| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 17 Mayıs 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
100 yıl önce Eylül ayında (23 Eylül 1911) İtalya Osmanlı Devletine nota verdi; Trablusgarp ve Bingazi’yi İtalya’ya terk etmesi için. Cevap bile beklemeden 29 Eylül’de saldırdı. Savaşın nedeni İtalya’nın Libya’yı sömürgesi haline getirmek istemesiydi. Fransa 1881’de Tunus’u işgal etmiş, İngiltere ise 1882’de Mısır’ı sömürgesi haline getirmişti. İki devlet Osmanlı’nın Afrika’daki son toprağı Libya’yı İtalya’ya bırakmıştı. İtalyan saldırısı üzerine Almanya’dan Selanik’e dönen Binbaşı Enver, devam eden İttihat Terakki toplantısına katıldı ve oradan Osmanlı’nın son kalesini savunma kararı çıkarttı. O karar üzerine İttihat Terakkili genç subaylar, Binbaşı Enver, Binbaşı Mustafa Kemal, Fuat Bulca, Nuri Conker, Fethi Okyar gibi isimler Trablus, Bingazi ve Derne’de Sünnisiler’in etrafında toplanan yerli halk ile birlikte İtalyanlara karşı savaşı kazandılar. Sonra Osmanlı Libya ve Afrika’dan çekilmek zorunda kaldı. Aradan 100 yıl geçti, Türkiye’nin bayrağı o topraklarda yeniden bir Eylül ayında dalgalandı. Trablusgarp harbinin 100. yılında binlerce Türk Bayrağı yine Libyalıların elindeydi. 100 yıl önce İttihat Terakki subaylarının halkı örgütleyip İtalyanlara karşı savaş kazandıkları kentlerde Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı 100 yıl sonra yine bir Eylül ayında miting yapıyordu. Halka Türkçe, Arapça seslenerek. Bir günde 4 ayrı yerde 4 ayrı miting ve coşkuyla Onu dinleyen binlerce insan. İttihat Terakki’nin subayları gönülden bağlı oldukları Trablusgarp’a gidebilmek için kimlik değiştirmek zorunda kalmışlar, Şam ve Kahire üzerinden karayoluyla ancak gidebilmişlerdi. Neden? Akdeniz’de Osmanlı gemilerinin seyrüsefer güvenliği olmadığı için. Fransız, İngiliz ve İtalyan gemileri Osmanlı gemileri ve yolcularına izin vermiyorlardı. Oysa o Akdeniz’e ticaret gemilerini gönderebilmek için Amerika Osmanlı Sultanı’ndan ricada bulunurdu vakti zamanında. Şimdi ise F-16’lar eşliğinde Türk gemileri Libya’dan savaşın ortasından yaralı çıkarıp getiriyor, yardım malzemesi götürüyor. Akdeniz’de Seyrüsefer güvenliğinin ne anlama geldiğini Türkiye 100 yıldır biliyor. Onun acısını çekiyor, yasını tutuyor. Hal böyle olunca geçen yıl Mayıs’ta Mavi Marmara’nın başına geleni sadece Filistin meselesi ile sınırlı, İsrail’den kaynaklanan bir şımarıklık olarak görebilir miyiz? Bu saldırıyı bir yıl öncesinden bu günleri görenlerin stratejik bir kararı olduğunu anlamıyor muyuz? Orada can veren 9 şehidimizin oynadığı rol ile 100 yıl önce Trablus, Bingazi ve Derne’de savaşan ve bize bir miras bırakan İttihat Terakki’nin subayları ile aynı hedef birliğinde olduklarını hissetmiyor, aynı ortak duyguları yaşadıklarını bilmiyor muyuz? Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ne güzel söyledi, “Biz Anadolu’ya hapsedilemeyiz” diye. Türkiye için Süveyş’ten Hint Okyanusu’na kadar Akdeniz’de seyrüsefer serbestliği için vaktin tamam olduğunu artık O da söylüyor. 100 yıl geçti aradan. Vakittir. kaynak:gazetemen.comBu makale 314 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |