| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Değişim' sloganı ile seçim kazanarak Beyaz Saray'a yerleşen Başkan Obama zor da olsa genel sağlık sigortası yasasını değiştirdi ama Bush'un tüm generallerini sahiplendi. Irak ve Afganistan'da barıştan söz eden Obama, bu iki ülkenin işgalinde ve yerle bir edilmesinde başrol oynayan Savunma Bakanı Gates ile ona yakın çevrelerle işbirliği yapmayı sürdürdü. Durum böyle olunca doğal olarak Obama'nın Afganistan ve Irak planları işe yaramadı ve son araştırmada kanıtlandığı gibi insanlar yeni başkana güvenmez oldu. Güvenmeyenlerin başında da Amerikan kuvvetlerinin Afganistan'daki komutanı Mc Chrystal. Adamcağız günlerdir Başkan Obama, yardımcısı Biden, Savunma Bakanı Gates ve yönetimdeki diğer yetkililerle alay edip duruyordu. Ona göre 'Washington'daki beceriksiz cahiller bu gidişle ne Irak'ta ne de Afganistan'da hiçbir şekilde zafer kazanamaz''. Bu sözlere kızan Obama biraz da yardımcısı Biden'ın telkinleriyle Mc Chrystal'ı Washington'a çağırarak görevden aldı ve yerine Irak'ı darmadağın eden General Petraeus'u atadı. Peki Washington'da bunlar olurken Kabil ve Bağdat'ta ne oluyordu? Kabil'de Başkan Karzai ve yandaşları Mc Chrystal'ın görevden alınmasına çok kızmış ve bu kişi ile iyi diyaloglarına dikkat çekerek Taliban'a karşı yaklaşan büyük taarruz öncesinde değiştirilmesinin büyük bir hata olduğunu söylüyor. Taliban ise Mc Chrystal'ı değiştirmekle ABD ve NATO'nun yenilgiyi kabul ettikleri söylüyor. İşgalin 9. yılında ABD ve müttefiklerinin bir türlü ülkeyi kontrol edemediğini hatırlarsak Taliban'ın bir anlamda haklı olduğu kanıtlanıyor. Nitekim Savunma Bakanı Gates önceki gün Senato konuşmasında Afganistan'daki durumun beklenenden çok daha zor ve karmaşık olduğunu itiraf ediyor ve önümüzdeki yılın çok çetin geçeceğini peşinen kabul ediyordu. Genel Kurmay Başkanı Mullen ise Afganistan'daki ABD askerlerinin önümüzdeki aylarda çok ciddi risklerle karşılaşacaklarını söylüyordu. Peki Irak'ta neler oluyor? Afganistan'daki görevine başlamadan önce Petreaus, ''Irak tarihinin en zor ve hassas dönemini yaşıyor. Etnik çatışmalar ve siyasi ayrılıklar bu ülkenin geleceğini tehdit ediyor. Oysa biz Amerikalılar bu ülkenin istikrar ve güvenliğine çok büyük önem veriyoruz çünkü Irak'ın güvenliği bölgenin güvenliği için çok önemli ve vazgeçilmez koşuldur' dedi. Peki Peteaus'un yerine atanan General Osten ne demiş: ''Irak; ABD'nin stratejik müttefiğidir ve çekildikten sonra da öyle kalacaktır. Bu nedenle Irak'ta Kaide ve benzeri tüm direnişçileri yenmek benim temel hedefim olacaktır.'' ABD Temmuz 2011'den itibaren aşamalı olarak Afganistan'dan 2011 sonunda Irak'tan tam olarak çekilmiş olacak. Her iki ülkede Amerikan üslerinin kalıp kalmayacağı ya da kaç Amerikan askerinin kalacağı henüz net olarak belli değil. Belli olan Afganistan 9 Irak ise 7 yıldır işgal altında ve yüz binlerce insanın öldürüldüğü her iki ülke yerle bir edilmiş durumda ve işgal bitse bile normal yaşama dönebilmesi için insanların en az 50 yıla ihtiyaca var. İşte böyle bir ABD şimdi de Türkiye'ye ''Git ikna et' dediği İran'a İsrail ile birlikte saldırma plan ve hazırlıkları yapıyor ve ''benin hizmetimde olmayan coğrafyayı başkalarına yar etmem' mantığı ile Ortadoğu ülke ve halklarını birbirine kardırmayı amaçlıyor. Durum böyle olunca ABD'nin Ankara Büyükelçisi Jeffrey'nin son söylemleri acaba ne kadar inandırıcı olabilir? Bakın Jeffrey üç gün önce ne diyordu: ''PKK bizim ve Türkiye'nin ortak düşmanıdır. PKK faaliyetleri konusunda Türkiye ile paylaştığımız istihbarat seviyesinde bir değişiklik yok.'' Müthiş bir mantık! Sayın Büyükelçi kendilerine göre de terörist bir örgüt olan PKK ile paralel düşündüğünü gizlemeyen BDP'nin kısa bir süre önce Washington'da temsilcilik açtığını unutmuşa benziyor. Aynı Büyükelçi, Irak'taki Amerikan ordusunun işgalden hemen sonra Bağdat'ın kuzeyinde bulunan İran Halkın Mücahitleri örgütüne bağlı kampları kuşattığını ve İran karşıtı eylemlerine son verdiğini ama aynı şeyi PKK'ya karşı yapmadığını da unutuyor. Gelelin istihbarat paylaşımına.. Yine Sayın Büyükelçi, Amerikalıların PKK ile ilgili istihbarat bilgilerinin ancak 24 saat sonra Ankara'ya verdiklerini iki ay önce varılan anlaşma ile de bu sürenin 6 saate indirildiğini unutuyor. Son anlaşmanın uygulanıp uygulanmadığını bilmiyoruz ama Amerikalıların Kuzey Irak'taki PKK faaliyetlerine göz yumduğu ortadadır. Amerikalıların Türk askerlerinin faaliyetleri ile ilgili istihbaratı PKK'lılara verip vermediğini ya da veriyorsa kaç saatte verdiğini ise bilmiyoruz. Unutmayalım ki aynı ABD'liler 10-15 yıl önce 'stratejik müttefik Türkiye'nin düşmanı dağdaki PKK'lılara havadan askeri malzeme taşıyordu. Cumhurbaşkanı Gül'ün dediği gibi 'Kimin dost kimin düşman olduğu belli değil''.. AkşamBu makale 265 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |