-
  SON HABERLER
Yusuf Tosun
Yusuf Tosun
Karakter boyutu : Normal Büyük Daha Büyük En Büyük
Küresel Gündem: Su sorunu-I
Stratejik Bir Kaynak Olarak Su
Yeryüzünde hayat su ile başlamıştır. Kutsal kitaplar ve bilimsel eserler hayatın su ile başlandığı hususunda hemfikirdirler. Tarihte, medeniyetlerin çoğunluğu su kaynakları çevresinde gelişip boy atmışlardır. Çin'de Sarı Nehir, Hindistan'da Ganj ve İndus, Amerika'da Amazon, Anadolu'da Fırat ve Dicle bunlardan birkaçıdır. Tarihin en eski medeniyet başkentlerinden olan İstanbul, Bursa gibi şehirler de su kaynaklarının zengin olduğu topraklarda gelişip büyümüşlerdir.

Her geçen gün nüfusu katlanarak artış gösteren hem ülkemizde hem de dünyada su, ihtiyaç listesinin en başında yer almaktadır. Dolayısıyla suya olan talep artmakta ve suyun stratejik değeri daha çok önem kazanmaktadır.

Çevre, bir ekosistemler bütünüdür. Ekosistem; belirli sınırları olan, canlı ve cansız tüm materyaller arasındaki ilişkileri döngüleştiren bir sistemdir. Bu sistem, bir bütün olarak çalışır ve dışarıdan gelecek tepkilere, kendini dengeleyecek şekilde karşılık verir. "Ekolojik denge" böylesi bir çalışma sisteminin sonucudur. Söz konusu ekosistemde, yaşamın en önemli kaynağı şüphesiz ki sudur. Bu nedenledir ki, dünyadaki en önemli çevre kaynaklarının başında su gelmektedir.

Suları; okyanuslar, denizler, körfezler, boğazlar, geçiş yolları, haliçler, göller, nehirler, dereler, sulak alanlar, deltalar, lagünler, yer altı suları, barajlar ve göller olarak sınıflandırmak mümkündür.

Sular, çeşitli amaçlarla kullanılmaktadır: Temiz su, içme suyu, kullanım suyu, evsel su, sulama suyu, endüstriyel su, tasarım amaçlı sular, kaplıcalar, enerji sağlama amaçlı sular, gayzerler, akıntılar...

Görüldüğü gibi hayatın kaynağı olan su, ihtiyaçların ilk sırasında yer almaktadır. Suyun yok olması, hayatın da yok olması anlamına gelir. Bu nedenle de suların kirlenmesi, kullanım şekilleri, su temini, su hazırlama, su arıtma, kirlenmeden korunma, su politikaları ve standartları bir kez daha önem kazanmaktadır.

Küresel ısınma ve nüfus artışı stratejik bir kaynak olan suyu kısıtlayan en önemli doğal olaylardır. Zaman zaman ciddi savaş unsuru ve politik malzeme konusu da olan Küresel Isınma ve Su, geleceği tehdit eden en önemli unsurlar olarak karşımızda durmaktadır. 1997 yılında BM genel sekreteri olan Butros GALİ, 21. yüzyılın temel çatışmalarının su üzerine olacağı tezi dikkat çekicidir. Su savaşları senaryoları ve literatürü her geçen gün daha çok tartışılmaya başlanmıştır. Geçtiğimiz günlerde İngiltere Savunma Bakanı John Reid ise; "...dünya üzerinde zaten az olan su kaynaklarının, küresel ısınma nedeniyle daha da zayıfladığı ve bu durumun da ülkeler arasında çatışmalara neden olabileceği" şeklinde açıklamalarda bulundu. Konu sınır aşan sular nedeniyle (özellikle Fırat ve Dicle) ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. ("Türkiye ve Ortadoğu'da Su" meselesini yeni bir makale konusu olarak ele aldığımdan bu konunun detayına şimdilik girilmeyecektir.)

Dünyada Kullanılabilir Su Potansiyeli
Dünya; 1,4 milyar km3 su hacmine sahiptir. Bu miktarın 1,36 milyar km3 (%97,4) tuzlu su, 0,04 milyar km3 ise (%2,6) tatlı sudan oluşmaktadır. Günümüzde yeterli miktarda tatlı su mevcuttur. (7000-7250m3/kişi-yıl)

Ancak, tatlı suların mevcut yerlerinin dağınık olması, mevcut tatlı suların kalitesinin bozulması ve coğrafyaya, topografyaya ve mevsimlere göre değişebiliyor olması, tatlı suları zamanla sorun haline getirmektedir.

Günümüzde hala dünyada 1,2 milyar insan gerçek içme suyundan yoksundur. Yani dünya nüfusunun yaklaşık 1/3'ü su sıkıntısı çekmektedir. İleriki yıllarda tedbir alınmazsa bu oranın yükseleceğinden korkulmaktadır. (2025 yılında 2/3 olabilir.)

Yapılan istatistikler sonrasında, dünyada en çok su tüketimi, sulamadan kaynaklanmaktadır. Ülkemiz için önemli bir ayrıntı olan bu husus, sulama suyunun kullanımında yapılacak tasarrufların önemini de hatırlatmaktadır.

Dünyamız, tatlı su bakımından zengin olmakla birlikte; tatlı su dağılımı bütün yeryüzüne eşit şekilde dağılmamıştır. Bu nedenle de, tatlı suların kullanımı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilindiği gibi, tatlı suların çoğunluğu ise yerüstü kaynaklarıdır. Yerüstü su kaynaklarının dengelenmesi halinde, sorun asgari düzeye indirilebilir. Avrupa ülkeleri ile Kuzey Amerika ülkeleri, inşa ettikleri biriktirme tesisleri ile bu kontrolü gerçekleştirmektedirler.

Son zamanlarda tatlı su, dünyanın önemli gündem konuları arasına girmeye başladı. 1977'li yıllardan bu yana "Tatlı Su Kaynakları" ile ilgili birçok uluslar arası toplantılar tertiplendi. Bu çerçevede 1992 Rio De Jonerio Dünya Zirvesinde, BM tarafından 22 Mart tarihi "Dünya Su Günü" ilan edildi.
Dünyada nüfusun hızla arttığı ve küresel ısınmanın olduğu göz önünde bulundurulduğunda, tatlı su kaynaklarının zamanla yetersiz kalacağı muhakkaktır. Bu durum da, zamanla deniz suyundan tatlı su elde etmeye yönelimin zorunlu olacağı sonucunu doğurmaktadır. Maliyeti yüksek olan deniz suyundan tatlı su elde etme teknolojisinin yanı sıra, söz konusu teknolojinin ekolojik etkileri de önem arz etmektedir. (İsrail'de inşaatı devam eden deniz suyu arıtma tesisinin kapasitesi 33.840m3/h'tır. )

Son 10 yıldır toplumların tatlı su gereksinimleri küresel boyutta ele alınmaya başlandı. UNESCO, 12 Aralık 2002 tarihinde 2003 yılını "Dünya Su Yılı" olarak ilan etmiştir.

Canlıların (insan, hayvan, bitki) ihtiyaç hissettikleri dört temel (Su, Hava, Toprak, Ateş) maddeden biri olan suyun yeryüzündeki büyük bir çoğunluğu (%97,4'ü tuzlu) doğrudan kullanıma uygun değildir.

1997 yılında Milletlerarası su yollarının Ulaşım Dışı Kullanımı Hukukuna ilişkin bir sözleşme hazırlanmış, ancak Türkiye bu sözleşmeyi imzalamamıştır. (Türkiye, Burundi, Çin) Dünya Su konseyi tarafından düzenlenen Dünya su formunun ilki 1997'de Marakes'te, ikincisi 2000'de Lahey'de, üçüncüsü de Mart 2003'de Kyoto'da gerçekleştirildi. Bu forumda ulusal çapta su ile ilgili problemler tartışılmakta ve mevcut problemlere çözümler üretilmeye çalışılmaktadır. Dünya'dan birçok bakan ve siyasi liderin de katıldığı bu forumlar, aynı zamanda katılan ülkelerin su ile ilgili siyası iradelerini de yansıtmaktadır.

1997 yılında oluşturulan Milletler Arası Su Yollarının Ulaşım Dışı Kullanımı Hukukuna ilişkin sözleşme ile ilgili Türkiye, bir an önce tavrını belirlemede gecikmemelidir.

510 milyon km2 alana sahip dünyamızın yaklaşık % 71 (361,3 milyon Km2) okyanuslarla, % 29 'u (149 milyon km2) ise karalarla kaplıdır. Dünyadaki suyun ise % 97'si okyanus ve derinliklerdeki tuzlu su olup kullanıma elverişle değildir. Ancak % 3'ü (35 milyon km2) dünyadaki canlıların ihtiyaçlarını karışlamaktadır. Bu %3'lük suyun ise büyük bir çoğunluğu kullanılamamaktadır.

Bu gün 26 ülke, su kıtlığı çeken ülkeler listesinde yer almaktadır. Bu ülkelerin 11 Afrika'da, 9'u ise Ortadoğu'dadır.
Dünyadaki su potansiyeli, stratejik önemi, kullanım alanı ve bütün bunlarla ilgili yapılan ulusal planlamalardan da anlaşılıyor ki; önümüzdeki yıllarda su, her anlamda gündemin ilk sırlarına oturacaktır. Suyun gündeme oturacağı en önemli husus da; "su savaşları" meselesi olacağa benziyor. Su savaşları denince de akla ilk gelecek bölgelerden biri ise Ortadoğu'dur.

Görülen o ki; Ortadoğu'daki siyasal görüntü, su sorunlarıyla bağlantılı olarak yeniden şekillenecektir.

Not:
Bir sonraki makalede "Türkiye ve Ortadoğu'da Su" konusu ele alınacaktır.

ytosun@iski.gov.tr

Bu makale toplam 2945 defa okunmuştur.

 

ABD Doları (USD) Alış 1.6550, Satış 1.6800; Avrupa Para Birimi (EUR) Alış 2.0820, Satış 2.1150
Copyright © 2004 - 2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz.
Telefon: 0212 621 19 29 | Faks : 0212 532 08 59 | haber10@gmail.com | Tasarım ve Kodlama: Haber10 Teknik Ekibi