Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Hakkı Devrim
Hakkı Devrim
Tayyip Erdoğan, köşekadısı
Hakkı Devrim
Dikkatle okumazsanız Ertuğrul Özkök'ün dünkü yazısıyla, «Artistlik yapma lan!» kazası için Başbakan Tayyip Erdoğan'ı teselli etmeye çalıştığını düşünebilirsiniz.

Tayyip Erdoğan, köşekadısı

Dikkatle okumazsanız Ertuğrul Özkök'ün dünkü yazısıyla, «Artistlik yapma lan!» kazası için Başbakan Tayyip Erdoğan'ı teselli etmeye çalıştığını düşünebilirsiniz. Hiç öyle değil!

Aklına geleni hemen yazmaya da davranmamış. Daha önce Yılmaz Erdoğan ile Cem Yılmaz'ın bu konuda ne düşündüklerini öğrenmek istemiş.

Hayır, hayır! Tartışmayı mizahçı terazisinde tartmak için değil. Hadiseyi iki açıdan, Türkçe'de ne anlama geldiği ve siyasette kâr mı zarar mı getireceği bakımlarından incelemek istemiş.

İki sahne adamının komedyen nitelikleri de önemli değil burada. Ertuğrul Bey onlara bilirkişi olarak başvuruyor. «Yeni genç sokak Türkçesinin iki büyük mucidi» olarak.

Cem Yılmaz'ı bulamamış, ama Yılmaz Erdoğan'la konuşmuş. «Bu konuşmanın Erdoğan'a (Tayyip Erdoğan'a) oy kaybettireceğini sanmıyorum» demiş Yılmaz Erdoğan. (Adları birbirine çok benzer kimesnelerden söz ediyoruz; ama hepsi yakın tanışlarınız, karıştırmazsınız.) Devam etmiş: «Bence o konuşması sahiciydi. Sadece anneyle ilgili bölümü tepki çeker diye düşünüyorum.»

Ertuğrul Bey'in çevresi de bu hadisenin Tayyip Erdoğan'a oy kazandıracağı görüşündeymiş. «Ben de aynı kanatteyim» dedikten sonra, yazının özdeyişini söylüyor: «Başarılı olmak için fark yaratacaksın».

Ve hüküm fıkrası: «Başbakan bunu çok iyi yapıyor».

*

Yılmaz Erdoğan yazarken ve oynarken, Cem Yılmaz sahnede mucizeler yaratarak konuşurken, Allah için dillerine hükmeden sanatçılardır. Ama «yeni genç sokak Türkçesi» diye bir icatları da olduğunun, ben farkında değildim.

Yılmaz Erdoğan «Hakketten» derken boyundan büyük kelimelerle konuşma özentimizi; Cem Yılmaz «Eğitim şart» derken ucuz slogancılığımızı; uzay gemisi kokpitinde «Boşa al, kaptır gitsin!» derken trafik laubaliliğimizi ti'ye alırlar.

Tıpkı vaktiyle Muammer Karaca'nın «Ben hızlı uyurum, gecede üç saat yeter» derken gerekçe yalancılığımızla; Gazanfer Özcan'ın «Ne sinir falan illeti adam!» diyerek müzmin müştekiliğimizle alay etmeleri gibi...

Meddahların, komedi oyuncularının, ünlü nekrelerin, günümüz sahne sohbetçilerinin («standapçı» diyoruz hâlâ) Allah vergisi ve zekâ eseri marifetleridir bunlar. Ama o kadar! Yeni çeşit bir Türkçe değil.

Başbakan'ın Türkçe'sini ve hitabet yeteneğini hep beğeniyoruz. Ama, vatandaşa «Ulan filan! dedi diye alkışlamaya, fark yarattığını söylemeye kalkarsak, onu yanlış yönde teşvik eder duruma düşmüş oluruz, diye endişe ederim.

Bakın ben kendisine şunu söylemekte sakınca görmüyorum:

– İleri yaşınızda, benim gibi elinizden başka bir şey gelmeyeceği zaman, şayet heves ederseniz, öyle anlıyorum ki Hürriyet'in ilk sayfalarında bir köşe sizi bekleyecektir. Bundan emin olabilirsiniz, çünkü Ertuğrul Bey «fark yaratan» köşekadılarına bayılır.

«Show TV» seyircileri adına

Devlet Bakanı Beşir Atalay açıkladı. Televizyon yayımcılığında karasal-sayısal (DVB-T) sistemi bizde de uygulamaya geçirilecekmiş. TRT kanallarında deneme yayını başlamış bile. Artık ne anten, ne çanak! Bunlar yerine de dekoder tipi kutular. 600 kanalı DVD kalitesinde seyredebilecekmişiz. Her yerde, pırıl pırıl! İstanbul'da birkaç yıla kadar! Ama Türkiye genelinde ancak 2014'e doğru!

Ee öyleyse, ben sevgili okurum Emel Turan'ın şikâyetini dile getirmeliyim.

Diyor ki: «Show TV'nin yayınlarını temiz alamıyoruz. Telefonla sordum. Çukurda mı oturuyorsunuz, dediler. Selamiçeşme'de Özgürlük Parkı'nın karşısında! Çamlıca'daki vericinin telefonunu ara, dediler. Aradım. Beni arayacaklarını söylediler. Bir ay sonra tekrar sordum. Karşımdaki «Ben yeni geldim» dedi.

«Hakkı Bey, diğer kanallar pırıl pırıl. Ümraniye'de, Ataşehir'de oturan dostlarım da aynı kanaldan şikâyetçi. Onlar da müracaatlarından bir netice alamamışlar.

«Son arayışımda, sizi gazetelere şikâyet edeceğim, dedim. İlla bir iltimas mı gerekiyor, diye de üzgünüm.»

Emel Hanım, 1956'dan bu yana meslektaşım, eski Kabataşlılardan bir dostumun eşidir.

Show TV'ye telefon da edebilirdim. Ama bütün seyircileri, böyle bir ricada bulunduğumu bilsin istedim. Bakalım, ilgilenirler ümidindeyim.

Radikal

Bu makale 327 kez okundu.

YAZARIN SON YAZILARI
» Araplar ve Türkler semineri
» Siirt'te yaşananları unutturmak, işlenmiş olanlardan daha ağır bir suçtur
» DTP'lilere önemli bir uyarı
» DTP ağız mı değiştirdi sizce?
» AKP'yi şu kötüleyene bakın!
» Zahid Akman dediğiniz kimdir?
» Seçime sekiz gün kaldı. İnsan olarak diyorum, liderleri ne kadar tanıyorsunuz?
» Atatürk ve Matürîdîlik
» Tayyip Erdoğan, köşekadısı
» Ulan sayın vatandaşım, deseydi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı