| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 8 Şubat 2012, Çarşamba | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
“O yanaklarından süzülen gözyaşların mı?
Ne zamandır hayatımız “Deja vu”ların etrafında dönüp dolaşıyor. Sanki biz birkaç on senelik dilimlerde yaşıyoruz, sonra bir şeyler oluyor ve yeniden başa dönüyor yada en iyi ihtimalle tersinden tekrarıyla yüzleşiyoruz hayatın. Hani o 'özgürlük için savaşırken emperyalizmin şehidi olan ABD’li askerler için psikolojik sınır tahditleri' belirleniyorya, biz oraları çoktan geçtik, yemek yerken izlediğimiz haberlerdeki “mayının patlamasıyla 3 asker şehit oldu…pazar yerindeki intihar saldırısında 80 Irak’lı hayatını kaybetti...” sözleri o kadar sıradanlaştı ve bir ananın yüreğine düşen acı hayatın onca telaşı içerisinde o kadar çabuk kayboluyorki. Teğmen Cengiz’in annesinden, oğlunun ardından “Bir Cengiz ölür, bin Cengiz yaşar” diyen annemizden bahsediyorum. Bir annenin evlat acısını yüreğinin en derininde bir yere hapsedip ekran karşısında “Ağlamayacağım…PKK’yı sevindirmeyeceğim!” diye haykırabilmesindeki dik duruşu anlamaya çalışıyor, modern zamanlardaki hangi değere karşılık geleceğini ve bu inanmışlığın “aklın ve bilimin ışığı”nda nasıl açıklanabileceğini düşünüyorum iki gündür. “Biz Doğulular hayata değil ölüme dönük yaşarız”lamı açıklamalı bu durumu? Psikolojinin çok sıkıştığında “empati”yi öne sürmesi gibi kendimi bir an için Teğmen Cengiz’in annesinin yerine koyuyor ve acaba bu sözü kara toprakla evlendirdiğim oğlumun “kıpkırmızı damatlığı”na dönüşen tabutunun başında söyleyebilirmiyim diye düşünüyorum. Ama işte zaman duruyor o vakit, gelmiyor devamı… Bir ülkenin istikbalinin teminatı bu asîl duygu değilse nedir? diyorum kendi kendime… Diğer yanda “Babalar ve Piçler”ini düşünüyorum…Kurdukları iktidar kumpasıyla milletin mülkünü sahiplenerek “dengenin kurulması” adına Kürt Mehmet’le Türk Mehmet’i yeri gelince savaştırıp, yeri gelince “karıştırıp barıştıran” oligarşi ve bu oligarşinin tüm liberal/ulusalcı/demokrat/islâmcı vs. görünümlü çocuklarının “Biz”e ve “Bizim Çocuklarımız”a tepeden bakan o utanmaz bakışlarıdır bizim asıl meselemiz diyorum. Yıllardır “ne zaman adam olacak” diye merak ettiğimiz ve 90’ların başında Apo’yla iki eski dost gibi güle oynaya ‘röportaj’ yapıp şimdide utanmadan Teğmen Cengiz’in babasına “Sizde oğlunuzu Harp Okuluna yazdırmasaydınız!” diyebilen yazar bozuntusunun ve aynı soysuz damardan beslenen “meslektaşları”nın bu anaların ve “Cengizlerinin” varlığından ne kadarda korktuklarını anlıyorum yeniden. Geçtiğimiz aylarda bir şehit annesinin “Vatan Sağolsun demeyeceğim...çünkü bir şey yapılmıyor..” feryadı, “Ben oğlumu korudum, okuttum, büyüttüm asker yaptım. Siz oğlumu yirmi gün koruyamadınız” diyen Teğmen Cengiz’in annesinin ağıtı ve artık hemen her şehit cenazesinde sloganlaşan “Kahrolsun ABD” isyanı birilerinin “tehdit algılamaları”nı yeniden düşünmelerine yetecek kadar net mesajlar değilmi acaba? Milletin değerleriyle kavgalı olan ama çocuklarımızı da kan kaynağı olarak gördüklerinden hepten kestirip atmayarak “karınca kararınca” bu anaların ellerinden öpme tenezzülünü(!) gösterenlerin iki yüzlülüğünü de unutmuyorum elbette. Onlar ki “iti ite kırdırır”lar da şartların oluşması için 1 yıl bekler; kimimize toprağı, kimimize mahpusu ve sürgünü bahşederler… Tamda bu noktada bu kirli savaşın “karşı taraf”ındaki hiçbirşeyden habersiz anaların ağıtları tırmalıyor zihnimi; her iki yanda da savaştan nemalananlar ve her iki yanda yüreği yanan analar… Ve işte bu zemherinin tam ortasında birer kar çiçeği gibi açan Teğmen Cengiz’e ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, bu dünyaya sığmayan yüreğiyle bizi herşeye rağmen umutlandıran “Cengiz’in Annesi”ne ve tüm analarımıza da “sabır” diliyorum. “Tekrar mülâkî oluruz bezm-i ezelde sozubekce@hotmail.com Bu makale 1,498 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |