Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Taha Kıvanç
Taha Kıvanç
Bu tablodan ne çıkar?
Taha Kıvanç

Bu tablodan ne çıkar?

Böyle ortamlarda, yani ne yazacağını bilemez hale geldiğimde, beni bu hale getiren olayların bir tablosunu çıkarırım. Elmalarla armutların birbirine karışmasına, farklı renklerin yanyana durmasına aldırmadan...

Sonuçta beni rahatsız eden sebep o karmaşık tablonun bir yerinde saklıdır çünkü...

Tabloya geçmeden bir uyarım olacak: Dünyada ve Türkiye'de olup biten olayların, kendiliğinden, hiçbir etki altında kalmaksızın, tesadüfen meydana geldiğine inananlardansanız, bu yazıya şimdi 'elveda' diyebilirsiniz. Çünkü bu yazı, olayların hiçbir zaman tesadüfen cereyan etmediğine, 'etki-tepki' ilişkisinin varlığına inanan biri tarafından yazılıyor. "Yaprak kıpırdıyorsa rüzgâr esiyor demektir" diyorsanız, bu yazı size göre...

Tablomda şu unsurlar yer alıyor:

Genelkurmay Başkanlığı hayli zamandır ara verdiği basın bilgilendirme toplantılarına yeniden başladı ve ilk biraraya gelişte, komutanlar, gazetecilere, "Terör eylemleri artacak" mesajını verdi. Bir soru üzerine, bilgi sunan komutan, "Eylemlerin arkasında İsrail'in olduğu iddiası gerçek dışıdır" dedi.

Terör olaylarının artması, eylemlerin mümkün olduğunca çok şehit verdirme amaçlı olması... Terör örgütü "Ben güçlüyüm, istediğim zaman eylem yaparım" mesajını vermek için değil, "Ben istediğimde çok canlar yakarım" demek ve çok can yakmak için eylem yapıyor...

Geçen yıl ekim ayında 'demokratik açılım' gereği Kandil'den Habur yoluyla Türkiye'ye gelip salıverilenlerden 17 kişilik bir grup yeniden mahkemeye çağrıldı, içlerinden 13'ü 'ifadelerini değiştirdiği' gerekçesiyle tutuklandı. Böylece "Açılım bitmedi, devam ediyor" demek zorlaştı. Buna rağmen, Başbakan Erdoğan, yargının bu hamlesine karşı, "Yasama ve yürütme olarak biz açılımı sürdüreceğiz" açıklamasını yaptı.

Silivri'de devam etmekte olan 'Ergenekon davası' kapsamında yargılananlardan bir profesörün avukatları müvekillerinin uzun süreden beri tutuklu bulunmasını Yargıtay'da dava konusu yapmıştı; Yargıtay henüz sonuçlanmamış dava hakkında karar almakta beis görmedi. Tutukluğunu hastane odasında geçiren, ifadesini bile aynı hastane odasında tele-konferans sistemiyle veren profesörün başvurusunu yerinde buldu Yargıtay ve dokuz yargıcı para cezasına çarptırdı.

Yürümekte olan bir davayı saptırmaya çalıştığı ve bu amaçla kanıtları bozduğu ithamına maruz bir savcı örgütsel bağlantısı sebebiyle yargılanıyordu. Yargıtay tutuklu yargılanan savcının davasına re'sen kendisi baktı ve istediği belgeler mahkeme tarafından gönderilmediği için ancak elde bulunan dosya muhteviyatı kadar vakıf olduğu davada tahliye kararı verdi.

Ergenekon davasının en ciddi iddialarına muhatap bir emekli orgeneral, darbe girişiminde bulunmak yanında komşu ülke jetleriyle it dalaşı çıkarıp uçak düşürmek, gerekirse camileri bombalamak gibi ayrıntıları olan 'Balyoz operasyonu' plancısı olarak tutuklu yargılanıyordu. Aaaa, birden tahliye edilerek serbest bırakıldı.

BDP'nin 'açılım' konusuna ılımlı yaklaşan kanadından bir siyasiye Samsun'da indirdiği yumrukla açılımı da yumruklamış olan bir eylemci, çıktığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı.

Benim önümdeki tabloda bu ayrıntılar yer alıyor.

Tabloda başka farklı unsurlar da var; dış unsurlar... Tabloyu önünüze koyun ve ilk maddenin de öncesine şu iki ayrıntıyı daha ekleyin:

Mavi Marmara gemisinin de içinde yer aldığı 'Özgürlük Filosu' ile Gazze ablukasını yarmak için çıkılan yolculuğun uluslararası sularda müdahale eden İsrail komandoları tarafından kana bulanması; Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun olayı sertçe kınamaları üzerine İsrail'den gelen akıl almaz tepkiler...

İran'ın atom bombası yapmaya çalıştığına dair kuşkulardan hareketle hazırlanan yaptırımlar paketine, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Türkiye'nin 'hayır' oyu kullanması ve ABD'nin bu oyu 'İran-yanlılığı' olarak değerlendirmesi eşliğinde patlayan 'eksen kayması' tartışmaları...

Başka?

Mutlaka tabloda bir renk olarak bulunması gereken bir diğer ayrıntı da şu: 28 Şubat (1997) ile başlayıp 2003, 2004 ve 2006'da değişik isimlerle hazırlığı yapıldığı halde çeşitli sebeplerle hayata geçirilemeyen bütün darbe girişimleri öncesinde "Türkiye'de darbe ihtimali yüzde 50" veya "Türkiye'yi AB'ye almayın" ya da "Avrupa'nın hasta adamı- yeniden" gibi yazılarla desteklerini esirgemeyen Neo-Çılgınlar...

Onlar bu defa da dünya kamuoyunu Ak Parti hükümeti ve özellikle Tayyip Erdoğan ile Ahmet Davutoğlu karşısında oluşturmak üzere devredeler.

Karşımdaki tabloda PKK'dan Neo-Çılgınlara bütün bu unsurlar var. Renkli bir tablo bu ve renklerin âhenksizliği ürkütücü... Elmalarla armutlar yanyana durduğunda hiç bu kadar uyumlu görünmemişti gözüme...

Fal baktıramayacağıma, tarot kartı açtıramayacağıma göre, ne yapsam tefe'üle mi başvursam?

Yenisafak

Bu makale 691 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Türkiye üzerine oyunlar
» Medya korkuyor, ama tuhaf bir korku bu...
» MİT kapılarını yeniden açtı
» Rahatsızlık duyulsa da konuşacağız
» Boru değil, Borusan
» Bu yılın Cumhurbaşkanlığı büyük ödülü...
» Bir dönemin kafa kâğıdı
» Yasaklı şarkı nasıl yasaksız hale geldi?
» Bir liderin ardından
» Ben masumum arkadaşlar
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı