| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Taha Akyol'a göre 'gizli' görüşmede iki Amerikan diplomatı da vardı. Demek ki toplantı Başkan Obama'nın bilgisi ve sponsorluğu ile gerçekleşmiş. Gizli kalması gereken toplantıyı ise İsrail tarafı medyaya sızdırdı ve yine Türkiye'yi zor durumda bıraktı. Zor durumda bıraktı diyorum çünkü İsrail tarafı, 'görüşme talebinin ısrarla Türkiye'den geldiğini yani kendilerinin bu görüşmeye çok istekli olmadıklarını'' söylemiş ve başta Arap medyası olmak üzere herkes haberi bu şekilde vermişti. Haberi okuyan ya da dinleyenler 'bunca esip gürleyen Türkiye'nin gizlice İsrail ile görüşmesine'' anlam verememişti. Oysa Türkiye ilk kez İsrail tarafından aldatılmıyordu. 23 Aralık 2008'de Ankara'ya gelip Suriye ile barış konusunda Başbakan Erdoğan ile anlaşan İsrail Başbakanı Olmert, 5 gün sonra Gazze'ye saldırımıştı. Aynı Olmert yine gizli olması gereken Suriye ile dolaylı görüşmeleri Nisan 2008'de basına sızdırmış, Suriye ve Türkiye'yi zor durumda bırakmayı amaçlamıştı. Şubat 2007'de ise aynı İsrail, esir asker Şalit'in serbest bırakılması için dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün gizli çabalarını basına sızdırmış ve Ankara'yı kızdırmıştı. Özetle İsrailliler bunu hep yapar. Bu durumda bu gerçeği bilen Ahmet Davutoğlu ve ekibi nasıl olur da İsrail'e güvenmiştir? Davutoğlu, 'İsrail'e şartlarımızı bildirmek için görüştüm' diyor. Oysa Türkiye bildik şartlarını en üst düzeyde ve onlarca kez açıklamıştır. Peki İsrail ne yapmıştır? Bu şartların hiçbirini kabul etmemiş ve etmeyeceğini ısrarla söylemiştir. Uluslararası Soruşturma Komisyonu'nun kurulması talebini reddeden İsrail, tüm dünya ile alay edercesine özel bir komisyon kurmuştur. İsrail'in tüm dünya ile nasıl alay ettiğini merak edenler dünkü Milliyet'in manşetine bakabilir. Ayrıca unutulmamalıdır ki İsrail'in Filistin halkına karşı uyguladığı her katliamdan sonra kurulan soruşturma komisyonları genellikle suçluları cezalandırmak yerine terfi ettirmiş ve Sabra ve Şatilla katliamlarının baş sorumlusu Şaron'a başbakan olma yolunu açmıştır. Hadi diyelim ki Başbakan Netanyahu kendisiyle görüşme öncesinde Başkan Obama'ya şirin görünmek amacıyla Türkiye'ye sıcak mesajlar vermek istemiştir. Öyle olsaydı en azından alıkonulmuş Türk gemilerini 'gizli görüşme' öncesinde serbest bırakabilir ve Türkiye'den değil ama öldürttüğü insanlardan özür dileyebilirdi. Gelelim Netanyahu ile Lieberman arasındaki anlaşmazlıklara... Bu da çok anlamsız. İsrail'in iç sorunu olan bu konuyu Türkiye-İsrail ilişkilerine yansıtmaya çalışanlar ne İsrail gerçeğini ne de uluslararası ilişkileri bilmiyorlardır. Netanyahu, Lieberman'dan rahatsız ise koalisyon hükümetini bozar ve seçime gider. Bunu yapamayacak durum ve güçte olan Netanyahu iktidarı kaybetmemek için Lieberman'a severek katlanmaktadır. Unutmamak gerekir ki ne Netanyahu, ne Savunma Bakanı Barak ne de 'Türkiye dostu' olarak takdim edilen Eliezer sütten çıkmış birer gümüş kaşık değiller. Merak edenler bu üç kişinin ve İsrail'i yöneten diğer tüm politikacıların 'altın harflere yazılı' özgeçmişlerine bakar! Eliezer'i 24 Kasım'da Türkiye ziyareti sırasında bu köşede anlatmıştım. Netanyahu ise son demeciyle kurnazlığını kanıtlamaya çalışıyor. Netanyahu, Hamas'ın elinde bulunan İsrailli bir asker karşılığında 1000 Filistinli esiri bırakabileceklerini söylüyor. Ama bu haberi heyecanla karşılayanlar ne ilginçtir ki bu bin Filistinli esirin İsrail hapishanelerinde ne aradığını sormuyor. Hatta bin değil aralarından milletvekillerinin de bulunduğu yaklaşık 12 bin esirin oralarda ne tür işkencelerden geçirildiğini merak bile etmiyor. Netanyahu hükümetinin bu bin kişiyi bırakabileceğini kabul etsek bile İsrail ordusu kuşatma ve işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze'ye her an girerek Başkan Mahmut Abbas dahil istediği kadar Filistinli'yi alıp götürebilir. Unutulmamalıdır ki; 1600 kadar Filistinli'nin öldürüldüğü son Gazze saldırısından sonra sağlanan ateşkese ve Filistinlilerin hiçbir eylemde bulunmamasına rağmen İsrail, şimdiye kadar 68 Filistinli'yi öldürmüştür. Özetle Türkiye ne yaparsa yapsın İsrail aynı İsrail. Hatta Türkiye hiçbir şey (!) yapmasa bile İsrail kuruluş felsefesinde var olan hiçbir alışkanlığından asla vazgeçmeyecektir. Benden söylemesi. AkşamBu makale 354 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |