| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR |
| 9 Şubat 2012, Perşembe | Ana SayfaGünün HaberleriArşivFoto GalerilerVideo GalerilerGazete Manşetlerihaber10.mobi | ||
|
|||
Bilmem aranızda konuştunuz mu? Radikal okurlarına soruyorum: 13 haziran pazar günü gazetenizde Türk-Arap ilişkilerine dair herkese açık bir seminer vardı. Dikkatinizi çekmiş olmalı, diye düşünürüm. Başbakan Erdoğan’ın kürsüde şiir okuma krizi tutmuş veya şevki tazelenmiş veya vecize şeklinde söylersem daha iyi anlaşılır düşüncesi ağır basmıştı. Türk Arabsız yaşamaz, kim ki yapar der, delidir / Arabın Türk ise, hem sağ gözü, hem sağ elidir. Beyit, Mehmet Âkif Ersoy’dandı. Yurt sathında dalgalanmadı dersek yanılırız. Aksine hemen herkesin dikkatini çekti. Ben Âkif’in bu beytini sorsanız hatırlayamazdım. (Usta elinden çıkmışlığına rağmen, yer yer kelimeleri itelemiş kakalamış iki mısra.) Önemli olan, diyebilirim ki Cumhuriyet döneminde benzerini işittiğim -manzum veya mensur- bir söz değildir. (Altan Öymen Birinci Savaş’tan hemen önce 1913’te Âkif bu görüşteydi, diyor.) «Dinimizi benimsemeyen Türk olmaz» deseydi Âkif, kılım kıpırdamazdı da, benzer bir vazgeçilmezliğe Müslüman Araplar da olsa başka milletlerin, hem de İstiklâl Marşı şairimiz tarafından konu edilmiş olmasını yadırgamaktan, Şair Âkif hayranlığıma rağmen kendimi alamadım. Bu noktada Allahtan Türker Alkan duruma el koyarak soruyor: – Türkleri Arapların gözü ve eli yerine koymak, bizleri Arapların ayak işlerini yapmaya mahkûm kılmak değil midir? Haydi beyni veya kalbi olmaya bir diyeceğim yok, ama neden Arapların eli olacakmışız? Bir zamanlar Arapların paralı askeri olmuştuk, şimdi de Arapların İsrail’le sürdüremediği savaşı mı üstleneceğiz? Yazarımız Başbakan’ın bir yanlışına da değiniyor. «Türkiye, Arap ülkelerine şimdiye kadar gerekli ilgiyi göstermedi, şimdi biz bu tarihî yanlışı düzeltiyoruz demeğe getiriyor. Bu iddia ancak kısmen doğrudur» diyor ve Arap ülkeleriyle birlikte katıldığımız Sadabat Paktı, Bağdat Paktı, CENTO gibi örgütlenmeleri hatırlatıyor. İki sayfa önce Altan, o şiirin yazıldığı tarihten başlayarak Arap ülkeleriyle ilişkilerimizin bugüne kadarki tarihini, kendine özgü açıklık ve netlikle pek güzel anlatmıştır. Bir yarım sayfa ki, benim gibi kesip saklarsanız, önümüzdeki dönemde ilgili tartışmaları daha kolay anlamanıza yarayacaktır. * Radikal’de yer alan seminerdeki üçüncü tebliğin sahibi Oral Çalışlar. Bu vesileyle öğrendim: O ve arkadaşları (ki aralarında Hrant Dink, Nuray Mert, Can Dündar, Mehmet Bekaroğlu, Ayşe Böhürler ve İpek Çalışlar da varmış) Suriye, İran, Mısır, Lübnan, Ürdün, Ermenistan gibi ülkeleri grup halinde ziyaret etmişler. Mutlaka halktan insanlarla, gazetecilerle, ama aynı zamanda o ülkelerin önemli siyasî şahsiyetleriyle de buluşup konuşmuşlar. «Arapları çok yanlış tanıdığımızı gördük, diyor. Bazılarından derinlemesine etkilenmiştik.» Onun açısından çocukluğunun, nüfusunun üçte bire yakını göçmen Araplardan oluşan Tarsus’ta geçmiş olması da, belli ki birlikte yaşamışlık bilgisi edinme açısından bir avantajdır. Arap ülkelerinde, özellikle 1 mart 2003’de meşhur tezkerenin TBMM tarafından reddedilmesinden sonra esen farklı havayı anlatıyor. İzlenimlerinin özeti şu cümleye sığdırılmış bence: «Önyargıları bırakmak ve laikçi diye adlandırılabilecek bir bakış açısıyla bunu (yani dostluğa doğru adımlar atılmasını) Şeriat’a doğru bir yolculuk gibi okumak ve anlamak akla ziyandır.» Avni Özgürel’in tebliği doğrudan, Arapların Birinci Dünya Savaşı’nda bize ihanet ettikleri iddiası üzerinde duruyor. Pek de güzel anlatır, derler toplar bir hükme bağlar tarihin dönemlerini, olaylarını, kişilerini. Savaş ertesi galip Batılıların talimatı dahilinde yeni yeni Arap devletlerinin kuruluşunu, Şerif Hüseyin’den başlayarak yarım sayfaya rahatça sığdırmış. Hatırladıklarım ve yeni öğrendiklerim: Yakın dönemde gazete okurunun günü gününe olanları daha iyi anlayıp değerlendirmesine yarayacak sağlam ve iyi anlatılmış tarih bilgileri. O yarım sayfada, bütünüyle Arap Yarımadası’nın, kimine dair birkaç isimden gayri bir şey bilmediğimiz komşu Arap ülkelerinin, akılda kalacak «hayat hikâyeleri». Ben sizi, söylememi yadırgamazsanız, mutlu ve talihli gazete okurları olarak da selamlamak istiyorum. Seminer diyerek övündüğüm, aynı gün aynı konuda birbirini tamamlayacak kadar farklı ve bir arada sahiden bilgi ve fikir bütünlüğü sağlayan dört güzel yazıyı bir araya getirebilen bir gazetenin okuyucularısınız. Sayınız yazık ki çok değil, ama ben sizlerle de mağrurum. Dil Yâresi * Ekranlarda bir reklam filmi. Şafak Sezer, Orhan Gencebay’a bir reklamasyon teklifi götürüyor. Kır yerinde çekilecek filmin kısaca konusunu da hatırlatıyor, «Baba!» diye hitap ettiği Gencebay’a: «Sen şöyle yapacaksın da böyle yapacaksın» diye. Ne var ki Gencebay teklifi kabul etmiyor. İlgisiz de bir sebep gösteriyor, geçen yıl altyapılarını üç katına çıkardılar, diye. Şafak bozuluyor. «Şekeri düştü galiba» diye homurdanırken, Baba’yı saygıyla selamlamaktan ve onun bir sözüyle veda etmekten de geri duramıyor: – Berhudar ol! Evet, Orhan söyler bunu, ama durup dururken değil; tartışmasız benimsenmiş «babalık» sıfatına dayanarak. Çünkü bu sözün «Hayırlı günler gör, muradına er!» temennisi dışında bir de protokol şartı vardır: – Büyüklerin kendilerinden küçüklere söylediği bir hayır dileği ve duasıdır. Baba diye hitap ettiğiniz sizden büyük birine söylerseniz haddinizi aşmış ve saygısızlık etmiş olursunuz. H l Sabancı Üniversitesi’nce bu yıl, Sakıp Sabancı Uluslararası Araştırma Ödülleri’nin 5’incisini, «Türkiye’nin Öteki Kültürel Çeşitlilik Tartışması: AB için Dersler» başlıklı makalesiyle Delaware Ü. öğrencisi Juliette Tolay kazandı. İkinci Dr. Akça Ataç, üçüncü Doç. Dr. Şener Aktürk. İç açıcı bir haber. Resim altının Türkçe’si insanı bu kadar rahatsız etmese «Allah sayısını artırsın!» duasını hak eden... diyeceğim. (Resimaltı şöyle: «Birinci olan Juliette Tolay’ın ödülünü Güler Sabancı’dan takdim etti.» (Vatan, 9 haziran). RadikalBu makale 328 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2012 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |