| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Başörtülü kadınların ve kız çocuklarının üçlü bir baskı ve kuşatma altında olduğunu biliyoruz. İlginç olan bu üçlü baskının da, aynı alanlarda kendini ortaya koymasıdır. Birinci grup; devlet ve kendini ‘devleti korumakla’ görevli kabul eden bürokratik elittir. İkinci grup; ortaya çıkan her türlü hak talebini ‘rejim meselesi’ olarak algılayıp karşı çıkan toplumsal kesimler oluşturmaktadır. Üçüncü grup ise din adına ve din üzerinden konuşarak başörtülü kadınların eğitim ve istihdam taleplerine karşı çıkan kişilerdir… Birbirinden, siyaseten farklı gibi görünen üç ayrı kesim… Garipseyebilirsiniz, ama gerçek. Bu üç kesimin odaklandığı tek nokta, inançlarından dolayı başlarını örttüklerini söyleyen kadınlar ve kız çocuklarıdır… Tek hedef ise bu insanların okumamaları, çalışmamaları ve toplumsal alanda görünür olmamalarıdır… Genel olarak kadınların, özel olarak da inançlarından dolayı başlarını örten kadınların toplumsal hayatta yer almasını istemeyenler, bulundukları pozisyonları, ya ‘rejim meselesi’ ya da kadınlara yönelik olumlu adımları, “toplumsal fıtratın bozulması” olarak yorumlayarak karşı çıkıyorlar. Gerekçeleri farklı görünmekle birlikte, hizmet ettikleri sonuç ve dillendirdikleri talep aynı… Ama dünya değişiyor… Bir yandan, bu kızların görünürlüğünden rahatsızlık duyanlar, öte yanda rahatsızlığı ifade eden karşı çıkışlara rağmen, okuma ve toplumsal hayatta var olma kararlılığı içinde olan kız çocukları… Şu an bu kızlar, üniversite tercihleriyle uğraşıyorlar. Bir yandan sorunsuz okumak istiyorlar, öte yandan da çalışmak… Ama nafile, yok sayma çalışmaları durmuyor… Üniversite tercihine hazırlanan başörtülü kızlardan gelen maillerden birini sizlerle paylaşmak istiyorum. “Merhaba, ben kısa bir süre önce örtünme kararı aldım ve bunu uyguladım. Şimdi üniversite ve meslek tercih aşamasında ciddi problemler yaşıyorum. Gerçekten birçok üniversitenin birçok bölümünde okuyabileceğim bir puanım var. Mühendislik programlarının öğrenci aldığı Y-MF-4 puan türünde Türkiye’de ilk 1000 kişinin, hukuk vb. bölümlerin öğrenci aldığı Y-TM-2 puan türünde ise Türkiye’de ilk 300 kişinin arasındayım. Yalnız içinde bulunduğum durumda, kendi istek ve ideallerimden vazgeçmek pahasına, ileride başörtüsü yüzünden problem çıkarmayacak, çalışma hayatında zorluk çekmeyeceğim bir meslek tercih etmek istiyorum. İşin aslı ben aranan bir eleman olabilirsem, bir mühendis olarak, iş dünyasında bir yer edinebileceğimi düşünüyordum. Ama ailem bu konuda çok endişeli. Endişelerinde haklılarsa ben daha uygun bir meslek tercih etmek istiyorum ama yeterli bilgim yok. Hangi alan ve mesleklerde uygun iş ortamı bulabileceğim hususunda yardımcı olursanız çok ama çok minnettar kalırım…” Bu, hem bir yardım çığlığı, hem de görünmez olmalarını ve eve kapanmalarını isteyenlere bir isyan… Şöyle bir düşünelim; kaç aile, bu denli başarılı bir kız çocuklarının olmasını istemez? Kaç kişi, böylesine büyük başarıdan sonra kendini çıkmazlarda hisseder? Peki, bu ve benzeri kız çocuklarına, bu travmayı yaşatanlar, kendi hayatlarının sorunsuz geçeceğini mi sanıyorlar? Bunların; varlığını, okumalarını ve çalışmalarını, rejim ve din meselesi yapanlar, kendi çocuklarına ne tür sevgi ve şefkat gösteriyorlar? Başlarını örterek okumak ve toplumsal hayatta var olmak konusunda ısrarlı olan başörtülü kızlara yapılabilecek tek öneri; okumak ve kendilerinden ‘görünmez’ olmalarını isteyenlerin inadına var olmaktır. Zor, ama imkansız değil… Okumak ve görünür olmaya devam etmek… Bunun en önemli yolu ise üniversiteye giderek okumak ve iş alanlarında var olmaktır. Çünkü sorun üniversiteye girmek ile bitmiyor. Çünkü bahsettiğim zihniyet yapıları, üniversite sonrasında da bu insanların peşini bırakmıyor. Üniversite sonrasında da, mesleklerini yapmalarının önüne geçmeye özen gösteriyorlar. Bazı meslekler ve iş kolları var ki, başını örten kadınların, oralarda kendilerine iş olanağı bulmaları imkansız. En azından şimdilik… Mesela, kamuda çalışmaları mümkün değil… Avukat olarak mahkemelerde müvekkillerinin haklarını savunma şansları da yok… Ve onlarca bariyer… Değişen dünya ve gelişen Türkiye koşulları bu insan hakkı ihlaline daha ne kadar dayanır bilinmez. Ama bu insan hakkı ihlalinin er geç değişeceği açık… Şu an için üniversite tercihi aşamasında olan başörtülü kızlara söyleyebileceğimiz ise; 1. Eğer mezun olduktan sonra da örtünmeyi düşünüyorsanız, sadece okurken ‘rahat’ edebileceğiniz bir okulu değil, ayni zamanda üniversiteden sonra da, rahat edeceğiniz bir bolümü tercih etmeniz önemlidir. İnsanın, istediği ve sevdiği bir mesleğin, ne kadar önemli olduğunu iyi biliyorum. Ama üniversiteyi okuduktan sonra, görünmez olabilmek ve evde oturmak daha da zor… 2. Tercih edilecek bölümün, ‘kendi başlarına iş yapabilecekleri” ve kamu, yani devlet ile en az ilişkinin olduğu iş alanlarına yönelik bölümlerin tercih edilmesi de farklı bir çıkış yolu olabilir. Örneklendirmek gerekirse; eczacılık, diş hekimliği, psikolog, mimarlık, mali müşavirlik, okul öncesi eğitim vb bölümler, üniversiteden sonra kendi başına yapılacak işlerden bazılarıdır. Özetlemek gerekirse; istenilen ve hoşlanılan bir bölümde okumanın ne kadar önemli olduğunun farkındayım. Ama okuldan sonra görünmez olmamak, yasakçıların dayatmalarına karşılık toplumsal hayatta yer alabilmek için okumak ve çalışmak gerekir. Şu an için bu öneriler dışında söyleyebilecek bir söz yok! Üzgünüm… farukadnan@gmail.com Bu makale 4,195 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |