| Anasayfam Yap Favorilere Ekle Haber Bandı EkleReklamİletişim |
![]() |
| BİLİM DÜNYA EĞİTİM EKONOMİ GÜNCEL KÜLTÜR-MEDYA SAĞLIK SİYASET SÖYLEŞİ SPOR VİDEO MAKALELER |
Acaba Kemal Kılıçdaroğlu Ak Parti için Deniz Baykal'dan daha zor bir rakip mi? Hemen başka yazıya geçmeyin; ben de herkesin aklına bu soruyu getirmeyecek kadar önyargılı olduğunun ve böyle bir soruyla karşılaştığınızda "Elbette daha zor bir rakip Kılıçdaroğlu" cevabını vereceğinizin farkındayım. Ak Parti'nin karşısında rakip olarak bir 'kaset' ile devrilen Deniz Baykal'ı tercih edeceğine de neredeyse herkes inanıyor. Yine de önümüze sunulan her yemeğe kaşık sallamayalım derim ben... Deniz Baykal kolay üstesinden gelinir bir politikacı, bir siyasi rakip değildi. Hukuk eğitimi almış, siyaset bilimi dalında ihtisas yapmış, 40 yıla yakın siyasetin içinde yoğrulmuş deneyim sahibi bir siyasetçiydi; bu özellikleri kişiliğinde barındıran fazla siyasetçi yok ülkemizde. Hitabeti yerinde, gerektiğinde bir sözle karşısındakini önüne baktırabilecek kadar söz sanatına vakıf biriydi Baykal... Sekiz yıl boyunca az çekmedi Ak Parti (hatta ülke) Baykal'ın sert muhalefetinden: Çok sayıda yasa ve anayasa değişikliği onun yüzünden Meclis'ten geçmedi, geçenlerin pek çoğunu Anayasa Mahkemesi'nden geri döndürdü. Nice siyasi tavra, politikaya, zamanı gelmiş değişikliğe takoz koyabildiyse CHP, bunların çoğu Baykal'ın direnişi yüzündendir. Kemal Kılıçdaroğlu'nun Deniz Baykal ile mukayese edildiğinde daha önde göründüğü ne var dersiniz? Yeni bir yüz ve bilinmezlerle dolu bir kimlik olma dışında? Baykal'ın 'kaset' ile düştüğü durum, lider kumaşından olan partililer için kolay bulunmaz bir fırsattı; siyaset bir yönüyle de fırsatları değerlendirme sanatıdır. Kılıçdaroğlu kendiliğinden gelen bu fırsatı bile değerlendirmekte çok çaresiz göründü; 'Baykalcı' bilinen, hayatının bütününde eski genel başkan ile kader birliği etmiş CHP büyükleri 'ihaneti' göze almasaydı ortaya çıkar mıydı Kılıçdaroğlu? Oysa Tayyip Erdoğan ve arkadaşları bir tarafa, Deniz Baykal bile, liderliği bileğinin hakkıyla kazanmıştı; gerektiğinde liderle yollarını ayırmayı göze alarak... Her 'yeni' politikacının 'bilinmezleri' onun için olumlu bir gelecek vaadeder; Kemal Kılıçdaroğlu hakkında öğrenilen her yeni bilgi, 'bilinmezleri' sayılan özelliklerinden bilgimiz dahiline girenler, onun yaldızından bir parçayı daha götürüyor. Hep başkalarının telkinlerine açık tutuyor kendini Kılıçdaroğlu: "Kasket giy" diyorlar, "40 yıl aradan sonra ayıp kaçar" karşılığını veremiyor... "Kravatını çıkarırsan halka yakın olursun" diyorlar, "Salondaki herkes kravatlı olacak; o kadar kişi arasında bir ben kalırsam, sırıtır" gerekçesiyle karşı çıkamıyor... Kurultay elbisesi aldığı tezgâhtara kendisini teslim ettiği için 500 TL'lik gömleği sırtına geçirerek salona geldiğini ve bunun kürsüde söylediği her şeyi tekzip ettiğini göremiyor bile... Tezgâhtara "Hayır" diyemeyen genel başkan neden iktidar partisi için çetin ceviz olsun? "Soyadını sonradan değiştirmiş" diyorlar... Hımmm... "İkizi varmış, Kurultay'dan genel başkan çıkana kadar DP'de politika yapıyormuş" diyorlar. Hımmm... "Erken emekli olabilsin diye, yasa çıkmadan önce ve henüz on aylık bebek iken torununu sosyal sigortalı yaptırmış" iddiası seslendiriliyor. Hımmm... "Havuzlu evde oturanlar ülkeye hizmet edemez" çıkışından sonra "İzmir/Seferihisar'da havuzlu bir villa yaptırıyormuşsunuz" sorusuna, "Öyle bir villa mı yaptırıyormuşum?" cevabını veriyor. Hımmm... Bu kadar bilinir 'bilinmez' bir lider için çok fazla... Yukarıda sorduğum, çoğunuza ters gelen soruyu tekrarlayayım: Kim daha tercih edilir rakip Ak Parti için? Deniz Baykal mı, Kemal Kılıçdaroğlu mu? Yeni ŞafakBu makale 1,074 kez okundu.
|
|
| İletişim | Reklam 2005 - 2010 Sitedeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz. |