| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Dün bu köşede Deniz Baykal’ın 12 Eylül sonrasında neler yaptığını sorgulayarak şunları yazmıştım: ‘CHP’nin önceki genel başkanı Deniz Baykal, 12 Eylül’ün acımasız çarkları işlerken neredeydi? Hangi dava arkadaşının mahkemesine yardımcı oldu? Solcular inim inim inlerken kendisi neyle meşguldü? Yoksa bir büyük holdinge danışmanlık mı yapıyordu? Sakın kendisini bir gecede siyasi tarihe yollayan Önder Sav’ın yıllarca danışmanlık yaptığı holding de aynı olmasın!’ *** Bu yazı üzerine Deniz Baykal’a uzun bir telefon sohbeti yaptık. ‘Yanlış anlama, sadece kamuoyuna doğru bilgi vermek açısından bunları söylüyorum. Ne 12 Mart sonrasında, ne de 12 Eylül sonrasında herhangi bir holding ya da şirketle bir bordro ilişkisine girmedim. Ne personel olarak, ne de danışmanlık yaparak böyle bir münasebet içinde olmadım. Böyle yapanların tavrı yanlıştır demek istemiyorum. Ama benim böyle bir ilişkim yok.’ Peki 12 Eylül sonrasında nasıl bir duruş sergiledi Deniz Baykal? ‘12 Eylül gerçekleştikten kısa bir süre sonra merkez komutanlığı tarafından gözaltına alındım. Bu durum yaklaşık bir ay kadar sürdü. Ortada ne bir hukuk, ne de bir yargı süreci vardı. Tamamen darbecilerin kendilerini koruma içgüdüsüyle yaptıkları bir girişimdi. Niye aldılar ya da sonra niye bıraktılar bunun bir izahı yoktu.’ Daha sonrasında Zincirbozan serüveni başlıyor Baykal’ın. Bu da yaklaşık 4 ay kadar sürüyor. ‘Orada bulunmamız da hukuki bir temele dayanmıyordu. Şimdi diyorsunuz ki Deniz Baykal 12 Eylül konusunda ne yaptı. Daha oradayken kendi imzamla Kenan Evren’e iletilmek üzere bir mektup yazdım. Orada bulunmamızın hukuka ve insan haklarına aykırı olduğunu, asgari bir hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığını açık bir dille ifade ettim. Yani anlayacağınız 12 Eylül’le hesaplaşmaya daha sürgün noktasında yöneldik. Bu mücadeleyi de hiçbir zaman bırakmadık.’ *** Peki ya mağdur olan binlerce insan? Siyaset bir yana, hukukçu kimliğiyle onlar için ne yaptı Deniz Baykal? ‘Bakınız 12 Eylül’den hemen sonra, merkez komutanlığı tarafından alınmadan önce, tüm milletvekili arkadaşlarımızın ailelerini teker teker aradım. Hepsiyle diyalog kurarak olup biteni anlatmaya ve moral vermeye çalıştım. Zaten bu telefonlardan 3-4 gün sonra da beni aldılar.’ Bugüne, yani referandum tartışmalarına konuyu getirmek istiyorum. Deniz Baykal bir olayı daha aktarıyor: ‘Biz Zincirbozan’dayken, orada olup biteni dışarıda anlatıp yazmama konusunda bir metin imzalatmak istediler. Ben kesinlikle imzalamayacağımı ifade ettim. Buradan çıkamazsınız dediklerinde ‘Beni buraya siz aldınız, siz çıkaracaksınız’ dedim.’ *** Bugünkü tartışmalar ve 12 Eylül 2010’daki referandum? Baykal’ın bakış açısı nasıl? ‘Daha ilk günden itibaren 12 Eylül’le hesaplaşma adına katkı sağladım. 15. maddenin kaldırılmasını ilk teklif eden siyasetçilerden biriyim. O zaman kimse bunlarla ilgilenmedi. Yasaklı dönemin ardından parlamentoya girer girmez yaptığımız ilk iş, anayasanın giriş kısmında 12 Eylül’ü meşru sayan dibacenin kaldırılması oldu.’ Bugün ortaya çıkan değişiklik paketi ve referandum bu hesaplaşma sürecini tamamlayan önemli bir adım değil mi? ‘Doğrusu bugün ortaya çıkan tabloyu bir hesaplaşma olarak görmüyorum.’ Deniz Baykal’ın değerlendirmeleri özetle böyle. Herkes kendi cephesinden 12 Eylül’le hesaplaştığını söylüyor. Bakalım tüm bunlar referandum sürecine nasıl yansıyacak. StarBu makale 268 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |