| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından siyasetin önündeki takvim üç aşağı beş yukarı belli olmuş durumda. Önce referandum, ardından kuvvetle muhtemel 2011 Nisan ya da Mayıs’ında seçim. Referandumda ortaya çıkacak herhangi bir sonuç, AK Parti’yi daha erken bir seçime zorlayabilir mi? Elbette bu da bir ihtimal. Ancak şu dakika itibarıyla bu seçenek masada değil. İşin ilginç, ama pek de sürpriz olmayan tarafı, CHP ve MHP’nin hızla ‘hayır’ kampanyasını ilan etmiş olması. Bu arada anayasa konusundaki tavrıyla, bugüne kadar dile getirdiği tüm tezleri neredeyse çöpe atan BDP de ‘boykot’ kararını açıkladı. *** ‘Evet’ cephesindeki en önemli aktör kuşkusuz AK Parti. Bu arada kongreye giden Saadet Partisi, daha başından itibaren refarandumda oyunun rengini ‘evet’ olarak ifade etti. Dün itibarıyla bu cepheye bir parti daha eklendi. BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu’nun şu değerlendirmesini not edelim: ‘Din, millet, yasalar ve partiler hepsi insan için vardır. Bu yüzden hükümetin atacağı radikal adımlara destek vereceğiz. Referanduma kesin destek vereceğiz ve “evet” diyeceğiz.’ *** Peki tablo bundan mı ibaret? Başka bir ifadeyle bir yanda AK Parti, SP, BBP, diğer tarafta CHP, MHP ve dolaylı olarak BDP mi yer alacak? Hiç sanmıyoruz. Zira referandum konusu, özellikle ‘hayır’ kampanyası başlatanlar açısından beklediklerinin çok ötesinde bir seyir gösterebilir. CHP’nin Kemal Kılıçdaroğlu ile yakaladığı havanın ne kadar devam edeceği bilinmez. Ancak bu ivmenin merkezinde değişim taleplerinin yer aldığını söylemek herhalde yanlış olmaz. Öte yandan MHP’ye sandıkta oy veren seçmenin, daha 12 Eylül’ün yaraları kapanmamışken, gözü kapalı ‘hayır’ diyeceğini düşünmek de kolay değil. Şu sıralarda PKK’nın eylemlerini tırmandırmasıyla eş zamanlı olarak üslubunu sertleştiren BDP’nin, bir anayasa değişikliğine ‘hayır’ demeyi kendi kitlesine izahı, ilk bakışta çok kolay gibi görünebilir. Ancak BDP’nin ve aynı çizgide siyaset yaparken Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan onca partinin oluşturduğu ‘siyasi kültür’ buna çabucak geçit verecek kadar sıradan değil. Dolayısıyla BDP seçmeni, meseleyi seçim sandığından çok daha farklı bir yerde görebilir. *** Peki işin bu tarafında bir farklılık beklenebilir mi? Mesela AK Parti seçmeninde, referandum konusunda bir kırılma yaşanabilir mi? Açılım konusunda zaman zaman parti içinde yaşanan tereddütler, TBMM çatısı altındaki anayasa oylamasına hemen hiç yansımadı. Apayrı bir öykü olarak kenarda bekleyen ve siyasi partilerin kapatılmasıyla ilgili düzenlemeyi yapan maddeyi saymazsak; iktidar partisi bu konuda önemli bir sorun yaşamadı. Referandum sandığında önemli bir sorun yaşayacağını da sanmıyoruz. Tek sıkıntıları, Ramazan Bayramı’nın hemen ertesine rastlayan 12 Eylül tarihinde seçmeni motive etmek olabilir. *** Her durumda % 50’nin üzerindeki bir ‘evet’ oyu, siyasi iktidarı seçim sürecinde rahatlatacak, CHP’nin Kılıçdaroğlu ile yakaladığı çıkışa da önemli bir darbe vuracaktır. Peki CHP, referandum sürecinde tutumunu farklılaştırarak beklenmedik bir hamleyle siyaset üretebilir mi? Başörtüsü, Kürt sorunu gibi önemli başlıklarda duvara toslayan CHP’nin böyle bir siyasi akıl inşa etmesi şimdilik çok uzak bir ihtimal. Bu makale 297 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |