|
Çok Okunanlar
Basından Seçki
|
|
||||||||||
![]() Güven Akıncı
Bir Tokat Borcunuz Var Bayım!
Seksenli yılların üçüncü çeyreği… İktidarda Özal var, tabi birde dört koldan damıtılan kabine üyeleri. Zaman farklı bir Türkiye`yi "tik tak"lıyor..Hersey çok farklı şimdikinden.. Düşünsenize bugün ilk askerlik yoklaması gelen çocuklar henüz kundakta bile değiller.. Tayyip Erdoğan toy ama gelecek vaadeden bir RP. üyesi, Ahmet Necdet bey o günün Ankara`sında binlerce olan kravatlılardan bir kravatlı, Salih Tuna "Yoldaki Işaretler"i okuyor, Yaşar Nuri hoca ise tasavvufa methiye kitapları yazıyordu.. Türkiye`nin Kenan Paşa`nın darbeciliğini değilse de, ressam tarafını daha bilmediği yıllar. Dallas prodüksüyonuyla henüz döllenen bir kesim toplum, "ilk nesil"e hamile... Çernobil, eurovision, breakdance manyaklığı, post-punk, sony walkman, duran duran, ilk mcdonalds, tanju çolak, commodore 64 oyunları, kalın bağcıklı converse ayakkabıları hayatın içindekilerden bazıları… O kesitte bir taşra kenti… Özal kredilendirmesinin (pardon yandaşlığının demeliyim) listebaşı yaptığı toplum nüveleri. Ki çok dominant...Gayrısı nefes almakta zorlanıyor… Ve o taşra kentinin mütevazi bir kasabası. Bilinenden, tasavvur edilenden öte bişey değil.. "Reyis beg" dedikleri belediye başkanı ve bir muhtarla beraber asayişi sağlayan jandarma resmiyetin tecessümü sayılıyor.. Okul, cami gibi amme binalarına, sonraki yıllarda sağlık ocağı da eklenecek.. Kasaba`nın iktidar cenahından biteviye yemlenen “partici”leri beri yanda mutlu hayat sürerlerken, kafası bozuk genç bir adam bileniyor, ötede… Kafası bozuk genç adam; henüz bitirmiş liseyi. Sorgulayan bir beyni var ve biliyor ki çok okumalı kendini yetiştirmeli. Tabi ki yeniyetme bir solcu!(Kasaba particilerinin tarzları, buradaki “tabi ki” vurgusunu açıklıyor olmalı) Cumhuriyet gazetesi okuyor, Ahmet Kaya dinliyor (Rahmetli`yi her dönemde dinledi) İlhan abi (Selçuk) ve taifesi o tarihte hedefine özal ve damıtılmış kabine üyelerini almıştı. Cavit Kavak vs gibi soldan çarklıları pek önemsemeyen İlhan abi, Namık Kemal Zeybek, Yaşar Okuyan, Lütfullah Kayalar gibi sağdan çarklıları “ülkücü katiller” “idamlık komandolar” “eli kanlı faşistler” tesmiye ediyordu. Bizim yeniyetme solcumuz, artık kasaba siyasetini aşıp ülke siyasetine dair yapılacaklar olduğuna kaniydi ancak bu nasıl olacaktı? İşte tam o günlerde ideallerini gerçekleştirmek yolunda önüne bir firsat çıktı. Okumadan gününü geçirmedigi biricik gazetesi, hedefi gösteriyordu. Gerisi davaya(!) ne kadar bağlı olduğunun denemesi olacaktı… Her yaz mevsiminde ikisini üçünü kasaba meydanında gördüğü politikacılardan, o yaz gelecek olanın Tarım Ve Köyişleri bakanı Lütfullah Kayalar olacağını öğrenir. Bu “idamlik komando”ya öyle bir ders vermelidir ki, adam anasından doğduğuna pişman olmalıdır. Derken eylem(!) günü gelip çatmıştır. Aslında eylem planı kafasındadır ama o anda, aynı masayı paylaştığı okey arkadaşlarının hiç birşeyden haberleri yoktur. Kışın sadece kahve yazın ise önündeki bahçeyi katarak çay bahçesi haline getirilen mekana önde korumalar, arkada bakan, bakanın arkasında particiler doluşmaya başlamışlardır. Birden mekanda ne kadar insan varsa ayaga kalkip “hazır ol”a geçerler. Kahramanımız, masadaki arkadaşlarına “kimse ayağa kalkmayacak” diyerek talimat verir. Hadise soğuk duş etkisi yapmıştır. Ancak zabıta üniformalı belediye memurunun “niye ayağa gahmayınız ula!” cümlesiyle eyleme(!) ilk mukavemet gösterilir. Babası yaşındaki zabıta üniformalı belediye memuruna “İşine bak ulan karışma!” diyerek, eyleme zevatın dikkatini çekmeyi başaran yeniyetme solcumuz, sağına ve soluna döndüğünde masada sadece kendisi oturmaktadır. “Okey” arkadaşları, zabıta üniformalı belediye memurundan korkmuşlar ve ayağa kalkmışlardır. Bakan’ın koruma müdürü olduğu sonradan öğrenilen işgüzar polis şefi, o anda zıplayarak masaya gelmiştir. Kahramanımızın direnmesine firsat bırakmadan sürükleyerek barakanın arkasına götürüren polis şefiyle kahramanımız arasında şu diyalog geçer; - Neden kalkmadın ayağa lan? - Niye kalkayım kanunda mecburiyet yok - Bak hele ne kadar da biliyor!! Güümmmmm!! Aldığı tokat darbesiyle sendeleyen yeniyetme solcumuz ancak “O….. Çocuğu! üniformanı çıkarda gelsene”diyebilmiştir. Yirmi yıl evvel yaşanan bu hadiseyi sizlerle paylaşma nedenim, 22 Temmuz`daki seçimde CHP’nin Yozgat ve Yalova ilk sıra adaylarını şaşkınlıkla karşılamamdır. İlhan abi(!)nin “eli kanli faşistler”i, “idamlik komandolar” Yaşar Okuyan ve Lütfullah Kayalar CHP adayları... Peki Cumhuriyet gazetesi? O bildiğiniz gibi, üzerine kusmaktan başka bir işe yaramıyor…Para verip alınmıyor, belki uçakta falan dağıtılırsa göz atılıyor o da belirtildiği üzere kusma tehlikesine karşı.... Tokat hadisesine gelirsek, “geri dönmeyen borç” olarak kahramanımızın bilançosunda “alacaklar”a kayıtlı… Tahsili konusunda borçlu tarafın ödeme planı beklenmektedir. Yasal faizinden feragat edilse bile, uzlaşma kapısı kapalıdır... Hakem olarak Yozgatlı`lar ve Yalovalı`lar tayin edilmiştir... guvenakinci@hotmail.com Bu makale toplam 1059 defa okunmuştur.
|
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||