Fatih Doğan: Beşiktaş şampiyonluğu hak ederek kazandı

Fatih Doğan: Beşiktaş şampiyonluğu hak ederek kazandı
Sabah Gazetesi'nin deneyimli ismi Fatih Doğan'la Beşiktaş'ın şampiyonluk serüveni ve A Milli Takım'ın EURO 2016 öncesi son durumunu konuştuk.

Haber10 Röportaj
Mustafa ÇİTACI - twitter.com/mstfctc
Fotoğraf: Cengiz YALÇINKAYA

Beşiktaş, uzun ve yorucu lig maratonunda mutlu sona ulaştı, ezeli rakibi Fenerbahçe'nin 5 puan önünde şampiyonluğa uzandı. 'FEDA' ve 'CEFA' sezonlarının ardından "SEFA" bulan Kara Kartal, 7 yıllık hasreti de bitirdi. Sabah Gazetesi'nin deneyimli ismi Fatih Doğan'la Siyah Bayazlılar'ın şampiyonluk serüvenini, gelecek yıl planlarını ve kaçınılmaz olarak EURO2016'yı konuştuk... 

Deneyimli gazeteci Fatih Doğan'ın Haber10'a özel değerlendirmeleri...

Beşiktaş, Spor Toto Süper Lig 2015-2016 Hasan Doğan sezonunun şampiyon oldu. Beşiktaş'ın başarısını önemli kılan faktörler nedir?

Beşiktaş'ın şampiyonluğunun toplum tarafından kabul gördüğünü düşünüyorum. Beşiktaş camiasının çok kullandığı bir slogan var, 'Hak edilmiş şampiyonluk' diye. İşte bugün taraflı tarafsız herkes diyor ki:  Evet, Beşiktaş şampiyonluğu hak ederek kazandı. Bu süreçte ortaya koyduğu futbol, zevk veren oyun, atılan goller, defanstaki sıkıntılara rağmen pes etmeden mücadele... Daha da önemlisi stadı olmamasına, böyle olumsuz bir süreç yaşamasına rağmen Beşiktaş büyük bir başarı elde etti.

"BU BAŞARIYI DEĞERLİ KILAN 3 FAKTÖR VAR"

Beşiktaş'ın başarısını değerli kılan üç tane faktör var. Bunlardan birincisi, Beşiktaş'ın Galatasaray ve Fenerbahçe'ye göre kuruluş maliyetleri daha düşük. Futbolculara ödenen paralara bakıldığı zaman Beşiktaş iki takımın çok gerisinde. Bu kadar az ücretlerle kurulmuş takım, daha az maaş alan futbolcu grubuna sahip olan Beşiktaş, şampiyon oluyor.

Kendisinden daha yüksek maliyete kurulmuş, oyuncu bonservis bedellerine daha fazla para harcayan Fenerbahçe ikinci, Galatasaray ise beşinci oluyor. Başarıyı önemli kılan birinci faktör bu.

İkinci faktör, stadı yok. Kolay değil kendi evinde oynamamanın psikolojisini kaldırmak. Bir insan kendi evinde kendisini nasıl rahat hissediyorsa, futbolcular da kendi stadında rahat hisseder.

Örneğin Başakşehir açtı stadın kapılarını. Sayın Göksel Gümüşdağ'ın Beşiktaş'a kapı açmasının Beşiktaş'ın şampiyonluğuna katkısı olduğunu düşünüyorum. Çok büyük olmasa bile Beşiktaş son süreçte daha fazla alıştığı bir statta oynadı.

Düşünün Beşiktaşlı oyuncular soyunma odasına giderken Başakşehirli oyuncuların fotoğraflarını görüyor, soyunma odasında farklı renkler var ve rakip oyuncuların isimleri yazılı, kendi dolabınız bile yok. Bu tür durumlar futbolcuların aidiyet duygusunu zorlar. Bu yüzden Beşiktaş'ın sürekli başka statlarda oynaması  Beşiktaş'ın şampiyonluğunu anlamlı kılan ikinci faktör.

Üçüncü faktör ise, Beşiktaş'ın 7 yıllık bir hasreti vardı şampiyonluğa. Geçen sene şampiyon oldu olacak derken son 5 haftada takımın kimyası bozuldu.  Avrupa maçı, lig maçı, kupa maçı 50'nin üzerinde maç oynadı geçen sezon Beşiktaş. Takım ondan dolayı yorulmuştu. Psikolojik süreci camia yönetememişti biraz da gerginlik vardı.

Bu sene takıma Gomez, Quresma, Beck ve Marcelo gibi takviyeler yapıldı ve psikolojik süreç camia tarafında çok iyi yönetildi. Beşiktaş geçen sezonun üstüne koymayı başardı. Bu sayede şampiyonluğu hak ederek kazandı.

'EN BÜYÜK FAKTÖR ŞENOL GÜNEŞ'

En büyük faktörlerden bir tanesi de, Şenol Güneş gibi çok tecrübeli bir teknik adamın var olması.   Şenol Güneş her ne kadar Trabzonspor gibi büyük bir kulübün oyunculuğunu ve hocalığını yapsa, 2002 Dünya Kupası'nda Türkiye'yi dünya üçüncülüğüne taşıyan isim olsa da, 3 büyük İstanbul kulübünü çalıştırmamıştı. Üç büyük kulüpten birisinin başına geçtiğinde nasıl bir fark oluşturabilirdi bunu görmek lazımdı.

Ve Şenol Güneş, Beşiktaş'ın başına geçtikten sonra aslında potansiyelini daha fazla öne çıkardı. Bir nevi kendisine bu zamana kadar verilmeyen o şansı çok iyi değerlendirdi. Bu açıdan bakıldığında, Şenol Güneş'in başarısında sisteme dair, mevcut güçlüye dair bir haykırış bir isyan, başarısal bir uyanış söz konusu. Bu anlamda ben de, Beşiktaş'ın şampiyonluğu hak ettiğini ve kamuoyu tarafından doğru algılandığı kanaatindeyim.

  Peki sezonun en büyük hayal kırıklığı sizin için hangi takım?

 Galatasaray bu kadar para, bu kadar yatırımla büyük hayal kırıklığı oluşturdu. Sezon içinde çok sayıda teknik direktör değiştirdiler. Kadroda sürekli revizyon yapıldı. Gelen oyuncular, giden oyuncular derken iyi      planlama yapılmadı. Bu süreçte takım içindeki oyuncular bile mevki anlamında rotasyona uğradı.

Sadece hoca değişiklikleri değil, geçen sezonun şampiyon takımının bu sene geldiği nokta içler açısı değil.    Donk'tan yeni bir Melo çıkarmayı çalıştılar. Oyuncuların mevkileriyle çok fazla oynadılar. Sabri sağ açık oynadı, sol açık oynadı, sağ bek oynadı.

 Denayer sağ bek oynadı, stoper oynadı, ön libero oynadı. Chedjou ön libero oynadı, Sağ bek oynadı, stoper oynadı. Galatasaray'da Muslera dışında yeri değişmeyen bir tane adam yok. Bırakın bir takımı bir iş  yerinde çalışanların her hafta yerini değiştirirseniz verim düşer.  Bu açıdan Galatasaray'ı sezonun hayal kırıklıklarından biri olarak görebiliriz.

"İKİNCİ HAYAL KIRIKLIĞI ESKİŞEHİRSPOR"

Böyle bir futbol şehrinin, halkın sevdiği, taraftarın destek verdiği bir takımın ilk yarıdaki kötü performans ve kötü yönetimden dolayı hayal kırıklıklarından biri olarak görebiliriz. İkinci yarıda, Samet Hoca ile toparlanma süreci yaşasa da bence Eskişehirspor'un küme düşmesi sezonun hayal kırıklıklarından bir tanesi.

"Feda, Cefa, Sefa" bu üç dönemde de Beşiktaş'ı yakından takip eden gazetecilerdensiniz. Bu üç dönemde en unutamadığınız fotoğraf hangisi?

Son 24 yıldır Beşiktaş'ı takip ediyorum ve Beşiktaş'ta bir çok olaya şahit oldum. Bu zaman diliminde yaşanan olayların yüzde 95'ine tanık oldum.

Ancak bende 'FEDA' dönemiyle ilgili en sarsıcı fotoğraf  200- 300 civarındaki küçük alacaklının Beşiktaş'ın kapısına gelmesi. Bu gelenler büyük alacaklı da değil, 500 Euro,1000 Euro en fazlası 5 bin Euro.

Özellikle iki şirketin Beşiktaş'a haciz kararı aldırması, anlaşmaya yanaşmaması, yapılandırmaya girmemesi ve kamyonları Beşiktaş'ın kapısına bilgisayarları almak için  dayaması. Bilgisayarın değeri nedir ama  iş o kadar inada binmiş ki kamyonları oraya getirmiş...

Aslında o gün Beşiktaş için acı gündür. Ve  o anı FEDA sezonunun en unutulmaz en sancılı fotoğrafı olarak değerlendiriyorum. O fotoğraf iyi bir fotoğraf değildi, ders alınması gereken bir fotoğraftı.

FEDA'dan sonra CEFA dedik. Cefa ile ilgili bir şey söyleyeyim. Beşiktaş taraftarı zaten yeteri kadar cefa çekiyor, çekti de. Ama burada en enteresan olay  camianın reaksiyon göstermesi. Fikret Orman ve yönetiminin sorumluluk alması. Büyük camialar çabuk toparlanıyor, eğer biraz akıllı politikalarla  yönetilirlerse. 

Bu süreci Beşiktaş iyi atlattı ama şunu hatırlamakta fayda var. Biz spor kamuoyu olarak çabuk unutuyoruz. Düne kadar Yıldırım Demirören'in yaptığı  Simao, Almedia, Queresma paranın saçıldığı Tabata transferlerini alkışlayan, hormonlu transferlerle mest olan bir kitle vardı.

Ne garip ki daha sonra Yıldırım Demirören'e yeter diyen de aynı kitle. Demek ki yönetimler bir hamle yaparken alkışlara göre değil, gerçeklere göre makul mantıklı adımları atmalı.

Futbolda dün yok, yarın var... Beşiktaş Şampiyonlar Ligi'nde başarıyı yakalamak ve zirvede kalmak için hangi adımları atmalı?

Doğru bir iş yapıyorsanız onun arkasında durmak lazım. Beşiktaş olumsuz süreçleri yaşadı ama karanlık bir tünelden çıktı. UEFA ile yapılandırmasını tamamladı ve bu süreç devam ediyor. Beşiktaş ayağına göre yorgan uzatmayı biliyor.

Oyuncu satıyor oyuncu satarken başarı yakalıyor. Stadını yapıyor stattan gelen gelirlerle stadı tamamlıyor. Stat bence Beşiktaş tarihinin en önemli sıçrama taşlarından.

Vodafone Arena'nın yapılması Beşiktaş tarihi için en önemli adımlardan birisidir. Bunu önümüzdeki sezonlardan itibaren hem bizler hem de gelecek nesiller daha iyi görecekler. Çünkü Beşiktaş'ın Galatasaray ve Fenerbahçe'den son zamanlarda şampiyonluklarda geri kalmasının en büyük nedeni tamamen ekonomik nedenlerdir. Stadı olmaması İnönü olsa bile doğru gelirler elde edememesiydi.

Örnek verecek olursak Fenerbahçe ve Beşiktaş arasında bu yeni stat eski stat arasındaki farktan dolayı arada oluşan 15 yıldaki fark tam 500 milyon dolar. Şu anda Beşiktaş'ın 400 milyon dolar borcu var.  Beşiktaş stadı 2016 değil de 2001'de açmış olsaydı Beşiktaş'ın borcu belki bugün sıfırlanmış olacaktı. 100 milyon dolar da belki transfere para harcanacaktı. 

Yani hem sportif başarılar hem manevi başarılar, hem taraftar desteği, hem ekonomik güç anlamında stadın bitirilmesi büyük bir başarıdır. Bu noktada Fikret Orman'ı tebrik etmek lazım. Bu konuda hem camiadan destek aldı,  hem de başkanın kendi ifadesiyle Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteğini hiç bir zaman reddetmedi.

"GOMEZ GİBİ ATİBA GİBİ ÖYKÜLERE İHTİYAÇ VAR"

Beşiktaş başarıyı sürdürebilmek için şöyle bir yol izlemeli, parayı bulduk tekrar saçalım noktasına gelmemeli. Sonuçta stattan gelen gelirler var parayı bulduk hormonlu transferler yapalım noktasına gelinmemeli. 

Gomez öyküleri çıkarmak lazım. 1000 Euro'ya aldınız 1 yıl kullandınız. Bu tür transfer öykülerine ihtiyaç var. 

Geçen sene Beşiktaş, sattığı futbolculardan kasasına  25 Milyon Euro koydu. Demba Ba gitti, 'yeri dolmaz' dendi, Gomez geldi onu aştı. Ersan gitti, Ersan'ın yeri doldu. Atınç satıldı oradan para alındı. 25 milyon Euro'luk futbolcu satışı yapıldı. Beşiktaş tarihinde olan rakamlar değil.  Bu senede Gökhan Töre belki bugün yarın satılacak.  Seneye de Kerim Frei parlatılabilir. Beşiktaş'ın satış konusunda bir değeri var.

O yüzden Beşiktaş iki üç senedir yaptığı transfer politikalarını devam ettirmeli, ama kadroyu da geliştirmeli. İyi bir stoper alınmalı, kanatlar alternatifli hale getirilmeli. Gökhan Töre'den boşalacak orta sahaya bir adam alınmalı. Yani Beşiktaş 4 tane iyi transferle fazla para harcamadan gidecek 4- 5 futbolcunun yerini doldurmalı.

West Ham United ile Beşiktaş'ın Gökhan Töre transferi konusunda 12 milyon pound (yaklaşık 15.5 milyon euro) bonservis bedeli karşılığında anlaştıkları iddia edildi. Bu transferin gerçekleşme ihtimali var mı?

Bence Gökhan Töre gitti. Gökhan Töre'nin West Ham United ile 4+1 yıllık anlaştığını biliyorum. Futbolcu tarafında bir sıkıntı yok. Şimdi Beşiktaş ve West Ham United arasında pazarlıklar sürüyor. Bu pazarlıklarda da Beşiktaş 20 istedi 18 istedi iddiaları söz konusu değil. 

Benim öğrendiğim Beşiktaş devre arasında 12 Milyon Euro'yu telafuz etmişti ama o rakamları değiştirdi. Bildiğim kadarıyla 15 milyon Euro kadar bir talebi var.  West Ham'ın da 9 milyon Euro'dan 12 Milyon Euro'ya çıktığını öğrendim. Arada 2-3 milyonluk fark var.  Bence 13- 14 milyon Euro civarı bir bedelle Gökhan Töre transferi gerçekleşecektir.

"BILIC OĞUZHAN VE ATIBA'YI DA İSTEDİ"

Bilic aslında sadece Töre'yi değil Oğuzhan'ı ve Atiba'yı da istedi. Bu oyuncuların satılması demek 30 milyon Euro demek. Ama Beşiktaş, Gökhan Töre'ye transfer izni vermişken, Şampiyonlar Ligi oynayacakken Oğuzhan ve Atiba'yı satmaz. Oğuzhan zaten gitmek istemediğini söyledi.

Atiba'nın kafası karışık çünkü oradan gelen teklif burada kazandığından daha fazla. Futbolunun son baharında oyuncu İngiltere'de oynamak isteyebilir. Burada da Şampiyonlar Ligi var. Bir çocuğu oldu Noah şimdi ikinci çocuğunu bekliyor.

Ailesi ve kendisi İstanbul'da olmaktan dolayı mutlu. Bunlarda kafasında bir soru işareti. Ama Atiba çok düzgün karakterli bir insan Türkiye'de kalır huzurunu bozmaz diye tahmin ediyorum.

Yönetici Erdal Torunoğulları Robben ile evinde transfer görüşmesi yaptı. Bu transferin gerçekleşme ihtimali var mı? Robben Beşiktaş yakıştırmaları Gökhan Töre transferin bittiğini gösterir mi?

Erdal Torunuoğulları'nın orjini Hollanda biliyorsunuz. Van Persie ve Sneijder ile de görüşüyor. Robben ile de konuşmuştur. Ama burada Beşiktaş'ın belli parametreleri var. Takıma bir yıldız alınır ama Beşiktaş yıldızın maliyetini ve katkısını çok önemsiyor.

Robben kaça gelir, sonuçta Bayern Münih'in oyuncusu... Burada "maliyeti nedir, alacağı nedir?" bunlar üzerine düşünmek lazım. Mesela Fenerbahçe Van Persie ve Nani'yi getirdi ama Fenerbahçe şampiyon olamayınca maliyetleri sıkıntı oldu.

Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nde ön eleme oynayacak geçemezse Beşiktaş buradan da kazançlı olur. Robben gibi bir oyuncuya mı yönelir yoksa daha mütevazi potansiyelli transferlere mi yönelir bunu zaman gösterecek.  Ama en azından Beşiktaş ben de bakıyorum demek için Robben ile görüşmüştür.

Artık burada karşı tarafın şartları belirleyici değil.  Ayrıca bu sene Aras takıma katılacak. Kerim Frei seneye parlayacaktır. Artı sakatlığından kurtulmuş bir Tolgay takıma tekrar katılacak. Beşiktaş'ın o bölgede bir problemi yok.

Takımdan kimler ayrılacak?

Veli Kavlak takımdan gidebilir. Veli ile konuştum Almanya'dan teklifler var Veli'ye.

Boyko gitmek istediğini söyledi. Beşiktaş'a 3.5 milyon Euro'ya geldi. Fiyatını bulursa Beşiktaş satabilir. Şenol Güneş'ta onayını vermiş. Teklif gelirse değerlendirilebilir diye. Burada yedek kalmak istemiyor. Tolga da geçen seneki, devre arasından önceki Tolga değil. ikinci yarı kendisini aştı, şampiyonlukta katkısı var. Taraftarı da ikiye bölmüş durumda ama bunun kararını Şenol Güneş verecek.

Sonuçta şampiyon Beşiktaş'ım şampiyon hocası, kaleci kökenli bir isim en iyi kararı verecektir. Boyko'da şartlar oluşursa gönderilip yerine yeni bir kaleci alınabilir.  Hoca da kaleci konusunda hakkını yerlilerde yana kullanıyor. Meslek yaşamı boyunca Bolu'dan bu yana kalecide yerliden yana tercihini kullanıyor.

Beşiktaş'a Önder Özen ile bir futbol aklının geldiği ve Özen ayrıldıktan sonra da onun prensiplerinin devam ettiği yönünde yaygın bir kanaat var. Bu görüşe katılıyor musunuz?

Önder Özen ile gelen bir futbol aklı yok. Bu tamamen Fikret Orman'ın aklı. Önder Özen bir projeydi geldi,  başarısız oldu gitti.

Önder Özen'in futbol aklı çok üst düzeyde olsa en azından ortaya bir şeyler üretmesi lazımdı. Bir yerlerde bir problem var. Göztepe'ye gitti gazetecilerle sorun yaşadı. Kasımpaşa'dan kovuldu. Beşiktaş'ta sıkıntı yaşadı.

Futbolu bilmekle uygulamak arasında dağlar kadar fark var.Teknik adam olmak için bilginizi sahaya yansıtmanız gerekiyor ama şu ana kadar Önder Özen'in ekranlarda güzel konuşmasının dışında, güzel yorumlar yapmasının dışında sahada bir başarısını göremiyorum. Evet işte 'Önder Özen' budur diyeceğimiz hiç bir hareketini görmedim. Transfer konusunda da başarılı oldukları var başarısız olduklar var.

Daha önce Beşiktaş'ın Liverpool forması giyen Skrtel ile prensipte anlaşmasına vardığını duyurmuştunuz. Bu transfer ne aşamada, Skertel Beşiktaş'a imza atacak mı?

'BEŞİKTAŞ SKERTEL İLE GÖRÜŞTÜ'

Beşiktaş, Skertel ile 2 ay önce görüştü. Prensipte anlaştılar. Transferler şöyle başlıyor, "Türkiye'ye gelir misin?" O da diyor ki "Evet gelirim. Ben Beşiktaş'ta oynarım. Bonservis ücretimi ve benim paramı öderseniz gelir sizde oynarım." diyor. Yönetici de diyor ki, "Biz bir şartları değerlendirelim sana döneriz." prensipte anlaşma durumu bundan ibaret.  Bazı oyuncularda diyor ki "Ben Türkiye'de, Beşiktaş'ta oynamak istemiyorum" deyip kestirip atıyor.

Ama işin gerçeği şu an takımında sözleşmesi devam ediyor, bonservis ücreti ödemek gerekiyor. En azından 1 Milyon Euro, 2'ye de çıkabilir. Daha aza da düşürebilirsiniz.

Dönüyorsun oradan oyuncuya, oyuncunun 5 milyon Euro'ya varan kazancı var. Üst düzey bir oyuncu. Bonservis ücreti ödemeseniz bile bu oyuncuya 5 Milyon Euro ödediğiniz zaman takımın bütün dengelerini bozarsınız.

1.7' ye Oğuzhan'ı ve Gökhan'ı oynatıyorsunuz. Oyuncular 1.4 ile 1.9 arasında yıllık ücretlere oynuyor. Siz bir defans oyuncusuna 5 verdiğiniz zaman takımın içine dinamit koyarsınız. O yüzden buradaki en büyük engel şu,  Şenol Güneş'in sorduğu soru şu, "Evet ben iyi oyuncular isterim, Skertel'i isterim ama takım içi dengeyi ne yapacağız?" Yani bir umut Beşiktaş ücretleri indirir imza parası falan vermezse transfer belki olur.

Ama Beşiktaş başka alternatiflere bakacaktır. Skertel'ın Beşiktaş'a gelmek için can atmasına rağmen yüksel maliyetinden dolayı, takım içi dengelerden dolayı transferin gerçekleşme ihtimalini yüzde 10 olarak görüyorum.

Gökhan Gönül'ün Beşiktaş ile anlaştığı iddia edildi. Bu konuda bir duyumunuz var mı?

Gökhan Gönül transferini ilk ben yazdım. Beni kaynak gösterdiler. Ben de bu bilgiyi Beşiktaş yönetiminden aldım. Bu konuda futbolcunun kendisi ile değil menajeri ile bir görüşme olduğunu biliyoruz. Bu transferde bütün mesele Sayın Aziz Yıldırım.

Sayın Aziz Yıldırım, sözleşmesi bitecek olan Gökhan Gönül, Mehmet Topal ve Caner Erkin ile devre arasında sözleşme uzatabilirdi, uzatmadı.  Fenerbahçe'de UEFA'nın mali denetimine girdi. Fenerbahçe'ye yeni plan verdi buna göre hareket edeceksin dedi. Galatasaray için 3 yıl önce başlayan süreç Fenerbahçe için yeni başladı.

Ama şunu söyleyebilirim, Gökhan Gönül için en güzel sözleri Fikret Orman ve Şenol Güneş söyledi. İkisi de biz takımımızda görmek istiyoruz dedi. Bunun anlamı Gökhan Gönül bir karar verecek. Fenerbahçe'nin kaptanı, önemli bir oyuncu. Aziz Yıldırım'da bu zamana kadar görüşmedi. Ya da sağlam bir görüşme olmadı.

Gökhan Gönül'ün sosyal medya hesaplarından görüyoruz. Fenerbahçe ile görüşmeden bir karar vermeyecek. Görüşmede pazarlık yapacaklar. Gökhan Gönül'de "Ben milli takım oyuncusuyum, iyi oynuyorum. Bu takımda benim oynadığım futbolun yarısını oynamayan adamlar benim iki katımı kazanıyor" diyebilir. Ama şunu söyleyebilirim, Beşiktaş Gökhan Gönül'ün Fenerbahçe ile olan görüşmesinden çıkacak sonuca göre hamlesini yapacaktır.

"BEŞİKTAŞ İMZA PARASI VERECEK"

Fenerbahçe imza parasına sıcak bakmıyor ama Beşiktaş Fenerbahçe'den böyle bir oyuncu geleceği için "İmza parası da veririz" diyor. 2.5 Milyon Euro gibi bir rakam konuşuluyor. Bu iş o kadar hassas ki zamanında ben Gökhan Gönül'ün Beşiktaş'a transfer olacağına inanıyorum dedim.  O da yanlış anlaşıldı ama gün geçtikçe gelişmeler benim yorumumu haklı çıkarıyor. Bu saatten sonra her şey Gökhan Gönül'ün dudakları arasında.

Gökhan Gönül için de bu kararı vermek kolay değil. Takımın bayrak adamı. Bu kararı vermek kolay değildir ama kararı kendisi verecek. Ama Beşiktaş'ın her konuda hazır olduğunu Gökhan Gönül'ün de bunu bildiğini biliyorum.

Peki Fenerbahçe'de sözleşmesi bitecek olan Caner ve Mehmet Topal için bir girişim oldu mu?

CANER İÇİN GİRİŞİM OLDU

Caner için de bir girişim oldu ama Caner'in İnter ile daha önceden yaptığı bir prensip anlaşması var. İnter'e gidiyordu ama son dönemde gelen bilgilere göre yabancı statüsünden dolayı oraya bir takılma durumu var. Son gelen duyumlar İnter'in acaba yabancı hakkını başka bir futbolcuda yana kullansak mı diye bir tereddüt yaşadığı yönünde.

Caner Avrupa şampiyonasına gidiyor. Beşiktaş'ın gündemine de geldi ama Gökhan Gönül konusunda olduğu kadar istekli değillerdi. İnter dedikodularından dolayı mesafeli olabilirler. Ama Şenol Güneş kararı verir. Stopere Skertel tarzı bir futbolcu, sağda Gökhan, solda Caner,  İsmail ve Beck yedekleri herkesi heyecanlandırır.

Türkiye’deki altyapı sistemi için neler söyleyebilirsiniz? Altınordu gibi ' çölde bir vaha' örneği genele yayılamaz mı?

Beşiktaş alt yapısı arada bir olsa da ürün veriyor. Sergen Yalçın, Nihat Kahveci, Atınç ve Kasımpaşa'daki Adem örnek olarak verilebilir. Yine Beşiktaş alt yapısı ligi forse ediyor ama yeterli değil. Bence sistemle ilgili bir problem var.

Çocukları biz çok fazla yarıştırıyoruz. Bir sistem dahilinde değil şahıslara göre değişiyor. Türkiye büyük bir ülke doğru yapılanmalar olursa olur. Altınordu bir örnek Başakşehir çalışmalar yapıyor. Oyuncuların mental problemleri var.

Bakıyorsun futbolcu milli takımda oynuyor ama kilosu fazla. Niye kilon fazla, yaşantına niye dikkat etmiyorsun! Örneğin Muhammed'e çok emek verildi ama kendisi biraz aynaya baksın. Batuhan yine aynı şekilde.

 Atiba'ya bakıyorsun yediği her yemeğin kalorisini ölçüyor. Her şey kontrol altında, yaşam şekli olmuş. Bizimkiler öyle değil bunun iyi yetiştirmekle alakası var . Altınordu gibi örneklerin çoğalması lazım.

Beşiktaş'ın alt yapısı Fenerbahçe'ye ve Galatasaray'a göre daha fazla ama yeterli değil. Beşiktaş'ın alt yapısında da daha istikrarlı daha köklü bir yapılanma şart gözüküyor.

En azından Şenol Güneş buradaysa 4-1-4-1 sitemi ile oynatıyorsa alt yapıda da o şekilde oynatılmalı. Alt yapıdan oyuncular geliyor ama daha fazla gelmeli, yeterli değil.

Başarı nasıl herkesinse, takım şampiyon olunca bir teknik adam şampiyon mu yaptı deniyor, denmiyor. Futbolcular mı yaptı deniyor yok. Herkesin bir payı var.  Başarısızlık da herkesindir. Başarı Aziz Yıldırım'ın, yönetimin, teknik direktörün, futbolcularınsa, başarısızlık da herkesin.

Pınar Karşıyaka antrenörü Ufuk Sarıca, "Beşiktaş için beklemedeyim." dedi. Beşiktaş'ın bu konudaki tasarrufu nedir?

Ufuk Sarıca Beşiktaş'ta daha önce de görev yaptı. Oyuncusuydu aynı zamanda. Camiada da seviliyor. Beşiktaş futbolda yapılanmasını tamamlarken tabi basketbola da biraz ağırlık vermek istiyor. 7- 8 milyon dolarlık bir yatırım yapma planı var. Ufuk Sarıca Beşiktaş'a gelebilir gelirse de katkı sağlayacağını düşünüyorum. 

Fenerbahçe'de Pereira istenmeyen adam oldu. Kaçan şampiyonluğun faturasını taraftar Pereira'ya kesti.  İstikrar açısından Pereira'nın gelecek sene devam etmesi başarıyı getirir mi?

Gençlebirliği maçı sonrası 'Ligi tanıyorum seneye şampiyonluk şansımız yüksektir' iddiasında bulundu.

Sizce görünen köy kılavuz istemez mi, yoksa Fenerbahçe Pereira ile yola devam etmeli mi?

Fenerbahçe'de Pereira ilk geldiği zaman öyle övgüler düzüldü. Kampı izleyen bazı muhabirler sanki Mourinho gelmiş muamelesi yaptı. Sonra kötülediler. Fenerbahçe medyasındaki bazı arkadaşlar yapılan her işi abartıyor.

Abartınca eleştiri doğru olmuyor. Eleştiri insanı köyü yapmaz, iyiye götürür. Eleştiri iyi bir şeydir. Sonra siz Pereira'yı çok eleştirdiniz, hayır siz Pereira'yı olduğundan faza gösterdiniz. Ondan sonra da eleştirmeye başladınız.

Bir insana doğru zamanda doğru iltifat yaparsanız o yerini bulur ama  haksız yere abartıp sonra yerin dibine sokarsanız bir anlamı olmaz. Fenerbahçe'nin başarısızlığında Sayın Aziz Yıldırım'ın, teknik kadronun futbolcuların payı olduğu gibi medyanın da payı var. Gerçekleri ve sorunları analiz etmekte biraz farklılar.

İltifat ederken de eleştirirken de çok orantısız davranıyorlar. Beşiktaş ve Galatasaray'da daha ölçülü. Fenerbahçe medyasının bu sorunu aşması gerekiyor.

'EURO 2016'DA GRUPTAN ÇIKARIZ'

Futbolseverlerin hafızasında büyük iz bırakan EURO 2008'den sonra ilk defa bir turnuvaya katılıyoruz. Milli takımın kupayı kazanmak harici hedef sizce ne olmalı?

1992 yılında başladım gazeteciliğe. 92-93 yılından beri de milli takımları aktif olarak takip ediyorum. 1996 Avrupa Şampiyonası'na Fatih Terim'le gittim. 1997'd Akdeniz Oyunları'ndaydım. 2000'de Mustafa Denizli ile Hollanda ve Belçika'da, 2002'de Japonya ve Kore'de Şenol Güneş ile 57 gün beraberdik.

2008 yılında tekrar Fatih Terim ile tekrar turnuvaya katıldık. Bu süreçler güzel süreçlerdi. 2008'den beri yokuz turnuvalarda, çok ara verdik. Türkiye 2010 yılında Afrika'da olmalıydı. Sporun dışında Türkiye’nin dünya vizyonu var.

Afrika’ya açılma projeleri oldu. THY sefer sayısını artırdı.Ticaret hacmini genişletmeye çalışıyorsunuz. Sporda bunun anahtarıydı çok büyük fırsat kaçırdık.

Brezilyada olmalıydık kaçırdık, Ukrayna da olmalıydık kaçırdık. 3 tane turnuva kaçırdık. Onun ardından statü değişti. Eskiden 16 takım alıyorlardı şimdi 24'e çıktı. Buradan bakıldığı zaman son 2008'de Avrupa üçüncülüğünün ardından gelen bu başarı.

Bu guruptan çıkabilir miyiz?  Çıkabiliriz. İspanya, Hırvatistan ve Çek Cumhuriyeti üçünü de tanıyoruz. Aslında bunlar üzerine guruptan çıkabiliriz. Turnuva işi tecrübe işi. Stoperde defansta eksiklerimiz var, hücumda bana göre eksikler var. Türkiye 4- 6-0 sitemi ile de oynadığı olmuştur. 4 -6-0  belki o hani Cenk ile aşılabilir, Burak ile aşılabilir.

Bazı oyuncularda performans düşüklükleri var işte Caner takımda oynamıyor Ozan Tufan'da da sıkıntılar var, yani kilo almış. Fatih Terim çok güveniyor ona bu arada hazırlanır. 20 -25 güne kadar hep birlikte göreceğiz ama bu sıkıntılar aşıldığı anda başarının gelmemesi için bir sebep yok.

Türkiye’nin hücumsal gücü potansiyeli var ama küçük hatalar yaptığınız zaman elenebiliyorsunuz. Yani ben gruptan çıkabileceğine inanıyorum. En azından çıktıktan sonraki işler daha kolay olabilir, en azından bu inancım var.



"FUTBOLCULAR BUNU BAŞARACAK, İNANMAK LAZIM"

Milli takıma hep inandım mesela bu süreçte de fazla pozitif bulanlar var benim yorumlarımı. Hollanda ile berabere kalmıştık Arena stadında Amsterdam’da. Orda da televizyonlarda ve gazetede yorum yapmıştım. Fatih Terim ve oyuncuların bu işi başaracağını söylemiştim.

Fatih Terim oyuncuları seviyor. Bu işleri Fatih Terim başında olduğunda yapıyor ve çevirdiler. Yine o yüzden birçok insan yanıldı, özür diledi. Bizde haklı çıkmanın gururunu yaşadık. Şimdi yine bende Fatih Terim ile milli oyuncularımızla Avrupa Şampiyonası'nda da olacağım.

Önce Antalya’ya, oradan Slovenya'ya, Slovenya'dan Fransa'ya gideceğim. Fransa'da Marsilya’da kamp kuruyoruz. Turnuvanın sonuna kadarda rezervasyon yapılmış durumda. İnşallah Fatih Terim'in yaptığı gibi rezervasyonunun sonuna kadar devam ettirir, turnuvayı tamamlar, finali görürüz. Ama gerçekçi olmak lazım tekrar  Avrupa üçüncüsü olmak başarıdır. Bunu aşmak olmayacak işler değil inanmak lazım.

TERİM  İNANDIĞI OYUNCULARLA YÜRÜMEK İSTİYOR

Kadro tercihiyle ilgili görüşleriniz...

Fatih Terim'e göre yapılan bir kadro var. Kafasında oynuyor, alternatifler üretiyor. Benim de hani şu hak etmiştir kadroda olmalıydı dediğim isimler var. 31 kişi çağrıldı, 23'e inecek. Bana göre de bazı isimler tereddütlü. Ama neticede tercihi yapan Fatih Hoca.  Sorduğunuz zaman cevabını da veriyor, inandığı oyuncularla yürümek istiyor. Hesabını ben vereceksem, tercihi de ben yaparım diyor.

Kadro tercihi tartışması bitmez. İngiltere'de de daha ağırı  yaşanıyor. O yüzden daha yapıcı olmak lazım. Kadro tercihlerini eleştirsek de, seçene saygı duymamız gerekiyor. Bu turnuvada Hakan Çalhanoğlu, Oğuzhan parlayacaktır. Cenk Tosun parlayacaktır. İngiltere maçında Shearer çok beğenmiş mesela. "Kendi gençliğimi gördüm" diyor. Eğer Cenk daha sakin kalmayı başarırsa daha verimli olacaktır.

Mesela Burak koşmuyordu. Cenk koşuyor, pres yapıyor, şut atıyor. Sadece biraz daha sakin olması gerekiyor. Burak'a göre daha komple bir golcü. Ama enerjisini ekonomik harcamalı, daha güçlü kalmalı ki gelen pozisyonları gole çevirebilirsin.

Turnuvada favoriniz hangi takım?

Favorim Almanya, plasem Belçika.

Son olarak eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Son olarak hakemler daha iyi olsunlar, daha iyi maçlar yönetsinler. Güçlü takımların, güçlü taraftarların ve medyanın etkisinde kalmasınlar. Adalet dağıtırlarsa saygıyı da kazanırlar. Ben adalet dağıtmaya çalışan hakemlere saygı duyuyorum ama saygı duymadığım hakemler de var.

Bu sene 39 40 olan hakem sayısı profesyonele dönüyor. 9 profesyonel 20'ye çıkıyor. 22 tane hakemle yönetilecek. Federasyon yeni bir şey deniyor. Çizgi hakemler önümüzdeki yıl kalkıyor. Zaten bir faydaları da olmadı. 

Çizgi hakemlerin kalkmasıyla yan hakemler oyunun daha fazla içersinde olur.

YORUMLAR
avatar

Henüz hiç yorum girilmemiş. İlk yorumu siz yazın!