Ölümünün 3. yıl dönümünde, Ariel Şaron kimdir?

Ölümünün 3. yıl dönümünde, Ariel Şaron kimdir?
Tümgeneral, Savunma Bakanı, Başbakan, Beyrut Kasabı, zalim ve siyonist... Ölümünün 3. yılında, Ariel Şaron kimdir?
Son güncelleme: 11.01.2017 / 10:20:14

HABER10 Özel / Yuşa ÇİFÇİ

Rus asıllı, Yahudi bir ailenin çocuğu ve asıl adı Ariel Sheinermann olan Ariel Şaron (Sharon), 1928 yılında dünyaya geldi. O dönemde İngiliz sömürgesi altında bulunan Filistin'de yaşayan Şaron, sömürgeciliği çok sevmiş olacak ki, Filistin'de İngilizleri aratmayan bir zalimlik gösterecekti...

Henüz 19 yaşındayken, 1947 yılında İsrail Askeri Akademisi'ne (Tzahal) giren Şaron, 25 yıl görev yaptığı Tzahal'dan Tümgeneral rütbesiyle ayrıldı. Askeri yaşamına son verdikten bir sene sonra ise Likud Partisi'nin kuruluşunda yer alarak, kendisini bir anda İsrail Meclisi'nde (Knesset) buldu.

SAVUNMA BAKANI ARİEL ŞARON

Likud Partisi, katıldığı ikinci İsrail Genel Seçimi'nde iktidar oldu. Askeri geçmişi göz önünde bulundurularak, Başbakan Menachem Begin tarafından Şaron'a Savunma Bakanı görevi verildi.

Göreve geldiği andan itibaren, İsrail İstihbarat Servisi (MOSSAD) ile askeri kanadı birleştirme çabasına girdi. Şaron'a göre, böylelikle hem Büyük İsrail'in oluşmasına karşı her türlü çabaya engel olunacak, hem de daha güçlü bir politika izlenebilecekti.

Nitekim, MOSSAD'ın Filistin'deki faaliyetleri sonuç vermiş ve İsrail'in bölgede yayılması sonucu Filistinliler Lübnan'a göç etmek zorunda kalmıştı.

LÜBNAN İÇ SAVAŞI, MOSSAD VE ARİEL ŞARON

Göç sonrası Lübnan'da faaliyetlerini sürdüren Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) İsrail'i rahatsız etti. MOSSAD aracılığı ile Lübnan muhalefet partisi Falanjist Parti'yle gizli antlaşmalar yapan Şaron, Güney Lübnan Ordusu'nun kurulmasına öncülük etti.

Kurulan bu orduya her türlü mühimmat yardımının da yapılmasıyla birlikte, bölgede bir iç savaş kıvılcımı yaratıldı. Şaron tarafından, Yaser Arafat öncülüğündeki FKÖ'nün, Lübnan'ı ele geçirmeye çalıştığına dair bir spekülasyon yayılması ise bu kıvılcımın ta kendisiydi.

BEYRUT KASABI ŞARON, SABRA VE ŞATİLLA KATLİAMLARI

İsrail'in Lübnan'daki eli olan Falanjist Partisi, kendi milislerini oluşturmuş ve bölgede devlet eliyle terör faaliyetleri gerçekleştirmeye başlamıştı. İşgal altındaki bölgelerden kaçan Filistinli mülteciler, Batı Beyrut'a yerleştirilmiş, Sabra ve Şatilla adındaki kamplarda yaşamlarını sürdürüyordu.

Ariel Şaron ve Falanjist milislerinin lideri Beşir Şemayel, 13 Eylül 1982 tarihinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi ve 'bölgede düzenin acilen sağlanması' gerektiği kanısına varıldı. Bu telefon konuşmasından tam 3 gün sonra 16 Eylül'de, Falanjist Milisler Sabra ve Şatilla kamplarına baskın düzenledi.

19 Eylül'e kadar süren bu baskın ve operasyonlar sonucu, çoğunluğu çocuk ve kadın olan 830 kişi vahşice katledildi. Milislerin bölgeden geri çekilmeye başlamasının ardından Ariel Şaron, "Kamplara 2.000 FKÖ mensubu geldi" açıklaması yaptı. Şaron'un bu provokatif söyleminin ardınan, İsrail tankları Sabra ve Şatilla kamplarına girdi. İsrail tanklarından açılan ateş sonucu milislerin lideri Beşir Cemayel'in ölmesini fırsat bilen Şaron, 'Cemayel'in FKÖ tarafından öldürüldüğünü' iddia etti.

İntikam isteyen milisler, kampları yoğun saldırıya maruz bıraktı. 29 Eylül'e kadar süren bu saldırıların sonucunda ise 2650 Filistinli hayatını kaybetti. Ariel Şaron, bu katliamdaki payı dolayısıyla "Beyrut Kasabı" olarak da anılmaktadır.

BARIŞ GÖRÜNÜMLÜ SAVAŞ BAKANI

Katliamdan 1 yıl sonra Sabra ve Şatilla'daki faaliyetleri yüzünden Savunma Bakanlığı'ndan atılan Şaron, kısa bir süre sonra kurulan Benahem-Netanyahu koalisyon hükümetinde Konut Bakanı olarak görev yaptı. İsrail'de Konut Bakanı demek, "Filistinlileri evinden çıkar, bölgeyi yık ve Büyük İsrail'e ver" demekti.

Bu kanlı görevini başarıyla yürüten Şaron, 1998 yılında hem Likud Partisi'nin başına geçti, hem de İsrail Dışişleri Bakanı oldu. Şaron, göreve geldiği dönemde, "Filistin ile kalıcı barışı sağlamak için görevlendirildim" açıklamasıyla, kamuoyunu şaşkınlığa uğratmıştı. Ancak bu şaşkınlık çok uzun sürmedi ve Şaron, bu dönemde Filistin halkını kışkırtmak ve incitmek için elinden geleni yaptı.

MESCİD-İ AKSA PROVOKASYONU VE BAŞBAKANLIK

Dışişleri Bakanlığı görevine geldikten 1.5 yıl sonra Şaron, Mescid-i Aksa'ya giderek provokatif söylemlerde bulundu. Şaron'un bu ziyareti ve söylemleri, Filistin'de İkinci İntifada'yı da ateşlemiş oldu.

Ehud Barak'ın görevi bırakmasıyla, 2001 yılında başbakanlık koltuğuna oturan Ariel Şaron, göreve gelir gelmez 'duvar politikası'nı hayata geçirdi. Dünya kamuoyunda çokça tartışılan bu politika, İsrail-Filistin sınırına 8 metre yüksekliğinde, 2.4 metre genişliğinde bir duvar örülmesini öngörüyordu.

Henüz bu politikanın sebebi tam olarak çözülememişken Şaron, İsraillileri kızdıran bir karara imza atarak, Yahudi yerleşimcileri Gazze Şeridi'nden geri çekti. Bu kararı İsrail'e ihanet olarak yorumlayan Benyamin Netanyahu ve arkadaşlarının baskısı sonucunda Şaron, partiden ayrılarak Kadima Partisi'ni kurdu.


Ariel Şaron'un koma sürecini temsil eden balmumu heykeli

TAM 8 YIL KOMADA KALDI

İsrail'deki yeni seçimlere hazırlanan Başbakan Şaron, iktidar için Şimon Peres ile rekabet halindeydi. Bu rekabet sürerken Şaron, 4 Ocak 2006 tarihinde beyin kanaması geçirdi ve hastaneye kaldırıldı.

Hastaneye kaldırılmasının ardından 3 ay boyunca, Ariel Şaron'un yerine Başbakanlık koltuğuna kimse atanmadı. Bu sürecin sonunda ise İsrail Başbakanlığı görevi Ehud Olmert'e geçti.

Tam 8 yıl 5 gün komada kalan Ariel Şaron, 11 Ocak 2014 tarihinde öldü. Vasiyetinde, aynı zamanda eski eşinin kız kardeşi olan ikinci eşinin yanına gömülmek isteyen Şaron'un bu isteği yerine getirildi. İkinci eşi Lily Şaron'un yanına gömülen Şaron, Siyonist olduğunu açıklayan ABD Dışişleri Bakanı Joe Biden'ın da katıldığı bir törenle gömüldü.

Arkasında binlerce ölüm ve hala devam etmekte olan bir zulüm politikası bırakan Şaron, bu vasıflarıyla akıllardaki yerini koruyor...

 

Kaynak: HABER10

YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!