| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
PORTRE : SÜLEYMAN ASKERİ BEY– 1.BÖLÜM o düştü biz yine ayakta kaldık
Attila İLHAN Süleyman Askeri Bey’in aziz hatırasına ithaf olunur … “Macera !“ dediler. “Bu adamlar, daima bir takım maceralar peşinde koşmuş olan bir avuç saltanat düşmanı, hepsi bu! “ Hürriyet istemek, zararlı bir alışkanlıktı. Ve bizlerden istenen akıllı olmamızdı. Akıllı olmamız, önümüze koyulana mukavemet etmemiz... Bizler, düşmanın işini güçleştirecek saçma sapan maceralardan ve en çok da hürriyetten uzak durmalıydık. Zira o devir, tıpkı bugün olduğu gibi Osmanlı’da da hürriyet istemek, maazallah yasak elmaya el uzatmakla eşdeğerdi... Hürriyet istemenin bedeli, yeryüzünün tanrılarının sahte cennetlerinden kovulmaktı..Oysa hürriyet, Osmanlı’da tüm kesimler tarafından peşine düşülmüş olan bir sevgiliydi adeta.. O nedenle, bu hürriyetin kaç çeşit tarifi var bilmiyorum .. Ancak
biliyorum ki; Kimi zaman yanlış! bir hikayede figüran olmak bile, doğru! olduğu
ezberletilen bir hikayede kahraman olmaktan çok daha değerlidir.
O halde buyurun Süleyman Askeri Bey’in otuz bir senelik özyaşamöyküsüne… DOĞUMU , 1908 MEŞRUTİYET HAREKETİ VE SÜLEYMAN ASKERİ BEY Süleyman Askeri, 1884 senesinde bir yangın yerinin ortasına gözlerini açar. Babası Vehbi Paşa’dır. Kendisiyle aynı sene doğan Yahya Kemal Beyatlı, seneler sonra Osmanlı’nın halini tasvir ederken; “Kalanlar ortada genç, ihtiyar, kadın, erkek harap olup yaşıyor tali’in azabıyla …Vatanda düşmanı seyretmek ızdırabıyla…“ diyecektir. Gerçekte de, Süleyman Askeri’nin doğduğu sene Osmanlı, tarihinin en ağır günlerinden geçmektedir. 1854 senesinde kaybedilen Kırım Savaşı, ardından gelen Balta Limanı Antlaşması neticesinde tarihinde ilk kez dış borç almak zorunda kalır Osmanlı. İngilizlerden % 6 gibi yüksek bir faiz oranında alınan 3 milyon 300 Osmanlı altını da ancak kısa süreli fayda gösterir .1876 ‘da parasızlık yüzünden tüm ödemeler durdurulur, ardından durum iyice kötü hal alır ve önce 1879 senesinde İngilizlerden alınmış olan borcun faizine karşılık olarak damga /içki / balık avı / tuz ve tütün gelirlerine el konulan Osmanlı, 1881 senesine gelindiğinde devlet hazinesini tümüyle Alman, Avusturyalı, Fransız ve İtalyan alacaklılar ve Galata bankerlerinden oluşan Düyun-u Umumiye Osmanlı İdaresi meclisine bırakır. Nihil est sine ratione [ Hiçbir şey nedensiz değildir..] Leibniz Süleyman Askeri, bu sırada Askeri Harbiye’den kurmay yüzbaşı olarak mezun olacaktır. II.Meşrutiyetin 1908 senesinde ilan edilmesinde rol oynayan hürriyet yanlısı genç subaylar içinde o da vardır. Gerçekte de bu ayaklanma hareketi İmparatorluk tarihinin en önemli dönemeçlerinden birini teşkil eder. Sanayi devriminden sonra iyice palazlanmış olan Batılı devletlerin boyunduruğu altına girerek bunlarla olan ilişkilerinde – istemeden de olsa – yarı sömürge ülke durumuna düşen Osmanlı’nın zaten ülke kaynaklarını yabancı devletlere sunmaktan başka çaresi kalmamıştır.. Hiçbir şey nedensiz değildir demiştik.. 2.Abdülhamit’in, Osmanlı’nın bekasını korumak için oluşturduğu despotik-jurnalci rejim karşısında oluşan muhalefet, hele de İmparatorluğun kapısı alacaklılarca yıkılacak gibi çalınıyorken, - tıpkı ezberletildiği gibi- imparatorluğu batırmak değil aksine yıkımdan kurtarmak için devrimci dönüşümlere zemin hazırlamaya çalışır. İttihat Terakki Partisi, işte tam da bu ideali hayata geçirebilmek için eyleme geçen vatansever subaylardan kurulu bir oluşumdur ve bu hareket, sanıldığı gibi dış güdümlü değil, aksine iç dinamiklerin harekete geçirilmesi için çalışan eşi benzeri görülmemiş bir başkaldırı hareketidir. O nedenle İttihat Terakki Hareketi’nin onurlu bir direnişi örgütleyerek Osmanlı’nın yıkımını durduramasa da, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşun temellerini attığını ve İstiklal harbinde kazanılan başarının bu hareketin oluşturduğu zemin üzerinden yükseldiğini söylemek yanlış olmaz… Mutlu kölelik veyahut durağan bir esaret halinin herhangi bir kıymet-i harbiyesi olamaz, öyle değil mi? Ya da sanır mısınız ki; Zavallı imparatorluğun düştüğü durum ortadayken eline bir harita almış vicdan sahibi herhangi biri, bunu bir ayna bilmez de, bu durumu görmezden gelir ..Birileri çıkmış, küstahça bir kibrit çakarak elinizdeki haritaya fırlatıvermiş ..Siz bu durum karşısında Süleyman Askeri’nin vereceği tepkiyi vermez de, ya ne yapardınız . Bir nesil, “ yangın olur ben yangına giderim“ misali, çıkan o yangın içinde hayata tutunmaya çalışmışken, bir kenarda durup yangın seyreden merak kumkumaları gibi bekler miydiniz, yoksa Süleyman Askeri gibi kendi canınız pahasına yangının ortasına mı dalardınız? Yangından ilk kurtarılacak olanlar; Allah, vatan ve özgürlük olacak, Süleyman Askeri’nin hikayesi de elbette bu minvalde devam edecek…Zira her şey, henüz başlıyor… (Devam edecek) Bu makale 4,412 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |