Haber10 Arama
  SON HABERLER
Prof. Orhan Kavuncu
Prof. Orhan Kavuncu
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Ergenekon, bozkurt ve mitler...

Sayın Mümtaz’er Türköne... Zaman gazetesinde peş peşe yazdığınız iki yazı (4 ve 6 Haziran 2006) üzerine cevap vermeyi vicdani bir sorumluluk saydığımı bilmenizi isterim. Yazılarınızda geliştirdiğiniz mantık, Ergenekon, Atabeyler gibi isimlerle faaliyet gösteren çetelerin, sahte tarihlerin ve efsanelerin oluşturduğu bir fikir ikliminde geliştiği, o halde bu fikir iklimiyle, yani efsanelerle hesaplaşmak gerektiği üzerine kurulmuş bulunuyor.

Efsaneleri, bilimsel değeri olmadığı için safsata saymak gibi bir pozitivist telâkkinin müntesibi haline geldiğinizi de böylece öğrenmiş bulunuyoruz. Pozitivist zihniyete bu kadar bağlı olduğunuza göre yazılarınızdaki bilimsel çelişkileri açıklayabilmek durumundasınız.

Ergenekon, bozkurt gibi mitleri milli kültürümüzün unsurları arasında saymamak sizin bileceğiniz bir iştir. Nitekim milliyetçi camia içinde, bunları, sizden önce de ama dinî gerekçelerle, makbul saymayanlar olmuştur. Esasen aklı başında bir Müslüman, bu tip efsane orijinli sembolleri, dinî mukaddesler, ayinsel öğeler arasında saymaz. Ancak, bu konudaki görüşü ne olursa olsun, hiç kimse, tarihin derinliklerinden gelen efsanelere ve bu efsanelerin sembollerine şu veya bu şekilde saygı gösteren, bunları milli bilincin oluşumu açısından önemseyen insanları tahkir etmek, incitmek hakkına sahip değildir..

İkinci yazınızda belirttiğiniz gibi, hemen her milletin tarihin çok eski zamanlarından kalma mitleri, sembolleri vardır. Tarih boyunca birçok Türk aşiretinin de, değişik havyan motifini, bayraklarında ongun olarak kullandığını biliyoruz. Bugün bile, Kazakistan, Kırgızistan’da bazı aşiretlerin sembolü, köpektir. Önceki yazınızda “kaynağı tartışmalı”, ikinci yazınızda “bilimsel değeri olmayan bir safsata” diye nitelediğiniz Ergenekon destanına ilişkin bilgilerinizi gözden geçirin. Reşidüddin’in ‘bir Moğol efsanesi’ demesinden yola çıkarak Ergenekon’un Türk’e ait olmadığını ima ederken, benimsediğiniz köpek ongununun da Moğollarda halen geçerli olduğunu biliyor musunuz? Cengiz Han’ın komutanlarına, sadakatlerini hatırlatmak üzere “Cengiz’in Köpekleri” dendiğini öğrenince, muhtemelen, psikolojinizin derinliklerinde, güzelim Kangal’ı da feda etmekten çekinmeyecek bir husumeti arama gereğini duymak zorunda kalabilirsiniz. Sahi, Kangal sevginiz, bilinçaltınıza yerleşmiş bir Moğol kültür öğesi olmasın?

Bozkurt amblemi ve...

“Çeteler, fikir iklimlerinin eseridir; o halde bu fikirlerle hesaplaşmak gerekir” mantığınızın ne kadar yanlış olduğunu örneklememize gerek var mı? Aslında yok; ama araştırma ve düşünme zahmetine bile katlanmanızı engelleyen bir öfke ve nefretin, telâşla yazmanıza sebep olduğunu gördüğümden, bir dahaki yazılarınızda bu ruh haletinden sıyrılarak, araştırma zahmetine katlanmanızı sağlar ümidiyle birkaç örnek vereceğim.

Aksi takdirde yanlış kurgulamanızı bir aksiyom haline getireceksiniz: “Herhangi bir çetenin veya eylemin arkasında benimsediği bir fikir, doktrin veya inanç vardır ve bunların hepsi de hesaplaşılması gereken hastalıklı birer iklimdir.” Pek hayranı olmaya başladığınız anlaşılan pozitivizmin bir müntesibinin kazılarda bulmuş gibi yaptığı, İngiltere’de bir arkeoloji müzesinde sahte olduğu anlaşılıncaya kadar sergilenen maymun-insan arası sahte kafatası, sizin mantığınıza göre, bütün bilim camiasını ve bugün gelmiş olduğu seviyeyi, hesaplaşmak gereken bir fenomen haline getiriyor. Batı’da, liberal bazı milletvekilleri, eşcinsellere evlenme meşruiyeti kazandıracak yasa teklifleri veriyor. Bazı eşcinseller de, yaşayışlarını, liberalizmin özgürlük anlayışının gereği olarak toplumlarda saygın olmasını talep ediyorlar. Sizin mantığınıza göre demek ki, “liberalizm, eşcinselliğin geliştiği hastalıklı bir iklimdir” diyeceğiz. Hizbullah isimli örgütün yaptıkları, İslâm adına yapılmıştır. Sizin mantığınızı uygularsak demek ki, “İslâm dini, vahşetin geliştiği hastalıklı bir iklimdir”.

“Bu mantığın genellenemeyeceğini, sadece Ergenekon destanı ve bozkurt figürlerinin makbul sayıldığı fikir ortamlarının marazi tipleri besleyen bir vasat olduğunu söylemek istemiştim” dediğinizi duyar gibi oluyorum. O zaman şunu da cevaplamalısınız: Türk Ocakları 1912 yılında bozkurt amblemi ile kurulmuş ve halen de o amblemle yaşayan köklü bir sivil kuruluştur. Bozkurt amblemi taşıdığı halde, Türk Ocakları’nın aklıselime dayanan vakur duruşundan rahatsız olan bazı milliyetçi-ulusalcı kesimlerle Türk Ocakları arasındaki farkı nasıl izah edeceksiniz?

İşin doğrusu, bilimsel ve objektif bir bakışın, çetelerle, temsil iddiasında oldukları fikir ve inançlar arasında bir ilişki aramak değil, gücünü kaybetmiş, buhranlı bir dönemi yaşayan her toplumda, her fikir ve inanç grubu içinden fevri davranışların çıkabileceğini kabul etmek olduğunu düşünüyorum. Ve size “el insaf” diyorum. Gerçekten de toplumların buhranlı dönemlerinde, sağlıklı düşünenlerin niteliği ve niceliği azalır, dengesiz davranışlar yaygınlaşır. Güçsüz iseniz sizden ayrılmak isteyen, aslını inkâr eden haramzadeler çoğalır; düşmanlarınız fütursuzca üzerinize gelir. Türkiye şu anda bu sıkıntıları yaşıyor. İnsanlar, adacıklar halinde gruplaşarak çözüm arıyor. Hemen her siyasi, ideolojik veya dini camiada rastlanan bu grupların bir kısmının, aklı başında insanların tevessül etmeyeceği yollara sapması sürpriz değildir.

Irkçılık yapan kim?

Geçtiğimiz günlerin gazetelerine bir göz atmak kâfidir: İstediği gençle bir olup, birleşmelerinin önünde engel gördükleri aile efradını katletmek, turist çiftin erkeğini ağaca bağlayıp, kadınına tecavüz etmek, suçluları linç etmeye kalkışan kalabalık gibi olaylar Anadolu’nun her tarafında hem de ne yazık ki artan oranlarda görülüyor. Yaygınlaşan anomalinin, hemen her siyasi ve fikrî grupta olduğu gerçeği ortada iken, kalkıp yersiz bir saldırganlık duygusuyla, ‘Ergenekon’ ve ‘bozkurt’la hesaplaşmaya çalışmak, bu yaygınlaşan anomalinin dışında mütalâa edilemeyecek bir davranış bozukluğu sayılmaz mı Sayın Türköne?

Kim ırkçılık yapıyor? Galip Erdem rahmetli için, vefatının yıldönümüne rastlayan günlerde bir yazı yazmıştınız. Onun “Suçlamalar” isimli kitabından Türk milliyetçilerinin ırkçılıkla suçlanamayacağına ilişkin ifadelerini, herhalde farkına varmadan bu yazılarınızda kullanmışsınız. Galip Erdem’in düşüncelerini benimseyen bir insan, evet ırkçılık yapamaz, ama bozkurt ve Ergenekon kavramlarına da saygısızlık yapmaz. Bozkurt da, Kangal da bizlerin sevdiği hayvanlar arasındadır. Maalesef, istemesem de söylemek zorundayım, giderek ısrarlı tarzda sergilediğiniz Mankurtlaşma tavrı, çoklarında gördüğümüz ve yabancısı olmadığımız bir davranış biçimidir. Hani ağaç demiş ya: “Baltayı anlıyorum da şu sapı yok mu?”

zaman
Bu makale toplam 1210 defa okunmuştur.
Yorum Ekle Yazdır
YORUMLAR
DİĞER YAZILARI

 

ABD Doları (USD) Alış 1.5340, Satış 1.5540; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0850, Satış 2.1150
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi