Prof. Dr. Uysal: Suriye’de çözüm için Türkiye’nin desteği şart

Prof. Dr. Uysal: Suriye’de çözüm için Türkiye’nin desteği şart
Esed’in harap ettiği ülkeyi yeniden inşa etmeye İran ve Rusya’nın gücü yetmez. Türkiye’nin desteği gerekli.

Haber10 Röportaj
Ergün Munduz

ABD’nin 1991’deki Irak işgaliyle yaktığı ateş aradan geçen 25 yılda hala sönmedi. Washington, yeni dönemde Pasifik’e odaklanma kararı aldı, Ortadoğu’dan gücünü çekmeye başladı.

Oluşan boşluktan Rusya ve İran alan kapma hamlesi yaptı. İran, Lübnan’a kadar nüfuz etti; Rusya, Suriye’deki varlığını kurduğu yeni asker üslerle perçinledi. 

Bu süreçte ABD, bölgede “askerimin çizmesi kirlenmesin” politikası uygulamaya başladı. Boşalttığı alanda kara gücü olarak PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG’yi konuşlandırdı. Bunu da DAEŞ’le mücadele görüntüsü arkasında yaptı.

Hemen güneyde 5 yılı aşkın süredir devam eden savaş, yeni haritalar çizilmesi ve kuşatma operasyonuna karşı Türkiye, Fırat kalkanı ile sahaya girdi.

Suriye’de yaşanan kritik gelişmelerin ardından Ankara-Moskova-Tahran hattındda yaşanan siyasi gerilim, yerini karşılıklı diyaloğa bıraktı. Şimdi gözler 23 Ocak’ta Astana’da yapılacak zirvede.

Genelde Ortadoğu’da özelde de Suriye’deki son durumu, Tahran’ın attığı adımları, Ankara’nın hamlelerini, Türkiye-İran ilişkilerindeki yeni dönemi, İran Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal’la konuştuk.

Uzmanlar İran’ın, ABD’nin Irak işgalini, jeopolitik bir fırsata dönüştürdüğünü düşünüyor. Bu fikre katılıyor musunuz?

İran, kendisini dünyadaki bütün Şii’lerin lideri ve koruyucusu olarak görüyor. ABD işgali başarısız bir durum ortaya çıkarınca bölgeyi terk ederken İran’ın nüfuzuna engel olmadı. İşgal sonrasında Irak’taki Şiileri örgütlemeleri kolay oldu.

İran’a yakın Şii partiler, Haşd-i Şabi ve ona bağlı gruplar Irak’ta söz sahibi olabildiler. İran hem hükümet üzerinde nüfuz sahibi ve devlet-dışı grupları kullanıyor aynı zamanda onlara silah ve mühimmat satıyor. Siyasi ve ekonomik olarak kazançlı çıkıyor ama Irak zayıf kalıyor.

ESED’İN HÜKMÜ YOK TAHRAN’IN SÖZÜ GEÇİYOR

İran’ın, Irak Merkezi Hükümeti üzerinde siyasi bir vesayetinden söz edilebilir mi? Suriye’de de benzer bir durum mümkün mü?

İran, Irak’ı nüfuz alanı olarak görüyor. Daha doğrusu eski Pers İmparatorluğu sınırlarına nüfuz etmek istiyor ki buna Anadolu da dahil. Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irak’ta oluşan siyasi boşluğun bir şekilde dolması gerekiyordu.

İran da bunu değerlendirdi; siyasi partiler ve devlet gücünü kullanarak kendi adamlarını Irak Meclisine yerleştirdi.

İran, Suriye’de Esed’i destekledi ve desteklemeye devam ediyor. Bu da siyasi vesayetten kontrol seviyesine ulaştı. Rejimin kontrolündeki yerlerde artık Esed’in bir hükmü yok, İran’ın sözü geçiyor, belli alanda da Rusya’nın.

‘ARAP BAHARI’ İRAN’I KORKUTTU

“Arap Baharı” sonrası İran’ın Ortadoğu stratejisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

İran, “Arap Baharı” başladığında ‘İran İslam Devrimi’nin devamı olarak görse de peş peşe düşen diktatörlüklerin kendi rejimini de düşüreceğinden korktu ve kendini korumak için her şeyi yaptı.

İran’da her an patlamaya hazır bir genç nüfus ve siyasi sıkışıklık var. İstihdam yaratmakta ve diğer hizmetleri sağlamakta zorlanıyorlar. Bir taraftan da değişim isteyen azımsanamayacak bir çoğunluk var.

Hatırlarsınız, 2009’da seçimlerinde Ahmedinejad çıkınca, dünyanın her yerindeki İranlılar protesto etmişti. Bu kaygı henüz giderilebilmiş değil, sürüyor.

‘Arap Baharı’ndan sonra ortaya çıkan çatışma ve kaos ortamında İran, zemin kazanmaya çalışıyor. Ana stratejisi Hizbullah gibi devlet içinde devlet oluşturmak. Hizbullah sayesinde Lübnan’ı kontrol edebiliyor. Şimdi sırada diğer ülkeler var. Yemen’de Husiler ve Irak’ta Haşdi Şabi. Bu model onlar için önemli, her yerde kullanmak isteyeceklerdir.

OPEC KARARI İRAN’IN İŞİNE YARAYACAK

Asya-Avrupa ekseninde gelişen yeni enerji jeopolitiğinde İran’ı bekleyen tehditler ve avantajlar nelerdir?

Öncelikle Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) toplantısından çıkan “petrol üretimini sınırlama” kararı İran’ın işine gelecektir. Şöyle ki, yıllık 10 milyar dolar civarı bir artış bekleniyor petrol gelirinde. Kısa vadede İran’ın buradan kazanacağı belli.

Bir yandan da Türkiye ile Rusya arasındaki enerji anlaşmalarına bakmak gerek. Çünkü İran için Türkiye bir enerji pazarı. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, sık sık Asya ülkelerine gidip ortak proje ve enerji anlaşması yapmaya çalışıyor.

Mesela geçen günlerde Ermenistan ve Kazakistan ile kara, deniz ve demir yolu projeleri için anlaşma imzaladılar. 

İRAN, RUSYA’YA RUSYA DA İRAN’A BAĞIMLI

İran’ın, Ortadoğu’da Rusya’ya rağmen politika geliştirme kabiliyeti var mı?

Rusya’nın Ortadoğu’daki planı askeri ve ekonomik. Oysa İran’ın dahil olmak istediği başka konular da var. Mesela Şiilerin önderi ve koruyucusu olmak. Bütün Şiiler aynı şekilde düşünmese de onlar kendilerini böyle görüyor.

Dünya üzerindeki Müslümanların yaklaşık yüzde 20’sinin Şii olduğunu düşünürsek, İran’ın amacını daha net görürüz.

Ayrıca, Arap Yarımadası’nın kuzeyinden Akdeniz’e ve güneyinden de Yemen’e Şii hilali oluşturmak istiyor. Rusya ile İran, Ortadoğu’da beraber hareket etmek zorunda.

Çünkü Ruslar, bu coğrafyayı onlar kadar iyi bilmiyor. İran da silah ve hava gücü olarak Rusya’ya bağımlı. Rus desteği olmasaydı, İran Suriye’de kazanamazdı.

BATI İLE BUZLAR KISMEN ERİDİ

İran, P5+1 Nükleer Anlaşması ile Batı ile arasındaki buzları erittiği sonucu çıkar mı? Aynı zamanda Rusya ve Çin ile aynı blokta yer alıyor. İran geleneksel dış politikası bu paradoksu kaldırabilecek mi?

Nükleer Anlaşma’nın kaderini görmek gerek. ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın, İran’a karşı olan tutumunu bilmeyen kalmadı artık. Nükleer Anlaşmayı yırtıp atacağını bile söyledi. Avrupa bu konuda sessizliğini koruyor. Belki de Trump’ı bekliyorlar.

2015 Nükleer Anlaşması Batı ile İran’ın arasındaki buzları kısmen eritmişti. İran’ın ciddi bir yabancı yatırımcı ihtiyacı var. Yapmak istedikleri projeler (özellikle madencilik sektöründe) için kaynakları yok. Nükleer Anlaşma sayesinde çekebilirlerdi de. Trump’ın tavrını bekleyip görmek lazım.

İran, Rusya ve Çin ile aynı blokta kalmaya devam edecektir. İranlılar yakın bir zamana kadar kendilerine model olarak Türkiye’yi alıyorlardı.

Özellikle AK Parti sonrası Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini örnek alıyordu ama son dönemde dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in içe kapanma yaklaşımı ağırlık kazanıyor. Ruhani’nin açılım politikası belki seçimden sonra yeniden güç kazanabilir.

TAHRAN SERT, BASTIRIYOR

Irak ve Suriye’deki gelişmeler de dikkate alındığında, İran Kürdistanı’nı nasıl bir geleceğin beklediğini söyleyebiliriz?

Irak ve Suriye’deki siyasi boşluk ve istikrarsızlık İran’da yok. İran içerideki grupları sert bir şekilde kontrol ediyor.

Ayrıca bazı üniversitelerde Kürt Dili ve Edebiyatı bölümleri açıldı. Ama genel bir demokratik boşluktan Kürtler daha da rahatsız. Kürt bölgeler daha geri olduğu için de çok rahat değil ve ara ara çatışma haberleri geliyor.

ANKARA-TAHRAN KÜSEMEZ

Türkiye-İran ilişkilerini nasıl bir gelecek bekliyor?

Türkiye’nin İran’la ilişkileri istikrarlı bir şekilde devam ediyor. Gelecekte de böyle olacağını düşünüyorum. Bir ara çok gerilmişti ama iki ülke de birbirine ihtiyacı olduğu için küsme şansları da yok. Moskova’daki üçlü zirve de bu diyalog ihtiyacının kanıtı.

Suriye’de akan kanı durdurmaya çalışıyoruz ve bunu İran olmadan başaramayız. İran bu tahribattan sorumlu ama konuşmadan ve ikna edilmeden de çözülemez.

TÜRKİYE’NİN DESTEĞİ ŞART

Astana zirvesinden nasıl bir karar çıkar?

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın açıklamalarına göre Rusya, Türkiye ve İran, Suriye’de garantör devletler olacak. Rusya ve İran Esed’li bir çözüm istiyor ama Rusya, Esed konusunda çok ısrarcı değil ve İran’dan farklı olarak hiçbir şey olmamış gibi devam edilemeyeceğini bildiği için siyasi çözüm ve geçişten bahsediyor.

Şu açık ki Esed kazansa bile harap ettiği ülkeyi kendi başına yeniden inşa edemez. İran ve Rusya’nın da buna gücü yetmez. Önümüzde Irak örneği mevcut. Dolayısıyla Türkiye ve diğer güçlerin desteği gerekli. Çözümleri bozmasın diye ABD ve AB’nin desteği veya rızası önemli.

Türkiye bölgeye barışı getirmek için hem diplomatik çabalar sarf ediyor hem de bir taraftan DAEŞ ve PKK gibi iki terör örgütüyle, üstelik içeride de FETÖ ile tek başına mücadele ediyor. Suriye’de bir PKK-PYD devleti çıkmaması çok hayati bir kazanç olur Türkiye için.

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    Gökhan

    Hoca derin insandır. Değerlidir, Araplardan iyi Arapça konuşur, bu arada.

    cevapla
  • avatar
    Sertif PARLAK

    Allah'u Teala hazretleri biz kullarına akletmemizi emrediyor.Lakin,kürre-i arzı,nefsini put yapan tağutların istilasından kurtarmak lazım.Bunun içinde Hz. Hüseyin'ler lazım.Vesselam.

    cevapla
  • avatar
    Yusuf ATEŞ

    Güzel günler yakın İnşallah. Yeter ki biz önce kendimizden ve en yakınlarımızdan başlamak üzere;ilim, sabır, şükür, kanaat, iyi ahlak, saygı ve hüsn-ü zan gibi hasletlerimize sıkı sıkı sarılalım. Ümmetin ittihadı ve terakkisi için ilim ve bilim marifetiyle mücadele edelim. Biz azmadığımız sürece Cenab-ı Allah gazab etmez. Ederse ancak gazabı çetindir.

    cevapla
  • avatar
    melek

    türkiye candır can.Rabbim devletimize memleketımıze zeval vermesın

    cevapla