-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
Ekrem Eraslan
Ekrem Eraslan
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
'YAŞ' mağdurları

MAĞDURLAR ORDUSUNUN “YAŞ” YANLARI.

Bugün konuştuğumuz birçok konu otuz yaşına dayandı, hatta bazıları daha da eski.

Enflasyon, Kıbrıs,Terör, Kürt meselesi, Başörtüsü, Dokunulmazlıklar, Anayasa değişikliği, Yaş kararları, YÖK v.s. Nice hükümetler, partiler, başkanlar, paşalar erk arenasında ömürlerini tamamladılar, sahneden çekildiler. Ama biz hala aynı yerdeyiz, aynı konularla hemhal oluyor ve aynı açmazları biteviye yaşamaya devam ediyoruz. Kuşakların birbirine en temel mirası oldu bu konular. Hiçbir güç odağı bu sorunlara çözüm üretemedi. Ve bu sorunların hiçbiri, toplum tarafından unutulup tedavülden de kaldırılmadı. Büyükler yaşadıkları acı ve sıkıntıları çözüm adına kendilerine ezberletilenlerle birlikte evlatlarına devrediyorlar.

Sorunların çözümlenememesi üzerine birçok değerlendirme yapmak mümkün. Kanaatimce birçok sarmaldan çıkamayışımızın temel nedeni “samimiyet” kavramını mahirce riyalaştırmamızdır. Dilimizdekilerle yüreklerimizde taşıdıklarımız barışlarını çok kolay kaybetmekteler. Klasik bir anlatımla, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamız ne kadar yaygın ve kolaysa vazgeçmelerimiz ve unutmalarımızda o kadar kolay.

1980’li yılların ortalarında dikkat çekmeye başlayan, 90’lı yılların ikinci yarısından bu yana da daha canlı bir şekilde toplumun gündeminde olan YAŞ kararları, ilk kez bütün karşı mücadele tezlerini çürütecek şekilde gündeme geldi. Türk demokrasisinin garip bir uygulaması ile karşı karşıya kaldık. Kabukla özün arasındaki fark bir kez daha çarpıcı şekilde arz-ı endam eyledi. YAŞ kararlarına şerh koyan bir Bakan, Başbakan ve Cumhurbaşkanına rağmen, bu şerh koyanların oluşturdukları silsilenin kendi imzalarıyla yeni kararlar alındı.

Meşhur 28 Şubat sürecinde YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilmiş birisi olmam, sanırım bu konuda bir şeyler söyleme hakkını bana vermektedir. Bazı ezberleri bozacak yada bazılarını kızdıracak da olsa kısaca bir takım hususlara dikkat çekmek gerekmekte.

YAŞ mağdurları, bazılarımız açısından hak ettikleri ile karşılaşmış, cüzzamlı gibi kaçılması gereken insanlar. Bazılarımız içinse İslam’ın modern zamanlardaki sahiplenicileri ve boykot yıllarının mazlumları oldular. Aşağıda ifade ettiklerim, umarım bu konularda peşin kanaat sahiplerini biraz daha farklı düşünmeye sevk eder.

Her şeyden önce, İslami duyarlılıkları nedeniyle ilişiği kesilenlerin hemen hepsi, sanıldığı gibi kendileri hakkında verilen kararları sürpriz olarak görmemişlerdir. Bilakis büyük çoğunluk böyle bir sonucun kaçınılmaz olduğunu, çalıştıkları sürece bilmekte ve beklemekteydiler.Yani nasıl Müslümanlıkları rastlantısal değilse ayrılışlarını bilmeleri de rastlantısal değildi.

YAŞ mağdurları ,İslam’ın modern zamanlarının mücahitleri gibi kışla nizamiyelerinde gönüldaşları tarafından karşılanmamışlardır. Acı bir şekilde, hep eleştirdikleri ve basite aldıkları aile, akraba, hemşeri bağlarının çok daha güçlü ve faydalı olduğunu görmüşlerdir. Tabi ki sahiplenilenlerde olmuştur. Her nedense o büyük kalabalığın içinde sahiplenilen küçük bir grup sürekli gözlere sokulurken diğer büyük çoğunluk ise görmezden gelinmiştir.

YAŞ kararları ile ayrılanları, aileleri ikinci bir kez yargısız infazla mahkum ettiler. Hatta en yakınlarındakilere dahi duruşlarını anlatamamışlardır. Yıllar geçse de konumları değişse de bir marka gibi bu izi üzerlerinde hep taşımışlar ve samimi dualardan çok şüphelerin odağı olmuşlardır.

Onları devlet sevmeyip uzaklaştırırken dışarıda dahil oldukları topluluklar da onlara şüphe ile devletin devamı gibi bakmaktan geri durmamışlardır. Garip bir şekilde, sivil hayatlarında aynı düzlemde yer aldıkları paydaşlarından ziyade, Silahlı kuvvetlerde edindikleri becerilerle hayata tutundular ve başarılı oldular. Hatta zaman zaman paydaşlarınca, mahkum ve mecbur olmanın getirdiği zafiyetleri nedeniyle sömürüye bile uğradılar.

“Ümmet” olmanın eşit ve adil statüsüne, sivil olarak erişeceklerini sandıkları anda bile Silahlı kuvvetlerdeki rütbelerine göre değer verildiler, önemsendiler. Kapılar yüzlerine buna göre açıldı veya kapandı. Kendi organizasyonlarında bile rütbelerin verdiği statükodan sıyrılamadılar. Bir nevi aralarında askercilik oynamaya sürekli devam ettiler.

YAŞ kararlarıyla ayrılanların sayısından daha fazla YAŞ korkusuyla ayrılanlar vardır. Aslında geçen 15 yıllık sürede TSK’dan YAŞ ve kuru şeklinde ciddi bir muvazzaf personel tasfiyesi yaşanmıştır. Endişe nedeniyle ayrılanlar ise neredeyse hiç gündeme gelmemişlerdir. Ne acıdır ki, YAŞ kararlarıyla ayrılanlar kabuk değiştirerek ne pahasına olursa olsun kalan arkadaşları tarafından Uhud savaşının okçuları gibi görüldüler.

Kendi etraflarında oluşturulan korku çemberi nedeniyle hak ettikleri birçok şeyden yanlarındakiler ve karşılarındakilerin işbirliği ile uzak düştüler-düşürüldüler. Birlikte yola koyuldukları yoldaşlarının su alan gemide atacakları ilk ağırlık oldular. YAŞ kararlarına şerh koyanlar, onları partilerinden muhalefetken aday yapanlar iktidar ve merkez olmanın büyüsü ile aday yapmayı uygun görmediler.

Ayrıldıktan sonra da rahat bırakılmadılar. Kamu kurumlarında duvarlar örüldü onlara. Yakınlık ve kolaylık gösterenler hedef yapıldı. Özel işletmeler üstü kapalı ikaz edildiler. İrticai örgütlenme safsatalarında 3. sınıf zeka ve kişiliğe sahip mahalle muhbirlerinin ihbarlarıyla hazırlanan istihbarat raporlarında örgüt şemalarına muvazzaf kadrolu olarak eklendiler. Hatta bazıları işkence tezgahlarından geçip hapis yatarak beraat ettiler.

Sanılanın aksine yaşadıkları onları fanatikleştirmedi. Yaşadıkları, onlara eskiden bilip de önemsemedikleri değerlerin vazgeçilmezliğini hatırlattı. Ne devletten gördükleri vatan sevgilerini azalttı. Ne de İslam’la markalaşanlardan gördükleri Dinleri ile olan bağlarını azalttı. Fanustan çıkınca tekrar keşfettiler hayatı ve İslam’ı. Sosyal ütopyalarında yücelttikleri kardeşlerini holdinglerde, partilerde, bürokraside yeniden ve gerçekten tanıdılar.

Onlar , bunu ne bir utanç olarak gördüler nede bir övünç kaynağı olarak. Bunu sadece ve sadece bir “gariplik” olarak gördüler ve varsa bir mükafatı bunu Allah ‘tan bekleyerek yaşamaktalar.

Bu makale toplam 930 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.2250, Satış 1.2370; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7460, Satış 1.7640
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi