| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Son günlerde ortaya çıkan kısmi tartışmalara rağmen, gündemimize almadığımız ve konuşmaya cesaret edemediğimiz konulardan birisi de; askerlik, askerliğin amacı, süresi, güvenlik konseptlerinin tutarlılığı ve profesyonel orduya geçmenin mümkün olup olmadığıdır. Bu konuları tartışılamaz kılan temel faktör ise konunun gündeme gelmesiyle birlikte, ‘milli duygular’ gibi soyut bir kavramın ortaya atılması ve tartışma mecrasının değiştirilmesidir. Çünkü, milli duygular çerçevesinde bu konuyu konuşmak ve tartışmak mümkün değil... Ancak her geçen gün ortaya çıkan kimi olumsuzluklar, milliyetçi, seküler milliyetçiliğin görünür hali olan ulusalcı ve hatta muhafazakar çevrelerin milli duygular üzerinden yaptığı sınırlama çabalarına rağmen bu konu, konuşmayı gerektirmektedir. Dayatma ve sınırlama çabalarının dışında kalarak, konuyu konuşmak için ise verilere ihtiyaç var. Çünkü, sağlıklı bir sonuca ulaşabilmek, veriler ve bunlar üzerinden yapılacak analizlerle mümkündür. Öncelikle şunu belirtelim ki; her türlü dayatma ve engellemeye rağmen, ülkenin geleceği, kalkınması, terörün önlenmesi, bölgesel, küresel ve tanzim edici bir aktör olabilmesi için bu konunun tartışılması önemli bir gerekliliktir. Tartışmaya zemin oluşturması için ulaşabildiğimiz kimi verileri sıralamak gerekirse; 1. Türkiye, coğrafi büyüklük anlamında, dünya ülkeleri sıralamasında 814.578 Km kare ile 37. ve 72.561.312 nüfusu ile dünya genelinde 13. sırada yer almaktadır. Kişi başına düşen milli gelir sıralamasında dünyanın 65. ülkesi ve ekonomik büyüklük olarak da dünyanın 17. büyük ekonomisine sahip gelişmekte olan bir ülke… 2. Türkiye’nin sahip olduğu askeri personel sayısına ilişkin net bir bilgiye ulaşmak, oldukça güç. Çünkü TSK tarafından yayınlanmış bir veri yok. Buna rağmen, bazı internet sitelerinde, Aralık 2008 verilerine göre TSK’deki subay, astsubay, yedek subay, uzman çavuş ve erlerden oluşan askeri personel sayısının 1.043.000 kişi olduğu ifade edilmektedir. Bu rakama, terörle mücadelede yararlanılan ve sayıları 80 ile 100 bin civarında olan Korucular dahil değildir. Rakamın taşıdığı anlamı kavrayabilmek için basit bir kıyaslama yapmak yeterli olacaktır. Dünya genelindeki orduları, sayısal olarak sıraladığımızda, Türkiye’nin, bir milyonu aşan askeri personel sayısı ile Çin, ABD, Rusya ve Hindistan dan sonra, dünyanın en büyük 5. ordusuna sahip olduğu görülecektir. Askeri personel sayılarını, ülkelerin nüfusları ile birlikte düşündüğümüzde ise Türkiye’nin farkı daha bir netleşmektedir. 1 milyar 350 milyon civarında bir nüfusa sahip olan Çin’in aktif askeri personel sayısı 2 milyon 300 bin civarındadır. Dünyaya hükmeden ve 87 farklı ülkede üsleri bulunan ABD’nin askeri personel sayısı ise 1 milyon 400 bin dolayındadır! Dünyanın beşinci büyük ordusunu besleyen Türkiye, ordunun komuta kademesinde görev alan kişiler ve bunların ailelerinin ihtiyaç duyduğu hizmetleri karşılamak için ise ‘vatani görevini’ yapan 65 bin askeri çalıştırmaktadır! Bunun ne tür bir ‘vatani görev’ olduğunu sorgulamak dahi mümkün değil... 3. Demokratik geleneğin yerleştiği ve ordunun sadece güvenlik işleriyle uğraştığı ülkelerde zorunlu askerlik, giderek istisna bir durum haline gelmektedir. Türkiye’nin tam üyelik çabası verdiği ve rejimin “muasır medeniyet” düzeyi olarak kabul ettiği AB’nin, 27 üyesi arasında zorunlu askerliğin devam ettiği 6 ülke bulunmaktadır. Almanya (9 ay askerlik veya 10 ay kamu hizmeti), Avusturya (6 ay askerlik veya 12 ay kamu hizmeti), Danimarka (4 ay askerlik veya 4 ay kamu hizmeti), Finlandiya (6 ay askerlik veya 13 ay kamu hizmeti) Yunanistan (9-12 ay askerlik veya 13 ay kamu hizmeti) ve Kıbrıs Rum Yönetimi (25 ay askerlik). Dikkat edilirse vatandaşa, askerlik ile kamu hizmetlerinde çalışma konularında tercih hakkı da verilmektedir. İngiltere, Lüksemburg, İrlanda, Belçika, Fransa, Hollanda ve İtalya gibi ülkelerde ise zorunlu askerlik yok. 4. Farklı sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla oluşan, Kamu Harcamaları İzleme Platformu’nun 2009 yı1ı verilerine göre, NATO üyesi ülkelerde askeri harcamaların Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYH) oranı % 1,8 dır. Bu oran Türkiye’de, % 2,3 dolayındadır. 2000’lı yılların başına kadar % 5’lere düzeyinde olan bu verinin, 2,3’e düşmüş olması olumlu gibi görünse de, hala yüksek olduğu açık. Bunun yanı sıra, askeri harcamaların izlenmesi konusunda şeffaflığın ve parlamento denetiminin yetersizliği ise başlı başına bir sorun alanı olarak ortada durmaktadır. İşte; askerliğin amacını, ne kadar ve ne süreyle olacağını, değişimin gerekli olup olmadığını ve yeni güvenlik stratejilerine ilişkin ihtiyaçların bu tür veriler ve analizler üzerinden tartışmak gerek. Keşke daha fazla veriye ulaşma olanağı olsa da, tartışma sağlıklı bir zemine otursa. Ancak hem veri eksikliği, hem ordunun genel tutumu, hem de derin unsurlar tarafından yönlendirildiğine ilişkin kuşkuları bulunan kesimlerin ‘milli duygu’ coşkusu bu tartışmayı sınırlamaktadır. Tartışma sürecini sınırlamak ve engellemek için sunulan gerekçelerin büyük bir çoğunluğu, duygu ifade etmekten öteye geçmemektedir. “Türkiye’nin bulunduğu bölgeyi ve bölgedeki dengelerin farkında mısınız?” “Bu ordu düşmanlığıdır.” “Terör varken askeri konulara tartışılır mı?” “Siz Türkiye’yi Danimarka’mı sanıyorsunuz?” “Bu tür düşünceler vatan hainliğidir.” Ve bunlara benzer onlarca soyut gerekçe... Bu tür gerekçeler, ülkenin siyasal durumuna uygun olarak, farklı siyasal tutumlar üzerinden gündeme getirilmektedir. Milliyetçi, muhafazakar ve ulusalcı kesimlerin bu konudaki tutumları ve suçlamaları, hem sağlıklı bir tartışmayı engellemekte, hem de ‘rejimin bekası’ ve ‘hain’ suçlaması gibi nedenlerle konuşmayı olanaksızlaştırmaktadır. Sahici olmayan bu karşı çıkışlara rağmen; Türkiye’nin kendi ordusunu profesyonel bir orduya dönüştürmesinin gerektiği açıktır. Bu konunun önemini fark eden Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’da, profesyonelleşme vurgusu yapmıştı... farukadnan@gmail.com Bu makale 3,489 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |