Prof. Dr. Hasan Boynukara: Aliya, tartışır ama dayatmaz, fikir militanlığı yapmaz

 Prof. Dr. Hasan Boynukara: Aliya, tartışır ama dayatmaz, fikir militanlığı yapmaz
Fikir militanlığı yapmayan, kırıp dökmeyen, inceleyen, tartışan ama dayatmayan, çözüm üreten, düşmanına bile merhamet edecek kadar yüce gönüllü bir insan: Aliya İzzetbegoviç.

Haber10 Röportaj
Muaz Ergü

Hem düşünür hem komutan hem de devlet başkanı olarak geride derin izler bırakan Aliya İzzetbegoviç'i mutlaka tanımak gerekir. Yakın zamanlarda düşünce ve eylemi bütünleştiren bir başkasına rastlamak olası değil. İnsanoğlunun inanmayı, adanmayı, hoşgörüyü, erdemi unuttuğu zamanlarda mümbit bir yağmur gibi yağmıştı.

İslam ahlakının ve bilgeliğin bulutlarından boşanan bir yağmur. Dünyevi hırsların, politik çıkarların, doymaz iştihaların, şeytansı paradigmaların karanlıklaştırdığı, ufuksuzlaştırdığı insanlığa, insanlığı anlatmıştı hiç durmadan.

Modern dünyanın gözü önünde, Avrupa'nın göbeğinde Müslüman katliamına başlayan Sırplara karşı en ön saflarda savaştı Aliya. Evet, bu savaşta onuruyla, vakarıyla, Müslüman duruşuyla halkının yanındaydı O. İşgalin, ihanetin ortasında sabırdan bir direnişi örgütledi.

Savaş dolayısıyla her şeyi meşrulaştıran çıkarcı anlayışlara karşı savaşın bile bir ahlakı olduğunu hatırlattı. Soylu bir direnişi… 19 Ekim 2003'te bu dünyadan ayrılan  Aliya'yı ölümünün 13. yıldönümünde  Prof. Dr. Hasan Boynukara’dan dinleyelim istedik...



BÜTÜN ÇABASI BİZE İKLİM YARATMAK İÇİNDİ

Hasan Boynukara’nın Aliya’yla yolu nasıl kesişti? Neden Aliya İzzetbegoviç? Anlatır mısınız?

Tarihini tam hatırlamıyorum ama herhalde bir yirmi beş yıl oldu. Doğu ve Batı Arasında İslam adlı eserini okumuştum. Biraz fazla etkilenmiş olmalıyım ki, hakkında, günlük bir gazetede üç gün süreyle yayınlanan bir yazı dizisi hazırladım. İlk defa batı ile doğuyu bu kadar samimi ve yansız bir şekilde çözümleyen bir kitap okudum. 

Sonra diğer çalışmalarına baktım. Aliya ile tanış olduk. Yazılarındaki tespitler çoğumuzun “tam da bu” diyeceği türden. Bundan da önemlisi içtenliği. Kitap yazmış olmak, bir takım unvanlarla anılmak gibi bir kaygı taşımadığını görürsünüz. Deyim yerindeyse bir yanı batı, bir yanı doğu, iki kültür arasında bocalayan bizim gibi insanların soluklanabileceği bir iklim yaratmak içindir bütün çabası. Hissettiklerinizi hisseden insanlarla çok kısa sürede dost olursunuz ya, bizimki de böyle oldu.

HİKMET, İRFAN, FEDAKARLIK...

Aliya İzzetbegoviç’e neden Bilge Kral deniyor? Sizce Bilge Kral tabiri doğru mu?

Bana kalırsa bir düşünürü klişelere hapsetmemek gerekir. Aliya’dan alıntılar yapmayı bile gereksiz görüyorum. Özellikle bahsettiğim kitabın satır satır okunması gerekir. Aliya bilge midir, değil midir tartışılır ama yitik hikmetin,  irfan, fedakarlığın, samimiyetin, herkese ve herkes için bir medeniyetin inşası peşinde olduğunu söyleyebilirim.

Bu medeniyette hem Batı hem de Doğu var. Giderek bütün insanlar var. Medeniyet herkesin karınca kararınca katkıda bulunduğu bir yapıdır. Farklılıklar bir dışlama ya da dışlanma nedeni değildir.



ALİYA'YA HAKSIZLIK OLUR

Aliya ne siyasetçidir ne askerdir ne devlet adamıdır; bütün bunları kucağında bulduğu için hakkını vermeye çalışan bir düşünce ve gönül insanıdır. Düşüncelerinden dolayı hapis yatarkenki Aliya ile devlet başkanlığı koltuğunda oturan Aliya arasında niteliksel bir fark yoktur.  Düşmanına bile merhamet edecek kadar yüce gönüllü bir insanı politik kavramlarla tanımlamaya çalışmak ona haksızlık olur.

Kral kelimesini de pek hoş bulmuyorum. Ama onun benzerlerinden farkını ortaya koymak açısından iyi bir tanımlama. Onu var eden siyasi ya da askeri konumu değil, düşünce dünyasıdır. Reagen ya da Çavusesku, makamda oturdukları sürece var idiler ama şimdi esameleri okunmuyor. Aliya ise hep var olacak, hep konuşulacak.

FİKİR MİLİTANLIĞI YAPMAZ

Onu standart bir entelektüel ve aynı zamanda bir devlet adamından ayrıran nedir?

Aliya
’dan öğreneceğimiz çok şey var ama en önemlisi önyargılarımızla yüzleşme konusudur. Fikir militanlığı yapmaz. Saldırmaz. Kırıp dökmez.  İnceler, çözümler, tartışır ama dayatmaz. Batıyı da Doğuyu da içeriden bildiği için çoğumuzun beslediği düşmanca tutumdan farklı bir tutum sergiler Batıya karşı.

Değerlerini toptan reddetmez. Doğuyu da bağrına basıp baş tacı etmez. İki tarafın birbirinden öğrenecekleri olduğunu savunur. En ağır eleştirilerinde bile bir terbiye vardır, bir nezaket vardır. İnsanın saygı duymaması, sevgi beslememesi mümkün değil. Ne şöhret, ne istikbal, ne makam sadece daha güzel bir dünya ve bütün insanların adil bir iklimde yaşamaları özlemi.

'BİZİMKİLER' TANIMLAMASI DAHA BİLGECE

Müslüman Aliya’yı okurken doğunun ve batının müthiş birikimlerinden faydalandığını görüyoruz. Hatta en sevdiği yazarlardan biri Dostoyevski. Avrupalı düşünür, filozof ve edebiyatçılardan etkilenmiş...


Eserlerini okuduğunuzda göze çarpan özelliklerinden biri Aliya’nın geniş ve çeşitli okumalar yaptığına tanık olmamızdır. Medeniyet herkesi içine alacak kadar geniş bir kavramdır. Batılı ve Doğulu ayrımı yapmadan, nerede bir hikmet pırıltısı bulursa, onu alan ve savunan bir insandır. Onun “bizimkiler” tanımlaması daha geniş ve daha bilgece. Tolstoy da bizimdir Mevlana da, Sokrat da bizimdir Yunus Emre de.

Yani ilk on birde hep bizimkiler oynamaz, onları hep yedek kulübesinde tutmaz. Bu da ancak irfanla, izanla, birikimle, ahlakla olur. Hiçbir yerde alimlik taslamaz, hep bir düşünce işçisi olduğu hissini verir. Eylemlerinde de bu vardır. Bosna savaşı sırasında askerlerin, milislerin, halkın içinde olmuştur. Gerçekten ender rastlanabilecek bir formasyon sahibidir. Saygı uyandırması bundandır, sevgi duyulması da...

BİR DOSTLA BULUŞMAK GİBİ

Aliya’nın mezarını ziyaret ettiğinizde neler hissettiniz?

Bir gün Aliya’nın mezarını ziyaret etmek nasip olur mu demiştim, oldu. Tanıştığımızı gördüm, aynı dili kullandığımız için anlamakta zorluk çekmedik ve konuştuğumuzu kimse görmedi. Bir mezar ziyareti değil bir dostla buluşma gibi oldu.

Aliya sonrası Bosna Hersek’i değerlendirin desek neler söylersiniz?

Bosna diğer balkan ülkeleri gibi güzel bir coğrafyaya sahip. Diğerlerinden farkı hala kapanmamış yaralarının olması. Kaygılar ve korkular bitmemiş. Yüzlerdeki kederi, atmosferdeki ağırlığı hissetmemek mümkün değil.

KAPANMAMIŞ YARALAR SÜREN KORKULAR

Turistik ziyaretiniz, eğer yeterince duyarlıysanız, birden bire bir taziyeye dönüşebilir, bunca yıldan sonra bile! Kapanmamış yaralar var, yok edilmemiş korkular... Coğrafya hala sorunlu. Biraz buruk ayrılırsınız, farkında olmadan.

Ya da gidip görür, yer içer, anlatacak hatıralarla dönersiniz. Göz sizin, gönül sizin...

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    Yakup Akgül

    Hasan hocam selam ve dualarımla,Akita İzzet begov iç bey ile ilgi yaptığınız değerlendirmeyi keyifle okudum.inanın bu bilge adamı ilk defa bu kadar guzel tasvir eden bir siz oldunuz, hele o"fikir militanliği yapmaz" şeklindeki yorumunuz harika olmuş ,sizin kaleminizden anladım ki istediğimiz düşünce örgüsü ve özlenen dünya hayali orada sadece onda varmış ,

    cevapla