Haber 10
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim  
Haber 10
DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR
9 Şubat 2012, Perşembe
 DÖVİZ KURLARI : 
Ali Bulaç
Ali Bulaç
Resmin büyüğü
Ali Bulaç

Resmin büyüğü

Gazze'ye giden insani yardım gemileri Türkiye ile İsrail'i karşı karşıya getirdi. Olayın cereyan tarzı, tarafların izledikleri yöntemler ayrı bir konu. Bunlar "taktik ve operasyon" seviyesinde ele alındığında çeşitli eleştirilere konu olabilirler. Ne olup bittiğini anlamak için asıl çerçeveye, yani "stratejik tercih"e ve kararlara bakmak lazım.

Şu durum tespiti, orta gelecekte vuku bulması beklenen sıcak gelişmeler hakkında bize bir fikir verebilir: İsrail'in göbeğinde yer aldığı bugünkü Ortadoğu düzeni sürdürülebilir değildir. Otokrat rejimler, hak ihlalleri, geleneksel monarşiler, tabii ve ekonomik kaynakların sorumsuz ve akılsız kullanımı, aşırı şehirleşme, artan nüfus, yoksulluk, umutsuzluk, kentlerin kalbinde birikmekte olan yüksek şiddet potansiyeli, savaşlar, sivil katliamlar vs. Bütün bunların arka planında "sorunların anası" adını verdiğimiz Filistin meselesi yatmaktadır. Bu sorun çözülmedikçe bölgeye demokrasi gelmez, refah olmaz, küresel ölçeklerde giderek artma temayülü gösteren şiddet ve istikrarsızlık sona ermez. Çözüm için İsrail'in "ikna edilmesi" gerekir. İsrail ikna edilmedikçe, İslam dünyası ile Batı arasında uzlaşma, barış ve diyalog da kurulamaz. Bu apaçık bir hakikattir.

İsrail'i Batı'nın doğrudan ikna etmesi neredeyse imkânsız. Bunun anlaşılabilir sebepleri var. Ama eğer bölge yeniden şekillendirilecekse, bölgenin önemli bir devleti ve gücü olarak Türkiye'ye önemli roller düşmektedir.

Yardım gemilerine saldırı krizinde ABD ve Batı, İsrail'i açıkça hedef almadılar, ama Türkiye'ye de Araplara reva gördükleri muameleyi yapmadılar. Hem nalına hem mıhına yolunu takip ettiler. Türkiye 9 vatandaşını kaybetti, onlarcası yaralandı, yardım gemisine ve içindeki malzemelerin çoğuna el konuldu, İsrail "savaş sebebi" sayılacak bir saldırıyı pervasızca yaptı, ama Türkiye de iki gün içinde yurttaşlarını kurtardı, Gazze ambargosunu delme yolunda bir miktar mesafe aldı. Bu, önümüzdeki dönemde İsrail'in karşısına yeni bir gücün çıktığını gösterir. Olup bitene bakalım:

1) Türkiye, geçen ay İsrail için hayli önemli olan OECD üyeliğine itiraz etmedi, üye olmasının önünü açtı. Bunun açıklaması nedir?

2) Gemi baskını dolayısıyla bazı müeyyideler uyguladı, ama stratejik işbirliğini zedeleyecek olan temel askerî ve savunma anlaşmalarını iptal etmedi, askıya bile almadı. Ekonomik ilişkilerin askıya alınacağına dair henüz kuvvetli emare de yok.

3) Temel vurgu da suçu bugünkü İsrail yönetimine atmak şeklinde oldu, İsrail kamuoyunu ayırarak yönetime yüklendi.

4) Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Heron'ların tesliminde bir sorun yaşanmayacağını açıkladı; İsrail Genelkurmay Başkanı ile bizim Genelkurmay Başkanı'mız arasında önemli bir telefon görüşmesi yaşandı.

Bu, yeni bölgesel düzende İsrail'de "ikna edilmesi gereken kamuoyu", "yola getirilmesi gereken gelip geçici yöneticiler-politikacılar"dır. Eğer İsrail'de devlet ve politikacılar arasında kesin bir ayırım yapılmayacağını söylüyorsanız, İsrail demokrasisini fazlasıyla ciddiye alıyorsunuz demektir ki, İsrail'de asıl belirleyici olan demokratik irade ve siyasetçiler değil, ordudur. Ana çerçeveleri itibarıyla birbirlerine benzeyen İsrail ve Türkiye demokrasilerinde bu yüzden askerler belirleyici konumdadırlar ve birbirlerinin dilini iyi bilmektedirler.

Türkiye'nin Ortadoğu açılımına İsrail'in içinde şiddetli tepki verenler var; bunların Amerika'da ve Avrupa'daki uzantıları ve destekçi lobileri de kuvvetlidir. Ama Ortadoğu'daki bu düzen sürdürülemez. Bunu artık iyice anlamış bulunan Batılılar vardır. Açık olan şu ki, Türkiye, yeni Ortadoğu politikasından vazgeçmeyecektir, özellikle Filistin sorununun adresi olarak kendini daha çok öne çıkaracaktır; elbette ve belki de çok daha riskli boyutlarda İsrail'le karşı karşıya gelecektir. Bu, yarısı zarar, yarısı fayda olan bıçak sırtı bir stratejidir. Bu yeni stratejik tercihi enine boyuna konuşmamız, müzakere etmemiz lazım.

Zaman

Bu makale 598 kez okundu.

YORUM YAZ
BU MAKALEYE YAPILAN YORUMLAR
YAZARIN SON YAZILARI
» Suriye politikası
» Kritiğe muhtaç dış politika
» BDP-PKK
» 'Arus mansura!'
» Kur'an'a deist itirazlar (2)
» Postkemalist laiklik
» Türkiye modeli
» Kılıçdaroğlu'nun Aleviliği!
» Hep beraber ve kardeşçe!
» Yeni bölge ideali
SON DAKİKA
araba.com
YAZARLAR
RÖPORTAJ
Atatürk kendi medyasını kurdu
TAHA Akyol: Atatürk’ün, ‘Bu Cumhuriyet, kendi mizacında kendi basınını meydana getirecek’ diye bir konuşması var. Nitekim 1925 ve 1926’daki yargılamalardan sonra basın sustu.
Kitap Adresi
DÜŞÜNCE-ANALİZ
DÜŞÜNCE-EDEBİYAT
ÇOK OKUNANLAR
Bugün Bu Hafta Bu Ay
Haber 10 İletişim | Reklam    2005 - 2012
Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Anadolu AjansıAnadolu Ajansı Cihan Haber AjansıCihan Haber Ajansı