılması girişimlerinden bir çırpıda çark edileceğini düşünmek yanlış olur.

Bununla birlikte 3. Reform paketinin öngördüğü çerçevede tutuksuz yargılamalar ve adil muamele açısından hızla yol alınması mümkündür. Bu istikamette yargı uygulamalarının KCK politikası konusunda hükümetin iradesini ve bakışını etkilemesi, bu soruşturmaları yürüten emniyet birimlerini dengelemesi ve dizginlemesi pekala söz konusu olabilir.

Nitekim daha şimdiden bu konuda gözlerimizi bardağın dolu tarafına dikmemiz için kimi nedenler var.

Bunların başında siyasi iktidarın değişim sürecinin bir numaralı taşıyıcısı olan daha özel yetkili yargı aktörlerinin ürettiği sorunların farkına varması yatıyor. Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, meşruiyet sorunu yaratanlara ciddi bir tasfiye girişimi, tutukluluk hallerine ilişkin yetki alanını daraltacak tedbirler, bu sorunların giderilmesine, değişim sürecinin demokratik bir ray üzerine oturtulmasına yönelik adımlardır.

Bugün bu açıdan bir geçiş döneminde olduğumuz açıktır.

Tutukluluk yerine adli takip imkanında 3 yıl sınırının kalkması önemli bir adım olmakla birlikte, yargı tarafından hala dirençle karşılanmaktadır.

Bu geçiş döneminin kısa süreceğini umalım...

Ve unutmayalım, hiç bir temizlik sürecinin hedefi tutuklu yargılamanın sürdürülmesi olamaz, esas olan adil yargılamadır, yargı sürecinin güç mücadelelerinin aracı olmamasıdır.

Büşra Ersanlı umarız bunu da simgeler...

Bu arada geçmiş olsun Büşra...

YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!