Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Hüsnü Mahalli
Hüsnü Mahalli
Bihaber olanlar?
Hüsnü Mahalli

Bihaber olanlar?

Çarşamba günü BBC'nin internet sitesinde yer alan bir haber analizine göre 1998'de Başbakan Netanyahu ile Beyaz Saray'da görüşen dönemin Amerikan Başkanı Bill Clinton sinirli bir şekilde çevresindekilere ''Allahın belası bu adam kendini ne sanıyor. Sanki süper devletin başkanı ben değil de o'' demişti.

Salı günü Netanyahu ile buluşan Obama, büyük olasılıkla aynı şeyleri düşünmüş ya da benzer sözcükleri mırıldanmıştır..

Ama bu işe yaramaz ve yaramayacaktır.

5 ve 11 Kasım 2008'de bu köşede iki yazı yazarak Obama ile ilgili görüşümü yansıtmış ve yeni başkanın coğrafyamıza yönelik Amerikan politikalarında hiçbir ciddi değişikliğe gitmeyeceğini ya

da gidemeyeceğini anlatmıştım. Geçen süre içinde buna benzer tespitlerde bulunarak Obama'nın sonunda İsrail yanlısı bir başkan durumuna düşeceğini, aksi takdirde karşısına yeni bir Monica çıkarılacağı esprisini yapmıştım.

Sonunda Nobel ödülünü de kapan Obama kısa süre içinde ve adının Hüseyin olmasına rağmen farklı bir başkan olmadığını kanıtladı.

Salı günü Netanyahu ile bir araya gelen Obama bazılarının hayal ötesi beklentilerinin tersine nasıl bir İsrail dostu ve müttefiki olduğunu ve ne pahasına olursa olsun İsrail'in tüm saldırgan politikalarına destek vereceğini açık ve net bir şekilde anlattı. Washington'dan istediği desteği alan Netanyahu ise pek yakında alaycı bir şekilde Filistinlilerle barıştan söz etmeye başlayacak Başkan Obama da Abbas'a baskı ve şantaj yaparak İsraillilerle masaya oturmasını hatta teslim olmasını sağlamaya çalışacak.

Obama bu yönde çabalarını yoğunlaştırırken Avrupalı müttefiklerine de “Türkiye'yi AB'ye alın yoksa yönünü değiştirir” diyerek garip bir tavır sergilemeyi de unutmuyor. Sanki Türkiye'nin bölgesel barış çabalarına kendisi değil de uzaylılar karşı çıkıyor! Sanki Bağdat'a giden ve Kürt kökenli Irak Cumhurbaşkanı Talabani ve Mesut Barzani ile Kürdistan'ın geleceğini görüşen onun yardımcısı Biden değil de Afrikalılar! Sanki Erivan'a gidip soykırım anıtının önünde saygıyla eğilen onun Dışişleri Bakanı Clinton değil de Kızılderililer!

Sanki Lübnan'ın dini lideri 'Fadlallah'a saygım var' dediği için 20 yıllık işinden olan meslektaşımız Octavia, Obama'nın çok sevdiği CNN'den değil de Mısır televizyonundan atıldı!

Washington'da bunlar olurken İsrail hükümeti Türkiye'den özür dilemeyeceklerini, gemileri iade etmeyeceklerini, uluslararası inceleme komisyonunu kabul etmeyeceklerini ısrarla söylüyordu. Türkiye ile ilgili kriz konusundaki tüm bilgiler ise bizdeki bazı çevreleri mutlu edecek şekilde hep İsrail medyasından gelmeye devam ediyordu. Onlara göre Peres Cumhurbaşkanı Gül ile konuşuyor, Netanyahu Türkiyeli yetkililerle buluşmak istiyor, Washington Büyükelçisi Tan ile Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Savunma Bakanı Barak ile bir araya gelmek istemiş; Genel Kurmay Başkanı Eşkinazi ise Türkiyeli meslektaşıyla sürekli temas halinde.

Ankara tarafından tekzip edilen tüm bu gelişmeler olurken bizdeki Amerikan ve İsrail dostları AK Parti hükümetine yönelik eleştirilerini sürdürüyordu. Hatta bazıları İsrail'in ABD ile 'yeniden canlanan' stratejik dostluğundan ve Türkiye'ye karşı olası ortak düşmanlığından dolayı mutluluğunu saklamıyordu.

Çünkü onlara göre önemli olan AK Parti hükümetinin sıkıştırılmasıdır. İşte size bir örnek daha. Suriye lideri Esad, Latin Amerika turundan sonra İspanya'ya uğradı ve Erdoğan'ın da yakın dostu Başbakan Zabatero ile ortak bir basın toplantısı düzenleyerek bölge ile ilgili kapsamlı değerlendirme yaptı. Esad İsrail'in yardım gemilerine yönelik saldırı ve cinayetlerini ve bu saldırıların bölge barışına yönelik risklerini anlattıktan sonra ''İsrail bu saldırıyla Türkiye ile olan ilişkilerinin bozulmasını amaçlamış ve Ankara'nın barış sürecindeki arabuluculuk şansını azaltmıştır'' dedi.

Bizdeki bildik dış politika uzmanları ise Esad'ın Beşşar olan adını Beşir yazacak kadar cahil olduğu için Esad'ın sözlerini de ''Suriye bile Türkiye'nin İsrail ile ilişkilerinin bozulmasından rahatsız'' şeklinde verip yorumlayacak kadar garipleşecekti.

Huylu huyundan vazgeçmiyor.

Demek ki “bunca cehalet ancak okumakla oluyor''.

Belki de bu kişiler okumuyor da okutuluyor. Yoksa nasıl olur da bu kişiler Kudüs'e gitmeyerek İsrail saldırganlığını protesto eden Meg Ryan ve Dustin Hoffman ile Netanyahu'nun Beyaz Saray ziyaretini protesto eden bazı Amerikalı Yahudilerin onurlu tavırlarını duymaz, okumaz ve görmezler.

Akşam

Bu makale 513 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Tezgah
» Bahreyn'e ne oldu?
» Demokrasi bahane!..
» Sykes-Picot
» Rastlantı
» Suriye senaryoları ve Türkiye
» Demokrasi mücadelesi
» Vicdan
» Kazanan İsrail
» Osmanlı Kaddafi
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı