Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
8 Şubat 2012, Çarşamba
 DÖVİZ KURLARI : 
Altay Ünaltay
Altay Ünaltay
'İdeoloji İktidarı' da Laikliğe Aykırıdır
Altay Ünaltay
Demokrasi, hiçbir kredokrasi (inanç ya da ideolojinin sorgulanamaz iktidarı) ile bağdaşmaz.Her türlü inanç ve ideolojinin gerçek koruyucusu ve yorumlayıcısı devlet değil, millettir

'İdeoloji İktidarı' da Laikliğe Aykırıdır

Büyük şehirlerden birinde herhangi bir benzin istasyonunun marketine alışverişe girdiğinizde gözünüze çarpan şeylerden biri de raflardaki yüksek alkol oranlı lüks içki şişeleridir. Batılıların "spirits" adı altında tasnif ederek alım-satımını bira, şarap vs. gibi düşük alkollü içkilere nazaran daha da kısıtladığı bu içeceklerin benzin istasyonlarında satımı yalnız Türkiye’de görülür.

Batı’da benzin istasyonları, otoyol, şehirlerarası yol ve sürat yolu kenarında kurulu herhangi bir dükkan ya da lokantada bira satışı dahi yasaktır, bunun istisnası da yoktur.

Avrupa’nın kimi ülkelerinde sarhoşken yakalanan sürücülere "otomobillerine el koyma" cezası getirilmeye hazırlanıyor. Amerika’nın kimi eyaletlerinde ise sarhoş iken ölümle sonuçlanan kaza yapan sürücüler artık "ölüme sebep olma" suçundan değil, "cinayet"ten yargılanıyor ve dikkat: Birçok eyalette cinayetin cezası idamdır! Buradaki hukuki gerekçe de şöyle tarif ediliyor: Sürücü kazaen birini öldürürken cinayet kasdı içinde değildir, ama içerken ölüme sebep olabileceğini bilir ve ona rağmen devam eder; bu insanları kasden ölüm riskine sokma eylemidir, cinayet derecesinde ağır suçtur.

Alkolün sebep olduğu trafik kazaları ve ölümlerin Türkiye’de azımsanamaz bir yekün tuttuğunu istatistikler söylüyor. Alkol nedeniyle işlenen diğer suçlar ve parçalanan ailelere hiç girmiyoruz.

Acaba herhangi bir ülkede bir hükümet bu ve benzeri gerekçelerle içki tüketimine karşı sert sınırlamalar getirse, ve hele de bu muhafazakar-sağ kanattan bir hükümet olsa sizce konu kamuoyunda nasıl tartışılır?

Eğer burası bir Batı ülkesi ise konunun uzmanları karşı karşıya gelir ve içki tüketimi, sağlık, kişisel haklar ve diğerlerine karşı yurttaş sorumlulukları üzerine teknik bir tartışma yürütülür. Ve muhtemelen de bu yasaklar büyük oranda yasalaşır.

Eğer burası Türkiye ise derhal laiklik problemi gündeme gelir ve irticanın devleti yıkmak için harekete geçtiğine dair son derece sert tartışmaların gürültüsü altında konu derhal doğal mecrasından saptırılır ve bir müddet sonra asıl mesele unutulur gider.

Yine bunun gibi, şayet bir hükümet, artık neredeyse ilkokullara dek inmiş uyuşturucu ve içki kullanımı nedeniyle genç ve çocukları dini açıdan aydınlatıcı bir eğitim programını tüm okullarda yürürlüğe koymaya kalksa neler olur?

Bir Batı ülkesinde konu memnuniyetle karşılanır ve bu proje geniş toplum kesimlerinde destek bulur.

Türkiye’de ise irticanın Tevhid-i Tedrisat temel ilkesini dibinden baltalayarak Cumhuriyet’i yıkmak için harekete geçtiği feryatları göklere yükselir ve kısa süre sonra bu projeden de vazgeçilmek zorunda kalınır.

İşte böyle olduğundandır ki, bu ülke laiklik ile ilgili temel problemlerini çözemedikçe hiçbir sorununu çözemez.

Laiklik, teokratik bir idareye yolu kapamakla beraber, din dışı bir inancın ya da ideolojinin demokratik ideallerin de üstünde ve kendinden menkul iktidarı için kalkan olarak kullanıldıkça da bu ülkede laiklik sorunu çözülemez.

Demokrasi, hiçbir kredokrasi (inanç ya da ideolojinin sorgulanamaz iktidarı) ile bağdaşmaz; çünkü bu ikisi iktidarında ortak kabul etmez. Biri varsa diğeri yoktur.

Her türlü inanç ve ideolojinin gerçek koruyucusu ve yorumlayıcısı devlet değil, millettir. Bunları resmileştirmek ve devletleştirmek ancak çürütür ve amacından saptırır. Uzun tarihimiz buna şahittir.

altayu1@yahoo.com

Bu makale 1,307 kez okundu.

YAZARIN SON YAZILARI
» Zamanı gelmiş bir fikir: Doğrudan demokrasi
» 'RES PUBLİCA'
» İslam ve İktisat üzerine tartışma notları
» Galata Bankerleri ve Duyun-u Umumiye
» Demokratik reform önerisi: Yarı Başkanlık Sistemi
» Osmanlı Ordugahı: Altındağ
» Dine Karşı Din
» Doğu, Batı ve İlahi Adalet
» Kredokrasi'ye Karşı Demokrasi
» Tanrı, İyi ve Kötü: Kurtuluş Nerede?
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı