Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Adnan Boynukara
Adnan Boynukara
İHH ve İnsanlığın Vicdanı Olarak Kalabilmek
Adnan Boynukara

İHH ve İnsanlığın Vicdanı Olarak Kalabilmek

İHH, onunla birlikte hareket eden ve sürece destek veren değişik organizasyonların yürüttüğü, “Rotamız Filistin, Yükümüz İnsani Yardım” kampanyasının en önemli sonuçlarından birisi de, insanlığın vicdanını harekete geçirmiş olmasıdır. Vicdan sahibi insanlar, Filistin’de meydana gelen insan hakları ihlalleri ve sivil insanlara yönelik ambargo konusunda bulundukları pozisyonlarını gözden geçirdiler ve duyarlılıklarını yenilediler. Birbirinden farklı siyasal düşünce ve inanca sahip olan kişi ve örgütlü yapılar, insani yardım amacıyla, ortak bir irade sergilemeye başardılar. Öyle ki Batılı yönetici ve siyasi aktörler dahi, “Gazze kuşatmasını artık savunamayız” ifadelerini kullanmaya başladılar…

Bundan önce de, Filistin’e uygulanan ambargoyu kırmak isteyen girişimler olmuştu. Ama bu son girişim, tüm ezberleri bozdu ve herkesin dikkatini, yaşanan insanlık dışı uygulamaya çevirmeye yetti. Çünkü oldukça geniş ve farklı kesimler, son girişimin tarafı olmuşlardı. Dolayısıyla da, farklı kesimlerin dikkatlerini çekebildi…

Ortaya çıkan durum, oldukça olumlu ve dikkatle izlenmesi gereken bir durumdur…

Ama şimdi önemli olan, bu andan itibaren yapılacaklar ve sergilenecek tutumlardır. Çünkü bundan sonrasındaki tutum ve yaklaşımlar, harekete geçmiş olan vicdani duruşun ivmesini belirleyecektir.

Şu an herkes, süreci baş aktörü olan İHH’nın ve diğer organizasyonların izleyeceği politikaları ve tutumları merak ediyor… Yani gözler, insanlığın vicdanını harekete geçiren İHH’ya, sürecin tarafı olan diğer kurumlara ve aktörlere çevrilmiş…

Öyle ki, olumlu veya olumsuz en ufak bir adımın dahi, karşılık bulacağı bir atmosferi yaşıyoruz...

İHH’nın öncülüğünde yürütülen bu insani yardım girişimi üzerine, vicdanları harekete geçen milyonlarca insan; (1) İHH’nın kaç üyesinin olduğunu, (2) bunların kaçının aktif çalıştığını, (3) karar alma süreçlerinin nasıl işlediğini, (4) şeffaf olma konusunda ne düşündüklerini, (5) farklı kesimlerle ilişki kurma konusundaki tutumlarının ne olduğunu, (6) destek veren kurumların kimlerden oluştuğunu, (7) yardım malzemelerinin nasıl toplandığını ve (8) bunların tümünün ne tür kayıt süreçlerinden geçirildiğini bilmiyor(uz)…

Kamuoyunda yaygın olan bu tür bilgi eksiklikleri, geçmiş yıllarda, kimi yardım kuruluşlarının neden olduğu olumsuzluklar, kayıt dışılığa merak ve bu süreçte büyük bir darbe almış olan terörist İsrail yönetiminin kindar tutumu gibi faktörlerin tümü birlikte değerlendirildiğinde, insan endişeleniyor. Çünkü ortaya çıkan vicdani duruşun yara, leke almasından ve kesintiye uğramasından çekiniyor… Bu nedenle de; daha açık, kuşatıcı, şeffaf olunması ve insani yardım perspektifinin siyasi amaçlar uğruna kullanılmamasına yönelik talepler söz konusu… Tüm bunların yanı sıra, kullanılan dilin, insani yardım ve insan hakları mücadelesi perspektifinden uzaklaşmasına yönelik endişelere de var…

Varın siz kaygı ve endişeleri çoğaltın…

Yani herkes; ortaya çıkan bu sinerjinin, insanlığın vicdanı olarak kalmasının önemli olduğunun farkında… Çünkü insanlığın buna ihtiyacı var…

Ancak bu zemin; etkiye, müdahalelere ve komplolara açık bir zemin…

İşte sorunlu olduğu açık olan bu zeminde asıl sorumluluk, İHH yöneticilerine ve sürecin tarafı olan aktörlere düşmektedir. İHH’nın, insani yardım operasyonuna destek veren sivil toplum kuruluşlarının ve sürecin tarafı olan aktörlerin, olup bitenin daha net, kuşatıcı ve açık olması için özel bir çaba sergilemelerinin gerektiği ortadadır.

Kısacası insanlar, bilgi sahibi olmadıkları ama vicdanlarının gereği taraf oldukları ve destekledikleri bir konuda, biraz daha fazla duyarlılık ve özen bekliyor… Hareketlenmiş olan vicdanların ortak beklentisi; bunu başaran kurumların, yani İHH ve ismini bilmediğimiz diğer organizasyonların; (1) siyaset ve gruplar üstü kalmaya dikkat etmesi, (2) herkesi kuşatabilmek için gerekli adımları atma konusunda duyarlı olması, (3) olabildiğince açık ve şeffaf olmaya özen göstermesidir… Sürecin tarafı olan kurum ve aktörlerin tökezlemesini bekleyenlerin beklentileri, boşa çıkartılmalıdır…

Yani; insanlığın vicdanı olarak kalabilmek şart

farukadnan@gmail.com

Bu makale 3,228 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Terör Girdabından Kurtulmak için…
» Bölge İçin Çözüm; Üçüncü Ses
» KCK; Komünalizm ve Konfederalizm
» HDK’nın Farkı Ne?
» Dış politikayı yeniden biçimlendirmek
» Geç kalmış Kürt milliyetçiliği
» Sivil-Asker İlişkisindeki Değişimi Kalıcılaştırmak
» “Şımarık Çocuğun” Fonksiyonu Azalıyor mu?
» Sivil-asker ilişkisine fotoğraflar üstünden bakmak
» Çukurca’daki Patlamanın Anlamı
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı