|
Çok Okunanlar
|
|
||||||||||
![]() Yusuf Tosun
İslam Dünyasına Evrensel Reçete:
MUSA CARULLAH BİGİYEF (1875-1949) 1875 yılında Avrupa Rusya'sının Rostov Na-Don şehrinde doğdu. Dedesi Abdulkerin Efendi, babası ise Yarullah'tır. Annesi Fatıma Hanım'dır. Annesi Fatıma Hanım'ın aslen Bigioğulları soyundan olmasından dolayı, Yarullah efendinin çocuklarına Bigioğulları denmiştir. 6 yaşındayken babasını kaybeden Musa Carullah'ın eğitimiyle annesi Fatıma Hanım bizzat ilgilenir. Musa Carullah, ilk eğitimini annesinden aldıktan sonra, Rus Teknik Lisesine gider ve lise tahsilini burada tamamlar. Lise tahsilinden sonra dini ilimler öğrenmek için Buhara'ya gider ve burada birçok ilim tahsil edip, devrin ünlü birçok hocasından dersler alır. Dini ilimler yanında, astronomi ve matematiğe de büyük ilgi duyar. Bir ara İstanbul'da mühendislik okuluna kaydolmuşsa da tahsilini tamamlayamamıştır. İstanbul'dan Mısır'a ilim tahsili için gitmiş, ancak umduğunu burada da bulamamıştır. Bundan böyle çalışmalarını ferdi olarak yürütmüş ve Muhammed Abduh'un ders halkalarına katılmıştır. Mekke ve Medine'de ilim tahsil eden Musa Carullah, daha sonraları Hindistan'a, oradan da tekrar Kahire'ye dönmüştür. En son Beyrut'a ilim tahsili için giden M. Carullah, ilim için diyar diyar dolaşmıştır. 1904 yılında bir İslam Alimi olarak memleketine döner ve 1905 yılında Esma Aliyye Hanım ile evlenir. Musa Carullah'ın Esma Hanım'dan sekiz çocuğu (6 kız, 2 erkek) olmuştur. Petersburg'da Hukuk Eğitimi gören Musa Carullah 1905'den sonra gazeteciliğe başlar. El-Asr'ul Cedid ve Vakit gazetelerinde makaleler yayımlar. Daha sonra ise arkadaşı Abdurreşid İbrahim ile birlikte Ülfet gazetesini çıkarır. 1907'de Ülfet Gazetesinin kapanmasının akabinde telif eserler yazmıştır. 1913 yılında Petersburg'da Emanet Matbaasını kurarak "İL" adında bir gazete çıkarır. 1917 yılında toplanan Rusya Müslümanları 5. Kurultayı'nda Divan Başkanı seçilir. 1918 yılında El-Minber adında bir dergi çıkarır. 1923 yılında Finlandiya'da bastırılan "İslamiyet'in Elifbası" eserinden dolayı 1930 yılında Rusya'yı terk ederek sürgün hayatı yaşar. Rusya'da 3 ay hapis yatmıştır. Dünyanın birçok yerine davet edilip fikir ve düşüncelerinden istifade edilen Musa Carullah, uzun bir uğraşı ve tecrübeden sonra Komünist rejimden Müslümanlar lehine, hiçbir taviz koparamayacağını anladığı 1930'dan sonra Rusya'yı terk etmeye karar vermiştir. 1946 yılında Bombay'a, 1947'de ise Kahire'ye gider. 1947-1948 kışını İstanbul'da geçirir. Ömrünün son demlerinde kendisine kucak açan arkadaşı Abdurreşid İbrahim'in kızı Fevziye Hanım ve Alimcan İdrisi'nin, durumu Hidiv Tevfik'in kızı Prenses Hatice'ye aktarmasıyla kendisine Mısru'l Kadim'deki kimsesizler huzurevinde yer verilir. 28 Ekim 1949 yılında burada vefat etmiştir. I. Ancak Kazan Türkleri 18. asrın ortalarından sonra (2.Türk-Rus savaşı) I. Katerina
döneminde yavaş yavaş kendine gelmeye başlamış ve yeniden sosyal, siyasal ve
ekonomik olarak yapılanmaya çalışmışlardır. Maveraunnehir bölgesinde kurulan Kazan Hanlığı, Miladi 900 yıllarında İslamiyet'le
tanışmış, ancak 1500 yıllarında Rus hakimiyeti altına girerek esareti solumaya
başlamıştır. Kazan Türklerinin bu esaret döneminde gördükleri zulüm ve baskılar
onları din, örf, adet ve kültürlerinden uzaklaştırmalarının aksine, daha da
kendi özlerine (din, kültür, örf, adet vs.) kenetlemiştir. Bu durum, tarihçileri
bile şaşırtmıştır. Söz konusu şaşırtıcı durumun yegane sebebinin bölgedeki ilim
adamlarının gayret ve çabalarından(1) kaynaklandığını unutmamak gerekir. Gayret
ve çabalarıyla tarihe mal olan bu ilim adamlarının başında Abdunnasır Kursavi
(1776-1812), Şihabuddin Mercani (1818-1889), Rizaeddin B.Fahreddin
(1858-1936) isimlerinin yanı sıra Abdurreşid İbrahim Efendi, Zakir Kadiri,
Kayyum Nasiri, Alimcan Banudi gibi simaları da hatırlatmakta fayda vardır.
Bu kervanın son büyük temsilcisi ise Türkistan İlim Dünyasının en önemli isimlerinden
Musa Carullah Bigiyef'tir. 74 yıllık çile, ızdırap, meşakkat dolu yaşamını
bu davaya adayan büyük düşünür ve aksiyon adamı Musa Carullah, bu kutlu eylemini
dünyaya egemen kılmak çok çaba sarf etmiş fakat tam olarak başarı elde edememiştir.(2)
Böylesine tarihte büyük bir iz bırakan şahsiyetin bugün bilinmemesi, tanınmaması
ise ayrıca esef vericidir. Çünkü 120'den fazla eser sahibi bu büyük ilim adamı
hakkında yazılanlar, birkaç tez çalışması ve makalenin ötesine geçmemektedir.
Umarız ki okullarda 100 temel eser vb. eğitim heyecanının yaşandığı bir dönemde,
Musa Carullah'ın eserleri de yeniden gündeme gelir ve bu nesil onu tanıma ve
fikir/düşünce ve aksiyonundan faydalanma imkanına kavuşur. Musa Carullah'ın biyografi konusundaki hassasiyeti dikkatlerden kaçmayan önemli
bir husustur. O, biyografisi ele alınan şahsın manevi hayatından çok icraatlarının
gündeme gelmesinden yanadır. Çünkü insanın mistik boyutunun irdelenmesi tehlikelidir
ve okuyanı yanlış yönlendirme olasılığı vardır. Bu nedenledir ki biyografi yazmak,
en zor işlerden biridir. Türkler arasında ortak bir dil oluşturmak için önemli faaliyet ve düşünceler ortaya koyan Musa Carullah, aynı zamanda "edip ve şair ruhlu"(3) biridir. II. Onun ilim aşkı evliliğinden (1905)'den sonra da devam etmiştir. Petersburg'da
Hukuk Fakültesine kaydolmuş ve 1905 ihtilalinin imkanlarından istifade ederek
gazetecilik yapmıştır. Arkadaşı Abdurreşid İbrahim ile birlikte çıkardığı
Ülfet Gazetesi büyük yankı uyandırmıştır. Rusya'daki Müslümanların bağımsızlığı
ve özgürlüğü için birçok faaliyete katılmıştır. 1906 yılında kurulmasına karar
verilen "Müslüman ittifakı" partisinin 15 kişilik komitesine seçilmiştir.
Gazetecilik hayatının sona ermesiyle telif eserler yazmaya başlamıştır. 1917
Rus İhtilaline kadar 20 civarında esere imza atan Musa Carullah, 1910 yılında
Lütfullah İshaki ile Finlandiya'ya yeni bir ictihad (kuzey kutbunda akşam, yatsı
ve sabah namazı ve oruç) yapmak için gider ve bu konu üzerinde yoğunlaşır. 1917 Bolşevik ihtilali ile birlikte Musa Carullah da aktif siyasete katılmak
zorunda kalmıştır. Ancak Bolşevik ihtilali ile birlikte birçok aydın-düşünür
Rusya dışına kaçmasına rağmen Musa Carullah, Rusya'da kalarak halkla iç içe
kalmayı tercih etmiştir. Musa Carullah, Türkiye'ye büyük ümitlelerle bağlıydı. Öyle ki Rusya Müslümanlarının
resmen halifeye bağlanma kararının alındığı 1920 Ufa Kongresi sırasında kaleme
aldığı "Türkiye Büyük Millet Meclisine Müracaat" adlı eseri,
TBMM üyesi Suysallı İsmail Suphi Bey aracılığıyla Mustafa Kemal Paşa'ya takdim
edilmiş ancak bu esere fazla alaka gösterilmemiştir. Musa Carullah, Bolşevik ihtilalinin liderlerinden Buharin'in yazdığı "Komünizm
Elifbası" eserine karşılık "İslamiyet'in Elifbası" adlı
eseri kaleme almıştır. Anayasa özelliğini taşıyan söz konusu eser hem Dünya
Müslümanları hem de diğer Rusya Müslümanları arasında büyük yankı uyandırmış
ve eser çoğaltılarak elden ele dağıtılmıştır. Bu eser, onun takibata alınmasına
ve akabinde zindana atılmasına sebep olmuştur. Türk yetkililerin de girişimiyle
Rusya zindanlarında üç aylık bir mahkumiyetin ardından serbest bırakılan Musa
Carullah, üç yıl gözaltında tutulmuştur. Musa Carullah'ın 1930'da başlayan sürgün hayatının büyük bir çoğunluğu yolculukla
geçmiştir. Birçok şehre uğramış ve dönemin saygın ilim adamlarıyla fikir teatilerinde
bulunmuştur. Afganistan, İran, Irak, Suriye, İstanbul, Hindistan ve arkadaşı
Abdurreşid İbrahim tarafından davet edildiği Japonya sürgün hayatı boyunca uğradığı
yerler olmuştur. O bu seyahatlere son vererek çok sevdiği Kabil şehrine yerleşmek
arzusundayken İngilizler onu Peşaver'de yakalayıp 1,5-2 yıl kadar zindana atarlar.
1945 yılına kadar burada göz hapsinde tutulan Musa Carullah, 1946 yılında Delhi'ye
oradan da Bombay'a geçer. Bildiği ve düşündüğü her şeyi eyleme dökmeye çalışan Musa Carullah bütün islam
dünyasında tanınan ilim ve fikir adamıdır. İlimde derinleşen bu mümtaz şahsiyetin
islam toplumunun uyanışında, harekete geçirilmesinde etkisi büyüktür. Musa Carullah
hem dini ilimler (tefsir, fıkıh, hadis, hukuk, usul, kelam vs.) hem de matematik
ve astronomiyle uğraşmıştır. Edebi bir üslubu olan Musa Carullah, Arap Dili
ve Edebiyatı'na tamamen vakıftır. Onun ilim öğrenme aşkı birçok dili de öğrenmesine
yol açmıştır. Hint Mahabaratha Veda metinlerini okumak için Sanksritçe
öğrenen Musa Carullah, en büyük çabayı Rusya'da, Rus Müslümanlarının kurtuluşu
için sarf etmiştir. O hem doğu, hem de batı yazar ve düşünürlerinin eserlerini
tetkik ederek en doğru yolu ortaya koymaya çalışmıştır. Musa Carullah Fıkıh Usulü, Kur'an Tefsiri, Sünnet ve Hadis, Kelam gibi islami ilimlerde önemli notlar düşmüştür. İslami ilimler ile ilgili yazdığı birçok eserler uzun süre Arap aleminde ders kitabı olarak okutulmuştur. O, kelama şiddetle karşı çıkarken ve kelamcılara "Delilleri kendi hevalarına tabi kılmaları" nedeniyle sünnete de farklı bir tanımlama getirmiştir. Ona göre sünnet; Kur'an'ı da içine alan peygamberin gerek söz, gerek davranışlarıyla ortaya koyduğu yolun ortak adıdır.(7) Bu bakış açısından yola çıkarak onun hadis ilmiyle fazla uğraşmadığını söylemek yanlış bir tespit değildir. III. Musa Carullah'ın İslam anlayışı da bir çok yenilikler içerir. Ona göre İslami
birçok mevzu, dondurularak ve şekillendirilerek amacından saptırılmıştır. Bu
yönüyle hür akıl ve hür fikir onun muhayyilesinde önemli bir yer alır. Dinin
dondurulup rafa kaldırılmasına karşılık o, İslamın dinamik ve yenilikçi yönünü
hareket geçirmeye çalışmıştır. Bu durumu onun birçok eserinde görmek mümkündür.
Onun, müslümanların geri kalışlarına sebep olarak gösterdiği en önemli hastalık;
taklit olmuştur. Bir çok geri kalış sebebinin ana kaynağını taklitte görür ve
bu taklit hastalığının hızla tedavi edilmesi gerektiğinin altını çizer. Musa Carullah, sadece doğu toplumlarının değil, bütün insanlığın ortak meselesi
olan kadın meselesine de eğilmiştir. Bu konuda "Hatun"
adında bir eser yazan M. Carullah, diğer eserlerinde de bu konuya eğilmiştir.
Kadın, her dönemin en çok tartışılan meselelerin başından gelmiştir hiç şüphesiz.
Musa Carullah da böylece kadın ile ilgili görüş ve düşüncelerinin HATUN adındaki
eserle kalıcılaştırmıştır. Yeni bakış açısı ve görüşleriyle konuyu masaya yatıran
eser, orijinal görüşler ortaya koymaktadır. Özellikle İslam'da kadın hakları
ve hicap felsefesi konularında yeni bakış açılarına şahit oluyoruz bu eserde.
Sadece şark toplumlarında değil bütün bir dünyada yanlış algılanıp tanımlanan
kadın meselesine (8) yepyeni bir pencere açıyor Musa Carullah. Kadının yaratılışı, aile nizamı, nikah, talak, çok evlilik, kadının şahitliği,
miras, gibi birçok konuda Kur'an merkezli yepyeni yaklaşımlarda bulunan yazar
1916 da kaleme aldığı Hatun isimli çalışmasını 1933 de Berlin'de bastırdı. Musa Carullah'ın, eğitim sistemi ile ilgi bir çok yenilikçi görüş ve icraatları
vardır. O, mevcut medreselerin ıslahı için çokça kafa yormuştur. Bu nedenle
de yeni medreselerin açılması için girişimlerde bulunmuştur. Ancak onun medrese
açma girişimi, çoğu kere başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Hayatının son demlerinde
bu emelini gerçekleştirmek için Hindistan'da medrese açma girişiminde bulunmuş
ve bu talebi olumlu karşılanmıştır. Bununla ilgili programını bir kitapçık halinde
basmış, ancak rahatsızlıkları medrese kurmaya engel olmuştur. Musa Carullah, Türkiye ile gönül bağı olan ve Türkiye'den büyük ümit bekleyen biridir. Bu nedenle de Türkiye ile sürekli irtibat halinde olmuştur. O, İslam Dünyasının yeniden kalkınışının Türkiye'den zuhur edeceğine inananlardandır. En büyük emellerinden biri de Türkiye'de bir medrese açmak olmuştur. Bu nedenle de Bombay'da yayınladığı El-Kanunu'l Medeniyyu'l-İslami eserini dönemin Cumhurbaşkanı İnönü'ye ithaf etmiştir. IV. Musa Carullah, İslam şeriatının esaslarını farklı bir göz ve bakışlı yeniden
yazmaya çalışan değişimci bir ruha sahiptir. Bu anlamda onun çalışmaları genelde
girizgah şeklinde olmuştur. Sürgünler, sıkıntılar, ızdıraplar yaşayan ve zor
şartlar altında eserler kaleme alan Musa Carullah'ın başlıklar halinde yol haritası
ortaya koyması olağandır. Buna rağmen o, kendi dönemimin güncel meselelerine
(banka, faiz, sigorta v.s.) konulara bigane kalmamış ve konuyla ilgili görüş
ve düşüncelerini ortaya koyan risaleler yazmıştır. Bu konulardaki düşüncelerinin
tam anlaşılabilmesi için İslam şeriatının esaslarını öncelikle ortaya koymuştur.
Kitabiyat yayınlarının günümüz Türkçesine çevirerek yayınladığı eserleri, onun
hem düşünce dünyasının, hem de bu ve benzeri konulardaki düşüncelerinin anlaşılmasında
önemli bir adım olduğu inkar edilemez. İnsanlık için evrensel bir kurtuluş niteliği
taşıyan islamın esasları (10) konusunda süzme bilgi ve bakış açıları içeren
İslam Şeriatının Esasları çalışması şeriat, hilafet, Kur'an-ı Kerim ve vahiy,
risalet ve ümmet, hükümlerin tasnifi, örtünme, kadın, Ümmilik meselesi, davet
yolları, Kur'an'ın belagat mucizesi, fıkıh, içtihad... v.s konularını ihtiva
etmektedir. Aslında o, bu konulara değinmekle islamın sabiteleri ve değişmezlerini
ortaya koymaya çalışmaktadır. Onun en önemli vurgusu ise içtihad kapısının
açık olduğu düşüncesidir. (11) Musa Carullah, yaşadığı dönemde bir çok polemiğe girmekten de kaçınmamıştır.
Eserlere tenkitlerde bulunmuş, güncel ve ilmi meselelerle ilgili görüşlerini
ortaya koymuş, kendisine ve eserlerine yapılan sataşma ve eleştirilere cevap
vermiştir. Bunlardan biri de Kozanlı Ziya'eddin Kemali'nin "Dini
Tedbirler" eserine yapmış olduğu reddiyedir. 1873'de Ufa'da doğan Ziya'eddin
Kemali, yenilikçi bir alim ve mütefekkirdir aslında. Musa Carullah'ın "Büyük
Mevzularda Ufak Fikirler" adlı çalışması Ziya'eddin Kemali'nin "Dini
Tedbirler" eserine yaptığı reddiye'nin yanısıra , Celal Nuri İleri'nini
İttihad-ı İslam ve Hatemu'l Enbiya çalışmalarına eleştirilerini de içermektedir.
Musa Carullah'ın bu çalışması sonradan kitap haline getirilmiştir. Dipnot: yustosun@hotmail.com Kaynak: YARIN Dergisi, Şubat 2006 Bu makale toplam 5164 defa okunmuştur.
|
Döviz fiyatları güncelleniyor
RÖPORTAJ
|
||||||||||
|
||||