| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 17 Mayıs 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Bugün bayramlık kıyafetlerimizi giydik, pür neşe sandığa gittik ve darbecilere, oligarklara bir ‘oy’luk darbemizi vurduk. Bunun mutluluğu yeter. Her yarışın, her seçimin, her tercih oylamasının kazananları ve kaybedenleri vardır ve bu da işin doğası gereğidir. Şöyle bir bakalım, kendi penceremizden kazanalar ve kaybedenler tablosu nasıl görünüyor! *** CHP kazandı… Hatta en kazançlı parti CHP oldu. Çünkü seçmenleri CHP’nin etrafında kenetlendi, bağlılık tazeledi ve % 28’lik oyunu garantiledi. Gelecek yıl yapılacak genel seçimlerde bu civarda oy alabilir. Bu da onun alabileceği en yüksek oy demektir. CHP referandumu hükümet oylamasına dönüştürme stratejisini başarıyla uyguladı ve tüm hayırcıları “kullanmış” oldu. Gerçi CHP dışındaki hayırcılar kendi gerekçeleriyle hayır dediler. Lakin sonuçta onlar CHP’nin gücüne güç kattılar. Referandum analizlerinde hayır oylarındaki yükseklik CHP’nin başarısı olarak yorumlanıyor. Diğerlerinin adı bile anılmıyor. Kılıçdaroğlu kaybetti. Çünkü oy bile kullanamadı ve hakkında geyik yapılır oldu. Artık iflah olmaz. Ancak Kılıçdaroğlu “dünya siyaset tarihinde bir ilk” unvanını kazandı, hakkını yemeyelim. “Tercihini oyuna yansıtamayan lider”e herhalde bugüne kadar rastlanmamış olmalı! Bu olayın dünya basınında manşetlerde yer alması CHP açısından utanç verici bir durumdur. Dünyaya maskara olanı o koltukta daha fazla oturtmazlar. Kılıçdaroğlu’nun kaybıyla Süheyl Batum kazandı, zira Kılıçdaroğlu alaşağı edilince genel başkanlığın önü açılacak. Bu arada Kılıçdaroğlu’nun kaybını basının da kaybı saymak gerek. Seçmen fiyaskosuyla, basının günlerce pompaladığı Gandi unvanı dandi oldu. Anayasa değişikliğinden fındık-fıstık, ceviz, kayısı ve kuru üzüm bekleyenler de kaybetti. Anayasanın bir gıda paketi olmadığını çoktan anlamış olmalılar. Da, laf ağızdan çıkmıştı bir kere! Siyasal söylemler tarihine “dandik beyanlar” galiba böyle geçiyor. Oligarşi kaybetti. Çünkü yıllarca al gülüm ver gülüm türü paslaşmalarla üye seçtikleri ve devlet üzerinde egemenliklerini pekiştirme vasıtası olan kurumlar artık daha renkli olacak. Oligarşinin kurduğu zihniyet diktasının gönüllü katılımcıları da kaybetti. Onlar ki, asıl egemenlerin kendilerine sundukları küçük lütuflarla yetinmekteydiler. Oligarşinin ortalığa saldığı yalan ve paranoyalardan etkilenen samimi vatanseverler de kaybetti. Çankaya (semti) sakinleri % 70 hayır dedi ve kaybetti. Anadolu topyekün % 58 evet dedi ve onların dediği oldu. Ülkenin sadece Çankaya sakinlerinden ibaret olmadığı anlaşıldı. Zaten sosyo-ekonomik durumu “iyi” olan coğrafyalarda hayır oyu yüksekti. İlginçtir, Çankaya ile Muğla’da birbirine çok yakın sonuçlar ortaya çıktı. Buyurun sosyologlar, yorumlayın. Darbeciler, Ergenekoncular, kafesçiler, balyozcular kaybetti. Kenan Evren de kaybetti. Şayet evet çıkarsa kafasına kurşun sıkacaktı, bekliyoruz bakalım sıkacak mı? Şayet sıkarsa, “üzüntüsünden intihar eden ilk darbeci” unvanıyla tarihe geçer ve kaybını kazanca çevirebilir. Böylece tarihin sayfalarında bir yeri daha olur. *** Devam edelim… PKK ve BDP kaybetti. Artık Kürtler adına siyaset yapamayacaklar. Başka aktörler de öne çıkacak. Türkiye Kürtlüğü henüz kazanamasa da, kendi oligarklarına baş kaldırma yolunda önemli bir adım attı. Birçok ilde boykot beklendiği kadar etkili olmadı, dolayısıyla Kürtler örgütün saldığı korkuya meydan okudu. Artık feodal yahut siyasal ağaları tahtlarından indirebilecek tercih iradesine sahip olma yolunda önemli bir adım attılar. Bu arada Baydemir kaybetti, onu da unutmayalım. Muhtemelen istifa etmeyecek, yanmasın diye kazı çevirecek. MHP kaybetti. Hatta bu referandumdan en çok zararla çıkan parti oldu. Kendini yıllarca taşıyan kitlenin bir kısmıyla ters düşmek bir yana, “onlarla tek ortak noktamız bir zamanlar aynı safta bulunmaktır” demekle onları bir kenara itti. Gerçekte sözü edilen kitlenin, yani “eski ülkücüler”in MHP’ye ihtiyacı yoktur. Tam tersine, MHP’nin o kitleye ihtiyacı vardır. Parti yöneticileri yeni seçmen grubu aramaya karar vermiş olabilirler ama boşta kalmış kitle yok. Nereden bulacaklar acaba? Üstelik bu parti şiddetli muhalefetinin nedenini kimseye açıklayamadı ve halk nezdinde çok puan kaybetti. % 9-10 civarında bir seçmen kitlesi MHP’nin tercihi dolayısıyla hayır dedi. Toplam hayır oylarının (% 42) CHP’ye ve diğer partilere düşen kısmını (% 2-3) çıkınca, geriye kalan bu % 9-10 civarındaki oy oranı MHP seçmenlerine ait olmalı. Bu da tehlike demektir. Dolayısıyla 2011 seçimlerinde MHP’yi baraj tehlikesi bekliyor olabilir. MHP’nin kaybı oylama sonuçları netleşince de devam ediyor. Bahçeli “Türkiye tehlike dolu karanlık bir döneme girmiştir” dedi. “Tüy dikmek” demek olan bu beyanatı, “bu halk % 58 kabul oyu vererek kendi ülkesini karanlık döneme sokmuştur” diye okuyacağız mecburen. Demek ki halk kendi kötülüğünü tercih etmiş oluyor… Demek ki halk cahil. Demek ki halkın eline kendi geleceğini belirleme iradesi vermemek lazım! Herhangi bir parti bir gün oy talep edeceği halkın tercihini “karanlığa sokmak” olarak nitelendirirse, o halk ona oy verir mi? Galiba Bahçeli bunu unuttu. Şimdilerde bu beyanat pek dikkati çekmese de, muhtemelen önümüzdeki günlerde ısıtılıp ısıtılıp sofraya getirilecek. Aynı ip olayı gibi. MHP’nin kaybıyla BBP kazandı. MHP’den ümidini kesen “eski” ülkücüler muhtemelen BBP’ye yönelecekler. Öyleyse BBP’li kadroların buna hazır olmaları lazım. Şayet onlar da “partimiz küçük olsun bizim olsun, gelen bize biat etsin” derlerse, kazançları kayba dönüşmüş olur. *** Referandumun bir diğer kazançlı partisi AKP oldu. Fakat bu, içinde kayıp barındıran bir kazanç gibi duruyor. Her ne kadar Erdoğan “bu oyları AKP desteği olarak okumuyoruz” dese de, yaptığı o upuzun ve gereksiz konuşma AKP’deki şımarıklığın yeni dönemde de artarak süreceğini gösteriyor. Bir de propaganda sürecindeki sevimsiz polemikleri unutmamak gerek. Bu halk şımarıklığı sevmez… Galiba AKP halktan iyi bir ders almaya doğru koşar adım gidiyor. Halk ise seçeneksiz olduğundan, 2011 seçimlerinde kerhen AKP’yi destekleyecek gibi görünüyor. Yani AKP kazanırken, gelecekteki kaybını da hazırlamış oldu. Saadet Partisi ve Numan Kurtulmuş kazandı ve gelecekte de kazanacak. Hem referandumdaki tavrıyla, hem de Saadet’teki prostatlıları saf dışı etmesiyle… Bir de tabii AKP kaybettikçe! Fethullahçılar kazandı… Araba tuttular uçak tuttular, evetler için canla başla çalıştılar. Elbette iktidar onları mükafatlandıracaktı, başladı bile! Hem de okyanus ötesine selam göndererek… Daha önemlisi, TRT ekranlarında boy gösteren “yeni yüzler” bunun bir göstergesi. Samanyolu’nun bir kısım gediklileri şimdi TRT’de. O itici sunuş biçimlerini şimdi TRT’de sergiliyorlar. Ya milleti TRT yoluyla irşad edecekler ya da TRT’nin nimetlerinden biraz da onlar faydalanacak. Milletin irşada ihtiyacı yok. O zaman geriye ikinci seçenek kalıyor; rant… Unuttukları bir şey var. O ekranlardan ne rantçılar geldi geçti de hiçbiri iflah olmadı. Tahran Erdem de kazandı. Kamuoyu araştırmasını en iyi o bildi. *** Referandumdan asıl kazançlı çıkan, Türkiye ve Cumhuriyet oldu. Cumhuriyet biraz daha tekamül etti. Çünkü evetçisiyle hayırcısıyla tüm toplum referandumdan gerçekten yüz akıyla çıktı. Karanlık döneme filan girilmedi; sadece demokrasinin kökleşmesi yolunda bir adım daha atıldı. Bu makale 1,562 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |