| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
ANAYASA Mahkemesi’nin kararında isabetli ve yanlış bulduğum yönler var. Tekil konular bir kenara, anayasa hukukunun genel ilkeleri bakımından kararın özünü birkaç başlık altında irdelemek istiyorum. Kuvvetler ayrılığı Bizde Yüksek Yargı, YARSAV ve aynı doğrultudaki hukukçular yargı ile yürütme arasında keskin bir çizgi çizilmesini, mesela Adalet Bakanı ve Müsteşar’ın HSYK’dan çekilmesini savunuyorlar. Anayasa Mahkemesi’ne Meclis’in üye seçmesine de karşı çıkıyorlar. Üstelik bunu “kuvvetler ayrılığı” diye savunuyorlar. Halbuki, doktrinde “sert kuvvetler ayrılığı” teorisinin geçerli olduğu başkanlık sisteminde bile Yüksek Mahkeme üyeleri başkan (yürütme) tarafından atanır, senato (yasama) tarafından onaylanır. “Yumuşak kuvvetler ayrılığı, kuvvetlerin işbirliği” gibi adlar verilen teorinin geçerli olduğu parlamenter sistemlerde ise Anayasa Mahkemesi ve HSYK türü kurullarda yasamanın ve yürütmenin seçtiği üyeler de bulunur. Anayasa Mahkememiz bu kararıyla Cumhurbaşkanı’nın Anayasa Mahkemesi’ne ve HSYK’ya yapacağı atamalara dokunmadığı gibi, Adalet Bakanı ve Müsteşar’ının HSYK’daki yeni konumuna da dokunmamış, böylece kuvvetler ayrılığı kavramına doğru bir yorum getirmiştir. Yetki aşımı Mahkeme, anayasa değişikliklerini esastan incelemeyi bu kararla “yerleşik içtihat” haline getirdi. Bunu yanlış buluyorum. Anayasa’nın 148. maddesine göre, Anayasa Mahkemesi anayasa değişikliklerini sadece “şekil”, yani imza ve oy sayılarıyla kanuni süreler açısından inceleyebilir. Mahkeme’nin, bu anayasal kuralı aşmak için “teklif edilemezlik” hükmünü kullanmasını yanlış buluyorum, “yetki aşımı” olarak görüyorum. Kaldı ki “yetki aşımı” gibi ‘aşırı’ bir kararı verdikten sonra, Yüce Mahkeme ‘küçük’ bir sonuca vararak sadece üye seçiminde tek adaya oy verme hükmünü iptal etmiştir; şöyle ki... Yargıda liste savaşları? HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyelikleri için Yargıtay ve Danıştay gibi yüksek yargı organlarında yapılacak seçimlerde “bir kişinin bir adaya oy vermesi”ni, yani ‘birey’ merkezli seçim yapılmasını Anayasa Mahkememiz iptal etti. Artık yargıda yapılacak seçimlerde ‘birey’ler değil, ‘liste’ler yarışacaktır! Bu durumda, eskiden beri olduğu gibi, HSYK’ya ve Anayasa Mahkemesi’ne üye seçiminde yüksek yargı organlarındaki “çoğunluk” grubu egemen olacak, ‘çoğulculuk’ gerçekleşmeyecektir. Yüksek yargıyı memnun edecek bir karardır bu. Ancak... Bu konuda ciddi kaygılarım var. Özellikle HSYK’ya seçilecek toplam 10 üye için 11 bin hâkim ve savcının katılımıyla yapılacak seçimlerde korkarım ki, “YARSAV’ın listesi, Demokrat Yargı’nın listesi” yahut sağcı, solcu, Atatürkçü, liberal listelerin savaşları yaşanabilir. Bunu ancak yargı mensuplarının sağduyusu önleyebilir artık. Genelde olumlu Anayasa Mahkemesi’nin, yetkisini aştıktan sonra yaptığı iptallerin çok sınırlı kalmasını, bu defa fazla müdahaleci olmamasını isabetli buluyorum. Anayasa Mahkemesi’nin, teoride “aktivizm” denilen fazla müdahaleci davranışlarını yıllardan beri eleştirmekteyim. Bu defa “aktivizm”in hayli sınırlı kalmış olması elbette olumlu bir gelişmedir. Bu açıdan, Yüce Mahkeme anayasa hukukunun evrensel ilkelerine daha uygun davranmıştır MilliyetBu makale 488 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |