Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Sedat Ergin
Sedat Ergin
Kılıçdaroğlu’ndan türban ve Onur Öymen konusunda iki çıkış
Sedat Ergin

Kılıçdaroğlu’ndan türban ve Onur Öymen konusunda iki çıkış

“BEN Onur Öymen’le ilgili sözlerimden geri adım atmadım” diye söze girdi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

Kılıçdaroğlu’nu bu açıklamayı yapmaya yönelten, geçen salı günü yayımlanan yazımızda kendisinin eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Dersim’le ilgili sözlerini önce eleştirdiği, ancak sonradan bu sözlerinden geri adım attığı yolundaki ifademizdi.

SÖZÜMÜN HEP ARKASINDA DURDUM

CHP’nin yeni lideri, Öymen’in 10 Kasım tarihinde TBMM’ye hitap ederken Dersim olaylarıyla PKK terörü arasında paralellik kuran sözleri karşısındaki duruşunda herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığı görüşünde.

Öymen, bu açıklamasında “Atatürk terörle mücadele ederken terörü yapanlarla, onların temsilcileriyle müzakere mi etti? Dersim isyanını yapanlarla müzakere mi etti?” demişti.

Kılıçdaroğlu, bu konuda şunları söylüyor:

“Görüşlerimden geri adım atmadım. Bunu defalarca ifade ettim. O zaman ben parti yönetiminde olmadığım için benim Onur Bey’le ilgili bir karar almam söz konusu olamazdı. Olması gereken şuydu: Onur Bey’in toplumda oluşan tepki ışığında gereğini yapması gerekiyordu. Uzun yıllar diplomaside çalışmış bir kişinin bu algıya yanıt vermesini istemiştim.”

CHP lideri, Öymen’e gösterdiği tepkiden sonraki gelişmeleri de şöyle aktarıyor:

“Ben bu açıklamayı yapınca, iktidara destek veren medya ‘CHP’de kavga olsun, bunlar çatışsın’ şeklinde bir ortamın oluşmasını istedi ve bu yönde bir yayın başladı. Ben sadece iktidar yanlısı medyanın bu tutumunu eleştirdim. Bu yöndeki eleştirilerim sözlerimden geri adım attığım şeklinde gösterilemez. Ben söylediğim sözün hep arkasında durdum.”

TÜRBAN ÇIKIŞI: ENGELLERİN KALKMASI LAZIM

Kılıçdaroğlu, kendisiyle sohbetimizde türban konusundaki tutumuna da açıklık getirdi. Radikal Gazetesi’nin kendisine atfen verdiği “Kızlar üniversiteye türbanla girecek” manşetinden sonra yaptığı bir açıklama üzerine CHP liderine kamuoyunun karşısına koordinatları iyi belirlenmiş, yalpalamayan daha net açıklamalarla çıkması gerektiği eleştirisini yöneltmiştik.

Kılıçdaroğlu, öncelikle gazetenin manşetine çektiği sözlerin ağzından kesinlikle çıkmadığını, kendisinin yalnızca “Bu sorunu biz çözeriz, herkesin okumasını sağlayacağız” dediğini aktarıyor.

Bu konudaki tartışmaya açıklık getirmek üzere Kılıçdaroğlu’na şu soruyu yönelttim:

“Siz türbanlı kızların üniversiteye girememelerini nasıl karşılıyorsunuz?”

Kılıçdaroğlu, soruma şu yanıtı verdi:

“Herkesin bu ülkede okuyabilmesi lazım, bu engellerin kalkması lazım...”

Tam bu noktada AKP’ye şu eleştiriyi de yöneltti CHP lideri:

“Ancak siz bu konuyu siyasallaştırırsanız çözümsüzlüğe gidersiniz.” AKP bunu yaptı, siyasallaştırarak çözümsüzlüğe itti.

ÇÖZÜMÜN ALT AÇILIMLARI NE?

Peki CHP bu soruna nasıl bir çözüm bulacak?

Kılıçdaroğlu, çözümün alt açılımlarına bu aşamada giremeyeceğini, bunun büyük ölçüde CHP’nin iktidar olmasına bağlı olduğunu söylüyor ve şunları ekliyor:

“Biz bu sorunu çözmek konusunda kararlıyız. Ancak işin pek çok boyutu var. Bütün boyutlarının birlikte görülmesi gerekiyor. Anayasa Mahkemesi’nin, Danıştay’ın ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konuda verdiği kararlar var. Bu kararların temel özelliği bu konunun siyasallaştırılmasıyla ilgili olmalarıdır. Siyasetçinin bu insanların giyim kuşamlarıyla uğraşmaması, onları bağımsız düşünen özgür bireyler olarak görmesi, onlara arka bahçesi olarak bakmaması lazım. Sorun ancak o zaman çözüm sürecine girer.”

Bu açıklamalarından Kılıçdaroğlu’nun üniversitelerde türban yasağının kalkmasından yana olduğunu, ancak bu konuyu laikliğin korunmasına dönük düzenlemeleri kapsayan pek çok alt açılımın dahil olduğu bir büyük çözüm paketinin parçası olarak gördüğünü anlıyorum.

Galiba işin en kritik noktası, çözümün alt açılımlarında yatıyor. Kılıçdaroğlu, bu aşamada alt açılımlara girmemeyi yeğliyor.

Hürriyet

Bu makale 644 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Aleviler neye pedagojik cinayet diyor?
» Gül’den BM’ye ‘Kadının rolünü güçlendirelim’ mesajı
» Deniz Kuvvetleri’nde kafaları karıştıran bir terfi belgesi
» 2008 YAŞ’ının parlak isimleri nasıl Balyoz sanığı oldu
» Meriç’e taarruz derken darbe sanığı olmak
» Başbuğ’un imzası olan belge
» Bir seminerde gözlemci olmanın bedeli
» Balyoz: 9 - Darbe planı gerçekten görüşüldü mü?
» Kılıçdaroğlu’ndan türban ve Onur Öymen konusunda iki çıkış
» ABD, insan hakları ve madalyonun iki yüzü
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı