| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 8 Şubat 2012, Çarşamba | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
“Keyfe Elohim / Tanrı Nerede?” Soğuk Savaş’ın bitişiyle birlikte bir türlü kurulamayan küresel dengenin fay hattındaki doldurulamayan boşluklar “öncü sarsıntı”lar yapmaya devam ediyor. Bu sarsıntıların son kurbanı, hasta yatağından “mahzun” ve çaresiz bir şekilde bakışıyla zihinlerimize kazınan eski KGB ajanı Alexander Litvinenko oldu. Uzun süredir Rus yönetimine açık bir şekilde “muhâlif” olduğu bilinen bir ismin sessiz sedasız bir şekilde öldürülmesi, küresel güçlerle ve “içerisi”yle olan ilişkileri kamuoyunca pek bilinmeyen ve ifşaatları görev yaptığı kurumdaki görev süresiyle mütenasip olan Litvinenko ismini bu ölçüde gündeme taşımayacak ve adeta “kahraman”laştırmayacaktı. Filmlere konu olacak bir tarzda ve bir o kadarda “trajik” bir şekilde öldürülmesi birilerinin “Litvinenko” isminden nemalanmak istediğini açık bir şekilde gösteriyor. 90’lı yılların başlarında Türkiye’deki benzer siyâsî cinayetlerden sonra faillerin ilk akla gelen ismin değilde, o ismin düşmanı olan güçlerin hem kötü imaj yayma hem de Türkiye’deki kirli işlerini deşifre edilmesini cezalandırma için bu cinayetlerin arkasındaki güçler olduğunun anlaşılması gibi, eğer bu cinayetler serisi farklı bir formatta devam ederse Rusya’da da benzer bir dezenformasyon sürecinden sonra Türkiye’dekine benzer bir “balans ayarı” yapılabilir. En çok kim kazançlı bu cinayetten; peki daha az kazandığı düşünülen tarafın muhtemel hesapları/kışkırtmaları? “Rusya’yı Havaya Uçurmak: İçerden Terör” Litvinenko cinayeti ve devamında gelecek muhtemel hamleler, seçim sürecine giren Rusya’nın “geleceği”yle ilgili olarak hem Rusya’daki güç dengeleri hem de küresel odaklar arasında yaşanan ayrışmanın birbirlerine karşı son kozlarını oynayacakları taktik savaşların bir parçası olarak değerlendirilebilir. Seçim kanununda bir değişiklik yapılmazsa bir dönem daha seçilemeyecek olan Putin’in halefinin kim olacağı ve daha da önemlisi “Putinizm”in devam mı edeceği yoksa bir “redd-i miras”la yeni bir “Gorbaçov-Yeltsin” dönemine mi girileceği esas konudur. Çünkü bu çatışmanın koordinatları sadece Moskova-Petersburg eksenli değil, 75 yıl aradan sonra Yeltsin’in özverileriyle Kissenger’ın temsil ettiği bloğa onlara göre en anlamlı reel politik aracı olan enerji kaynaklarının hediye edilmesi, küresel iradenin diğer kanadının bunu Putinle birlikte tekrar alma girişimleri catışmanın aslında küresel ölçekte sürdüğününde işareti. Bu ayrışmanın tarafları Rusya’da olduğu gibi Türkiye’de de, Irak’ın kuzeyinde de ve tabiî ki Amerika’da da çatışmaktadır. Gorbaçov’la yüksek dozajda narkoza tabi tutulan Rusya, kime yaradığı sonradan anlaşılacak Ağustos Darbesi ve akabindeki “tank mucizesi” sonrasında girdiği Yeltsinli dönemde “sinirleri” alınmış felçli bir hastaya dönüşmeye başlamıştı. Rusya üzerinde küresel iradenin bir kanadının yaptığı bu operasyonlar Rus Devleti’nin “var kalma refleksleri”ni harekete geçirecek aşamaya gelmesi ve yeni dengenin konvansiyonel güç dengeleriyle kurulacağının karara bağlanması gibi global konjonktürün de müsait olmasıyla sahneye Putin çıkıyordu. Putin içerde merkezî yapıyı güçlendirirken, dışarıda ise Atlantik bloğunun kendi içinde yaşadığı derin çatlağı Rusya’nın yeniden global bir güç olarak konumlandırabilecek şekilde kullanmanın hesaplarını yapıyordu. Bir taraftan Çin ve Hindistan’la kurulan “muhalif üçgen”in ağırlık merkezinde yer almanın hesapları yapılırken, diğer yanda askerî olarak Çeçenistan’da ve siyâsî olarak Gürcistan-Ukrayna-Kırgızistan gibi ülkelerde yaşadığı hayal kırıklıklarlarıyla boğuşmak zorunda kalan Rusya kendi kamuoyunda bile “ezberlerin bozulması” çağrılarıyla karşılaşmaya başladı. Litvinenko bir yönüyle işte bu “ezberleri” yıllar önce sorgulayan bir kişi olması hasebiyle simge bir isimdi. Öyleki zehirlendiği restoranda buluşacağı İtalyan gazeteci ile birkaç ay önce Moskova’da öldürülen “muhalif” gazeteci Anna Politkavskaya hakkında görüşecekti. Hem Çeçenistan’da hem de Moskova’da yaşanan vahşetler (1) hakkında Kremlin’i doğrudan sorumlu tutması, El-Kaide’nin ikinci adamı Zevahiri’nin bir dönem Rus İstihbaratı ile irtibatta olduğu (2) gibi iddialarıyla Litvinenko kendisini bu mukadder sona “adamış”tı zaten. Bir ülkenin cumhurbaşkanı hakkındaki taciz iddialarına konu olan “güce” hayranlığını ifâde edecek kadar “kendine güvenen” bir ismin karşısında uzun süre durmak pekte mümkün gözükmüyordu. Yeltsin döneminde “peydahlanan” oligarşiyle kanlı bıçaklı olan Putin’in bu oligarşiye karşı tavizsiz bir şekilde sürdürdüğü siyâsî ve ekonomik tasfiye tazeyken (her ne kadar failler hakkında farklı komplo teorileri geliştirmek mümkün olsada) Litvinenko’nun Boris Berezovsky (3) ile Putin’e karşı adeta “Sürgünde Rus Parlementosu” kurma çalışmalarında bulunması yeni bir tasfiyeyi de beraberinde getirdi. Fakat Putin o kadar güçlüki, neredeyse tüm ibreler onu göstermesine rağmen eğer çok farklı noktalara kaymazsa bu süreçten de etkilenmeden çıkacaktır. Bu “egzotik tasfiye” (4) diğerlerinden farklı olarak Londra’daki (5) hastaneden çekilen son resimdeki çaresiz bakışlar, “Sevgili Rusya”ya yazdığı mektup ve defin işlemleriyle ilgili vasiyetinin açıklanmasıyla birlikte trajik bir hal aldı. Ancak yazık ki yaşadığımız bu “son çağdaş yüzyılın” kana doymayan “Tanrı Bozuntuları”, kendi aralarında “uzlaşarak bölüşmeye” karar verene kadar taraf olanlardan da bîtaraf kalan “650 Bin Sivil İnsan”dan da yeni kurbanlar almaya devam edecekler gibi gözüküyor. Yani yine güneşin altında değişen bir şey yok: “Arzettim, siz birer tanrısınız, yani kudretinizde ve alnınızda bir ilâhilik var. Lâkin ey etten ve kandan, ey çamur ve tozdan tanrılar, siz de insanlar gibi öleceksiniz. Yücelik insanları kısa bir müddet için ayırır birbirinden, sonunda müşterek bir sükût hepsini eşit kılar. Ey Hükümdarlar! Gücünüzü çekinmeden kullanın; zira bu güç ilâhidir, insanoğlunun hayrınadır, ama bu gücü tevazu ile kullanın. Bu gücü size Tanrı verdi, siz zayıfsınız, ölümlüsünüz, günahkârsınız ve Tanrı’ya vereceğiniz hesap çok büyük.” (Bossuet) DİPNOT: (1) Litvinenko 1999’da yayınlanan “Rusya’yı Havaya Uçurmak: İçerden Terör” kitabında Moskova’daki apartmanlarda patlayan bombaların Rus istihbaratıyla bağlantıları olduğunu yazmıştı. (2) Konuyla ilgili olarak Axisglobe.Com internet sitesinde geçen sene Litvinenko’nun verdiği bilgilere dayandırılarak yazı dizisi hazırlanmıştı. Mezkur yazıda El-Zevahiri’nin 1998 yılında “tamda ABD’nin Kenya ve Tanzanya elçiliklerinin bombalanmasından hemen önce” Rusya’ya gittiği ve Dağıstan’da Ruslar tarafından eğitildiği, Afganistan’a bir çok kez gidip geldiği ve “Afgan Arap”larla birlikte Dağıstan’a geldiği gibi bilgiler yazıyordu. Bu bilgilere ise, 11 Eylül’den hemen sonra CIA tarafından Zevahiri’nin bilgisayarı ele geçirildikten sonra ulaşıldığı yazıyordu. Ancak bir Rus istihbaratçının dediği gibi Litvinenko görevinden ayrıldığında 35 yaşlarındaydı ve kritik bilgilere doğrudan ulaşması pekte mümkün gözükmüyordu. (3) Litvinenko ismi ilk kez 1998 yılında Boris Berezovsky’e suikast hazırlıklarının yapıldığını açıklamasıyla duyulmuş, daha sonra ise bu açıklamalarından dolayı “görevi kötüye kullandığı” gerekçesiyle hakkında soruşturma açılmış ve Litvinenko Türkiye-Ukrayna üzerinden İngiltere’ye kaçmıştı. Berezovsyk ile adını duyuran Litvinenko için daha da trajik olan, eşi Marina’nın söylediği gibi Berezovsky’nin çalışma arkadaşı tarafından zehirlenmiş olabileceği. (4) Neden bildik yollardan ve sessiz-sedasız bir şekilde değilde radyoaktif madde ile…? Mafyanın “aleme nam salma” taktiklerinden birisi de “ahını” bu işleri yapanın “evladından” çıkartmaktır; cinayetin, Berezovsky ile birlikte yapıldığı iddia edilen ticaretin faaliyet alanına yapılan bir vurgu olup olmadığı “Sibel Hanım”ın ilgi alanına giriyor… (5) Hatırlanacağı gibi Rusya ile İngiltere arasında geçtiğimiz aylarda “casus” krizi yaşanmıştı. Rus Televizyonlarında bir ses alaycı bir şekilde “Şu an gördüğünüz sâdece bir duvar mı? Hayır...Birazdan İngiliz ajanlar o duvar üzerinden meslektaşlarıyla haberleşecekler..” demiş ve gerçekten de o şekilde olmuştu. Rusya’nın “casus skandalı” Gürcistan’dan Kanada’ya kadar hemen her yerde olsada, İngiltere’nin Putin’in kovduğu oligarklara kucak açması onu Rusya’nın gözünde ayrı bir yere koyuyor. sozubekce@hotmail.comBu makale 1,817 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |