Doç. Dr. Şahin: Türkiye artık tehlikenin kapısına dayanmasını beklemeyecek

Doç. Dr. Şahin: Türkiye artık tehlikenin kapısına dayanmasını beklemeyecek
Türkiye’nin artık tehlikenin kapısına dayanmasını beklemeyeceğini belirten Doç. Dr. Mehmet Şahin, “Halep ve Musul güvende değilse Türkiye güvende olmaz” dedi.

Haber10 / Röportaj


Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler, Türkiye’yi zorluyordu; Ankara, ‘Fırat Kalkanı’yla hamlesini yaptı; Cerablus’u DAEŞ’ten temizledi; ilerliyor. ABD’nin özellikle dışında tutmaya çalıştığı Musul operasyonuyla ilgili olarak Ankara,  “sahada da masada da olacağım” dedi. Son ve kritik hamlesini ise önceki gün yaptı: Afrin'de PYD/YPG/PKK unsurlarını hedef aldı…

Türkiye’nin hemen dibinde, sınır hattında yaşanan bu kritik gelişmeleri Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Şahin’le konuştuk.  Bölgedeki son durumdan, Rusya’nın Suriye’deki hedeflerine, Türkiye’nin hamleleri ve değişen güvenlik anlayışından, ABD’nin bölgede ne yapmak istediğine, Musul operasyonundan, Irak ve Suriye’nin geleceğine dair görüşlerini Haber10’a açıkladı…



TÜRKİYE’NİN TERÖR KONUSUNDA GERİ ATACAĞI BİR ADIM KALMAMIŞTIR

Türkiye’nin  'Fırat Kalkanı' operasyonuyla bölgedeki gelişmeleri ve dengeleri nasıl etkilediğine dair Doç. Dr. Şahin şunları söyledi:
Şunu baştan söyleyeyim; Türkiye'nin güneyinde, Suriye'nin kuzeyinde zaman zaman Türkiye'nin içerisine de sirayet edecek biçimde bir terör koridoru oluşturma çabası olduğunu görüyoruz. Bu çaba  maalesef destek de görüyor.

Oluşturulmak istenen bu terör koridorunun, Türkiye'nin güvenliğine, terörle mücadelesine,  ülke ekonomisine, dış politikasına hatta  iç politikasına ciddi etkilerinin olduğu ortada. Ankara, bunu yakinen hissettiği için 2015 yılı Temmuz ayından bu yana yoğun bir şekilde terörle mücadele ediyor.

Terör konusunda geri adım atılacak “bir metre” bile bir yer kalmadı. Türkiye diyor ki artık benim geri adım atacak yerim yok; ne pahasına olursa olsun o bölgede bir terör koridorunun oluşmasına ben müsaade etmeyeceğim. Bunu her platformda dile getiriyor, hem de fiili olarak bunu göstermeye başladı farkındaysanız.   Mevcut durum bu.



KİMİN ARMASINI TAKARSAN TAK!

Türk Hava Kuvvetleri'ne ait savaş uçakları, önceki gün Terör Örgütü PYD/YPG unsurlarının bulunduğu tespit edilen Maarrat Umm Hawsh bölgesine hava harekâtı düzenlendi. Birçok hedef imha edildi. Dün de Kuzey Irak ve Çukurca'da PKK/PYD hedefleri vuruldu; 18 terörist etkisiz hale getirildi. ABD askerlerinin üniformalarına PYD arması taktığını Washington'un da PYD/YPG ile iş birliği yaptığını da hatırda tutarak, yapılan bu son hamleyi değerlendirmesini istediğimiz Doç. Dr. Şahin, şu tespitlerde bulundu:

Aslında başlangıçta  Cerablus-Azez hattında bunu yürüttüler,  Türkiye şimdilerde biraz daha derinleşme politikası uyguluyor Özgür Suriye Ordusu'na(ÖSO) verdiği desteği böyle okuyabiliriz.  Dünkü bu gelişme çok çok önemliydi; Afrin'de PYD/YPG/PKK unsurları hedef alındı.

Bunu şöyle okumak gerekir: Türkiye diyor ki 'Kimin armasını takarsan tak', FETÖ konusunda da farklı armalar gördü bu ülke...    Bazı gruplar başka ülkelerin taşeronluğunu yapıyor ve bunu yaparken yerli arma takıyor. Bunu FETÖ'de gördük, yerli arma takıyor! Ama bazıları da PYD/YPG'de olduğu gibi onlar da yerli görünüyor başkalarının armalarını takıyor. Her ikisini de biz bu coğrafyada gördük.  

KİM OLURSA OLSUN MÜSAADE ETMEM!

Afrin'deki terör yuvalarına yönelik operasyonun anlamı şu: Ben sadece Cerablus-Azez hattında değil, kendi güneyimde hangi terör unsuru olursa olsun, buna müsaade etmeyeceğim. Hangi terör oluşumu, hangi devlet tarafından desteklenirse desteklensin, -bu isterse müttefikim olsun-  ben buna müsaade etmem.  Bu bence çok önemli bir operasyondu çünkü Fırat'ın batısını kapsıyor ama Afrin'den Münbiç'e doğru ilerlemeye çalışan PYD'liler vardı. 

FIRAT’IN BATISINDA DA DOĞUSUNDA DA HEDEF

Bundan sonraki süreçte şunu okuyabiliriz: PYD'nin sadece Fırat'ın batısında değil doğusunda da hedef olacağının işareti verilmiştir.   Bu aynı zamanda bunlara destek veren ülkelere de bir mesajdır.

Musul operasyonu ile birlikte de değerlendirirsek; Sincar bölgesinde Ezidiler içerisinden bir grup oluşturan PKK'ya da aynı zamanda bir mesajdır. Yani ‘sizin bir terör koridoru veya ikinci bir Kandil oluşturma girişiminiz olursa ben buna müsaade etmeyeceğim’ açık mesajıdır bu.

TÜRKİYE ARTIK TEHLİKENİN GELMESİNİ BEKLEMEYECEK

Bu operasyon ne zaman geldi! Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir açıklaması oldu; 'Bizim güvenlik anlayışımız değişti.' şeklinde. Bu çok önemli çünkü diyor ki Cumhurbaşkanı, ‘Biz artık kendi güvenliğimiz, hayati çıkarlarımızı tehlikeye sokulduğu anda tehlikenin sınırımıza ve içimize gelmesini beklemeden; neredeyse orada halletme politikası takip ediyoruz.’

Bu açıklamadan sonra Afrin'e yönelik bu operasyon yapıldı. Türkiye artık güvenlik anlayışını sınırdan başlatmayacağını deklare etmiş oldu; bunu da fiilen gösterdi.

SORUNU KAYNAĞINDA HALLETMEK ŞART

Bu şu açıdan da önemli çünkü yakın ve orta vadede Suriye ve Irak'ta istikrar gözükmediği için bu çökmüş coğrafyada eğer beklerseniz, oradaki sorunu içinize taşırsınız. Bu açıdan önemli. Ne yapmak gerekiyor sorunu bulunduğu yerde halletmek gerekir.



TÜRKİYE’NİN KARARLILIĞINI GÖRDÜLER

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter'ın bugün Ankara'ya gelmiş olması ve yapılacak temaslar yeni bir fotoğraf ortaya çıkarır mı?

Bir defa şunu koyalım ABD, Türkiye ile çalışmak zorunda. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) General Joseph Votel, “Türkiye’nin desteği olmadan Suriye’de yaptıklarımızı yapamazdık.” şeklinde bir açıklaması oldu.

Bunun altına şunu da eklemek gerekir: ABD olmasaydı PYD/YPG/PKK yaptıklarını yapamazdı. Burada ciddi bir süreç yaşanıyor. Türkiye'nin kararlılığını gördüler. Türkiye, 'Sizin amacınız hangi terör grubu olursa olsun, bunlarla mücadele etmekse, sonsuz destek veriyorum’ diyor. İncirlik Üssü'nden, diğer üslerden...

Yok terörle mücadele adı altında benim coğrafyamda siyasal plan kurgulamaya çalışıyorsanız Türkiye'yi de içine alan bir plan peşinde koşuyorsanız, bu benim için bir varlık sorunudur; bu konuda milletin de desteğiyle her türlü inisiyatif alma iradesi ve gücü bende var' dedi.

Bunu müttefiklerin görmesi lazım. Tekrar ediyorum Türkiye'nin terör konusunda geri adım atacağı bir nokta kalmamıştır.

BOŞ VAATLERE ARTIK KARNIMIZ TOK

Biz artık hiçbir müttefikimizin söylediği retoriğe değil, uygulamaya bakacağız. Retoriğe artık bizim karnımız tok; retoriğe baktığımız zaman yine aldatılabiliriz, biz uygulamaya bakacağız. Uygulama, verdikleri sözlerle uygunsa ne ala, söyleme bakıp rehavete kapılmamamız gerekiyor. 

GÜVEN BUNALIMI YAŞANIYOR

Suriye ve Irak krizinde Rusya ile ABD arasında örtülü bir işbirliği varmış görüntüsü veriyor.. Katılır mısınız?

ABD ile Rusya, belli noktalarda birlikte hareket ediliyormuş gibi izlenim veren dönemler oldu. Ancak iki ülke arasında ciddi anlaşmazlıklar ve ciddi güvensizlikler de var.

Bir yanda birlikte hareket etme potansiyelleri gösteren noktalar olsa da bazen bakıyorsunuz birbirlerinin aleyhine bir durum takip ettiklerini görüyorsunuz. Güven bunalımı yaşadıklarını görüyoruz.

Rusya diyor ki 'Ben Esed'i  ve Esed üzerinden Suriye'deki varlığımı korumakta kararlıyım' bunu göstermeye çalışıyor.

Bu arada Türkiye'nin de Suriye'de öncelikleri değişti onu da belirtmek gerekir. Nasıl değişti... Önce muhaliflere destek veriyordu, hala veriyor ama insani politikayı daha ön planda tutuyor.  Şimdi Türkiye için birinci öncelik güvenlik politikası.

Kendi güvenliğini sağlama ve bölgeyi terör kuşağı olmaktan uzaklaştırma. Bu göz önüne alındığında Rusya ile de çok ciddi iş birliği yapmak durumunda kaldığını görüyoruz.

GEÇİCİ İTTİFAKLAR (AD-HOC) DÖNEMİ

Bu anlamda bölgede geçici ittifaklar dönemi olacak, "ad-hoc" diyoruz biz buna.. Çünkü kalıcı müttefikler arasında da -Suriye-Irak gibi- sorunlar var.  NATO üyesiyiz, ABD güya stratejik ortağız. Böyle bir süreç var.

Şimdi Rusya'nın geleneksel politikalarına baktığınızda da farklı şeyler görüyorsunuz. Bu "ad-hoc" ittifak kapsamında bir ülke ile bir noktada anlaşabilirsiniz ama başka bir noktada anlaşamayabilirsiniz. Ortadoğu'da ABD ile stratejik müttefik olan Suudi Arabistan'ın birçok konuda anlaşamadığını görüyoruz.

Veya Esed ve Irak konusunda İran'la anlaşamayan Türkiye'nin PKK koridoru gündeme geldiğinde anlaştıklarını görüyoruz. Ad-hoc ittifaklar dönemi devam edecek gibi görünüyor.

‘BEN OLMAZSAM SENİ KİMSE KORUYAMAZ’

Rusya Tartus'taki üssün ardından iki yeni üs daha kuruyor. Rusya, artık Suriye'ye yerleşti zor çıkar denilebilir mi?

Evet.. Rusya bu bölgeye yerleşti, Beşar Esed'i de ayakta tutan o zaten malum. Şii milisler İran'ın kara gücü,  Rusya'nın hava gücü.. Esed'i ayakta tutan bunlar. Türkiye'nin Rusya ile karşı karşıya kalmasının temel nedeni de Şii milisler ile Esed'in kendi güçlerinin Esed'i koruyamayacak duruma gelmesinin ardından Rusya devreye girdi.

 Tartus başta olmak üzere Doğu Akdeniz'deki varlığını artırdı; Şam üzerinde 'Ben olmazsan seni kimse koruyamaz' durumuyla karşı karşıya bıraktı. Rusya bugün Ortadoğu'ya tekrar döndü.  1957'deki Suriye krizinin sonucuna benzer bir durum ortaya çıktı diyebiliriz.

ABD’YE MESAJ GÖNDERİYOR

Sergey Lavrov önceki gün Musul'un batı yönünün açık bırakıldığını belirterek, "Siyasi ve askeri kararlar alacağız" açıklamasında bulundu. Bu açıklamayı nasıl okumak gerekir?

ABD'ye verilen mesaj burada şudur: Amacınız sizin IŞİD'le savaşmaksa, orada çevreleyin ve yok edin. Etkin olduğunuz bir coğrafyadaki teröristleri benim etkin olduğum topraklara sürmeyin diyor. Eğer siz bunu yaparsanız ben burada farklı bir inisiyatif alırım mesajı veriyor. Suriye konusundaki hassasiyetini açıklamış oldu.

ARTIK IRAK DİYE BİR ÜLKE YOK

Bir yanda Halep diğer yanda Musul'un geleceği nasıl şekillenecek? Bu saatten sonra Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğü korunabilir mi?

Ben size bir şey söyleyeyim mi? Irak yok! Bağdat'tan yapılan açıklamaları yüzde 70 ABD'den gelen yüzde 30-40 civarında da Tahran'dan gelen açıklamalar olarak okumanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Artık Irak diye bir ülke yok. Önümüzdeki süreçte de u yapıyı bir araya getirecek gücü ben göremiyorum.

Bir de şunu unutmayalım Musul operasyonunu göz önünde bulundurduğumuzda yeni bir durumla karşı karşıya kaldığımız görünüyor. Birincil amaç IŞİD ile mücadeleymiş görünüyor.

Tüm aktörlerin kendi siyasal planlarına göre hareket ediyor. Buna Irak içerisindeki güçler, bölge ve uluslararası güçler de dahil. Tüm aktörler, IŞİD üzerinden, Musul operasyonunu nasıl siyasi kazanca dönüştürebilirim hesabı içerisindeler. Bunu da 'IŞİD'le mücadele adı altında kamufle etmeye çalışıyorlar.

ANKARA FARKINDA

Bu bağlamda yakın gelecek bölgeyi neler bekliyor?

Şunu söyleyeyim bu on yıllar sürecek... On yıl demiyorum on yıllar... Bunu neye dayanarak söylüyorum:  2003 yılındaki Amerikan işgalinden 2 yıl sonra Irak bir anayasa oluşturdu ve seçime gittiler. Aradan yaklaşık 12 yıl geçmiş durumda; bunca süreye rağmen o zamanki Irak, bugünkünden daha iyiydi. Şimdi bir de Suriye'deki durum var.

Bugün "biz belli bir noktada anlaştık" deseler bile birlikteliği yeniden sağlamak kolay olmayacaktır. Türkiye, bunun bilincinde gibi geliyor bana..



GÜÇLÜ İRADE ŞART

Tam da bu konjonktürde başkanlık tartışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, yakın çevresindeki kendisini doğrudan ilgilendiren durumlarla ilgili olarak güçlü karar alma ihtiyacı hissediyor. Sayın Devlet Bahçeli'nin açıklamalarındaki Başkanlığın, partili Cumhurbaşkanlığı, güçlü irade vurgularının temelinde yatan en büyük nedenin bu olduğunu düşünüyorum. 

Türkiye'nin koalisyonlarla özellikle Ortadoğu kaynaklı sorunların üstesinden gelmesi çok güç olacağı kanaatindeyim. Güçlü irade lazım; ben bunu sayın Bahçeli'nin gördüğünü düşünüyorum.

KAPIYI ÇELİKTEN YAPSAN DA…

Türkiye'nin sınır ötesi operasyon yapmamasına da karşı çıkan bir cephe var... Temel argümanları ise "dikkatli olunmazsa bir yıkım ve toprak kaybı olabilir" şeklinde…

Siz kapıyı kapattığınızda sorun sizi etkilemiyorsa tamam.. Artık siz Ortadoğu kapasının tamamını çelikten yapsanız bile sizi etkilememesi diye bir durum yok. Yaklaşık 1300 kilometrelik bir sınırı paylaşıyorsunuz ve dünya en önemli terör örgütleri orada. Tarihte olmadığı kadar destek gören terör örgütleriyle siz "komşusunuz".

'Kapıyı kapattım seni görmüyorum!' Bu yok! Sayın Cumhurbaşkanı'nın "güvenlik anlayışımız değişti" demelerinin en büyük nedeninin de bu olduğunu düşünüyorum. Güçlü irade, toplumsal birliktelik bu sorunları aşmaktaki en büyük gücümüz olacak.

PKK DEVLETİ KURULACAKTI

Türkiye'nin doğal hinterlandında sıcak gelişmeleri 15 Temmuz darbe girişimi bağlamında analiz etmek gerekirse, şayet darbe başarılı olsaydı, Türkiye'yi ve bölgeyi sizce nasıl bir gelecek bekliyordu?

Türkiye'deki 15 Temmuz darbe girişiminin birinci nedeni iç politika değil, dış politika. Ülkedeki bu kanlı FETÖ darbe girişimi başarılı olsaydı yanı başımızda bir PKK devletiyle karşı karşıya kalacaktık. Musul operasyonuyla birlikte Irak'ın, Suriye'nin dışında kalacaktık.

Allah aşkına Musul güvende değilse Türkiye güvende olmaz; Halep güvende değilse Türkiye güvende olmaz. Bunların derdi Türkiye'de düşük yoğunluklu bir savaşı sürdürmeye çalışmak. Türkiye iyice içine kapansın, birbirine düşsün; biz Suriye'de kendi siyasal planlarımızı gerçekleştirelim isteniyordu.

Mehmet Şahin Kimdir?

Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Akademik Orta Doğu dergisinin eş-editörü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Tarih Bölümü'nden mezun oldu. Yüksek lisansını ODTÜ Uluslararası İlişkiler, doktorasını ise Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde tamamladı. İran, Suriye, İsrail, 2. Körfez Savaşı konusunda yayınlanmış dört ortak edit kitabı ve 'Din-Dış Politika İlişkisi: ABD Örneği' (Barış Kitap Basın Yayın, 2009) başlıklı bir telif eseri bulunuyor. Ortadoğu, Uluslararası Politikada Din ve Türk Dış Politikası alanlarında çalışıyor.

YORUMLAR
avatar
  • avatar
    Cenk Sarıgöl

    Mehmet Hocam ağzına sağlık. Türkiye yeni güvenlik konseptini Misak-ı Milli sınırları ile deklare etmiştir. Eğer burada sınırlar değişecekse bu Lozan'da Musul ve Kerkük için pay sahibi garantör devlet Türkiye olmadan olmaz. burada sınırların değişmesi demek, Lozanın ihlali anlamına gelir ki bu sadece Türkiye dışındaki ülkeleri değil, Türkiyeyi de Lozan bağlayıcılığından azade kılar.

    cevapla