Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Mehmet Ali Birand
Mehmet Ali Birand
İran'a karşı PKK pazarlığı...
Mehmet Ali Birand

İran'a karşı PKK pazarlığı...

Burnuma garip kokular geliyor.

Üstelik, neden olmasın?

Eğer Washington, İran konusunda Türkiye’nin tutum değiştirmesini istiyorsa ve bunu gerçekleştirmek için Ankara’ya birkaç ders vermeyi planlıyorsa. Bu planlar içinde PKK’ya destek ve Ermeni Soykırım iddialarına Kongre’nin kapılarını açmak varsa...

Türkiye neden ön almasın?

İşler bu noktaya gelmeden, neden masadaki yerleri değiştirip, “Verin bana PKK’yı, bende size İran’ı vereyim” demesin?

Böyle bir pazarlığı kimse duymaz.

Washington ile Erbil, isterlerse birlikte harekete geçerler, Türkiye’nin de katılacağı bir planlamayla PKK’nın kolunu kanadını kırabilirler.

Karşılığında da birşeyler beklerler.

Bu “birşeyler” den biri, Türkiye’nin Kürt sorununda önemli ve çok daha cesur adımlar atması, diğeri Ermenistan protokollerinin TBMM’den geçirilmesi, bir başka beklenti de Ankara’nın İran ile ilgili tutumunu değiştirmesi olabilir (!)

Türkiye “Ben, Kürt vatandaşlarına verdiğimi verdim, daha fazlası beni bozar” diyebilir, İran konusunda da “Biz verdiğimiz sözü tutan, namuslu ve gururlu bir ülkeyiz. İran’ı, PKK karşılığında satmayız” diyebilir...

O zaman da, PKK bölgede istediği gibi at koşturur, terörün önü alınamaz, Ermeni Soykırımının kabullenilmesi, uluslararası alanda daha da yaygınlaşır...vs..vs...

Uluslararası pazarlıklar böyle yapılır. Kimse konuşmaz, kimse bilmez, ancak sessizce sonuçlandırılır. İlerde bir bakarsınız bambaşka bir manzara ile karşı karşıya kalırsınız.

PKK, hem bize hem kendine kaybettiriyor

İsterseniz gelin durumu biraz daha ayrıntılı şekilde inceleyelim. Bakın PKK terörün şiddetini arttırdıkça, oynadığı oyunun kurallarını da nasıl zorluyor...

AVRUPA’da, bundan birkaç yıl öncesine kadar, PKK’nın Güneydoğu’yu birbirine sokması, kanlı bir savaş yaşatması, ezilmiş Kürt halkının silahlı direnişi olarak görülüyordu. Bu örgüt, Kürt halkının haklarını savunan, bu arada da karşısına çıkan Türk güvenlik güçleriyle çatışmak zorunda kalan direnişçiler (!) diye nitelenirlerdi.

Komik, ancak böyleydi.

Bu manzarayı, bir yandan Türkiye’nin demokratikleşme yolunda attığı adımlar, ancak büyük oranda PKK’nın terör uygulamasındaki şiddeti arttırması değiştirdi.

Bugünkü durum çok farklı.

Eskiden, “terörist” kelimesini ağzına almayan Avrupa bugün PKK’yı açıkça terör örgütü olarak adlandırıyor.

Avrupa Parlamentosu, Rumların baskısına rağmen, PKK’yı terörden dolayı kınıyor.

PKK’nın yan kuruluşları, artık eskisi gibi para transferlerini, toplantılarını aynı kolaylıkla yapamıyor, sık sık sıkı bir denetimle karşı karşıya kalıyorlar.

PKK yöneticileri, eskisi gibi rahatlıkla seyahat edemiyor, oturma izni alamıyorlar.

Terörü arttırdıkça da, bu kıskaç daha da kapanacak.

Washington (ABD) ile Erbil’in (Kuzey Irak Kürt Yönetimi) tutumları da, eskiye oranla çok daha farklı ve terör arttıkça bu iki bölgesel gücün baskıları artacaktır.

PKK, terörü şiddetlendirdikçe, kendi kendini yakma noktasına geliyor.

Türk-Kürt çatışmasını körüklüyor...

Bu arada, maalesef Türkiye de yanıyor.

Terör arttıkça, Türk kamuoyu bileniyor. Sinirler geriliyor ve intikam hisleri yükseliyor.

30 yıldır, yaşananlara rağmen, bir iç sürtüşme çıkmadı, ancak artık her terör girişiminin toplumu daha da fazla gerdiğini görüyoruz. Tek bir kıvılcım, büyük bir yangını başlatabilir. Sonrasında da, bu yangını söndürmek imkansızlaşır.

Bu noktaya gelmemek için, atılması gereken adımları şimdiden planlamamız gerekiyor.

BDP'yi ötelemekten vazgeçelim...

PKK terörünün altında yatan bir çok sorundan biri de “Muhatap kim olacak?” sorusudur.

Kürt Sorunu ve PKK Terörünün çözümünü kimle konuşup çözeceğiz?

Önümüzde üç aday var:

Biri, İmralı’da yatan Öcalan...

Diğeri, nerede ve kim olduğu bilinmeyen PKK

Sonuncu ve en doğru olanı da BDP.

Ancak, gelin görün ki, BDP’nin kafası karışık. “Aman bana dokunmayın. Muhatap Öcalan ile PKK’dır” diyor ve kaçıyor. Anlaşılan, PKK kendi geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir pazarlığı bir başkasına bırakmak istemiyor.

Türkiye’nin boğazına basıp, Öcalan’ı muhatap olarak kabul etmeye zorluyor. Eğer Ankara, “BDP önce PKK’yı terörist olarak suçlasın, sonra karşımıza çıksın” yaklaşımını devam ettirirse, korkarım ilerde Öcalan ile baş başa kalabilir.

BDP’yi yapamayacağı birşeye itmek, sadece Türkiye’nin zaman kaybetmesi ve daha fazla insanın ölmesi anlamına gelmektedir.

BDP’de, artık sorumluluğunu yüklenmeli ve çözümün koordinasyonunu gerçekleştirmeli, Öcalan’ı ikna etmelidir.

Posta

Bu makale 1,335 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Sorun Erdoğan değil, başkaları...
» AKP'de sessizce tüzük değişikliği konuşuluyor...
» Türkiye ilk defa soğukkanlı davranıyor
» "KANSER DEĞİLİM..."
» Hrant Dink tekrar öldürüldü...
» Aklın varsa, mahkemeye düşme...
» MİT, artık istihbaratın sivil patronu oluyor...
» Fransa'ya kızarken, kendimize de bakalım...
» Şimdi de Ermeniler bizi tehçir ediyor...
» Biz neden kızıyoruz, asıl Sarkozy utansın...
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı