Mehmet Çek: Yaptıklarının faturası çıkacaktı, tutuklandılar

Mehmet Çek: Yaptıklarının faturası çıkacaktı, tutuklandılar
HDP’li vekillerin tutuklanması hukuken doğru, siyaseten yanlış bulduğunu belirten Mehmek Çek, "Elbette yaptıklarının faturası çıkacaktı, çıktı; tutuklandılar" dedi.

Geçen hafta gündem HDP milletvekilleri ile Cumhuriyet Gazetesi yazarlarının tutuklanmasıydı. Dokunulmazlıkların kaldırılmasının ardından haklarındaki soruşturma kapsamında ifade vermeye gitmeyen HDP’li 15 milletvekilinden 9’u çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

Tutuklamalar sonrası Cumhurbaşkanı Erdoğan dün "Eğer siz milletvekili gibi değil terörist gibi davranırsanız, terörist muamelesi görürsünüz" dedi. Bugün de CHP Parti Meclisi tutuklamalarla ilgili olarak bildiri yayınladı. Bildiride hem HDP’li vekillerin hem de Cumhuriyet yazarlarının tutuklanması eleştirildi.

Tutuklamalara kadar gelen süreci, tutuklamaları ve sonrasında yaşanabilecek olası gelişmeleri Haber10 yazarı Mehmet Çek’le konuştuk.  Tutuklamaları hukuken doğru, siyaseten yanlış bulduğunu belirten Mehmek Çek, “Elbette 6-8 Ekim’de "Sokağa çıkın ve her yeri Kobani’ye çevirin" diyerek 52 insanı öldürtmenin,adamlarını taziye yerine gelmiş bir kaymakamın üstüne 'Vurun, öldürün, ateşe atın, yakın' diye salmanın, Türkiye’yi yok etme savaşında enstrüman olmanın bir karşılığı olacaktı elbette..” dedi.

Haber10 Röportaj​
Burak Öztürk
twitter.com/burakosturk




BÜTÜN KAZANIMLARI REDDETTİLER

HDP milletvekillerinin tutuklanmasını, 1994 yılında dönemin DEP milletvekillerinin karga tulumba götürülmesine benzetenler var.. Anı şey mi?
Bugünkü tutuklamaları 1994’teki DEP’li vekillerin Meclis’ten alınmasıyla bir tutmak düpedüz abesle iştigaldir; algı operasyonudur. Bir defa bunun altını çizelim. Parti kuramayan, kurdukları partiler art arda kapatılan, yasal demokratik siyaset kanallarının kendilerine tamamen kapalı olduğu, medyada seslerini duyurma imkanları dahi olmayan, o dönemdeki Kürt siyasetçilerine karşılık, bugün son 14 yıldaki bütün kazanım ve olanakları reddedip silahlı mücadelede ısrar eden bir hareketten söz ediyoruz.

YASAL SİYASETE RAĞMEN SİLAHTA ISRAR ETTİLER

Bugün olanlara şöyle pratik bakalım;
Bir kere 2000’li yıllardan bu yana 100 yıllık inkâr ve asimilasyon politikalarını terk ederek kararlı bir şekilde uygulanan demokratikleşme adımlarını atan, bunun bir devamı olarak Kürt sorununda barış ve çözüm için sürekli diyalog çabası içinde olan bir hükümet var karşınızda.

Bu hükümet döneminde Türkiye demokrasisinde bir ayıp olarak duran parti kapatmalar zorlaştırıldı. Kesintisiz, engelsiz, problemsiz adeta devlet destekli bir siyasi hayata bunun sonucu olarak da onlarca belediye ve onlarca milletvekilin olmuş., Meclis’te parti grubu kurmuşsun.
 
Devletin seninle barışmasının ardından medya da sana kapılarını açmış. Tarihte ilk kez sesin duyulmuş. Bu hükümetin yarattığı serbestlik ve demokrasi atmosferiyle birlikte kazandıkları meşruiyet sonrasıdır, solcuların, Kemalistlerin, Doğan Medya benzeri grupların, PKK’ya ve onun yasal uzantılarına selam vermesi. Bu dönemde BDP, BDP ya da HDP, HDP olmuş. 

Anadilde propaganda serbest bırakılmış, Kürtçe resmiyet, kendileri meşruiyet kazanmış. Son olarak Hazine yardımına kavuşmuşlar. Anlatsak sabaha kadar bitmeyecek nice olanaklara AK Partili yıllarda kavuşmuşlar.

Toplamda 1994’te yasal demokratik siyaset yapmasına olanak verilmeyen bir Kürt hareketi bugün ise yasal demokratik siyasete rağmen şiddet ve silahta ısrar eden bir terör örgütü ve temsilcileri var.



HEPSİ TARİH OLDU

Evet, 1990’lı yılların Türkiye'sinde Kürt sorunu vardı. 
İnkar ve asimilasyon politikalarının hakimiyet sürdüğü bir ülke. Ayrımcılık, bölgenin devlet eliyle geri bırakılması, kurdukları partilerin kapatılması, yasal demokratik siyaset yapmalarının engellenmesi, faili meçhuller, ana dillerini dahi konuşamayan insanlar vs.. Ancak bunların tamamı, Erdoğan Türkiye’sinde tarih olmuştur.

ARADAKİ FARK SİYAH VE BEYAZ GİBİ

O yıllarda yasal demokratik siyaset haklarını kullanmak isteyen vekiller Meclis önünde tutuklanıyordu; bugün ise yasal demokratik siyaset yerine, şiddeti bir yöntem olarak kullanmakta ısrar eden, insanların hayatını cehenneme çevirenler tutuklanıyor. Aradaki fark siyah ve beyaz gibi.



SONUNDA HASİP KONUŞTU!

Hasip Kaplan, bu tutuklamalara karşı çıkmayan bölge halkı için "yavşak" ifadesini kullandı! Nasıl değerlendirirsiniz bu hakareti?

Uzun süredir sesi soluğu çıkmıyordu.. Misal hendekler denilen alçaklığın içinde halk, çoluk-çocuk perişan, aç  kalırken, evleri başlarına yıkılırken; insanlar, birkaç parça eşyayla yerlerini yurtlarını bırakıp göç yollarına düşerken, Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de çocuklar okulsuz, hastalar doktorsuz kalırken hiç sesini duymadık Hasip’in!

‘BUNA KARŞI ÇIKMAMAK YAVŞAKLIKTIR’ DEDİĞİNİ DUYDUNUZ MU?
 
Terör örgütü PKK, şehirlerin orta yerine bombalar koyarken,  otobüs bekleyen, parkta gezen, alış verişe çıkmış, işten dönen sivilleri öldürürken, daha 3 yaşında, 5 yaşındaki bebeleri katlederken de hiç sesini duymadık Hasip`in! ‘Yapmayın, yazıktır günahtır; buna karşı çıkmamak yavşaklıktır’ dediğini duydunuz mu hiç?

Son yıllardaki siyasi, sosyal kazanımlar bir bir tehlikeye girerken, hava alanları, hastaneler, santraller, yollar kullanılamaz hale getirilerek bölge halkının hayatı cehenneme çevrilirken de hiç sesini duymadık Hasip’in!

Nerelerdeymiş o sıralar? Ankara Gür Kent Hotel’in barında tavla oynuyor olabilir mi acaba?
Ne zaman çıkıyor ortaya? Selahattin ve saz arkadaşları tutuklanınca. 

‘ONA İHTİYACI OLAN ADAMLIĞI ANLATAYIM’

Bu durumda Hasip bıraksın; kimin ‘yavşak’ kimin adam olduğuna Kürt halkı karar versin.

Yavşaklığı boş versin de ben Hasip’e ihtiyacı olanı, adamlığı anlatayım.. Adamlık yeri geldiğinde ideolojileri, örgütleri, inançları, ön yargıları asarak, bazen de onlarla çatışma pahasına yanlışa karşı çıkmak, doğru gördüğün şeyin, ama ille de halkının yanında olmaktır.

Nasıl ki Kürt sorununu yaratan devlete onlarca yıl karşi durduysak, zulmüne karşı sokağa dökülüp, zalimliklerine isyan ettiysek, aynı devlet inkar ve asimilasyon politikalarını terk edip başta Kürtler olmak üzere herkese yasal demokratik siyasetin kapılarını sonuna kadar açtıktan sonra hâlâ silahta ısrar edenlere, dahası savaşı şehirlere taşıyanlara, ISİD’i mumla aratanlara, bebek katillerine, sivil katliamı yapanlara da aynı şekilde karşı durmaktır adamlık.



YAPTIKLARININ BİR FATURASI ÇIKACAKTI

Ya tutuklamalar?

Elbette 6-8 Ekim’de "Sokağa çıkın ve her yeri Kobani’ye çevirin" diyerek 52 insanı öldürtmenin karşılığı olacaktı.

Beş kentin neredeyse tamamen yerle bir olup, yüzlerce insanın hayatını kaybettiği yüzbinlerce insanın bölgeden kaçmak zorunda kaldığı hendek savaşında üstümüze düşeni tam olarak yerine getiremedik diye PKK’den özür dilemelerin de bir karşılığı olacaktı.

Elbette adamlarını taziye yerine gelmiş bir kaymakamın üstüne "Vurun, öldürün, ateşe atın, yakın" diye salmanın bir karşılığı olacaktı.

Elbette demokrasiyle idare edilen hiçbir ülkede HDP gibi bir partiye yer yoktur. Partiler güçlerini sandıktan alır ve yasal demokratik siyasetin kanallarını kullanırlar. Ancak HDP'de bunların hiçbiri yok. Aday listelerini dahi Kandil’in hazırladığı (Bkz. İmralı Tutanakları) bir partiden söz ediyoruz!



BAKMAYIN CIYAKLAMALARINA

Bakmayın şimdi cıyaklamalarına.. Hangi demokratik hukuk devleti, terörle böylesine iç içe geçmiş, şiddeti bir yöntem olarak benimseyen bir partiye üç gün dayanırdı. Misal Almanya’da, Berlin’de Hamburg’da "sokağa çıkın, her yeri Suriye’ye çevirin!" diyecek bir siyasetçinin dışarıda kalma, siyasi hayatını sürdürme şansı var mı?

Ve elbette Türkiye’yi yok etme savaşında enstrüman olmanın bir karşılığı olacaktı elbette..
 
HUKUKEN DOĞRU SİYASETEN YANLIŞ

Ancak gelin görün ki siyasette her zaman 2 kere 2, 4 etmiyor.
Bu tutuklamalar hukuken doğru; kimse tersini iddia edemez, edemiyor da zaten. Kimsenin suç işleme özgürlüğü yok! HDP'liler de herkes gibi hukuk karşısında eşit ve hesap verebilir konumda olmalı. Hadi isnat edilen suçları geçin, yürüyen hukuksal bir süreç var. Çağırmışım, gelmemişsin, zorla getirmişim ifade vermemişsin; tutuklanmayıp da ne olacak? 

Sonuç itibarıyla Meclis kürsüsünden ‘biz asla ifade vermeye gitmeyeceğiz, zorla götürürsünüz’ diye bağırıyordu Figen hanım, onun dediği yapıldı, zorla götürüldüler. 
Ancak bu tutuklamaları siyaseten yanlış buluyorum.



DEVLET ‘BEN BURADAYIM’ MESAJI VERDİ

Niçin?

Bu tutuklamaların siyaseten bir tek açıdan olumlu tarafı olabilir önce onu söyleyeyim: Barış ve Çözüm sürecinde bölgeyi neredeyse tamamen HDP-PKK ikilisine teslim eden, bu adamların her türlü hukuksuzluklarına, “aman sürece bir zeval gelmesin” kaygısıyla göz yuman devletin, en tepedekileri alarak bölge halkına “ben buradayım, artık kontrol de güç de bende” mesajı olabilir.

KANDİL ZEVKTEN DÖRT KÖŞE

Diğer yandan, bugünkü tutuklamalara en fazla sevinen taraf hiç kuşkusuz Kandil’de oturan terör tüccarlarıdır. Şimdilerde zevkten dört köşe, çoktandır zorladıkları planın gerçekleşmesini kutladıklarına emin olabilirsiniz.

Bugün Diyarbakır’da patlattıkları bomba da kesinlikle HDP`li vekillere yönelik gözaltı ve tutuklamaların şiddeti düşmesin diye. Bundan da emin olabilirsiniz.
Kandil için bu vekiller tutuklanmış ya da ölmüş -ölseler daha çok sevinirler- zerre önemi yok.



HDP’Lİ SİYASETÇİLERİN BÖCEK KADAR DEĞERİ YOK!

Çünkü Kandil için HDP’nin de Kürt halkının da bir kıymeti harbîyesi kalmamıştır. 
Görmüyor musunuz saat başı Kürt öldürüyorlar. 

Onlar için HDP’li siyasetçilerin Kandil Dağları’nda bir böcek kadar değeri yoktur. Kandil "Türkiye`yi rahatsız et" ihalesi almış ve bunu gerçekleştirebilmek için herkesi, her şeyi feda etmeye hazırdır. Bölgedeki Kürtlerin şu an yaşadığı zulüm, bombalamalar, sivil katliamlar bunun en açık göstergesi.

Ancak, HDP`li kuklaların tutuklanması üzerinden yaratılacak algı operasyonu ve yaratılacak mağduriyete ihtiyaçları vardı. 

YİNE MAĞDURİYET

Tam da içeride Kürt halkı 40 yıl sonra PKK ile yol ayrımına gelmiş, kapıları yüzlerine kapatmaya, çağrılarını ellerinin tersiyle itmeye başlamış, dışarıda ise özellikle son sivil katliamlarının ardından uluslararası toplum tarafından izole edilirlerken böyle bir hamleyle bir mağduriyetle gündeme gelmeyi amaçladılar. Maalesef öyle de oldu. Dünyayı ayağa kaldırdılar.

İçeride tam dibe vurmuşken bir atmosfer yakaladılar. Neresinden bakarsanız bakın bir mevzi kazandılar.



KÜRT HALKIYLA DA KARŞI KARŞIYA GELDİLER

Dedektif romanlar yazarı Agatha Christie okuyanlar tarzının bilir. Cinayet mahalline geldiğinde hep o malum soruyu sorar : "Cinayet kime yaradı?"

Ne düşünüyorsunuz?
Bu 3-5 bitik, eli kanlı siyasetçinin tutuklanması kime yaramış olabilir? 

Hükümete yaramış olabilir mi?
Çok kestirmeden söylüyorum, Demirtaşlar, Yüksekdağlar dışarıda oldukları dönemde çok faydalıydılar.  Ne yapsalar sana yarıyor, ne konuşsalar daha da yerin dibine giriyorlar. 
Uluslararası karanlık güç odaklarının Türkiye’yi yok etme savaşında enstrüman olmuşlar. O odaklarla Kürt halkının çıkarları da asla birbiriyle örtüşmediği içindir ki artık Kürt halkıyla da karşı karşıya geldiler.
 
KÜRT HALKI PKK İLE VEDALAŞIYOR

Kürt halkının nezdinde tarihte hiç olmadığı kadar itibarsızlaşmışlar. 100 bin oy aldıkları yerde 100 kişiyi sokağa çıkaramıyorlar. 35 yılın sonunda Kürt halkı, PKK ile vedalaşıyor.
Artık yuhalamalar, yüzlerine kapanan kapılar, yükselen tepkiler, boş miting alanları var PKK`nın karşısında.

SİYASETEN YANLIŞ

Eee dokunmayın be kardeşim ! Bu gidişat bozulur mu?

 
Rüzgâr bizden yana dönmüş. Mülteci meselesi ve Terör gibi konularda adeta dünyaya ders veriyoruz.  15 Temmuz’dan bu yana tamamen lehimize bir siyasi atmosfer var. 
Diğer yandan Suriye meselesinde ilk başta söylediğimize gelinmiş. Askerlerimiz içeride. Irak`a doğru bakıyoruz.

Neresinden bakarsan bak; ister tercih ister zamanlama ister sonuç.. Neresinden bakarsan bak tutuklamalar siyaseten yanlış diye düşünüyorum.

YOK BÖYLE BİR SOYTARILIK!

O halde tepkiler yerinde mi?

Hayır öyle şey olur mu?
Bir kere tutuklamaların hukuka aykırı olduğunu yahut demokrasiyle örtüşmediğini iddia edenlerin yaklaşımı art niyetli; samimiyetten uzak. Demokrasiyi sadece yasal demokratik siyaseti tercih edenler sorgulayabilir. Cinayetleri, canlı bombaları, sivil katliamlarını onaylayıp, hendekleri savunanlar değil.

Yani sen demokratik yol ve yöntemleri kullanmak yerine şiddete silaha başvuruyorsun bu durumda sana yapılanın demokratik olup olmadığını sorgulamak diye bir hakkın olabilir mi? 
AK Partili siyasetçiler bir bir katledilir, AK Parti binaları bombalanırken alkışla; hukukun reddettiği, kanunların yasakladığı ne varsa onu yapmayı marifet say, sonra HDP`li siyasetçi tutuklanınca gel bana sor bu ne diye? Yok öyle bir soytarılık! Ben sadece yapılanın siyaseten faydadan çok zarar getireceğini düşünüyorum.



TAM DA ÜST AKLIN İSTEDİĞİ BU

Bu arada ‘operasyon Cumhuriyet gazetesinin tüzel kişiliğine yönelik’ derken yazarlarının bir kısmının tutuklanması, idam tartışmalarının bu kadar öne çıkartılması, Belediye başkanlarının ardından HDP milletvekillerinin de tutuklanması, uluslararası kamuoyunda tam da uluslararası karanlık güç odaklarının, üst aklın istediği türden bir Türkiye imaji oluşturulmasına hizmet ediyor.

Bir yanda demokrasi ve özgürlük bloğu diğer yanda ‘Erdoğan diktatörlüğü’. Oluşturulmak istenen bu ve maalesef son adımlar buna hizmet ediyor. 15 yılda gerçekleşen ve hiç şüphesiz Sessiz Devrim diye adlandırdığımız binlerce demokratik reform ve adımı bu kadar kolay gölgeletmek niye!

REST ÇEKMEDEN HAKLI GEREKÇELERİMİZ GÖSTEREREK

Burada bir sözümde Türkiye`nin yüzü dünyaya dönük resmi ve gayri resmi kurumlarına.. Yurt dışında ciddi algı yönetimi yapılıyor.  Ülkemiz demokrasisi ve özgürlükleri tartışma konusu haline getiriliyor. Dünya kamuoyu yanlış yönlendiriliyor.

Diyarbakır’da katliam yapanlar, o katliamda hayatını kaybeden insanlar değil de katliamcıların, bombacıların vekillerinin tutuklanması konuşuluyor. Yıllardır çifte standart uygulamak suretiyle bu yapıları destekleyenlerden şimdi farklı bir duruş beklemiyoruz ancak biz tam bu noktada kararlı tutumumuzu rest çekmeden, tepki göstermek yerine haklı gerekçelerimizi tek tek ortaya koyarak yurt dışında etkin bir şekilde gerek medya gerek lobi çalışmalarımıza hız vermeliyiz. 

MEHMET ÇEK KİMDİR?
İsviçre’de yaşıyor. Sosyal paylaşım siteleri ve bazı yayın organlarında yazıyor. 12 Eylül 1980 darbesinde tutuklanıp yıllarca hapis yattıktan sonra işkenceden doğan sağlık sorunları sebebiyle yurtdışına kaçmak zorunda kalarak göçmenliği de tatmış bilahare gıyabında aldığı yeni hapis cezaları dolayısıyla uzun yıllar ülkesine dönememiş geçmiş dönem Türkiye sol’unun tanınmış simalarından. 2000’li yıllardan bu yana Recep Tayyip Erdoğan’ın izlediği siyasi çizgiye yakın durup destek veriyor. Evli ve 2 çocuk babası.
 

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    ayse

    Her acidan doyurucu bir söylesi egriyi dogruyu anlatan bir yazi harika

    cevapla