| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 7 Şubat 2012, Salı | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Yargıyla ilgili meselelerimiz yer yer huzursuzluğa dönüşüyor. Adalet anlayışımızda
bir tedirginlik var, demek fazla vesveseli olma anlamına mı gelir, dersiniz...
Tuhafından başlayalım. Milletvekillerimiz futbol seyircisine örnek olma işlevini yüklendiler. Çıkış
işaretini, bir futbolcunun kafasını nişanlayarak tribünden aşağıya pet şişe
atan Haşim Oral (CHP milletvekili) verdi; onu «Ben olsam tabancamı çekerdim»
diyen Halil Tiryaki (CHP m.v.), vaktiyle hakem tokatladığını şimdi açıklayan
Süleyman Bölünmez (bağımsız m.v.) ve «Ben olsam o futbolcunun boğazını sıkardım»
diyen Mehmet Yüksektepe (AKP m.v.) takip ettiler. Bu milletvekillerinin, şikâyetlere konu tribün anarşisi konusunda ne düşündüklerini
sorsak, ne cevap vereceklerini merak etmez misiniz? Yeni yeni suçlar söz konusu oluyor. «Vicdanî retçi» Mehmet Tarhan 4 yıla hüküm giydi. («Repçi» veznindeki bu «retçi»
deyişi yeni bir hukuk terimi herhalde.) TRT'nin bir mensubu notere gidip «rüşvet sözleşmesi»ni tasdik ettirmiş, deniyor.
Öğrencilerini, ağızlarına (sahiden) acı biber sürerek cezalandıran bir öğretmenin
ne suç işlediğini belirlemek üzere kanunlar karıştırılıyor. Bunlardan ibaret kalsa, yargı dünyamızda sözü edilecek tuhaflıklar der, geçerdik.
Ama arada Hrant Dink'in, Atatürk'ten alıntı özentisi izlenimi veren bir özdeyiş
denemesinden hareketle, «Ermeni kimliğinin pekiştirilmesi ve bunun, Ermenilerin
Ermenistan'la bütünleşmesi kastının belirtisi olduğu» yorumuna ve suçlamasına
rastlıyoruz. Bilirkişi raporu değil, bir mahkeme kararıdır bu. Bilgiyi, ilmi temsil eden HOCA ile adaleti temsil eden KADI arasındaki anlaşmazlık
aklıselimi (sağduyuyu) simgeleyen BİLGE'yi ürkütür. Hele hakem olması beklenen
MUKTEDİR de ağırlığını, taraflardan birinin kefesine koymuşsa... 27 Mayıs günü (1960) bir bilge bana, «Askerî müdahale sevinilecek hadise değildir»
demişti. Doğruluğunun derecesini o dönemi yaşayarak öğrendik. Bu makale 775 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |