|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Ekrem Eraslan
Terör ve ayrılıkçılık karşısında kafa karışıklığı
“DAĞDA TERÖRE KARIŞMAMIŞ” ve “PKK MECLİSTE” Doğulu bir toplum olmanın ironisini hayatın her alanında yaşıyoruz. Kendimize has algı biçimlerimiz ve yorumlarımız var. Gördüklerimizden ve aklımızın çağırdıklarından daha çok ön kabullerimizi ve duygularımızı ön plana çıkarırız. Her şarta, her duruma bir takım gerekçeler üretmekte önümüze kimse geçemez. Bu nedenle çok ve çabuk manipüle edilerek oradan oraya savruluruz. Terör konusundaki algılarımızda da yukarıdan aşağıya aynı ironinin hakim olduğunu görmek mümkündür. Maalesef bu ülke 30 yıldır başına bela olan sorunu bu yüzden tanımlamak becerisini bile gösterememiştir. Muallak alanlar, zıt ifadeler bir film şeridi gibi sürekli gözümüzün önünden akmakta. Ülke siyasetini belirlemek ve bunun gereklerini hayata geçirmekle mükellef olanlar bile bunu hakkıyla başaramamışlardır. Doğal olarak ortak bir tanımlama ve algının oluşmadığı alanlarda çözüm önerileri oldukça büyük farklılık arz ettiğinden sonuca ulaşmakta pek mümkün olamamaktadır. Geçen hafta bize mahsus ironilerden birisi daha gözlerimizin önünde cereyan etti. Bu ironi Başbakanla Genelkurmay başkanının ifadelerinde belleklerimize kazındı. Aynı günlerde dile getirilen bu ifadeler terör konusuna bakışta iki önemli eksenin ne kadar farklı yerlerde durduklarının açık bir göstergesiydi. Başbakan, “dağda teröre bulaşmamış” tanımlaması ile siyasi literatüre garip bir paradoksu hediye ederken, Genelkurmay başkanı “PKK mecliste” diyerek demokrasiye ve parlamenter sisteme bakışta demokratik teamüllerin dışında bir tavır sergilemiştir. Aslında her iki yaklaşımda genele şamil bir anlayışı yansıtmamasına rağmen toplumun bir kesimi başbakanın sözlerinin arkasına diğer bir kesimi de Genelkurmay başkanının sözlerinin arkasına mevzi almışlardır. Bu iki yaklaşımın dışında yeni bir tanımlamaya ve çerçeveye ihtiyaç olduğu aşikardır. Başbakan,”dağda teröre bulaşmamış” ifadesini kullanırken mutlaka PKK’ nın tasfiyesi sürecini hızlandıracak bir enstrümanın kullanımına yönelik bir yaklaşım içerisinde olmakla beraber. Yerleşik terör tanımlamalarının dışına çıkmıştır. Düşünce özgürlüğünün tam manasıyla sağlanamadığı bir coğrafyada elinde silah ve sırtında bölücü örgütün üniforması ile her an her şeyi yapmak üzere kurgulanmış siyasi ve askeri eğitimle örgüt içerisinde en uç noktada yer alan insanları “teröre bulaşmamış” olarak tanımlaması ne kadar gariptir. Diğer bir yandan,bugün birçok insan yasadışı örgüte mensup olmaktan mahkum olup ellerine silah alıp dağa bile çıkmadıkları halde cezaevlerinde yatmaktadırlar. Ayrıca önemle altı çizilmesi gereken bir konuda “ovada siyaset” konusudur. Başbakan “dağda teröre bulaşmamış” ların uzantısı olarak görülen ve mecliste grubu bulunan DTP’ nin yani “ovada siyaset” yapanlarının ise başta genel başkanları olmak üzere birçok il –ilçe teşkilatı mensupları ve belediye başkanlarının sürekli gözaltına alınmaları ve tutuklanmaları konusunda demokratik bir açılım önermemektedir. Genelkurmay başkanı ise “PKK mecliste” diyerek çok genel bir kanaate resmi bir gömlek giydirmiş oldu. DTP’lilerin kamuoyu vicdanını rahatlatacak bir tutum sergilememeleri ise bu söylemi belli bir noktaya kadar haklı kılmaktadır. Garip olan silahlı bir örgütün parçası olarak üst düzeyde böyle tanımlanan DTP’liler seçimlerde hiçbir zorlukla karşılaşmamışlar ve bugün ki sahip oldukları ifade ve kimliklerle YSK’ nın onayıyla seçmenin karşısına çıkmış ve seçilmişlerdir. Bir taraftan ayrılıkçı terörist PKK kadroları ovaya ve anne babalarının yanına çağrılırken, diğer taraftan da ovada ve anne –babasının yanında yer alan siyasetçiler dağdakilerle aynı kefeye konulmaktadır. Kısacası ; yukarıdaki iki ifadeden de anlaşılacağı üzere söylem ve eylem birlikteliğinin en üst düzeyde olduğunun ifade edildiği bu dönemde bile ülkemizin en ciddi meselesinde tam bir bütünlük söz konusu değildir. Tanımlamalar ve tavırlar ciddi bir şekilde farklılık arz etmektedir. Burada özellikle bilinmesi gereken PKK’nın tasfiyesinin bizim konseptimiz kadar ABD konseptinin parçası olduğudur. Ve bu bir şekilde gerçekleşecektir. Burada önemli olan, bizim ayrılıkçı Kürt hareketi ve bu zeminde siyaset yapan -yapacak olanlarla ilgili konseptimizin ne olacağıdır. Şunu unutmamalıdır, sırtından PKK terörünün yükünü atmış ve Avrupa başta olmak üzere dünya genelinde iyi bir şekilde örgütlenmiş Ayrılıkçı Kürt siyasal hareketi çok daha kısa zamanda bize çok daha ciddi sıkıntılar yaşatabilir. PKK’nın tasfiyesi ile tarihteki kahramanlık sayfalarında yer alacaklarını umanlar tersinden global bir siyasallaşma sürecinin sonuçlarına da neden olmaktan dolayı tarih sayfalarında başka bir şekilde de yer alabilirler. Bu nedenle, meseleye bir bütün halinde yaklaşılmadığı takdirde bu sorunun format değiştirerek uzun yıllar ülkemize sıkıntı yaşatacağı gerçekliği görülmelidir. Her şeyden önce doğru tanımlamaların ışığında doğru hedefler tespit edilmeli ve doğru yöntemler uygulanmalıdır. İstenilen sonuçların alınması için gösterilen çabada, bu üç dinamikten herhangi birisi eksik olur veya yanlış uygulanırsa sorunu gelecek kuşaklara daha da karmaşıklaşmış bir acı yumağı olarak devretmek talihsizliğine duçar oluruz. Bu makale toplam 845 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||