 Prof.Dr.Erol Göka
Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığını bir yıl önceden nasıl bildim?
Prof.Dr.Erol Göka
28 Mayıs 2010 Cuma 13:39
|
Haber10 sitemizde 15 Mart 2009 tarihinde “29 Mart seçimlerini nasıl görüyorum?” başlıklı uzun bir siyasi analiz yazısı yazmış, bu yazıyı 22 Mart 2009 tarihli seçim sonuçları tahminimi beyan ettiğim başka bir yazı izlemişti. Seçimlerden sonra tahminlerimin hemen tamamının tutması üzerine haber10 bu durumu 31 Mart 2009 tarihinde “Doç. Göka, seçim sonuçlarını bildi!” başlığıyla haber yapmıştı.
O tahminlerde isabet ettirdiğim sonuçlardan birisi de geçen hafta belli oldu; Sayın Kemal Kılıçdaroğlu yerel seçimlerden bir yıl sonra CHP Genel Başkanlığı’na seçildi.
Elbette ben kehanet sahibi falan değilim. Bu yazıyı da kendimi övmek için yazmıyorum, hatta yazarken kendimle de dalga geçen bir hava içindeyim. Toplumsal psikolojiyle siyasi analiz yaparsanız böyle tutturma ihtimalleriniz artıyor ama her zaman kedi kaymak da yemiyor. “Eee, öyleyse niye söylüyorsun tahminlerinin nasıl hedefi bulduğunu kardeşim?” diye sorun, ben de cevap vereyim, birlikte neşelenelim istiyorum. Şimdi önce 21 mart 2009 tarihli yazımda tahminlerimin yer aldığı son bölümünü bir kez daha aktarıyorum, yazının sonunda da “Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı”nı bir yıl önceden nasıl bildim?” sorusuna kısacık cevap vereceğim.
29 Mart 2009 SEÇİMLERİNİ NASIL GÖRÜYORUM?
Şimdi sözü fazla uzatmadan yukarıda yaptığımız değerlendirmeler muvacenesinde seçim tahminlerimizi, il genel meclisi oylarını esas alarak söyleyelim.
Bu seçimlerde 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerine gore oy kaybına uğraması muhtemel iki parti, AKP ve DTP’dir. CHP, MHP ve SP büyük ihtimalle oylarını artıracaktır. Ama her halükarda oy artışı veya azalışının çok büyük olmayacağını vurgulayalım.
AKP: Toplumun çoğunluğunun nezdinde yönetme iradesi gösterebilecek kadrolara ve dünya algısına sahip yegane partidir. Bu nedenle büyük oranda oylarını koruyacak, % 42 (artı, eksi 2) oranında oy alacaktır. Oy kaybının ana nedeni, iki yıllık iktidardan hoşnutsuz olan ve “aklını başını al” mesajı vermek isteyen kitlelerdir. AKP’nin kaybettiği oyların adresi, Kürt açılımından rahatsızlık duyanlar için MHP ve ABD ile ilişkilerden, ekonomik-kültürel politikalardan hoşnut olmayanlar için SP ve CHP’dir. Bunun yanısıra DYP-ANAP’tan boşalan eski merkezden ve Kürt açılımı, Kuzey Irak’la ilişkiler ve özellikle Davos sonrası DTP’den AKP’e bir oy kayması yaşanması muhtemeldir.
CHP: Her ne kadar güven veren kadrolar genel görünümü sağlayamasa da AKP’den hoşnutsuzların bir kısmının oylarının akacağı adres CHP olacak, bu partimiz oylarını artırarak il genel meclisi oyları esas alındığında %24 (artı, eksi 2) oranında oy alacaktır. Bu kadarlık bir başarının Sayın Deniz Baykal’ın iktidarının devamına yetip yetmemesi, Ankara’da Murat Karayalçın’ın, İstanbul’da Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendileri için alacakları oyların miktarını bağlıdır. Her iki aday da kendileri için %35’i geçen oy miktarına ulaşabilirse Deniz Baykal için tehdit oluşturacakları açıktır. Benzeri bir durum DSP’den seçime katılan Mustafa Sarıgül %70’leri aşan bir oranı sağladığında onun için de söz konusu olacak, onun adı da CHP Genel başkanlığı için geçmeye başlayacaktır. Bizim tahminimiz Deniz Baykal sonrası CHP için muhtemel lider adayının Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olacağıdır. “Alevi olmak”, ilk kez Türk siyasetinde avantajlı bir durum yaratabilir. Bunun birçok nedeni olmakla birlikte temel nedeni, ABD’nin İran Şiiliğine karşı izlemesi muhtemel politikalarda Aleviliğin de önemli bir rolü olacağına ilişkin tahminimizdir.
MHP: AKP iktidarından özellikle Kürt açılımı nedeniyle hoşnutsuz oyların yöneleceği adreslerin en büyüğü MHP olacak, yerel seçimlerde Batı’da ve sahil hattında yaşanacak etnik gerilim de bu partimizi besleyecektir. MHP için tahmini oy oranı, %18 (artı, eksi 2) dir. Gerek bu seçim başarısı, gerek ülkemizdeki barış ortamı için sürdürdüğü gayretler Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğini en azından bir süre daha tartışmasız hale getirecektir.
Yukarıda açıkladığım nedenlerle önceki seçimlere oranla dikkat çeken bir oy kaybına uğrayacağını tahmin ettiğim parti DTP’dir. Diyarbakır’ı kaybetmesi, bu parti için yok oluş anlamına gelebilir, kazanması ise aynı ölçüde bir başarıyı garanti etmez.
SP, hem yeni liderinin oluşturmaya başladığı auranın hem de başta başörtü mağdurları olmak üzere AKP’den hoşnutsuzların bir kısmının yöneleceği adres olması nedeniyle oylarını artıracaktır. Bu artış çok dikkat çekici olmasa da bu partimiz için umutları yeşertecektir.]
Yazı bu kadar, şimdi gelelim “Sayın Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlığı”nı bir yıl önceden nasıl bildim?”sorusunun cevabına: Her gün Hürriyet gazetesinin manşetlerine bakıyorum; Zaman gazetesinin yorumlar bölümünü ve haber10’daki seçilen haberleri ve yazıları okuyorum. Size de tavsiye ederim. Bakalım siz de benim gibi yaptığınızda, benim gibi siyasetin geleceğinde Sayın Numan Kurtulmuş’un ışıltısının giderek artacağını görecek misiniz?