-
  SON HABERLER
<m:blue>40 Yıllık İşgal ve 60 Yıllık Savaş:</m:blue> Artık Yeter
Mazin Qumsiyeh
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
40 Yıllık İşgal ve 60 Yıllık Savaş: Artık Yeter

40 yıl önce 1967 "altı gün savaşları"nı (Arapça"da el-Naksa) planlayanlar ve orada yaşayan bizler bugünün Amerikalılarını ve Iraklılarını bir yana bırakırsak İsraillilerin ve Filistinlilerin yaşamları üzerindeki sonuçlarını öngöremedik.

İşgal başladığında ben Beyt"ul Lahim"de yaşayan 10 yaşında bir çocuktum ve ilk saldırının hatıraları hafızamda hala canlıdır.

1979"da ABD"ye göç ettikten sonra hala her yıl oraya gidip kalmaya devam ediyorum.

1967"den bu yana her yıl daha da kötüye gittiğini gördüm (ve bu yaz ki seyahatimden endişeliyim).

İllegal işgalden 40 yıl, 250,000 İsrailli yahudinin kolonici yerleşimcinin Batı Yaka(Şeria)"ya yerleşmelerinden, yaklaşık 18,000 evimiz yıkıldıktan, ekonomi ana güzergahından çıktıktan (işsizlik büyük bunalım döneminde ABD"de oluşmuş olan işsizliğin iki katı),

İsrail hapishanelerindeki 11,000 siyasi tutukludan ve

10,000 Filistinli öldürüldükten sonra ne söylenebilir?

Orada kalan Filistinliler; en verimli toprakları müsadere edilip dar gettolara kapatıldık sonra ne denebilir?

İşgalcilerinde aynı zamanda ödedikleri bedellere mi odaklanmalıyız (10 yıl önce devreye giren şehadet eylemleri fenomenininden bu yana çektikleri bedel).

Açığa çıkan Irak rajedisinin de aralarında olduğu dünyanın ödediği bedele mi odaklanmalıyız (ve şimdi İsrail lobisi bir İran savaşını zorlamaktadır)?

Bu kırk yıl içinde İsrail"in ABD"ye 1 trilyon dolardan fazla bir bedele mal olmasına ne demeliyiz?

Savaş altı gün "savaşı" olarak adlandırıldı çünkü İsrail"in yıldırım hava akını, Ürdün Suriye ve Mısır ordularını ilk bir kaç saat içinde öyle harap ettiki geriye kalan süre; kara ordusunun Batı Yaka, Gazze, Sina, ve Golan Tepeleri"ni işgal etmesiyle geçti.

Pek çok analizci bu savaşın, İsrail-ABD "stratejik" ilişkilerini karşılıklı bağımlılık derecesinde pekiştirmede kritik bir görev ifa ettiğini söylemektedir.

Fakat USS Liberty

(8 Haziran 1967"de uluslararası sularda İsrail tarafından saldırıya uğrayan bir ABD gemisi) gemisinden kurtulanlar ve bütün objektif tarihçiler ikna edici bir şekilde şunu gösterdiler:

1) İsrail"in USS Liberty saldırısı kasıtlıydı ve

2) İsrail lobisi savaştan önce o kadar güçlüydü ki herhangi bir soruşturma açılmasını engelledi (ayrıntılar için bkz. http://www.ussliberty.org/ ).

Dönemin ABD Başkanı Carter,

"bu mesele üzerindeki tartışmaları susturmak isteyenler var"

dedi. Kendisine şiddetle saldırıldı ve böylelikle tezi aslında doğrulandı.

Benzer şekilde Mearsheimer (Şikago Üniversitesi"nden) ve Walt (Harvard Üniversitesi"nden) imzalı İsrail lobisi ile ilgili makale öne sürülenin haklılığını ispatlarcasına saldırıya uğradı.

Internetin hayrına doğruları susturmak artık çok zor. Örneğin eğer bu makale ABD"nin merkez basını tarafından yayınlanmazsa bile yine onbinlerce insan tarafından okunacak. Böylelikle 1967"nin mirasına açıkça bakabilmemize izin verecek.

Öncelikle bu savaşın nasıl başladığı ve amaçları ile ilgili mitolojiyi bir tarafa bırakarak başlayalım.

Örneğin İsrailli General Matityahu Peled 19 Mart 1972 tarihli Ha"aretz gazetesine:

"Haziran 1967"de soykırıma uğrama korkusunun üstümüzde olduğu ve İsrail"in kendi fiziksel varlığı için savaştığı tezi sadece savaştan sonra doğan ve gelişen bir blöftü... Sınırlarımıza yığılan Mısır güçlerini güya İsrail"in varlığını tehdit eder bir pozisyonda göstermek sadece herhangi birinin zekasını aşağılamak anlamı taşımıyor aynı zamanda Zahal (İsrail"in Savunması için Ordu Gücü"nün İbranice kısaltması)"ında aşağılanması anlamına geliyor"

şeklinde bir açıklamada bulunmuştu.

İsrail"in niyetinin en büyük kanıtı işgal edilmiş alanlara savaştan hemen sonra gerçekleştirdiği nüfus yerleştirmeleridir.

İsrail aynı zamanda Batı Yaka"nın %10"unu (genişlemiş "Büyük Kudüs") ve bütün Golan Tepeleri"ni ilhak etti.

İsrail ekonomik baskılar, toprak ve doğal kaynak müsadereleri ve şiddet üzerinden geri kalanı da verimli topraklar üzerinde nüfus azaldığında ilhak etmeyi umuyordu.

Bu yüzden (uluslararası hukuku hiçe sayan) İsrail kolonileri/yerleşim yerleri; (hepsi Batı Yaka"da olan) Kudüs çevresindeki doğu ve batı su kaynakları üzerindedir.

Bu aynı zamanda İsrail"in Golan Tepeleri"ni elinde tutmasının da nedenidir (Golan Tepeleri"ndeki suyu için).

Kolonyal oyunun (hayali ve şedid yerlilerden kaynaklanan) güvenlik ihtiyacı; Amerika"ya yerleşen Avrupalılar,

Güney Afrika"daki ırkçı jejim veya İsrail tarafından her zaman ilerdeki kolonizasyonlar ve yayılmalar için bahane olarak kullanılan gizemli bir söz olmuştur.

Bütün bunları olabilir kılmak için ABD, dünya milletlerindeki çok fazla olan kredisini yitirdi.

BM Genel Kongresi"ndeki oylamalar rutin bir şekilde 160 ülke bir yönde, ABD ve İsrail bir yönde şeklinde geçti.

ABD tarafından sağlanan F-16"lar, Apaçi helikopterler ve misket bombalarıyla sivillerin üzerine saldırmak dünyanın diğer bölgelerinde devlet terörü olarak görülüyor, İsrail"in kendisini savunması olarak değil.

Avrupalılar büyük bir çoğunlukla ABD ve İsrail"i dünyadaki en tehlikeli ülkeler olarak görmektedirler. Aslında bu şimdi de "teröre karşı savaş" olarak önümüze çıkan fasit döngüdeki savaşlara Amerika"nın girmesini devam ettiren "özel ilişkileri" sağlayan lobinin mirasıdır.

Çözümleri görmek çok zor değil.

Amerika"nın güneyindeki ve Irkçı Güney Afrika"daki ayrımcılık bir hastalıktı o halde neden hala birileri ayrımcılığı bir çözüm olarak görüyor.

Bu, meselenin tarihi onun dünyada çok iyi bilinen uluslararası hukuk temelindeki çözümü ırkçı ideolojilerin kurumlarımıza uçakla saldırılarıyla Amerika"da gömüldü.

Bu saldırı; ilgili herkesin (Amerikalılar, İsrailliler, Filistinliler, Lübnanlılar ve Iraklılar) zararınaydı.

Bunun merkezinde şu var;

Filistinli mültecilerin ve yerlerini terk etmiş insanların evlerine ve uluslararası hukukun desteklediği haklarına göre topraklarına dönmelerine izin verilmelidir

(530 köy ve kasaba tamamen nüfustan arındırılmıştı bkz. www.palestineremembered.com ).

Barışa giden gerçek bir yol haritası için ihtiyacımız olan şey; Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi ve 1949"un Birleşmiş Milletler Genel Kongresi"nin mültecilerle ilgili olan 194 nolu kararının uygulanmasıdır.

Pek çok kilise, birlik ve öğrenci grubu; Filistin sivil toplumunun aralarında boykotlar, elden çıkarmalar ve Güney Afrika"da uygulananlara benzer yaptırımların olduğu şiddetsiz hareketlere yoğunlaşmasını salık vermektedirler.

Son günlerde bunlara Güney Afrika Ticaret Birliği Kongresi (COSATU) ve (yüksek eğitimde 120,000 akademisyeni temsil eden) İngiltere Kolej ve Üniversiteler Birliği de katıldı. Gelişmekte olan bu akıma gerçekleştirilen ırkçı saldırılar bu yöntemlerin etkililiğini kanıtladı.

Geçmişteki Amerika ve şimdiki İsrail, yerlilerin ana engeller olduğu yabanıl "vahşiliği" fethetmek için "yayılma kaderdir" vizyonunu paylaşmaktadırlar.

Yerlileri karalama bir zamanlar Amerika"da şimdi de İsrail"de ortak özelliktir.

(Tabi ki hala yaşayan Amerikan yerlilerinin oranı, yerli Filistinlilerin oranı ile kıyaslanamayacak kadar azdır ve Filistinliler meselesi bizi bir dünya savaşına sürüklemektedir.)

Hem Amerika"da hem de İsrail"de gerçek bir uzlaşma aramanın zamanıdır.

Haziran"ın 10"unda işgalin sonlandırılması için onbinler Washington DC"de toplanıp yürüyecek (bkz. www.endtheoccupation.org ).

Barış için kollektif olarak çalışacağız böylelikle Filistinlilerin yurtsuzlaşmaya başlamalarının (Kasım 1947) 60"ıncı yılı adalet ve eşitlik temelindeki gerçek barış için bir dönüm noktası olacaktır.

*Dr.Mazin Qumsiyeh, Duke ve Yale üniversitelerinde hizmet etti (Duke Üniversitesi"nde altı Yale üniversitesi nde beş yıl).

Şu an İşgali Sonlandırmak İçin ABD Kampanyası İcra Komitesi"nde ( www.endtheoccupation.org ) ve İisrail/Filistin"de Tek Demokratik Devlet Derneği"nin kurulunda görev yapmaktadır ( www.one-democratic-state.org ).

Tercüme: Ali Karakuş

Kaynak: Dünya Bülteni

Bu makale toplam 2582 defa okunmuştur.

 

Döviz fiyatları güncelleniyor
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi