-
Haber10 Arama
  SON HABERLER
<m:blue>Hannover Mafyası: F.W.Steinmeier</m:blue>
Simon Araloff
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Hannover Mafyası: F.W.Steinmeier

“HANNOVER MAFYASI”NDAN BİR ADAM: FRANK WALTER STEİNMEİER

(Alman istihbarat servislerinin Baş Sorumlusu dış politikayı biçimlendirecek)

14.10.2005 Simon Araloff, AIA European Section

AB dönem başkanlığının Almanya’ya geçtiği şu günlerde Alman siyasetinin yükselen yıldızı Frank Walter Steinmeieri yakından tanıyalım.

Dün akşam Alman Sosyal Demokrat parti (SPD) yönetimi kurulacak koalisyon hükümetindeki kendi bakanlıkları için adaylarının listesini açıkladı. Listede Dış işleri bakanlığı adayı Frank Walter Steinmeir’di. Bu ismin Alman hükümetinin gözlerden uzak kalmış seçkin bir üyesi olduğu düşünülmekte. Alman özel servislerinin tamamı onun tarafından koordine edilmektedir. Rusya ile kurulan “özel ilişkilerin” gerçek mimarıdır; ABD’ni sevmemekte “Büyük Almanya’yı” yeniden canlandırmak istemektedir.

Frank Walter Steinmeier 1998 Kasım’ından beri Alman yönetimindeki birçok anahtar pozisyonu işgal etmektedir. Görevi özel/gizli servisleri kontrol ve koordine etmek olan Alman Federal Kurumunun baş yöneticisi ve ayrıca üyeleri arasında Şansölye (Başbakan),İç İşleri ve Savunma Bakanları bulunan Alman Güvenlik Konseyinin bir üyesidir. Bundan dolayı onun kararları ve eylemleri Almanya’nın kaderini belirlemektedir. Buna karşın o basından uzak durmakta ve ismi halk tarafından bilinmemektedir. “Frank Walter Who” ? Bu soru Dış İşleri Bakanlığı koltuğu için SPD adayı olarak açıklandıktan sonra Alman ve yabancı muhabirler tarafından dün sorulan soruydu.

Frank Walter STEİNMEİER 2. Dünya savaşından sonra Dünya’ya gelmiş olan genç kuşak Alman politikacıların tipik bir temsilcisidir. Nordrhein-Westfalen bölgesi şehirlerinden Detmold’da 5 Ocak 1956’da doğdu. 1976 senesinde Hessen’deki Justus-Liebig University in Gieben’de Hukuk öğrenimine başlamıştır. 1991’de Hukuk doktoru derecesi alan Steinmeier Hanover’deki Aşağı Saksonya valilik ofisinde hukuk danışmanı olarak göreve başladı. O zamanki Vali gelecekteki Alman Başbakanı Gerhard SCHRODER’di. Steinmeier üstün yetenekli, işkolik ve kendini Schröder’e adamış bir görevli olarak temayüz etti. Bu yüzden iki adam arasında yakın çalışma ve dostluk bağları hızla oluştu. Schroder’in idaresi altındaki 5 yıl içinde Steinmeier Aşağı Saksonya valilik ofisinin yöneticiliğine kadar yükseldi. Hannover’deyken SPD içinde de birlikte oldukları aynı fikriyata sahip çekirdek bir kadro O ve Schroder’in etrafında kenetlenmişti. Onlar “Hannover mafyası” olarak isimlendirildiler. 1998 Kasım’ında SPD parlamento seçimlerini kazanıp Schroder Başbakanlık ofisine taşındığında Steinmeier “mafyanın” bir üyesi olarak onunla birlikte gitti. Bir süre sonra özel servisleri kontrol ve koordine etmekle görevli Alman Federal Kurumunun baş yöneticisi koltuğuna yerleşti. Angela Merkel’in Schroder’i yerinden ettiği ana kadar bu görevde çalışıyordu.

Rusya İle “Özel İlişkilerin” Mühendisi

Steinmeier’in, Schroder yönetiminin emekli maaşları ve vergi sistemi reformu (2002) gibi iyi bilinen çok sayıdaki reform projesinin yazarı olduğu sanılmaktadır. Ancak onun dış politika alanındaki etkisi de bunlar kadar önemlidir. Steinmeier’in ekibi onun Almanya’nın Uluslararası arenada ve BM’de Almanya’nın etkinliğini artırmayı içeren jeopolitik görüşlerinin farkındadır. Steinmeier 1990’ların sonundan bu yana Almanya’nın Rusya ve ABD ile ilgili politikalarına yön veren kişilerden biridir. “Biz farklı düşüncedeyiz” ABD’li diplomatlar ve Beyaz Saray temsilcilerinin global politikanın anahtar konularında Berlin’in kendilerininkine uyum göstermeyen politikaları hakkında serzenişte bulunması karşısında sürekli olarak kendilerine verilen cevap oluyordu. Yine ABD’nin Berlin Büyükelçisi Daniel R. COATS’a Almanya’nın ABD’nin Irak’taki askeri operasyonları ile ilgili olarak muhalif tavrının devam ettiğini 2002 yılında ABD’lilerle Irak hakkında görüşürken soğuk bir şekilde söyleyende Schroder değil O idi. Aynı dönemde Beyaz Saray’ın karşı çıkmasına rağmen Steinmeier Libya liderinin oğlu Seyfülislam KADDAFİ ile ilişki kurdu. FBI temsilcileri 11 Eylül 2001’deki terörist saldırılardan sonra Alman meslektaşları ile çalışmalarının kendileri için oldukça zor olduğu konusunda yazara şikayette bulunmuşlardı. Bu özellikle Steinmeir’in bilgiyi Amerikalılarla paylaşmaktaki isteksizliği ile izah ediliyordu.

Steinmeir’in döneminde Ortadoğu’da Alman gizli servislerinin konumunun ve Alman yetkililerin politik etkinliğinin, Almanların Amerikalıların bile yapamadıkları operasyonlar yapabilmelerinden dolayı, güçlendiğinden bahsedilmesi gerekir. Steinmeir in yardımcılarından federal güvenlik koordinatörü Ernst UHRLAU İsrailli rehine Elkhanan TENENBAUM’un Hizbullah tarafından serbest bırakılması ve en az onun kadar başarılı bir şekilde 3 İsrail askerinin cesedinin İsrail’e geri verilmesini organize etti. Schroder yönetimine yakın kaynaklara göre Uhrlau ve Steinmeier her hafta Salı günleri Irak, Afganistan, Sudan gibi Müslüman ülkelerin durumu hakkında Alman istihbarat servislerinin temsilcileri ile durum değerlendirmesi yapmaktadır.

ABD ile ilişkilerin soğumasına karşın Schroder ve Steinmeier Rusya ile ilişkileri aktif biçimde geliştirdiler. Onlar Putin rejiminde Alman ekonomisinin ihtiyacı olan enerji kaynaklarının istikrarlı bir şekilde sağlama imkanı olan güvenilir bir ortak gördüler. Rusya ile işbirliği Steinmeir ve Schroder’in Aşağı Saksonya yönetiminde bulunduğu 1992 yılında başladı. O dönemde Rusya’nın Tumen bölgesiyle petrol/gaz arama ve tarım alanlarında yıllık işbirliği programları başlattılar. 2004 yılının ikinci yarısında Steinmeier Baltık denizinin altından geçecek gaz boru hattı ile ilgili Rusya tarafı ile yapılan görüşmelere aktif bir şekilde katıldı. Bu projeye yönelik ilk çalışmalar 2005 Nisan’ında ortaya çıktı ve boru hattı anlaşması Başkan Putin’in 2005 Eylül’ünün başında Almanya’yı ziyareti sırasında imzalandı. Steinmeier’e yakın kaynaklar AIA’ya 2004’ün sonunda verdikleri bir demeçte Alman karşı istihbaratı (BFV) Rus Askeri İstihbaratının (GRU) Almanya’daki görevlilerini açığa çıkardıktan sonra Steinmeier’in BFV’nin şefi Heinz FROMM’un, GRU (Rus askeri istihbaratı) yönetiminden, ajanlarının faaliyetlerini durdurmalarını istemek için Moskova’ya yapacağı kişisel ziyarete karşı çıktığını ifade ettiler. Steinmeier karşı istihbarat faaliyetlerinin onun ekonomik ve jeopolitik planlarına engel olmasını istemiyordu. Bahsedilen ilginç bir ayrıntıda Steinmeier’in boru hattı anlaşmasının imzalandığı Putin’in Berlin ziyaretinin hazırlıkları için 2005 Ağustos’unun sonunda bizzat Moskova’ya gitmiş olması

Geleceğin Dış İşlerinin Bakanı ?

Frank STEİNMEİER’in SPD’nin dış işleri bakanlığı adayı olması bir çok Alman için oldukça beklenmedik bir durum. Son yapılan parlamento seçimlerinden önce bu koltuğun CDU/CSU (Hristiyan Birlik Koalisyonu) üyesi Edmund STOİBER yada Liberal parti üyesi Wolfgang GERHARDT’a verileceği yönünde söylentiler vardı. Seçimlerden sonra Hristiyan Demokratların “büyük koalisyon” u kurmak zorunda kalacağı anlaşıldıktan sonra şu anki İç İşleri Bakanı Otto Schilly dış işleri bakanlığı için en olası kişidir. Buna karşın dedikodulara göre Hıristiyan Demokratlar Schilly’i Almanya’nın dış politikasını belirleyecek kişi olarak görmeyi reddettiler. Hatta Alman-Rus gaz projesinin devamından çıkarı olan finansal çevreler dış politikanın rotasında keskin bir değişikliğe engel olacak bir dış işleri bakanı atanmasında ısrar ediyorlar. Sosyal demokratların bakış açısından bu isim Frank Walther STEİNMEİER’dir. Dün SPD’nin yönetim çevrelerinde Schroder’in başbakanlık koltuğunu bırakmak için koşullarından birinin Merkel’in Steinmeier’in dış işleri bakanlığına atanmasını kabul etmesi olduğu yolunda söylentiler vardı. Önümüzdeki günler bu iddianın ne kadar doğru olduğunu gösterecek…

Notlar :

1. Frank Walter Steinmeier geçtiğimiz AB zirvesinde Kıbrıs konusunda Merkel’in Türkiye’ye karşı tavrını frenleyen kişi olarak biliniyor. Ayrıca KKTC ye doğurdan ticaretin başlatılmasının Almanya’nın AB dönem başkanlığının önemli amaçlarından biri olduğunu açıkladı.

2. Resmi gezilerinden birini geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye yaptı. Burada üzerinde durduğu konulardan biride Türkiye’de Alman devletinin desteği ile Almanca eğitim yapacak bir üniversite kurulmasıydı.

3. Bir ay önce enerji işbirliğini görüşmek için Orta Asya ülkelerine bir gezi düzenlemiş ve bu sırada Müteveffa Türkmenbaşı ile de görüşmüştü. Orta Asya enerji kaynaklarının Rusya’yı bay pas ederek Avrupa’ya taşınması konusu AB çevrelerinin en önem verdiği konuların başında geliyor. Tabi bu durumun Türkiye’yi de yakından ilgilendirmesi gerekiyor.

Notlar ve Çeviren :Cem ŞENOL

Bu makale toplam 1089 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.2250, Satış 1.2370; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 1.7460, Satış 1.7640
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi