Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
7 Şubat 2012, Salı
 DÖVİZ KURLARI : 
Hakkı Devrim
Hakkı Devrim
Askere davetiye denemesi mi?
Hakkı Devrim
Sahiden soruyorum: Genelkurmay Başkanı'ndan ne bekliyor, ne istiyor Yavuz Bülent Bey arkadaşımız?

Askere davetiye denemesi mi? Masalların girizgâhı ne anlama gelir, diye çocukken de düşünürdüm. Alıştığımızdan çok başka bir dünyada geçen olaylardan söz edileceğini çocuğa önceden bildirmek için olmalı, söze, toplumsal düzendeki işbölümünü altüst eden bir tekerlemeyle girilir:
– Deve tellal iken, horoz imam iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken... diye başlamanın sebebi başka ne olabilir?
Dün bir köşekadısının yazdıklarını okudum. Dikkatimi çeken yazının başlığıydı: «Genelkurmay Başkanımıza açık mektup». Metnin ikinci satırında geçen Prof. Yücel Aşkın adını da gördüm. Yazar Yavuz Bülent Bakiler'i Türkçe'yle ciddî şekilde ilgilenen biri olarak hatırlıyorum (H. Tercüman).
Dilekçesini merak ettim.
Özetlersek, rektörler ayağa kalktı, ellerinden gelse bir 27 Mayıs darbesi daha yaptıracaklar, diyor. Sonra kalem kalem şöyle devam ediyor:


Muhterem Paşam, Prof. Yücel Aşkın'ın çok cerbezeli, çok kararlı, çok öfkeli sahipleri var.

Orhan Pamuk isimli yazarımızın herzelerini de okumuşsunuzdur. Hakkında dava açılınca, birtakım kişiler ve kuruluşlar kıyamet kopardılar.
Muhterem Paşam, Orhan Pamuk da sahipsiz değildir.

Agos başyazarı Hrant Dink, Atatürk ve Türklüğe kafa tuttu. Yediği naneyi görmüşsünüzdür. Bazı yazar çizerlerimiz, Hrant Dink'in gazetesi önünde bir basın toplantısı yaparak onu göklere çıkardı.
Aziz Paşam, Türkiye'de Türk'e sövüp sayan Hrant Dink de sahipsiz değildir.

Bu memlekette Leyla Zana ve saz arkadaşlarının da, otuz bin kişinin kanı üzerinde oturan Apo'nun da sahipleri vardır Sayın Paşam.

Menderes ve arkadaşları, âdeta yamyam çığlıkları arasında ipe götürüldükleri zaman, bizim rektörlerimiz, profesörlerimiz, Barolar Birliğimiz, Atatürk maskeli, laik ve Cumhuriyet türkülü yazarlarımız, Avrupalı dostlarımız acaba İsviçre dağlarında kayak sefasına mı çıkmışlardı?

Görüyorum ki, kim noksansız bir şuurla Türklüğü, İslam'ı ve vatanı seviyorsa ve bunun mücadelesini veriyorsa, bu memlekette sahipsizdir. (Bu noktada, asıl diyeceğinden önce araya bir tampon koymak istemiş olmalı: «Tabip Alb. Prof. Dr. Mustafa Karamanyol da, rezil bir iftiraya uğrayarak, YAŞ kararıyla ordumuzdan atılmıştır. Ona yüklenen suç irtica suçudur» diyor.)
Ve sıra asıl suale geliyor:
– Siz bu zulmü neden önlemiyorsunuz Muhterem Paşam? (Hangi zulmü? Prof. Yücel Aşkın'ın, Orhan Pamuk'un, Hrant Dink'in, Leyla Zana ve arkadaşlarının, Menderes ve arkadaşlarının da zulme uğradıklarından mı bahsediyor, yoksa sadece Prof. Mustafa Karamanyol adına mı şefaat diliyor?) Bu vatanın tertemiz evlatları hep sahipsiz mi kalacak? (Burada da kimleri kastettiği pek belli değil. Haydi bunu da geçelim! Peki, yazarın Genelkurmay Başkanı'ndan beklediği, yapmasını istediği nedir?)
Sahiden soruyorum: Genelkurmay Başkanı'ndan ne bekliyor, ne istiyor Yavuz Bülent Bey arkadaşımız?
– Gene herkes birbirine girdi, aman asker de bu kargaşadan uzak kalmasın mı, demek ister? Nedir talebi?

Türkçe hocası değil nihayet
Ali Atıf Bir dün, «İbo'nun yazılarını kim yazıyor?» diye sordu (Hür., 25 ek.).
Demek bir arkadaşlıkları var, İbo dediği İbrahim Tatlıses. Ben de söyleyeceğim, şimdi ayıp olur diyordum: Atıf Hoca'nın Türkçe'sini elden geçirecek bir yardımcı verilemez mi yanına? Onun pek vakti olmuyor galiba.


Adlar
Türkçe dostlarından (Aşkın Baysal)


«Mortgage» terimi hakkında hazırladığımız bir dosyada sizin dediğiniz «evedindirme» kelimesini benimsemeyi düşünüyoruz. Tereddüdümüz, bu kelimenin işlemin ipoteğe dayalı yapısını tam ifade edememesinden kaynaklanıyor. Acaba «İpotekli evedindirme» mi desek?
– Terimin kısası kolay benimsenir. İpotek yanında borçlanma var, faiz var, vadeler var, peşin ödeme oranı var... Kısaltılmış adlarda ayrıntıya girilmez ki!
Evedindirme yeni bir tamlama. Zihinlerde «mortgage» şartlarıyla yer edecektir, tereddüde gerek yok.
Örnekle söyleyeyim: Dolmuş derken, taşıt ve yolculuk'tan söz edilmiyor, diyen oldu mu? Gecekondu'da konut ve inşaat kelimelerine ihtiyaç duyuldu mu?
Hayır, hayır! Terimin de, deyimin de makbulü kısa olur.

Dil Yâresi


Ali Atıf Bir, «Öncelikle söyleyeyim ne Başbakanımızın ne de ana muhalefet partisi başkanımızın pazarlamanın bilimsel anlamını bilmedikleri ortada» diyor (Hürriyet, 23 ekim).
Ne... ne... bağlacı böyle kullanılmaz. «Ne Başbakan, ne de muhalefet lideri biliyor» veya «Başbakan da, muhalefet lideri de bilmiyor» denmeliydi.
Ve şu cümle: «Van'da dinci çevre üniversiteyi mollalarla yönetilen bir yere dönüştürmek istemiş, YÖK'ün yerinde müdahaleleri ile dönüşüm gerçekleşmeyince de Rektör Yücel Aşkın tutuklanmadan yargılanabilecekken, nasıl olduysa ²çete³ oluşturup, tutuklanmıştır.»
Nasıl olduysa, «Bilinmeyen veya herhangi bir sebeple» demektir. Yazar, «Rektör bilemeyeceğimiz bir sebeple çete oluşturmuş ve bu yüzdendir ki, tutuklanmadan yargılanabilecekken tutuklanmış» mı demek istiyor?

Bu makale 321 kez okundu.

YAZARIN SON YAZILARI
» Araplar ve Türkler semineri
» Siirt'te yaşananları unutturmak, işlenmiş olanlardan daha ağır bir suçtur
» DTP'lilere önemli bir uyarı
» DTP ağız mı değiştirdi sizce?
» AKP'yi şu kötüleyene bakın!
» Zahid Akman dediğiniz kimdir?
» Seçime sekiz gün kaldı. İnsan olarak diyorum, liderleri ne kadar tanıyorsunuz?
» Atatürk ve Matürîdîlik
» Tayyip Erdoğan, köşekadısı
» Ulan sayın vatandaşım, deseydi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Tek çıkaryol Osmanlıvari bir çözüm
Günümüzün en popüler felsefecilerinden biri kabul edilen Slavoj Zizek bir dizi konferans için Türkiye'ye geldi.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı